Romanlar Türkiye’nin en dezavantajlı gruplarından. Türkiye’de 3 milyon ile 6 milyon arasında Roman var, fakat Romanlar, Türkiye’de resmî azınlık statüsüne sahip değil. Oysa Romanlar iklim adaletsizliğine, derin yoksulluğa, çevresel ayrımcılığa ve mekânsal damgalanma gibi birçok eşitsizliğe yoğun olarak maruz kalan etnik bir azınlık.

MEYDAN

Derin Yoksulluk ve Anti-Gypsyizm Kıskancında Türkiye’de Romanlar

 


Roman Hafıza Çalışmaları Derneği’nin (Romani Godi) “Covid-19 Pandemisinden Çıkış Sürecinde Türkiye’de Romanlar” raporunda Romanların pandeminin en yakıcı zamanlarında maruz kaldığı hak ihlallerine yer verildi.

 


Roman Bayır ailesi (Resul Bayır, Yaşar Bayır ve Hüseyin Bayır), 31 Mayıs 2022’de İstanbul’da katıldıkları bir düğünde gözaltına alındı. Aile, Ataşehir Mustafa Kemal Polis Merkezi’nde işkenceye uğradıklarını, Roman kimlikleri nedeniyle ırkçılığa maruz kaldıklarını belirterek darp raporu aldı ve kolluk görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu.

 

Polisler hakkında henüz iddianame hazırlanmamışken İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, “hakaret” ve “görevi yaptırmama için direnme” suçlamalarıyla Bayır ailesinin cezalandırılmasını istedi ve böylece aile sanık durumuna getirildi.

 

Ailenin cezalandırılması istenen davanın ikinci duruşması, 7 Haziran’da Anadolu Adliyesi 31. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmayı izleyen gazetecilerden biri de bendim.

 

Duruşma sürecince müşteki polisler, Bayır ailesinin şiddete olan meyillerinden ve “ağızlarının ne kadar bozuk” olduğundan bahsetti. Mahkeme başkanının konu dışı konuşmaları nezaketle sonlandırılması üzerine müşteki polisler bu kez, Roman Bayır ailesinin “devlet büyüklerine” hakaret ettiğini söyledi: “Olay esnasında devlet büyüklerimize ve Cumhurbaşkanımıza da hakaret ettiler. Bize ‘Tayyip’in köpekleri’ dediler.”

 

Kaynak: Roman Diyalog Ağı

 

Polisler, Bayır ailesinin vücudundaki morlukların ve kötü muamele izlerinin ise, aile üyelerinin kendilerini yere attıkları zaman ya da zırhlı polis aracının demirlerine kendilerini “vurduklarında” meydana geldiğini iddia etti.

 

Ailenin beyanına göre ise, karakolda kendilerine “çingene” denmişti ve aile, Ataşehir Mustafa Kemal Polis Merkezi’nin bahçesinde ve dışında işkenceye maruz kalmıştı. Roman Bayır ailesi kötü muameleye karşı susmadığı için de şu an cezalandırılmak isteniyor. Bir sonraki duruşmaları 2 Kasım’da.

 

Azınlık statüleri yok

 

Romanlar Türkiye’nin en dezavantajlı gruplarından. Türkiye’de 3 milyon ile 6 milyon arasında Roman var, fakat Romanlar, Türkiye’de resmî azınlık statüsüne sahip değil. Oysa Romanlar iklim adaletsizliğine, derin yoksulluğa, çevresel ayrımcılığa ve mekânsal damgalanma gibi birçok eşitsizliğe yoğun olarak maruz kalan etnik bir azınlık.

 

Roman Hafıza Çalışmaları Derneği (Romani Godi), Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin “Promoting and protecting economic, social and cultural rights within the context of addressing inequalities in the recovery from the COVID-19 pandemic” [COVID-19 pandemisinden çıkış sürecinde eşitsizliklerin ele alınması bağlamında ekonomik, sosyal ve kültürel hakların teşvik edilmesi ve korunması”] çağrısı üzerine 10 Temmuz’da gölge bir rapor yayımladı.

 

Kaynak: Roman Diyalog Ağı

 

Ebru Uzpeder, Sergen Gül ve Göktan Yıldırım tarafından hazırlanan ve “Covid-19 Pandemisinden Çıkış Sürecinde Türkiye’de Romanlar” başlığıyla yayımlanan 26 sayfalık raporda Romanların pandeminin en yakıcı zamanlarında maruz kaldığı hak ihlallerine yer verildi.

