Sayıları tedricen artan, mezkur Rabia Mescidi’nin de olduğu gibi “şamil camiler” egemen din sınıfını korkutuyor.

KÜLTÜR

Kutsal Mekanda Kadınlar IV: Şamil Camiler

 

“Ramazan ayında yalnız hissettiysen, hassaten bu sene yalnız hissediyorsan bu mektup senin için… LGBTQ”nün neredeyse her harfiyle tanımlanmış, trans ve lezbiyen olarak, birçok Ramazan’ı açılmadan önce geçiren ve yakın zamanda açılan biri olarak, Ramazan’ın LGBTQ Müslümanları nasıl ümmetten ayrı ve reddedilmiş hissettirdiğini anlıyorum: Yüzümüze ya da arkamızdan bize inançsızlar diyen, varlığımızın bir çelişki olduğunu söyleyen, haram işlediğimizi ve eğer LGBTQ isek Müslüman olamayacağımızı savunan Müslümanlar, bunu yapmaya Ramazan’da ara vermiyor. Bu yüzden inancımıza ve topluluğumuza odaklanmak yerine uzak duruyoruz. Sevilmemiş, bunalmış ve yalnız hissediyoruz. Böyle hissediyorsan ya da daha önce hissettiysen, sana şunu söylemek için buradayım:

 

Senin varlığın en saf haliyle sevgidir. Kim olduğun, ne yaptığın Allah Subhaneu ve Teala’yı hayal kırıklığına uğratmaz ya da bir günahı doğurmaz. Diğer Müslümanlar, tersine inandırmaya çalışacak seni ama bu doğru değil. Bağlam dışı ayetler öne sürebilir, homofobi ve transfobilerini haklı çıkarmak adına Kur’an’dan pasajlar cımbızlayabilirler, söylediklerinin aksine varlığın haram değil. Kur’an böylesini ne ima ne ifade eder. Bilakis Kur’an, hoşgörü, çeşitlilik ve ezilenlerle ittifak çağrısı yapar. Cehennemde yanmayacaksın; kendini olduğun cinsiyetinle kabul ettiğin ve değişimin için değil. Ve İslam’ın seni kabul etmediğine inanıyorsan, İslam’da cis ve hetero Müslümanlar kadar sana da yer olduğunu bilmelisin – hatta daha fazla. Yanlış veya utanç verici bir şey yapmadığın takdirde Allah, seni varlığın için cezalandırmaz, seni asla geri çevirmez. Aksini söyleyen Müslümanların nefreti, O’nun sevgisine gölge düşüremez. Allah’ın sana olan sevgisi, homofob ve transfobların düşündüğü ve inandığı her şeyden ağır basar. Onlar yanlış yolda, sen değilsin.

 

Ve bilmelisin ki yalnız değilsin. Bu Ramazan, varlığımdan haberdar olmanı istiyorum. Ve ben de senin varlığından haberdar olacağım. Ki bizim mevcudiyetimiz, LGBTQ Müslümanların var olabileceğinin, var olduğunun kabiline delil. Bizim mevcudiyetimiz, Allah Subhaneu ve Teala tarafından sevildiğimizin, İslam’da aşkın ve kabulün büyük kısmını temsil ettiğimizin, kurumlara ve topluluklara ve kimliğimizi silmeye çalışanlara karşı direndiğimizin ve hiçbir yere gitmediğimizin delili.”

 

Bu pasaj, Mari’nin üç yıl önce yazdığı bir mektuptan.[1] Mahdia Lynn’in Rabia Mescidi’nde başlattığı “Longest Days, Sacred Nights” kampanyasına gönderilen mektuplardan biri. Bu yılın Ramazan ayında, Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ın hutbesi ve sonrasında yaşananlar, bana Mari’nin mektubunu hatırlattı. Yalnız bırakılmaya, dışlanmaya, Tanrı adına konuşanlara karşı trans ve lezbiyen bir kadının dile getirdikleriydi. Tanrı adına konuşma, dışlama, hedef gösterme, tam da Diyanet İşleri Başkanı’nın yaptığı gibi.

