Ali Malikov'la yaşadığı ayrımcılığı, sözel/fiziksel şiddeti ve can güvenliğine yönelik tehditi konuştuk.

MEYDAN

Azerbaycanlı Kuir Lise Öğrencisi Sesini Duyurmaya Çalışıyor


17 yaşındaki lise öğrencisi Ali Malikov açık kimlikli bir kuir olduğu için maruz kaldığı sistematik zorbalığı dünyaya duyurmaya çalışıyor. Sosyal medya hesaplarından yaşadığı ayrımcılığı, sözel/fiziksel şiddeti gündeme getirmeye çalışan Ali’nin eğitim yaşamı sekteye uğramış durumda ve can güvenliği yok. Okul çalışanları tarafından manipüle edilen arkadaşları ekseriyetle Ali hakkında ayrımcılık içeren, Ali’yi aşağılamaya çalışan gönderiler paylaşıyorlar. Pek çok kamu kuruluşuna konuyla ilgili şikâyette bulunan Ali’ye, okula gitmesinde bir sakınca olmadığı söylenildiği gün Ali yine üç öğrencinin fiziksel saldırısına maruz kaldı.

Ali Malikov’la maruz kaldığı zorbalığı, öğretmenlerinin tutumunu ve genel olarak Azerbaycan’da yaşayan LGBTİ+’ların yaşadığı zorlukları konuştuk.


Açık kimlikli olduğunuz için bifobiye ve zorbalığa maruz kalmanız ne zaman başladı, kaç yıldır sürüyor?

 

13 yaşımdayken başladı. Sosyal medya hesabımda LGBTİ+ bayrağıyla kuir olduğumu açıkladım. Aslında Instagram sayfam kilitliydi ama diğer çocuklar tarafından sayfam hacklendi ve etrafımdaki çoğu kişiye açılmış oldum. Ailem de o zaman öğrendi. Ama ben zaten yanıma gelip konuyla ilgili bilgi isteyen kimseden de kendimi saklamıyor, kimliğimi herkese rahatlıkla söylüyordum. Maalesef bazı zorbalıklar da o yaşlarımda başladı. Okulda ve evde devam etti. Okulda sözsel olarak sataşıyorlardı sürekli. “Kibar,” diyorlardı örneğin. Ya da fiziki zorbalıklar oluyordu.

 

Öğretmenlerinizin bu konuda tutumu nasıldı?

 

Fizik öğretmenim, anlayamadığım bir şekilde henüz 9. sınıftayken kolyemi kırıp, defterimi yırtmıştı. Bana “kişiliksiz” diyordu, bazen de Samir Aldo (Azerbaycan’da feminen davranışlarıyla tanınan bir fenomen ve homofobik kitle onun ismini sadece dalga geçmek için kullanır) diye çağırıyordu. Rus dili hocam, İlhame adlı şahıs ise derste fotoğraflarımı gösterip “Bu gey, bu bizim eğitimimizin, okulumuzun, milli değerlerimizin ismini aşağılayan biri,” diye anlatıyormuş. Okul müdürümüze, Eğitim Bakanlığı’na bu hocayla ilgili şikâyette bulunmak istiyorum dediğimde, onun sınıfıyla ilgili hiçbir şikâyette bulunamazsın diye benimle tartışmıştı. Yani öğretmenlerin hiçbiri benim yanımda değildi bu zamanlarda, aksine onlar da bu zorbalığın bir parçası oldular.

 

Bu süreçte nelerle karşılaştınız, sizi en çok ne zorladı?

 

Beni en çok zorlayan şey okul arkadaşlarımın bana karşı manipüle edilmesiydi ve bunu yapanlar okul çalışanlarıydı. Eğitim Bakanlığı’nın yürüttüğü “Öğrencinin Arkadaşı” isimli bir proje var ve bunun esası, öğrencilere sosyal açıdan yardım etmek. Ama onlar üzerine düşeni hiçbir şekilde yapmadılar. Aksine, okul arkadaşlarımı manipüle edip, okul arkadaşlarıma benimle ilgili olumsuz sosyal medya postları yazdırdılar. Arkadaşlarıma benim bir teşkilatla ilişkide olduğumu, oje sürdüğümü, okuldaki erkeklerden hoşlandığımı, başkalarına zorbalık yaptığımı yazdırdılar. Lakin daha sonra okul arkadaşlarımdan biri benden özür diledi ve okul çalışanları tarafından manipüle edildiklerini itiraf etti. Beni en çok üzen şey  yaşça büyük insanların kendilerine bir amaç/inanç bulamadıkları için, kendilerinden çok küçük çocukları iğrenç oyunlarına alet etmeleri.

 

Avukatınızla nasıl bir süreç başlattınız?

 

Avukatımla birlikte İçişleri Bakanlığı’na şikayette bulunduk, can güvenliğim tehlikede olduğu için. Eğitim Bakanlığı’na, Aile Kadın ve Çocuk Komitesi’ne, aynı zamanda Ombudsmana şikâyet dilekçeleri yazıp gönderdik. Şimdi onlardan gelecek sonuçları bekliyoruz. Lakin, üzülerek söylemeliyim ki o kurumlar da süreci çok uzatıyor ve harekete geçmiyorlar. Örneğin ombudsmana iki hafta önce şikâyetimizi bildirmiş olsak da, onlar bize üçüncü hafta cevap verdiler. Öğrenci olduğumu da düşünürsek, bu meselenin daha acil çözülmesi gerektiğini düşünüyorum, çünkü eğitim hayatım sekteye uğradı. Bana Aile Kadın ve Çocuk Komitesi’nin ve polisin yardımıyla okula gidebileceğimi söylediler ve ben onların sözlerine itimad edip okula gittim. Okulda yine saldırıya uğradım. Üç çocuk üzerime yürüdüler ki zaten haklarında şikâyette bulunduğum çocuklardı bunlar.