 

“Biz havada buluyoz tavada yiyoz, bizimkisi günlük para. Aylık bizde yok, yıllık yok, sigorta yok, bi geleceğimiz yok… Haram yemeyiz. Kimsenin böyle haramında, namusunda, kimsenin kazandığında şeyinde gözümüz de yok. Bizimkisi günlük. Çocuklarımız ‘Bismillah’ der arabasını çalıştırır, hurdaya gider… Cenabı Allah bugün verirse yirmi lira Allah bereket versin.” (İzmir’de Roman Kadın Olmak: Sosyal Dışlanma, Yoksulluk ve Yoksunluk İle Müzakere Anlatıları)

 

Pandemiden önce de Türkiye’de pek çok hak ihlaline ve ayrımcılığa maruz kalan Romanların yaşadığı zorluklar pandemide daha da derinleşti. Sokağa çıkma yasakları, Roman ailelerin düzenli olmayan gelirlerini daha da azalttı. Özellikle günlük, güvencesiz işlerde ve sokakta çalışan Romanlar pandeminin yarattığı ekonomik, sosyal ve sağlık sorunlarına karşı kendilerini savunamadı.

 

Yapısal sorunlar

 

Raporda, Romanların pandemi sürecinde yaşadıkları sorunların temelinde yer alan yapısal nedenler şöyle sıralandı:

 

  • Sosyal güvence eksikliği ve düzenli gelir getiren işlerde çalışma oranının düşüklüğü nedeniyle, pandemide eşitsizlikler Romanları daha fazla etkiledi.
  • Müzisyenlik, eğlence sektörü, hizmet sektörü, seyyar satıcılık, kağıt toplayıcılığı, hurdacılık ve günübirlik kazanç getiren işlerde çalışan Romanlar pandemide uzun süre gelir elde edemedi. Sosyal yardımlara duyulan ihtiyacı ciddi oranda arttı.
  • Romanlar, gayri resmi yerleşimlerde (gettolarda) ve ayrılmış mahallelerde, yetersiz ve aşırı kalabalık meskenlerde, altyapı ve temiz suya erişimin olmadığı sağlıksız koşullarda yaşıyor.
  • Kentsel dönüşüm nedeniyle de yerinden edilme politikalarıyla Romanların mülkiyet hakkı güvencesiz hale getirildi.

 

Pandemi süresince alınan yardımların azlığı, eşitsiz dağıtımı, bu politikalarda ayrımcılık ve sosyal dışlanmanın nasıl bir yeri olduğu ise raporda şöyle ifade edildi:

 

  • Türkiye’de damgalanmış “Roman mahalleleri-gettoları,” şehir merkezlerinde “Roman-Çingene” parkları gibi ayrıştırılmış mekânlar var.
  • Pandemide dışlanma daha da arttı: Romanların sadece yüzde 37,8’i kamu veya özel kurumlardan yardım aldı. Bu yardımın yüzde 83,7’si sadece ayni yardımlar.
  • Pandemide Romanlar çok uzun süre işsiz kaldı ve tek geçim kaynakları olan sosyal yardımlardan da çok az yararlandı.
  • Romanlar sosyal yardımlara erişimde eşitsizliklere maruz kaldı.
  • Sosyal yardımları kamu kurumları ve belediyelerin dağıtımında ayrımcılık oldu.
  • Romanlar yardımlara erişim sürecinde ayrımcılığa uğradı veya değerlendirme kriterlerindeki eşitsizlikler nedeniyle mağdur oldu.
  • Kamu görevlileri Romanları yardım başvuruları sırasında kovdu.
  • Romanlar psikolojik ve/veya fiziksel şiddete maruz kaldı, sosyal dışlanma yaşadı.

 

Raporun yazımında yararlanılan araştırmalardan biri 2021 tarihli “Türkiye’de Roman Toplulukları ve Yoksulluk Araştırması.”

 

Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), İstanbul Planlama (İPA) ve Sıfır Ayrımcılık Derneği tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’deki Romanların ortalama aylık geliri 1.426 TL. Araştırmanın yapıldığı tarihte asgari ücret 2.825 TL idi.

 

Söz konusu araştırmaya katılan Romanların yüzde 77,5’i işsizlik sorunu yaşadığını, yüzde 57,5’si kirada oturduğunu, yüzde 83,2’si sobayla ısındığını ve yüzde 59’u yılda bir kez bile et tüketmediğini belirtiyor.

 

Daha kırılgan alt gruplar

 

İş ve beslenme sorunu yaşayan Romanların yüzde 62’si herhangi bir sosyal yardım almadığını belirtirken, yardım alanların büyük bir kısmı ise adres olarak kaymakamlık ve belediyeleri gösteriyor. Alınan yardımların  ilk sırasında yüzde 18 ile kömür yardımı var. Romanların yüzde 79,8’inin borcu var ve emekli olamayacağını düşünenlerin oranı yüzde 71,5.