 

Erbaş’ın okuduğu hutbede ilgili kısım şöyleydi: “Ey insanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti. Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesi. Yılda yüzbinlerce insan gayri meşru ve nikâhsız hayatın İslami literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu HIV virüsüne maruz kalıyor. Geliniz, bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim.”[2] LGBTİ sivil toplum örgütleri ve barolar, bu sözlerin nefret suçu olduğunu söylerken, Erbaş’a hem Cumhurbaşkanlığından hem de sosyal medyadan destek geldi.

 

Hutbedeki bu pasajın nefret suçu olması bir yana, biraz da korkunun tezahürü olduğunu düşünüyorum ben. Sayıları tedricen artan, mezkur Rabia Mescidi’nin de olduğu gibi “şamil camiler”den duyulan korkunun bir ifadesi. Bu yazı üç bölümden oluşuyor. İlkin “şamil cami”yi tanımlamaya çalışıyorum, ardından şamil camilerden örnekler veriyorum ve son olarak Diyanet ve benzeri kurumların bu camilere dair korkusunu açıklıyorum.

 

Yeni Bir Kategori Olarak Şamil Camiler

 

Türkiye’de camiler, “selatin camiler” yani hamisi Osmanlı hanedanına mensup olanlar, “mahalle camileri” ve son yıllarda sayıları artan “protokol camiler” şeklinde üçe ayrılıyor. Bu ayrım birçok şeyi sınıflandırıyor, mesela selatin ve protokol camilerin temizliği ve bakımı belediyeler tarafından yapılıyor. “Şamil cami” ise Türkiye’de henüz faaliyet göstermeyen (belki duymadığımız) ama Afrika, Avustralya, Avrupa ve Amerika kıtalarında bulunan bir cami kategorisi.

 

Hiyerarşik ilişkilerin kurulmadığı, kimsenin dışlanmadığı, güvenli ve çoğulcu bir yer ihtiyacından doğdu “şamil cami”. İngilizce, “inclusive mosque”. “Inclusive design” ve “inclusive space” ifadelerinin, “kapsayıcı tasarım” ve “kapsayıcı mekan” olarak yerleştiği mekan çalışmaları literatürüne sadık kalmak adına, “kapsayıcı cami” yerinde ve iyi bir çeviri olurdu. Lakin Arapça, “toplayan, buluşturan” anlamına gelen “cami” sözcüğünün önüne, Arapça kökenli, “şamil” sıfatını eklemeyi tercih ediyorum. Ki bu, “kapsayıcı” sözcüğünü kullanmayacağım anlamına gelmiyor, aksine yer yer başvuruyorum bu sözcüğe.

 

Şamil camiler, cinsiyetinden veya cinsel yöneliminden dolayı dışlanan kişilerin bir araya gelip herkesin Allah önünde eşitler olarak ibadet ettiği; kişilerin tek tek sesini duyurabildiği ve çeşitli sosyal etkinlikler düzenlediği güvenli mekanlar. Benimsedikleri ilke ve yöntemleri, cami imamlarından ve cemaat mensuplarından aktarmak daha iyi.

 

Tevhid Cami (Masjid el-Tawhid/ Unity Mosque)

 

Toronto’da 2009 yılında, El-Farouk Khaki, Laury Silvers ve Troy Jackson önderliğinde açıldı. Caminin adı, İslam’ın tevhid inancından geliyor; Allah’ın zatında ve sıfatlarında “bir” oluşu demek tevhid. Cami, 2015’te “Tevhid Cuma Çemberi” (El-Tawhid Juma Circle) adıyla şamil camiler ağı kurdu. Bu organizasyonun mottosu: “Şamil ve Merhametli İslam’ı Kucaklama”. Çemberdeki camilerin her biri, Müslüman olsun ya da olmasın herkes için dinsel ve tinsel arınma yeri.

 

Cami, cinsiyeti, cinsel yönelimi, cinsel kimliği, geçmiş inancı ne olursa olsun herkese açık: “Niyetimiz, çeşitlilik ve kapsayıcılık ilkeleriyle şamil bir cami kurmak. Çünkü Allah, ayrım yapmadan her birimize şah damarlarımızdan daha yakındır.” [3]

 

Mahalle camilerinde bir imam olur, selatin ve protokol camilerinde bu sayı dörde kadar çıkabilir, imamlar dönüşümlü olarak görev yaparlar. Tevhid Cuma Çemberi’ndeyse “eşitlik ilkesi” gereği, isteyen herkes imamlık yapabiliyor. Her Cuma başka biri hutbe okuyabiliyor. Otoritenin tek elde toplanmasını engelleyen bu dönüşüm, “paylaşılan otorite uygulamasının”  bir örneği.

