Ne sağlığa erişim, ne sigorta, ne güvence...

MEYDAN

Pandemide Seks İşçileri

Geçimini günlük işlerden kazandıkları parayla sağlayanlar pandemi sürecinde en çok zorlanan gruplardan. Bu işleri yürütebilmenin yolu ise çoğu zaman sokağa çıkmayı ve/veya sokakta olmayı gerektiriyor.Başka insanlarla aramıza belirli bir ölçüde fizik mesafe koymamız gereken bu günlerde geçimini sokaktan sağlayanlar kadar zorlanan bir diğer grup da, diğer insanlarla bir arada çalışmak zorunda olanlar. İşçi olarak kabul edilmeyen ya da sol hareketin içinde dahi hâlâ işçi olup olmadıkları tartışılan seks işçileri bu grupların içinde yer alıyor. Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan, sağlığa erişimleri bugünlerde daha da kısıtlı olan, çekirdek aileleri kapsayan “sosyal yardım”lardan yararlanamayan seks işçilerini dinliyoruz.



Şu an çalışabiliyor musunuz?

Eda (23, İstanbul): Şu an çalışmıyorum. Türkiye’de ilk vaka çıktığı an çalışmayı bırakmıştım, 2 ay olacak sanırım.

Gonca (25, Eskişehir): Çalışıyorum.

Derya (32, Ankara): Çalışıyorum. Ama çok zor koşullarda çalışıyorum.

 

Çalışmıyorsanız geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

Eda: Çalışırken kazandıklarımdan biraz kenara para koymuştum. Kaza geçiririm, kolum bacağım kırılır, diye düşünüp kenara ayırdığım paradan harcadım sürecin en başında. Tabii bir pandemi beklemediğim için ayırdığım para da yetersiz kaldı şimdi haliyle.

 

Çalışanlar olarak ne tür önlemler alıyorsunuz?

Derya: Bu süreçte teması minimuma indirmeye çalışıyorum.

Gonca: Bir şekilde kendime dikkat etmem gerektiğini biliyorum. Bu yüzden hayatımı minimum şekilde nasıl idame ettirebilirsem öyle çalışmaya dikkat ediyorum. Önlem olarak gelen misafirlerime el dezenfektanı veriyorum ama face to face bir iş yaptığım için bu konuda çok dikkatli olamıyorum.

 

 

Görüştüğünüz insanlar aldığınız önlemlerle veya uyarılarınızla ilgili sorun çıkarabiliyor mu?

Derya: Önce alması gereken önlemleri anlatıyorum. Ama görüşme esnasında işler çok da öyle yürümüyor. Kibarca bir uyarıda bulunduğumda dahi işin rengi değişebiliyor.

Gonca: Evet, görüştüğüm insanlar aldığım önlemleri sorun edebiliyor ve görüşmeyi sonlandırabiliyorlar. Ya da en ufak bir durumda, örneğin öksürme gibi hemen beni rahatsız edecek sorular yöneltebiliyorlar.

 

 

Şu an “sosyal yardım” adı altında sağlanan yardımların çoğu çekirdek aileyi kapsayan veya bir şekilde aile olma şartını da beraberinde getiren girişimler. Bu yardımlardan yararlanabiliyor musunuz?

Eda: Yararlanamıyorum, işimi kaybettiğimi belgeleyemiyorum çünkü. Sigortalı çalışan değilim, aile değilim, çok zor yani bu şartlarda destek çıkması. Kredi başvurusu yaptım. O bile çıkar mı emin değilim. Gelir soruyor çünkü mesela, benim sigortalı ve görünür çalıştığım bir gelirim olmadı hiçbir zaman. Neden versinler ki kredi? Kredi kartı almak bile epey zor, öğrenciyim. Gelirim yokmuş gibi gözüküyor, haliyle çok düşük limitlerle veriyor bankalar kredini kartını dahi.

