Tanık olduğumuz şey yalnızca bir albümün hikâyesi, albümün bizi çıkardığı bir pop müzik tarihi yolculuğu değil, bir direnişin de hikâyesi. “Karakol” klibinin yayınlanması ile kamuoyunda daha çok göze çarpmış olsa da biliyoruz ki Mabel Matiz’in mücadelesi bu kliple başlamadı.

SANAT

Mabel Matiz’in “Fatih” Albümü: Direnmenin ve Şeffaflığın Dayanılmaz Hafifliği

 

Bir süredir enerjim yalnızca gündelik işleri halletmeye yetiyor. Gündelik işler dediysem hayatta kalmama yetecek kadarı…

 

Bir süredir sosyal aktivitelerim konfor alanı bellediğim yerlerle sınırlanıyor. Sosyal aktivite dediysem kredi kartımı patlatmayacak kadarı…

 

Bir süredir dikkatim yere düşen bir kavanozun içinden saçılan boncuklara benziyor. Dikkatim dediysem kanepede uyuyakalmamı sağlayacak bir filmin ilk yarım saat kadarı…

 

Kanepeye uzanıyorum… Başrol oyuncusu olduğunu tahmin ettiğim karakter, çocuklarına “Zaman her şeyin ilacı değildir. Belki bir yara bandı olabilir…” diyor.* Gözlerim kapanıyor… Uyuyakalıyorum…

 

***

           

Ve Mabel Matiz’in “Fatih” albümünün çıktığı güne uyanıyorum… Film kahramanının ben uykuya dalarken söylediği cümleden mi yoksa 90’lar Türkçe Pop’unu ekmeği tuza banıp yer gibi, ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi sevdiğimden midir bilinmez, elim ilk olarak Aşkın Nur Yengi’yle birlikte söylediği şarkıya gidiyor: “İki Satır Yara.” Sonrası mı? Sonrası flashbacklerle dolu; aynı anda hem uzun yıllar öncesinden çok tanıdık, hem de tam şu anda Mabel Matiz’e özgü bir pop müzik yolculuğu…

 

Mabel Matiz’in bizi çıkardığı bu yolculuk sürpriz değil. Geçtiğimiz Eylül ayında dinleyicisiyle buluşturduğu “Fan” şarkısındaki beat kompozisyon referansının Onno Tunç imzası taşıması tevekkeli değil mesela. Albümün açılışının Sezen Aksu’ya yazılmış olan “Aşkım Gülüm” ile yapılmış olması da öyle… Ama aşkıyla, neşesiyle, öfkesiyle, yarasıyla, yasıyla, şakasıyla 25 şarkı boyunca böylesine şeffaf olabilmesi… Belki bu da albümün haberini “En çıplak halim. En gür kahkaham, en aşık gözyaşım. En geniş aile fotoğrafım.” cümleleriyle verdiğini düşünürsek sürpriz değil; sürpriz değil ama tanık olması eşsiz!

 

Bir Direniş ve Mücadele Hikâyesi

 

Tanık olduğumuz şey yalnızca bir albümün hikâyesi, albümün bizi çıkardığı bir pop müzik tarihi yolculuğu değil, bir direnişin de hikâyesi. “Karakol” klibinin yayınlanması ile kamuoyunda daha çok göze çarpmış olsa da biliyoruz ki Mabel Matiz’in mücadelesi bu kliple başlamadı. Bunu bilmek için tabii ki ve maalesef müneccim olmaya gerek yok. Hatta söz konusu klibin yayınlanmasının hemen ardından bir ödül töreninde yaşadıkları dolayısıyla yaptığı açıklamadaki “Bu ilk hikâye değil. Derim kalın. Böyle şeyler ara ara oldu, bunlar beni yolumdan, oluşumdan döndürmedi. Döndürmez de. Büyütmemeyi ve yola devam etmeyi hep düstur edindim.” cümlelerini okumaya da gerek yok. Ama düstur edindiklerinin meyvesi olarak filizlenmiş: “Çiçeklerimi yolarak baharımı engelleyemezsiniz / Tarla benim, orak benim” sözleriyle başlayan “Öküz” şarkısına kulak verilebilir belki.