 

Geleneksel camilerde kadınlar ya bodrum katında ya caminin başka bir odasında ya da paravan arkasında cuma hutbesi dinliyor. Cinsiyet ayrımı gözetmeyen Tevhid Cuma Çemberi camilerindeyse bütün katılımcılar halka oluşturuyor. Yetişemeyen ya da uzak mesafede olanlar skype aracılığıyla katılıyorlar cuma hutbesine. Bu ibadet, cuma hutbesinin minberden okunup cemaatin sessiz sedasız dinlediği malum şekilde değil, herkesin katılabileceği tartışmalı bir seminer halinde yapılıyor.

 

Cemaatten birçok kişi hayatlarını, “hem Müslüman hem de queer olabilir miyim” çatışması içinde geçirmiş, dışlanmış, damgalanmış ve hiçbir zaman güvende olmamış. Bu noktada Tevhid Cami, queer müminler için alternatif bir mekan. Cami müdavimlerinden Samra Habib için bir sığınma mekanı, inancını koruyabilmenin yolu: “İlk ziyaretimde caminin cinsiyet ayrımına göre bölünmemiş olmasına çok şaşırdım. Çünkü ben çocukken camide erkekler tarafından görülmemem gerektiği söylenirdi. Erkekler bütün camiyi kullanırken biz bodrum katında ibadet ediyorduk. Herhangi bir etkileşimden kaçınmak için ayrı bir kapımız vardı. Daha sonra, ezanı ki benim İslam ilişkimin bağıdır, trans birinin okuduğuna şahit olduğumda göz yaşlarımı tutmaya çalışıyordum; nihayet dostlarımı bulduğumu hissettim. Sonraki ziyaretlerim, bilindik dini ritüellerle harmanlanmış grup terapileri gibiydi ama bu sefer yeni tıraşlanmış kafamı başörtümün altında saklamaya, cami teyzeleri tarafından yargılanmamak için dövmelerimi kapatmaya çalışmıyordum. Camiye her ziyaretimle birlikte İslam’la olan bağım iyileşti.”[4]

 

Paris Cami (Paris Mosque)

 

Paris’te 2012 yılında Avrupa’nın ilk şamil camisi açıldı. Fransa Eşcinsel Müslümanlar Derneği’nin (Homosexuels Musulmans de France) de kurucusu olan Cezayirli imam Ludovic-Mohamed Zahed’e göre cami, bu grubun, maneviyat hakkında konuşma ve birlikte ibadet etme ihtiyacından doğdu. Şimdilik Paris’teki Budist tapınağının bir bölümünde cami hizmeti sunan bu güvenli mekanın kapsayıcı olduğunu vurguluyor Zahed. “Çünkü mesele sadece gey ve heteroseksüellerin değil, kadın ve erkeklerin de birlikte ibadet edebilmesi.”

 

Caminin açılma nedenlerinden diğeri, Hristiyan LGBT Derneği’nin bir gün kendisine imamlık görevi için başvurması, arkadaşları olan trans Müslüman bir kadının cenaze namazını başka hiçbir imam kılmak istememiş çünkü. “İşte o an karar verdim; bu konuda bir şeyler yapmalı. Ben cisgenderım bu yüzden camiye gittiğimde kimse beni rahatsız etmiyor ama trans kişiler aynı ayrıcalığa sahip değil. Cami onlar için ne kapsayıcı ne de güvenli. Binaenaleyh bu şamil camiyi kurduk.”

 

Zahed, Marsilya’da, LGBTQ müminlere hem barınma hem akademik çalışmalar yürütme hem de ibadet etme imkanı sunan Kalem Enstitüsü’nün (CALEM Institute) rektörlüğünün yapıyor şimdi: “Fakat insanlar bize yer kiraya vermek istemezken devam etmek ve genişlemek zor. Ya fazla Müslümanız ya da fazla gey. İmkansız gibi geliyor bazen ama hep bir umudumuz var.” [5]

 

Islahat Nuru Cami (Masjid Nur Al-Isslaah/ Light of Reform Mosque)

 