Derya: Hayır, yararlanamıyorum. Bir kere zaten trans kadın olduğum için bu tür şeylere erişimim çok zor benim. Bir ton yasal prosedürle uğraşıyorum ve bu her açıdan çok yıpratıcı. Bir ailem var ama şöyle bir ailem var. Param varsa ailem var. Şu an kazandığım para kendime zor yetiyor. Onların aldığı yardımlar da anca onlara yetiyordur. Zaten kimseye muhtaç olmak istemem.

Gonca: Hiçbir yardım almıyorum. Bugüne kadar gelen sosyal yardımlardan hiçbirini alamadım. Tek yaşıyorum ben zaten. Yani bir ailem yok. Yardımlardan yararlanmak için herhangi bir başvuruda bulunmadım. Herkes gibi maske için bir başvuruda bulunmuştum, ona erişimim de çok uzun sürdü. Ve Lgbti+ bir birey olduğum, Sağlık Bakanlığı da eski ismimle gönderdiği için o maskeyi de almadım.

 

 

Lgbti+ dernekleri veya feminist örgütler sizinle dayanışmak için bu süreçte size ulaşabildiler mi? Onların sizinle olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eda: Çevremdeki herkese mesleğim konusunda açık olmadığım için aktivizm yürüten derneklerle de hiçbir ilişkim olmadı gizlilik kaygısıyla. O yüzden bilmiyorum bu süreçte nasıl bir dayanışma yürütüyor dernekler. Ama çalıştığım zaman herhangi bir olumsuzlukla karşılaştığımda onlara ulaşabileceğimi, yanımda olacaklarını biliyorum.

Derya: Hayır. Ama arasam ve sorun yaşadığımı söylesem destek olacaklarını düşünüyorum. Yani Lgbti+ dernekleri yapar zaten kesinlikle. Ama feminist örgütlerin daha çok kondom yardımı, bu süreçte şu önlemleri alın gibi bilinçlendirme çabalarının çok da bir karşılığı olduğunu düşünmüyorum. Yardım ve destek anlamında. Dayanışma gösterdikleri için teşekkür ederim ama bana göre bunlar bizim hayatlarımızı daha kolay hale getirmiyor.

Gonca: Hayır ulaşmadılar. Zaten Türkiye’de Lgbti+ derneklerinin ve feminist örgütlerin seks işçiliği konusunda bizlere pek yardımcı olduğunu düşünmüyorum. Bu yardımlar prezervatif gibi basit şeylerle giderilmeye çalışılıyor, bunun dışında bir destekleri olmuyor çoğu zaman. Bu konuda biraz daha etkin rol oynamaları gerektiklerini düşünüyorum. Ama şu an etkin bir rol oynadıklarını ya da çalışma yaptıklarını düşünmüyorum. Bunun yaşadığım şehirden kaynaklanan bir durum olabileceğinin de farkındayım.

 

 