 

 

Mabel Matiz haklıydı. Bu ilk hikâye değildi, olmadı da… Geçtiğimiz haftalarda katıldığı bir ödül töreninde kazandığı ödülü “uzun yıllardır her türlü baskı ve sınırlandırmaya rağmen kendilerini cesurca, inatla ortaya koyan, varlıklarını korkusuzca haykırmaya devam eden ve bu cesaretleriyle kendisine her zaman çok büyük ilham olan Türkiyeli LGBTİ+’lar”a ithaf ettikten sonra Haziran ayında Denizli’de vereceği konser Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından iptal edildi. Konseri aynı belediye tarafından iptal edilen biri daha vardı: Aynı ödül töreninde şu sözlerle ödülünü alan Melike Şahin’in:

 

Bu topraklarda bir gün kimi sevdiğimiz, kimi öptüğümüz, neremizi açtığımız, neremizi örttüğümüzle yargılanmadığımız, linçlenmediğimiz; sadece insan olduğumuz için yan yana durmaktan, dayanışmaktan gelen mutluluğu tadabildiğimiz günler gelecek. Buna inanıyorum ve bunu hep beraber yapacağız. Bütün kız kardeşlerim, bütün lubunyalar! İncinmiş her yerimizi şefkatle sarmalayacak güce sahibiz; bunu biliyorum ve ödülümü hak ettiğimiz dik gülüşlere ve ödediğimiz bedellere adıyorum.**

 

Şimdi tekrar soralım: “Fatih” bir direniş ve mücadele hikâyesi değil de nedir? Belki cevaplarken fonda Mabel Matiz ve Melike Şahin’in birlikte seslendirdikleri “Düldül” şarkısı çalar: “Sen koy bir plak yine / Bana gullümü getir”…

 

Make Turkish Pop Great Again

 

Mabel Matiz, “Fatih” albümünü “En çıplak, aynı zamanda en şaşaalı olduğum işim. Kendime en yanaştığım, kendimi en tam hissettiğim, belki kendimi en iyi gerçekleştirdiğim işim.” olarak tanımlıyor. “Mabel”i, asıl adı olan “Fatih” ile yan yana getirmesi bunun belki de en nahif ve en içten işareti. En az albüm çıkmadan evvel heyecanını “#MakeTurkishPopGreatAgain” etiketiyle paylaşması kadar… Ne söylenebilir ki? E, sen de öyle yapıyorsun zaten, Mabelcim!

 

Onno Tunç’un 1987 tarihinde Gösteri Dergisi’ne verdiği röportajdaki sözlerine kulak verecek olursak, Mabel Matiz’in üstüne basa basa vurguladığı kendi olma, kendini gerçekleştirme hali ve “Fatih”i tanımladığı yer, Mabel Matiz’in beslendiği gelenekle ne kadar sağlam bir ilişki kurduğunu da gösteriyor:

 

Önemli olan kendi sesini bulabilmektir. Kendi söyleyeceğinin ne olduğuna karar vermektir. Bu bir kültür ve kişilik meselesi. Mutlaka önceden yapılmış olanları öğrenmek gerekli ama bununla yetinmek, taklitten öteye götürmez insanı. Zaten öyle olsaydı, bir yerde bütün dünya tıkanıp kalırdı. Ben de yazılı olanları öğrendim ama ona kendi sesimi yerleştirmeyi, kendimi çalmayı, kendimi yazmayı amaç edindim. Uygulamada ne denli başarılı olduğumu ben söyleyemem ama en azından bunun böyle olması gerektiğini söyleyebilirim.***

 

