HDP Kars İl Eş Başkanı Sevda Subaşı ile kentteki son tutuklamalardan sonra hayatın kadınlar için nasıl değiştiğini konuştuk.

MEYDAN

“Tek bir kadın da kalsak buradayız!”

25 Eylül 2020’de başlatılan operasyon kapsamında tutuklanan ve Kars Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ayhan Bilgen 2 Ekim 2020’de tutuklandı. Tutuklandıktan hemen sonra görevinden uzaklaştırılması ve yerine kayyum atanması ile Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde kazandığı son il belediyesi de elinden alınmış oldu.


Ayhan Bilgen gözaltındayken sosyal medya aracılığıyla yaptığı açıklamada istifa edeceğini söyleyerek “Kars’ta bir kadın belediye başkanı ile yola devam edilirse, sadece siyasal değil, toplumsal bir eşik de aşılmış olur,” demişti. Ayhan Bilgen’in ardından Kars Belediyesi Eş Başkanı Şevin Alaca’nın da aralarında olduğu 4 kişi tutuklandı. Ve son tutuklamalarla birlikte kentte yapılan operasyonda gözaltına alınan 21 kişiden 16’sı tutuklanmış oldu.



Tüm bu sürecin Kars’ta yaşayan kadınların yaşamını nasıl etkilediğini, kayyumun kadınlar için “bir şeyler” yapıp yapmadığını, kadınlar için Kars’ta değişen koşulları, yeniden baş gösteren zorlukları HDP Kars İl Eş Başkanı Sevda Subaşı ile konuştuk.

 


Kars’ta yaşayan kadınlar olarak son dönemlerdeki gözaltı ve tutuklamalarla ilgili ne düşünüyorsunuz, neler yaşadınız/yaşıyorsunuz, bize anlatabilir misiniz?

Esasen Kars’ta bir Kadın Meclisi yok. Kars Barosu Kadın Hakları Komisyonu çerçevesinde, HDP’nin kadınlara yönelik etkinliklerinde ve belediyenin kadınlar için açılan merkezlerinde bir araya gelebiliyordu kadınlar. Biz Kadın Meclisi çalışmalarını başlatmıştık; ancak pandemi koşullarından dolayı ara vermek zorunda kaldık çalışmalarımıza. Ancak tamamen bırakmadık tabii çalışmalarımızı, kadınları hiçbir koşulda yalnız bırakmadık. Onlarla telefonda görüşmeye, onları birebir ziyaret etmeye devam ettik tabii ki sağlık önlemleri çerçevesinde. Ta ki kayyum atanana kadar.



Neler yapıyordunuz kadınlar için? Ne tür hizmetler veriyordu belediye, kayyum atanmadan önce?

Şunu net bir şekilde söylemek gerekiyor: Kars’ta belediye seçimlerini HDP kazandıktan sonra belediyenin tüm mekanizmaları kadınların ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlendi. Örneğin belediyemiz bünyesinde faaliyet gösteren bir “Kadın Dayanışma Merkezi”miz vardı. Bir de kadınların emeğiyle kurulan ve çalışanların kadınlardan ibaret olduğu bir “Mor Cafe”miz. Kadınların el emeklerinin sergilenip satışa sunulduğu “Kadın El Emeği Pazarı”mız vardı mesela, bu pazar bir şeyler üretip satmak isteyen, kendi ayakları üzerinde durmak isteyen kadınların geçim kaynaklarından biriydi.

 

Kadın Dayanışma Merkezi’nin açışılışı.

 

Kars Mor Cafe’de kadınlar.



Kadın Dayanışma Merkezi’nin hedeflediği neydi?

Kadın Dayanışma Merkezi 7 ay önce hizmet vermeye başlamıştı. Ama kısa sürede çok önemli işler yaptı. Müracaat çok fazlaydı. Kadınlar merkeze inanılmaz bir ilgi gösterdi. Burada, kadınların sosyolog ve psikologlar eşliğinde her türlü sorunları dinleniyordu. Çözüm üretilebilen noktada çözüm üretiliyordu. Üretilemeyen noktada belediyenin başka merkezleri devreye giriyordu. Eğitim, sağlık, çocuk gelişimi, ev idaresi ve ekonomisi gibi alanlarda kadınlara destek veriliyordu bu merkezde. Güçlü bir ilerleme kaydediliyordu ve bunlar bizim için daha yolun başıydı. Kayyumla beraber bu merkez kapatıldı ve çalışmaları durduruldu. Mor Cafe de kapatıldı. O da yaklaşık 1 yıl önce açılmıştı. Kadın El Emeği Pazarı zaten pandemi sürecinde kapatılmıştı. Yani şu an Kars’ta herhangi bir çalışma yok kadınlara yönelik.



Bu merkezlerin kapatılması Kars’ta yaşayan kadınların gündelik yaşamını nasıl sekteye uğrattı?