Dünyanın çeşitli ülkelerinde seks işçilerinin sendikaları olduğunu biliyoruz. Türkiye’de ise haklarınızı savunan ve davalarınızı takip eden dernek ve kurum sayısı sınırlı. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Eda: Türkiye’de seks işçilerinin haklarını savunan STK’lar yetersiz olduğu gibi seks işçilerinin haklarını savunan ve gözeten yasalar da yeterli değil. Seks işçiliğinin bir meslek olduğu kabul edilmeli, bu doğrultuda düzenlemeler yapılmalı. Tüm özneleri kapsayan düzenlemeler. Örneğin Türkiye’de pembe kimliği olmayan trans kadınlar genelevde çalışamıyor, aynı şekilde mülteciler ve göçmenler için de bu kriminalize edilmiş ortamda çalışmak bir sürü sorun barındırıyor. Mültecilerin kayıt dışı olmaları, sınırdışı edilme ihtimalleri, polisin tutumu vs. gibi sorunlar. Yani tüm özneler tarafından sınırları belirlenen, göçmen seks işçilerini de, trans kadın seks işçilerini de, arkadaşlarıyla bir ev tutup orada bağımsız bir şekilde arkadaşlarıyla beraber çalışan genç bir kadını da kapsamalı bu yasalar. Yeni Zelanda’ydı sanırım, seks işçileri derneklerinin belirlediği bir rol model uyguluyor. Seks işçiliği, müşteriler, aracılar cezalandırılmıyor. Yasak olmadığı için seks işçiliği yapan kadınlar evde arkadaşlarıyla beraber çalışıyor, işçi haklarının hepsine sahip bir şekilde. Bu çok önemli, bir insan cinsel saldırıya maruz kaldığında, Türkiye sınırları içerisinde polise gidebilme ihtimali çok düşük mesela. Adalete erişim şansı çok az. Türkiye yasalarında da seks işçilerine yönelik baskıların, ev baskılarının, polis tacizinin son bulması şart. Bu bir iş, ortaya artı değer çıkıyor, emek harcanıyor, devletten bazı talepler var, bunlar karşılanmalı.
Derya:
Yani buna ne diyeyim ki? Burada herkesin kutsal gördüğü inşaat işçisinin bile sendikal hakları yok ya da sınırlı. Olsa bile görmezden geliniyor. Bunlar bizim için hayal. Keşke olsa. Ben de güvencem olsun, bir sigortam olsun, işsizlik maaşım olsun isterim. Ama yok. Yakın zamanda olacağını da sanmıyorum.

Gonca: Evet ama Türkiye’de DİSK gibi “normal” işçi sendikalarının bile taleplerinin karşılanmadığı ya da bu sendikaların bile yönetim üzerinde bir etkileri olmadığı için seks işçileri için bir sendika kurulsa söz hakkımız olacağını düşünmüyorum. Bu tamamen ülkelerin yönetim biçimi ve o ülkelerin durumlarıyla alakalı. Türkiye’de hiçbir seks işçisinin bir sosyal güvencesi ya da hakkı yok. Sigortalı olabileceğimizi ya da çalışma ödeneği alacağımızı da sanmıyorum, çünkü bunu karşılayacak yasal bir zemin yok.

 

 

 

Sağlık hizmetlerine erişiminiz zaten zorken üstüne bir de pandemi koşulları eklendi. Bu gelişme beden sağlığınıza nasıl yansıdı?

Eda: Ben bu konuda bir tık ayrıcalıklı olduğum için sağlık hizmetlerine erişimimde geçmişte de şimdi de bir problem yaşamadım. Sağlık erişimi herkes için ücretsiz ve erişilebilir olmalı. Aileden sigortalı olmayan, halihazırda sigortalı çalıştığı bir işi olmayan seks işçileri nasıl yararlanacak sağlık hizmetlerinden?

Derya: Benim sağlığa kolay erişim gibi bir lüksüm yok. Ama bazı demokrat doktor arkadaşlarım var. Başıma bir şey geldiğinde önce onlardan destek almaya çalışıyorum. Bu dönemde vücudumda bazı yaralar çıktı stresten kaynaklı. Umarım daha büyük bir sorunla karşılaşmam.

Gonca: Sağlığa erişimim zaten yoktu. Bu süreçte de henüz beden sağlığımı olumsuz etkileyecek bir durum yaşamadım; ama pandemi devam ederse bunu da yaşayacağımı düşünüyorum.

 

Peki ruh sağlığınız? Bir iş kolunda çalışıyor görünmemek; yasal haklardan yararlanamamak, örneğin güvencesiz çalışıyor olmak size ne hissettiriyor?

Eda: Seks işçilerinin belli başlı talepleri var. Seks işçiliğinin bir iş olarak kabul edilmesi, seks işçilerinin kriminalleştirilmesine son verilmesi gibi hak temelli insani talepler. Bu talepleri dile getirmeden yürütülen bütün tartışmalar beni çok yoruyor, konunun öznesi olmadan yürütülen tüm bu tartışmalar öyle kısır kalıyor ki. hiçbir faydası yok bu tartışmaların seks işçileri adına. Feminist politikada bile tartışmalı bir konu bu üstelik. Konuşmacılar ne kadar akademik, ne kadar feminist olurlarsa olsun. Hiçbir anlam ifade etmiyor bir seks işçisi orada olmadan öylece oturup seks işçiliği işçilik midir, rıza boyutu nasıldır, sömürü müdür tartışmaları. Sömürü diyorlar, sömürü barındırmayan bir iş var mı? Ben işimi yapıyorum, “istemeyerek” yapmıyorum. Ve tüm çalışanlar gibi işçi sağlığı ve iş güvencesine sahip olmak istiyorum.