Washington DC’de imam Daayiee Abdullah önderliğinde 2011 yılında açıldı cami. Otuz üç yaşında Müslüman olan Abdullah’ın da imam olarak ilk icrası, “AIDS yüzünden hayatını kaybeden bir Müslümanın cenaze işlemlerini gerçekleştirmek, başka kimse üstlenmek istemezken.” Abdullah, 2015’ten beri, Müslim-gayrimüslim herkese açık, kadın, LGBTQ ve gençlik çalışmaları odaklı, kapsayıcı bir eğitim ve araştırma kuruluşu olan Mekke Enstitüsü’nün (Mecca Institute) direktörü. 2030’a kadar elli şamil cami daha açabilmeyi umuyor enstitü bünyesinde.[6]

 

Rabia Mescidi (Masjid Al-Rabia)

 

2016 yılında Chicago’da* kadın merkezli ve LGBTQ olumlayıcı** mekan olarak açılan cami, eğitim, savunuculuk ve sosyal yardımlaşma yollarıyla “kimseyi arkada bırakmayan” bir İslam anlayışını teşvik ediyor. Kurucularından biseksüel trans Müslüman aktivist olan Mahdia Lynn, caminin hikayesini şöyle anlatıyor: “Menkıbeye göre Rabia’yı bir elinde su dolu kova diğer elinde tutuşmuş meşaleyle gören Basralılar ona, bu halin nedir, diye sorduklarında, cenneti yakmak cehennemi de söndürmek istediğini söyler. Böylece, ceza korkusu ve ödül arzusuyla ibadet etmeyecek kimse, sadece Tanrı’ya olan sevgi kalacaktır geriye. Menkıbe, bu mekanı tarif ediyor. Cami, ismini Rabia el-Adevviye’den alıyor ve daha da önemlisi, bu sorumluluk, onunla beraber geliyor.”[7]

 

Cami ekibi, tek bir kimliğe yönelmekten kaçınıyor: “Kimliğe dayalı bir örgütlenmeye gidersek birçok insanı dışarıda bırakmış olurduk. Bu yüzden “kadın camisi” (women’s mosque) yerine, kadın merkezli (women-centered) ve LGBTQ mekanı yerine, LGBTQ olumlayıcı (LGBTQ affirming) cami olmayı tercih ediyoruz.”

 

“Caminin daimi bir imamı yok; gönüllü olan herkes namaz kıldırabilir. Geleneksel camilerde olduğu gibi hutbe okumuyor kimse. Bunun yerine cemaat, halka oluşturuyor ve herkesin konuşmasını destekliyoruz. Bazen Kur’an’ın bir bölümünü okuyor, bazen Peygamberimizin hayatından bahsediyoruz. Amacımız herkes için şamil İslam’ı teşvik etmek.”[8]

 

Caminin benimsediği kapsayıcılık ilkesini ayakta tutan beş temel sütun var. Birincisi, “kadın merkezli” olmak: Eşitler olarak ibadet edilen karma cinsiyetli bir mekan cami ve eşitliğin ilk adımı da kadın düşmanlığı ve ataerkiyle mücadele etmek. İkincisi, ırkçılık karşıtlığı: Beyaz üstünlük karşısında adalet için mücadele etmek. Üçüncüsü, LGBTQIA+ olumlayıcı: Queer ve transların maneviyatlarını yaşaması nefyedilirken herkesin şiddet ve toplum dışına itilme korkusu hissetmeden inanç özgürlüğünü savunmak. Dördüncüsü, çoğulculuk: İnançlar, farklı geleneklerden öğrenerek güçlenir. Mezhep farklılıklarını yok saymak yerine inançların çoğulluğunu kucaklamak; kendine Müslüman diyen herkesle birlikte ibadet etmeye ve öğrenmeye hazır olmak. Beşincisi, erişilebilirlik: Rampalardan ve tırabzanlardan daha fazlasına odaklanıp herkesin katılabileceği bir topluluk oluşturmaya çalışmak. Fiziksel, ekonomik, coğrafi, akademik erişilebilirlik, caminin temelini oluşturuyor.[9]

 

Ümmetler Cami (Masjid Ul-Umam/ People’s Mosque)

 

Güney Afrika’da Capetown’ın ilk şamil camisi, 2011 yılında gey imam Muhsin Hendricks’in önderliğinde açıldı. Hendricks, 1998’de cinsel yönelimi sebebiyle dışlanan Müslümanlar için Fıtrat Vakfı’nı (Al-Fitrah Foundation) kurdu, vakıf daha sonra “Dar Daire” (The Inner Circle) adını aldı ki bu organisazyon, beş yıl sonra açılacak olan caminin alt yapısını oluşturdu aynı zamanda.[10] Dar Daire’nin program direktörü Abdul Karriem’e göre, “Müslüman toplumun queer meseleler hakkında ruhban sınıfından duyduğu yorumların tekmili homofobik.”