Güneş Ayas,“Müzik Sosyolojisi: Kuramsal Bir Giriş” isimli kitabının Roland Barthes’ın teorik yaklaşımına dayandırdığı bölümünde bir metni okuyan (veya bir müziği dinleyen) kişilerin toplumsal konumlarına ve kişisel özelliklerine bağlı olarak o metni çok farklı şekilde yorumlayabildiğini ve bu yorumların metnin yaratıcısının amacından veya yorumundan tamamen farklı olabileceğini belirtir. “Barthes’a göre her okuyucu “kendi somutlaşmış zevkini, psikolojik ve cinsel profiline bağlı olarak metinden türetir. Bu, her bir okuyucu… kendine her ne zevk veriyorsa onu metinden çıkarıp aldığı için, farklı okuma tarzlarına ve stratejilerine yol açar.”**** Dolayısıyla “Fatih” gibi bol şarkılı, pek çok ismin bir araya geldiği uzun bir albüm çeşit çeşit okumayı, pek çok başka duyguyu ve birbirinden farklı düşünceleri beraberinde getirecektir. Her bir şarkının sözlerine, referanslarına, anlamlarına, şarkılar üstünde emeği geçenlere dair çok şey söylenebilir ve muhtemelen her söz biraz eksik ve belki de öznel kalacaktır. Ancak, albümün hakkını vermek ve bizi çıkardığı bu yolda hiçbir manzarayı gözden kaçırmamak adına “storyline”ları bir kaset kartoneti gibi okumak, naçizane bir öneri olacaktır. Bu da 90’lar Türkçe Pop’una bir selam çakmaktır belki… Kim bilir…

 

***

 

Ne diyordum? Evet, dikkatim… Dikkatim, “Fatih” albümü çıktığından beri yere düşen bir kavanozun içinden saçılan boncukları teker teker toplamaya benziyor. Biraz meşakkatli ama hepsini topladıktan sonra onlardan kendime harika bir kolye yapacağım.

 

Kanepeye uzanıyorum… Donmuş ekranda “Zaman her şeyin ilacı değildir. Belki bir yara bandı olabilir…” yazıyor. Fonda Mabel Matiz’den “Çiçeğim” çalıyor:

 

Kafa bulma, kafa bulma benle

Bi’ ara bulsak, şu yara bandı ner’de?

Karaduldum, bi’ karaduldum önce

Şimdi güneşi gördüm…

 

Ekranı kapatıyorum.

 

 

 

 

* Wes Anderson, Asteroid City (2023)

** Bu konuşmanın ardından Melike Şahin’in 22 Temmuz’da Bursa’da vereceği konser de Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından iptal edildi.

*** https://www.instagram.com/p/CRgSofyLaF9/?igshid=MTc4MmM1YmI2Ng%3D%3D

**** Güneş Ayas, Müzik Sosyolojisi: Kuramsal Bir Giriş, İstanbul: İthaki, 2019, s. 228.

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YSpotify’ın Arabesk Müzik Açıklaması: “Neo-Arabesk Kraliçeleri Zaferi”
Spotify’ın Arabesk Müzik Açıklaması: “Neo-Arabesk Kraliçeleri Zaferi”

Zaten uzun süredir merkezde olan arabesk müzik, neo-arabesk kraliçeler aracılığıyla merkezle olduğu kadar Z kuşağıyla da bağını kuvvetlendirmiş görünüyor.

KÜLTÜR

YTehlike Anında Çiğdem Talu Şarkıları Çalınız
Tehlike Anında Çiğdem Talu Şarkıları Çalınız

“Her karşıma çıkana dört elle sarıldım. / Her yüzüme güleni dost sandım, yanıldım. / Kalbimde yer yok artık sahte duygulara. / Seni kaybettim ama kendimi kazandım!”

SANAT

YAyvalık’ta Gri Bir Alan: Öykü Güneş’le Söyleşi
Ayvalık’ta Gri Bir Alan: Öykü Güneş’le Söyleşi

Karşılıklı olarak dönüştürücü, besleyici, bazen korkutucu olsa da Ayvalık’ın gri alan’ın gelişiminde çok büyük bir yeri olduğunu düşünüyorum

MEYDAN

YGülşen, Suzan ve Bazı Masalar Üzerine: Müzik Son Ses, Bangır Bangır!
Gülşen, Suzan ve Bazı Masalar Üzerine: Müzik Son Ses, Bangır Bangır!

“Yanım çok kalabalık, sesin gelmiyor, bağır / Müzik son ses, bangır bangır"

Bir de bunlar var

Avrupa Birliği Pasaportu Olan Bir Koca Arıyorum
“Metalin bendeki etkisi gerçekten çok farklı, ‘Aşk’ gibi”: Büşra Kölmük ile Söyleşi
Orada Bir Kasaba Var Uzakta: Mare of Easttown

Pin It on Pinterest