 

Raporda öne çıkan bulgulardan bir diğeri ise, Romanlar içindeki daha kırılgan alt gruplar. Yani kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, yaşlılar ve çocuklar: “Bohçacılık yaptım. Yaptık hepsini yaptık yavrum, yokluktan yaptık. Çalışmadık okutmadılar işte böyle çektik yavrum biz… Benim, benim kadar taşıyan yoktu. On beş yaşından beri taşıdım… Şimdi de yaparım sepet yaparım, sele yaparım hepsini yaparım.” (İzmir’de Roman Kadın Olmak: Sosyal Dışlanma, Yoksulluk ve Yoksunluk İle Müzakere Anlatıları)

 

Kamu okullarında okuyan Roman çocukların velilerinin ortalama geliri açlık sınırının altında olduğu için, aileler çocukların okul ihtiyaçlarını gideremiyor. Çocuklar evde beslenemediği gibi okulda da beslenemiyor, okul kantininden alışveriş yapamıyor, sağlıklı içme suyuna bile ücretsiz olarak ulaşamıyor. Bu durum çoğu zaman okul terkiyle sonuçlanıyor ve aileler çocuklarını okuldan alıp işe yollamak zorunda kalıyor.

 

Kaynak: Derin Yoksulluk Ağı

 

Sağlık başlığında yer alan bilgilerde ise en dikkat çekici olanlardan biri, Türkiye’de ortalama yaşam süresi 78,6 yıl iken Romanlarda bu sürenin 68,5 yıla düşmesi.

 

Ağır çalışma koşullarından ötürü kronik rahatsızlıkların fazlaca görüldüğü Romanların yüzde 10-15’i sağlık hizmetlerine asla erişemiyor. Kadın sağlığı alanında ise hamilelik, doğum, cinsel sağlık ve genel sağlık bilgileri konusunda sorunlar yaşanıyor. Yoksullukla orantılı bir şekilde artan madde kullanımı ve bağımlığı ise yine en çok Roman çocukların, gençlerin ve kadınların sağlığını tehdit ediyor.

 

Romani Godi’nin Etkiniz AB Programı desteğiyle hazırladığı raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

Kaynaklar:

Buse Erhalim Gümüş & Faika Çelik, “İzmir’de Roman Kadın Olmak: Sosyal Dışlanma, Yoksulluk ve Yoksunluk İle Müzakere Anlatıları,” OPUS-Uluslararası Toplum Araştırmaları dergisi, Sayı 42, Cilt 18, Ekim 2021. pdf

 

 

Ana görsel: Çekmeköy. Kaynak: Derin Yoksulluk Ağı

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

Y“Kırılganlık güçtür, filmin kahramanlarından bunu öğrendim”
“Kırılganlık güçtür, filmin kahramanlarından bunu öğrendim”

"The Last Year of Darkness" (Karanlığın Son Yılı) belgeselinin yönetmeni Benjamin Mullinkosson ile belgeselin ortaya çıkışını, “Funkytown”ın ve müdavimi arkadaşlarının onun için önemini konuştuk.

MEYDAN

Y“Çocuğa yönelik cinsel istismar davalarının çoğu cezasızlık politikası ile örülüyor”
“Çocuğa yönelik cinsel istismar davalarının çoğu cezasızlık politikası ile örülüyor”

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin avukatı Burcu Uçuran, “G.U. vs TÜRKİYE” davasını ve derneğin bu dava üzerinden AİHM’e yaptığı başvuruyu anlattı.

MEYDAN

Y“Bayram Sokak, trans kadınların barınma ve hafıza mekânıdır, tarihimizdir.”
“Bayram Sokak, trans kadınların barınma ve hafıza mekânıdır, tarihimizdir.”

Bayram Sokak 12 Platformu, İstanbul Bayram Sokak’ta trans kadınların evlerinin mühürlenmesiyle ilgili İHD’de düzenledikleri basın açıklamasında, uygulamanın hukuksuzluğuna ve keyfiliğine dikkat çekti.

MEYDAN

Yİliç’te ne oldu?
İliç’te ne oldu?

İliç'te yaşanan kaymanın öncesinde, 21 Haziran 2022'de, aynı maden sahasında bir siyanür sızıntısı yaşandı. Siyanür sızıntısının ardından, çevre örgütleri İliç'te yaşanan çevre sorunlarını vurgulamak için protestolar düzenledi ve suç duyuruları yaptı. Ancak, mahkemeler, ÇED raporunun onaylanmasına ve kapasite artışının devam etmesine izin verdi.

Bir de bunlar var

Suriyeli Göçmenler Çocuklarının Adını Neden ‘Türkiye’ Koyuyor?
Emma Watson’un BM Kadın Konuşması ve Feminizmin Erkeklere Havalesi
Milletvekili Aylin Nazlıaka ile Taş, Kağıt, Pabuç

Pin It on Pinterest