 

Caminin yaklaşık yirmi beş müdavimi var. Gey çiftlerin evlilik akdi yapması için gerekli olanaklar da sunuluyor camide. Güney Afrika, eşcinsel evliliğin yasal olduğu tek Afrika ülkesi ama Müslüman camia tarafından bu evlilikler iyi karşılanmıyor. Caminin kurul üyelerinden Riedwan, bunun bedelinin her zaman çok ağır olduğunu söylüyor: “2011 yılında cami müdavimlerinden iki kadının düğünü, üç arabayla gelen erkek akrabaları tarafından basılıp bütün davetliler saatlerce rehin alındı.”[11] Saldırılar hiç bitmese ve hep bir risk olsa dahi cami, katılımcıların bütün taleplerini karşılamaya çalışıyor buna evlilik akdi ve merasimi de dahil.

 

Açık Cami (The Open Mosque)

 

2014 yılında yerel Müslüman çevreden gelen birçok ölüm tehdidi ve kötü eleştirilere rağmen kapılarını queer müminlere açarak Müslüman bir akademisyen olan Taj Hargey tarafından Cape Town’da kuruldu. Cami bütün cinsiyetlerden ve dinlerden, cinsel yönelimi ne olursa olsun, herkese açık, ismi de bunu vurguluyor. Semtin arka sokaklarında saklı bu caminin duvarında beş temel prensibi yazılı: Kuran merkezli, cinsiyet eşitliği, bimezhep, kültürlerarası ve bağımsız.[12]

 

Açık Cami’de kadınlar, imamlık yapmaları için teşvik ediliyor ki bu durum, kadınları her daim mabedin arka kısmında tutan mevcut İslami uygulamalarla çelişiyor. Cape Town’daki  Müslüman camianın büyük bir kısmı, camiyi sapkın ve inançsız olarak etiketleyip eleştiriyor sosyal medyada. Caminin açılmasını engellemeye çalışan bir grup bile oldu. Ama Hargey’e göre Hz. Peygamber’in camisinde engeller yoktu. “Bu mekan, Peygamber’in camisini örnek alıyor. Kadınların görünmezliği fikri, evde ibadet etmeleri gerektiğini savunan zihniyet, Peygamber’in ölümünden sonra ortaya çıktı ve yerleşti ne yazık ki.”[13]

 

Açıldıktan sonraki bir yıl içinde cami, üç kez ateşli saldırıya uğradı. Bir gün dört çekerle kapısını kırmaya kalktılar. Hargey, anonim mektuplarla hadım edilmek ve asılmakla tehdit ediliyor. Bunca baskının nedeni, caminin bir yılı aşkındır faaliyet sürdürebilmesi.

 

Kapsayıcı Cami İnisiyatifi (Inclusive Mosque Initiative)

 

Kapsayıcı Cami İnsiyatifi, konargöçer bir cami. 2012 yılında Londra’da dernek olarak kurulan girişimin amacı, ötekileştirilmiş gruplar için ibadet yerleri oluşturmak ve şamil İslam’ı teşvik etmek. Ötekileştirilenlerin seslerini yükseltmeye ve deneyimlerini merkeze almaya; daha kapsayıcı ve daha güvenli mekanlar oluşturmaya odaklı cami ekibi. Bu, iktidar ve ayrıcalık dinamikleri hakkında eleştirel bir farkındalığa sahip olmak ve ırkçılığa, homofobiye, cinsiyete dayalı ayrımcılığa, yoksulluğa, engelli ayrımcılığına ve çevre kirliliğine karşı mücadele etmek anlamına geliyor.[14]

 

