Dün okunan basın açıklamasında da dendiği gibi evet yastayız, evet öfkeliyiz ama bu enkazı birlikte kaldıracağımıza inanan milyonlarca insanız da.

MEYDAN

Bir Garip 8 Mart

 

 

Kadınlar ve lubunyalar, 8 Mart Gece Yürüyüşü’nün 21’incisi için dün yine Beyoğlu’ndaydı.

 

Kolluk, her 8 Mart olduğu gibi bunda da “Burnunuzu dışarı çıkarmanız yasak!” diye bizi sıkı sıkı kapattı. Bekletti, bekletti ve bekletti. Ancak sonra yavaş yavaş Cihangir’e akmamıza ve orada toplanan kitleye katılmamıza izin verdi. Bizi önce ikişerli, sonra dörderli, sonra beşerli gruplar halinde alana doğru geçirdi. Şey, ama slogansız. Yani o kadar da değil.

 

 

Fotoğraflar: Üzüm Derin Solak

 

Kadın ve lubunyaların çoğu yine en güzel kıyafetlerini giymiş ve en simli farlarını çekip gelmişlerdi. Ancak üzerimize bu sene devletten daha kötü bir şey çökmüştü: Yas. Alanda bulunan binlerce insan 6 Şubat depremlerinde ya yakını kaybetmiş ya da çok değer verdiği başka insanların kayıplarına tanıklık etmiş ve onlardan etkilenmişti. Zaten baktığımızda birebir kayıplarımız olmasa da kolektif yas hepimizi ele geçirmişti. Yıllar sonra saldırı olmadan bir araya gelebilmemize o yüzden kimse çok da sevinemiyordu.

 

 

Fotoğraflar: Üzüm Derin Solak

 

Ve aklımızda elbette şu sorular vardı: İçişleri Bakanlığı’nın izni ve onayı olmadan sigara bile içemeyen kolluk bu sene neden bizleri yerlerde sürüklemeyecek kadar “iyi polis”ti? Neden bize “Gününüz kutlu olsun” diyorlardı? Ya da neden basın kartımızı görüp, “Aa basın mı, buyrun tabii,” diyerek bizi adeta evine davet ediyordu.

 

 

 

   

 

 

Fotoğraflar: Üzüm Derin Solak

 

“İyi polis” dediysek, aynı polis eylemin bittiğini ilan eden resmi anonstan sonra Cihangir Caddesi’ni terketmek istemeyip barikata yüklenen gruba biber gazıyla saldırdı ve hem bu gruptan hem de dövizlerle İstiklal Caddesi’nde yürümek isteyen gruplardan gözaltı yaptı.

 

   

Fotoğraflar: Üzüm Derin Solak

 

Taksim’in dört yanındaki polis ablukasıyla sıkışıp kaldığımız Cihangir, her 8 Mart’ta onların eviydi elbette bir bakıma. Ama sanırım biz bu 8 Mart’ta hem iktidarın depremlerde biriken öfkeden çekinmesi hem de Akşener’in boşa düşen kof oyunu sayesinde Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilme ihtimalinin artmasıyla, seçim beklentilerinin “yüzü suyu hürmetine” sadece tek kişilik bir yatağın sığdığı misafir odasından ses yalıtımlı gerçek bir odaya taşındık. Kolluk kuvvetleri, 20 Şubat’tan beridir nöbet tuttuğu Kadıköy’ün çeşitli yerlerinde olduğu gibi, Taksim’de de daha çok önleyici bir ses yalıtım işlevi görüyordu. Kitle yavaştan dağılmaya başladığında Kabataş’a çıkan tüm yolları tutan polisler, gruplara ancak slogan atmamaları koşuluyla çıkış izni veriyor, slogan atanları çembere alarak susturmaya çalışıyordu. Sloganlar eşliğinde yolculuk ettiğimiz Kadıköy vapurunun çıkışında da sayıları yüz, yüz elliyi bulan polislerce karşılandık. Sloganlara devam eden arkadaşlarımızın etrafında çember oluşturan polislerle yer yer hakarete uğradığımız sürtüşmeler yaşandı ama arada “iyi polis”lerin yatıştırıcı varlığı burada da dikkat çekiyordu. Amaç yine grupların haklı seslerinin şehrin sokaklarına taşınıp yayılmasını engellemekti.