Açıkçası baktığımızda gözaltı ve tutuklamalarla, Kürt kadınlarına özellikle yükleniliyor. Son süreçte Kars’ta da bu oldu. Bize özgü değil yaşananlar; ama yine önce kadınlara dokunuldu ve yine kadınların kazanımlarına el konuldu. Az önce de bahsettiğim gibi bizim burada çok güzel yürüyen bir işleyişimiz vardı. Kadın Dayanışma Merkezi için Kars tarihinde bir ilk başarıldı denebilir. Belediye seçimlerini HDP kazandığından beri birçok çalışma alanı açıldı kadınlar için. Şöyle şeylere şahit olduk biz: Kadınlar bize gelip, evlerindeki sorunları açtı. Belediyeye aksettiler bütün sorunlarını. Su olsun, elektrik olsun; evlerinde, mahallelerinde olmayan hizmetleri söylediler mesela. O evin kontrolünü aldılar bir şekilde ellerine. Belediye de buna özellikle destek verdi, hanelerin muhatabı kıldı kadınları. “Onlar anlatsın, özellikle kadınlar konuşsun bizimle” dedi ve gerçekten en çok kadınları dinledi. Hiçbir zaman geri çevrilmedi belediyeye gelen kadınlar. Bu da kadınların söz sahibi olması, güçlenmesi anlamına geliyor aslında. Yani egemenlerin işine gelmeyen bir işleyiş hâkim oluyor artık. Kars’ta olan buydu. Unutmayalım, kadın güçlendikçe sistem yavaşlar. Tüm tahammülsüzlük de bundan. Ayhan Bilgen’in gözaltındayken “Ben her halükarda istifa edeceğim. Kars’ı bir kadın başkan yönetmeli, Kars halkı iradesini artık bir kadına teslim etmeli,” demesi de tüm bunların tuzu-biberi oldu. Kadın hakimiyetini kabul etmeme, kadını irade olarak tanımama anlayışı hemen devreye girdi ve bu kez Kars’taki kadınların iradesini temsil eden kadın arkadaşlarımız gözaltına alındı ve 4’ü tutuklandı.

 



Şu an Kars’ta yaşayan kadınlar için durum nedir, nasıl bir hava hakim?

Kars’ta yaşayanlar kadınlar adeta kendi kaderlerine terk edilmişlerdi. Kayyumdan sonra da bu böyle devam ediyor. Başlangıçta iradelerinin gözaltına alınması, arkadaşlarının tutuklanması güçlü bir öfke yarattı kadınlarda. Ardından bir korku da yayıldı, özellikle kadınlar hedef alındı çünkü. Kimsesiz kalmışlar gibi hissediyorlar şu an ve bu çok anlaşılır bir şey. Yeni bir düzen kurmaya çalışıyorlardı kendilerine, belediye de var gücüyle bunun için çalışıyordu. Bir umut ışığı görmüşlerdi yani. Yalnız olmadıklarını, muhatap alındıklarını, sözlerinin dinlendiğini, iradelerinin olduğunu görmüşlerdi. Biz tabii yine elimizden geldiğince Kars’taki kadınlara ulaşmaya, sorunlarını dinlemeye devam ediyoruz. Ama kadınlar kabullenmiyorlar bu durumu, zorlarına gidiyor. Nasıl kabullensinler ki zaten? Kabullenebilecekleri bir şey yok ortada. Oy verdikleri, “Bu benim irademi temsil ediyor,” dedikleri insanların çoğu tutuklu şu an. Ama şunu özellikle söylemek istiyorum ki kadın mücadelesi burada başlamadı, burada da bitmeyecek. Biz tek bir kadın kalsak da her zaman irademizi ortaya koyacağız. Çünkü kadın mücadelesi, kadınlar bizim mor çizgimizdir. Biz yarım adım bile geri atmayacağız. Tek kişi de kalsak buradayız.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZI

Yİstanbul Onur Haftası Komitesi: “Varız, gitmiyoruz, buradayız.”
İstanbul Onur Haftası Komitesi: “Varız, gitmiyoruz, buradayız.”

Haziran başından beri #OnurHaftası etkinlikleri kapsamında LGBTİ+’ların gerçekleştirmek istedikleri tüm etkinliklere yasak getirildi. Fakat piknikleri bile yasaklanan LGBTİ+’lar geri adım atmıyor: “Bugün saat 17:00’da Sıraselviler’deyiz!”

MEYDAN

Y“Aysel’in hafızası hafızamızdır”
“Aysel’in hafızası hafızamızdır”

Tuğluk’un sağlık durumunu, demansa yakalanmasına neden olan süreçleri ve tablonun hukuki boyutunu avukatı Reyhan Yalçındağ Baydemir’le konuştuk. 

MEYDAN

YKonuşmamız Gereken Bir 8 Mart Var
Konuşmamız Gereken Bir 8 Mart Var

Feminist avukatlardan İlke Acar ile 8 Mart 2022 feminist gece yürüyüşündeki şiddeti değerlendirdik.

Bir de bunlar var

Bir şoför sikkesiyle: Halkla İlişkiler Teorisine Giriş
İstanbul Feminist Kolektif Kadınları Mahkemeye Çağırıyor
Zekeriya’ya Ne Oldu?

Pin It on Pinterest