Derya: Ruh sağlığım pandemiden önce de kötüydü zaten. Burada şunu söylemek istiyorum izninizle. Pandemiden önce de trans kadınları dışlayan bir gündem vardı. Ben birlikte çarka çıktığım arkadaşlarımın Facebook’ta yazılan bazı şeylerin ekran görüntüsünü bana göndermeleriyle gördüm bu tartışmayı. Ama sonra öğrendim ki diğer kanallarda da yazılmış bir sürü şey. Ben şunu demek istiyorum: Bizler kadınız. Onların oradaki bizi aşağıda gören tartışmaları, dışlayıcı söylemleri de bu gerçeği asla değiştirmeyecek. İstedikleri kadar bizi hor görsünler, bizi yeterince kadın bulmasınlar, dışarıda tutmaya çalışsınlar. Bizler kadınız. Soruya dönecek olursam da zaten her an güvenlik kaygısı yaşadığım bir işi yapıyorum. Bu işi kimse zorla yaptırmıyor bana. Yani kimsenin beni bu işi yapmaya “mecbur” gibi görmesini istemiyorum. Geçimimi sağlamaya mecburum sadece, herkes gibi. Hür bir iradem var ve geçimimi sağlamak için bu işi yapıyorum. Yani sizden ya da diğer emekçilerden, işçilerden farklı değilim. İnsanların önce bunu anlaması gerekiyor. Belki de bu sayede bizler de toplumda kabul görebilir ve bazı haklara sahip olabiliriz. Ondan bile emin değilim ama.

Gonca: Pandemi sürecinden önce de geçinmekle ilgili sorunumuz vardı. Yani zaten ekonomik kaygılar vs. nedeniyle ruh sağlığımızı korumak kolay değildi. İşçi dahi olarak görülmemek de o kadar alıştığım bir durum ki. Zaten bu ülkede işçi olarak görülenlerin bile bir değere sahip olduğunu düşünmüyorum.

 

 

Görsel: Sally Mann

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

Y“Tek bir kadın da kalsak buradayız!”
“Tek bir kadın da kalsak buradayız!”

HDP Kars İl Eş Başkanı Sevda Subaşı ile kentteki son tutuklamalardan sonra hayatın kadınlar için nasıl değiştiğini konuştuk.

ENGLISH

YFeminist Philosopher Nilgün Toker: “The current government pushes the concept of rights out of the domain of politics.”
Feminist Philosopher Nilgün Toker: “The current government pushes the concept of rights out of the domain of politics.”

We interviewed Prof. Dr. Nilgün Toker on the connections between the recent restrictive regulation on social media, the status change of Hagia Sophia from museum to mosque, and the current discussions to rescind from the Istanbul Convention.

MEYDAN

YNilgün Toker: “AKP hak kavramını siyaset yapma tarzının dışına çıkarıyor.”
Nilgün Toker: “AKP hak kavramını siyaset yapma tarzının dışına çıkarıyor.”

İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmek istenmesinin sosyal medyanın kısıtılanması yasası ve Ayasofya’nın ibadete açılmasıyla ne tür bir bağı var? İçinden geçtiğimiz siyasi süreci nasıl okumalıyız?

Bir de bunlar var

Vade Farksız Taksitli Vatan Borcu
Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor
“Benim Sonsuz Nostalji İçin Harcayacak Vaktim Yok”: Kadın Savaş Muhabirlerinden Hayat Dersleri

Pin It on Pinterest