 

Azerbaycan’daki LGBTİ+ dernekleri ve feminist kurumlar size nasıl destek veriyor?

 

Azerbaycan’da 2020 yılında kurulan “Gender Resource Center” bana hukuki ve psikososyal açıdan destek oluyor. Yine aynı şekilde, sosyal medyada bazı kurumlar sesimi duyurmama yardımcı oluyorlar. Ama belirttiğim gibi en fazla desteği, Gender Resource Center’dan gördüm. Hatta ebeveynime dahi psikolojik açıdan yardımcı oldular.

 

Biraz Azerbaycan genelinden konuşmak gerekirse, ordaki LGBTİ+lar genel olarak ne tür sorunlar yaşıyorlar? Kamusal alanda görünür olmak sizin için ne anlama geliyor?

 

Azerbaycan’da devlet tarafından LGBTİ+’lara karşı takınılan sistematik bir tutum var. Daima saldırılar oluyor. Örneğin, çok uzak bir geçmiş değil 10 Aralık’ta, iki arkadaşım sokağın ortasında fobik saldırıya maruz kaldı. Polis, kendi probleminizi kendiniz halledin dedi ve arkadaşlarım bir de kuir kimlikleri yüzünden damga yediler. Bu aslında, devletin de buradaki rolünü açıkça beyan etmesi demek. Devlet kuirleri kullanıyor, onların özgürlüklerini kısıtlıyor. Bu tür saldırılardaki başvurular göz önünde bulundurulmuyor ve şikâyetler değerlendirilmiyor. Homofobik, kuirfobik ve transfobik saldırılar artmış durumda. Nefret söylemi keza. Bunların yasal bir yaptırımı yok. Örneğin transfobik kadın bir gazetecinin yazdıkları yüzünden iki trans kadın hayatını kaybetti ve buna çok az insan ses çıkardı.

 

Son olarak Azerbaycanda’ki muhaliflerin karşılaştığı güçlükler nelerdir, siz oradaki politik atmosferi nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Azerbaycan’da muhalif kesim epey sıkıştırılmış durumda. Muhalif kesimin içinde de LGBTİ+’lar sıkışmış durumda. Kendini muhalif olarak tanımlayan şahıslar da bazen homofobik, kuirfobik olabiliyor. Yakın bir zamanda, hakimiyet sevdalısı bazı muhaliflerin video görüntüleri sosyal medyada yayıldı ve şöyle şeyler söylediler: “Keşke Hitler, İkinci Dünya Savaşı’nda geyleri kırıp, soylarını bitirseydi”. Azerbaycan’da hem iktidar hem de muhalif kesim şu anda mizojinist ve kuirfobik. Arada çok küçük gruplar sağlıklı şekilde düşünüyor ve daima sözlerini söyleyebilmek savaşıyorlar. O kesim de herkes tarafından dekteklenmiyor, birbirlerini bulmakta zorlanıyor, sokaklarda özgürce gezemiyor, protesto haklarını kullanamıyor ve seslerini duyuramıyorlar. Kadınlar, düzenledikleri son protestoda çok büyük bir saldırıya maruz kaldılar örneğin. Gidişatı değerlendirmekte benim gibi düşünen herkes gibi ben de çok zorlanıyorum. Ülkemin hâli beni çok düşündürüyor.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YOn the Verge: Bağdat’tan Bile Dönemeyen Yanlış Hesap
On the Verge: Bağdat’tan Bile Dönemeyen Yanlış Hesap

Zekâ ve entelektüel donanım Delpy’nin gezindiği sularda en kullanışlı tahakküm aracı.

MEYDAN

YTürkiyeli Kadınlar ve LGBTİ+lar İçin Yeni Bir Dönem Başlıyor
Türkiyeli Kadınlar ve LGBTİ+lar İçin Yeni Bir Dönem Başlıyor

Feminist akademisyen Serpil Sancar, Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği'nin (CEİD) hazırladığı Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini İzleme Yıllık Raporu'nu anlatıyor.

MEYDAN

YKadın Yoksulluğuna Hayır: “Kadınlar Sistemden Umudunu Kesmiş Durumda”
Kadın Yoksulluğuna Hayır: “Kadınlar Sistemden Umudunu Kesmiş Durumda”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi fabrikada, tarlada, tekstil atölyesinde ucuz işgücü olarak çalıştırılan kadınlarla buluşuyor ve yaşadıkları sorunlar dinliyor.

ENGLISH

Y“We are not wretched cleaners. We are domestic workers, and we are unionized!”
“We are not wretched cleaners. We are domestic workers, and we are unionized!”

An in depth interview with the women of Domestic Workers Union, their achievements, priorities and call for solidarity.

Bir de bunlar var

Aşkın Çoğalan Halleri
Times Square’de Ok Atmaca
Ekofeminizm Nedir?

Pin It on Pinterest