 

   

Fotoğraflar: Üzüm Derin Solak

 

Ama her yanını ablukaya da alsalar, kentsel dönüşümlü rant projeleriyle (potansiyel) birer enkaz yığını haline de getirseler, şehirlerin sokaklarını halen onlardan daha iyi biliyoruz, çünkü biz o sokaklarda devlet emriyle dikilmek yerine, yaşıyor, yürüyor, koşuyor, dans ediyor, ses çıkarıyoruz. Bu dünyada kapitalizmin yarattığı doğaya aykırı genel afetin bedelini ödemek zorunda bırakılan milyarlarca insanın bedeninde yankılanan sesleri ancak bir yere kadar yalıtabileceklerini biliyoruz.

 

Fotoğraf: Medine Mamedoğlu / Hatay

 

Dün okunan basın açıklamasında da dendiği gibi evet yastayız, evet öfkeliyiz ama bu enkazı birlikte kaldıracağımıza inanan milyonlarca insanız da.

 

Çünkü vapurda coşkuyla yükselmeye devam eden ses ne diyordu? Tekrar hatırlayalım: Gideceksin Emine’nin kocası.

 

 

Ana görsel: Medine Mamedoğlu / Hatay

 

 

 

21. Feminist Gece Yürüyüşü Basın Açıklaması

 

Hayatlarımız değil, patriyarka yıkılsın diye feminist isyandayız!

 

Sokakları ve geceleri feminist isyanla, coşkuyla ve dayanışmayla doldurduğumuz Feminist Gece Yürüyüşü’nün 21.’si için buradayız, sokaklardayız. Yirmi yıl boyunca çok şey gördük; savaş, işgal, yoksulluk, ırkçılık, artan emek sömürüsü, LGBTİ+ düşmanlığı, yönetilemeyen pandemi, ekonomik kriz ve giderek güçlenen patriyarka.

 

Şimdi ise 6 Şubat’ta yaşanan deprem sonrasında on binlerce kişinin hayatını kaybettiği, yaralandığı, evsiz kaldığı bir dönemden geçiyoruz.

 

Patriyarkal kapitalizmin yol açtığı yıkım, bizlere doğal afet diye açıklanmaya çalışılıyor. Doğayı, kentleri rant uğruna mahvedenler, afete müdahale biçimleriyle de insan hayatına zerre önem vermediklerini gösteriyor. Deprem bölgesinde dayanışma kurmak için seferber olan insanları polisle tehdit edip baskı uygulayarak dayanışmayı kriminalize etmeye ve insanları birbirine düşman hale getirmeye çalışıyor.

 

Üzgünüz, Öfkeliyiz!

 

Biz kadınlar; insan hayatının hiçe sayılmasını, devletin krizleri yönetme, sorumluluğunu yerine getirmekonusundaki acizliğini ve bunun sonuçlarını çok iyi biliyoruz!

 

Bu iktidarı;

 

Bir gecede İstanbul Sözleşmesi’ni iptal ederek milyonlarca kadının hayatını tehlikeye atmasından, 6284’e karşı saldırıların önünü açmasından, erkek şiddetini teşvik etmesinden tanıyoruz.

 

Erkek şiddetine maruz kaldığı için şikâyete giden kadınları karakollardan evlere geri göndermesinden; mahkemelerde tecavüzcü ve katil erkekleri, erkeklik indirimleriyle affetmesinden; hayatına sahip çıkan kadınlara ağır cezalar vermesinden; nafaka hakkına saldırmasından; kürtajı engellemeye çalışmasından; kamu kreşlerini kapatıp çocuk bakımını özel sektöre ve yoksulları da cemaat ve tarikat kreşlerine mecbur bırakmasından; ev içindeki tüm iş yükünü kadınların sırtına yüklerken kadınları sermayeye ucuz iş gücü haline getirmesinden tanıyoruz.

 

Kadınları aileye hapseden, aile dışında var olmalarını kabul etmeyen politikalarından, LGBTİ+’ları hedefe koymasından, çocuk yaşta evlilikleri meşrulaştırmaya çalışmasından tanıyoruz.

 

Diyanete sonsuz bütçe verip kreşleri kapatırken dini kurumlarda eğitimi teşvik edenler, bugün refakatsiz çocukları tarikatlara, dini kurumlara vermekte beis görmüyor.

 

Bu iktidarı, bu erkek-devleti her yıl 8 Mart’larda yüzlerce polisiyle, TOMA’sıyla, barikatıyla bizi, isyanımızı engellemeye çalışmasından biliyoruz.

 

Öfkeliyiz!

 

Yaşadığımız afetin sonuçlarının, kadınlar için katmanlı olduğunu biliyoruz; hayatı sürdürme, yeniden kurma yükünün, afet durumunda da kadınların üzerinde olduğunu, temel ihtiyaçlarının nasıl ikincilleştiğini görüyoruzve depremin üzerinden daha 1 ay geçmişken kadınların hayatlarının daraldığına tanıklık ediyoruz.

 

Öfkeliyiz, yastayız. Ama isyandayız!

 

Tüm bu yaşananlar, bizlere bir kez daha feminist mücadelenin ve dayanışmamızın; şiddetin, adaletsizliğin ve eşitsizliğin olmadığı bir dünya kurmanın tek yolu olduğunu gösterdi. Başka bir dünya kurma talebimizin haklılığını bir kez daha gösterdi.

 

Her yıl olduğu gibi burada el ele, yan yana bir aradayız; erkek devlete, homofobiye, transfobiye, ırkçılığa, emek sömürüsüne, patriyarkal kapitalizmin yıkımına karşı buradayız. Sırtımızı ranta değil birbirimize yaslayarak, erkek egemen sistemin yarattığı her türlü şiddete karşı birlikte isyan ederek, dayanışarak, direnerek ve yaşamlarımızı adaletten, eşitlikten yana kurmak için buradayız.

 

Mücadelemizden, hayatlarımızdan, birbirimizden, feminist bir dünya kurma tahayyülümüzden vazgeçmiyoruz.

 

Öfkeliyiz, yastayız, buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz.

 

Patriyarkal Kapitalist Yıkıma Karşı Feminist İsyandayız!

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YTrans Onur Haftası (Pride) Komitesi: “Dönmeyiz, Buradayız, Bir Aradayız”
Trans Onur Haftası (Pride) Komitesi: “Dönmeyiz, Buradayız, Bir Aradayız”

Yıllardır süregelen düzene bir darbe niteliğindeki söylemlerimizle, “Dönmeyiz, Buradayız” diyerek 18 Haziran Translarla Eşitlik Günü’nde sokaklara çıkıyoruz.

MEYDAN

YYazarak Kuirleştirmek Atölyesi
Yazarak Kuirleştirmek Atölyesi

Avrupa Birliği tarafından finanse edilen CultureCIVIC Kültür Sanat Destek Programı’nın desteğiyle hayata geçen Yazarak Kuirleştirmek adlı atölye ve konuşma programı Mayıs-Eylül ayları arasında çevrimiçi olarak devam edecek. 31 Mayıs’ta başlayan program kültür ve sanat nesnelerini, otoriter kurum ve bireylerce onlara dayatılan ayrımcı anlatılardan özgürleştirmeyi hedefliyor.

ECİNNİLİK

Y2023’te Dönüp Dönüp Okuyacağımız 2022 Yazıları
2023’te Dönüp Dönüp Okuyacağımız 2022 Yazıları

Gelenin gideni aratmadığı, daha özgür, daha adil ve dilimizde tüyün bitmediği bir yıl olsun. Kalemimize, klavyemize kuvvet!

MEYDAN

YKürt solcu feministlerin İran’daki son feminist ayaklanmaya ilişkin toplu açıklaması
Kürt solcu feministlerin İran’daki son feminist ayaklanmaya ilişkin toplu açıklaması

Kürt, Türk, Arap ve Beluc feministleri, hepimize dayatılan çeşitli tahakküm biçimlerinin kesişimselliğini ilerici bir şekilde, yani etnik baskının patriarkal tanımlamalarının ötesinde, yeniden tanımlamak için bize katılmaya çağırıyoruz.

Bir de bunlar var

‘Soma’daki faciaya, aşırı üretim isteği davetiye çıkardı’
Kadınsız, Temiz Eurovision
Kesişimsellik Hemen Şimdi!

Pin It on Pinterest