Geleneksel camilerden birçok farkı var bu konargöçer caminin. Birincisi, inisiyatifte gönüllü çalışan Müslümanlar, İngiltere’deki camilerde ibadetlerin yanı sıra atölye, seminer, sosyal etkinlik gibi etkinlikler de düzenliyorlar. İkincisi, kapsayıcılık ilkesi, caminin temel şiarı: İmamlar, Sünni, Şii, sufi, Kuraniye, Selefi, Berelvi, İslami Feminizm, geleneksel, seküler, muhafazakar olmak üzere farklı İslami geleneklerden, ırklardan ve cinsiyetlerden geliyorlar. Üçüncüsü, geleneksel camilerin aksine engellilerin, kadınların ve ikili cinsiyet sistemi dışındakilerin camiye dahil olmasına öncelik veriliyor; eşitler olarak birlikte, ortak mekanda ibadet etme fırsatı sunuluyor.

 

İnisiyatif, sadece bir LGBT+ cami değil, queer müminler dahil, ailelerini de davet ediyor camiye. Kapsayıcılık ilkesi herkes için koşulsuz uygulanıyor. Polis şiddeti, devlet gözetimi, endüstriyel hapishane, ulusal sınırlar, yoksulluk gibi topluluklar üzerindeki devlet şiddetine karşı eleştirel bir yaklaşıma sahip olan inisiyatif, hükümet fonlarını kabul etmiyor.

 

Merhaba (Marhaba/ Hello)

 

Melbourne eyaletinde imam Nur Warsame önderliğinde 2013 yılında kuruldu Merhaba. Güvenli bir yerde yapılan düzenli toplantılar, sosyal etkinliklerle queer Müslümanların bir araya gelmeleri, maneviyat hakkında konuşmaları ve ibadet edebilmeleri için. LGBTIQA+ gençlere verilen zarar, genellikle küçük çevrede başlıyor, bu yüzden Merhaba, İslam’ın kapsayıcılığı mesajını, daha çok aileye ulaştırmaya çalışıyor.

 

Warsame, 2010 yılında açıldığında ana akıma bağlı imamlar ve Müslüman camia tarafından dışlandı. Tehditler aldı, evine kadar izlendiği oldu. İslami kültürde eşcinsellik, Batı dünyasıyla özdeşleştiriliyor. Wassame’ın değiştirmek istediği bu düşünce biçimi. Aynı zamanda hafız da olan imam, Kur’an’da geçen Sodom ve Gomore kıssası üzerine bir tefsir yazıyor.[15]

 

İbn Rüşd-Goethe Cami (Ibn Rushd-Goethe Mosque)

 

2017’de Berlin’de açılan cami, adını bir İslam alimi ve bir Alman şairinden alıyor. Türkiye doğumlu, kadın hakları aktivisti ve avukat olan Seyran Ateş caminin kurulmasına öncülük eden imamlardan biri. Cami ekibi, ilerlemeci ve kapsayıcı bir İslam anlayışını benimsiyor; kadın ve erkeklerin eşit olduğu, imamlık yapabildiği ve hutbe okuyabildiği bir İslam. LGBTQI+ müminlere, Sunni, Şii, Alevi, sufi… hangi mezhepten olursa olsun, cami herkese, evinde hissedebileceği şekilde açık.[16]

 

Bu camiyle tanışmak, Tugay Sarac’ı cihatçılara katılmaktan kurtarmış ve sonunda hem kendisi hem de ailesiyle barışmasının yolunu açmış: “Kadın bir imamı vardı caminin, bütün cinsiyetlerden Müslümanlar, birlikte ibadet edebiliyordu burada, gey, lezbiyen, trans Müslümanlar. Bu durum, Müslüman camiada anlaşmazlığa sebep  oldu; Türk kurumlarından eleştiri ve Mısır’dan kınayıcı fetva aldı fakat benim için karanlıkta yanan bir ışıktı.”

 

“Camide ibadet etmeye başladım ve peyderpey kim olduğumla ilgili iyi hissetmeye başladım. Dinimle cinselliğimi birleştirmenin bir yolunu gördüm ilk defa. Çevremdeki muhafazakar insanlar için bu cami radikaldi. Eski arkadaşlarım buraya geldiğimi öğrendiklerinde benden vazgeçtiler ama ben daha önce hiç olmadığı kadar özgür hissediyordum kendimi. Ruh sağlığım iyileşti ve nihayet aileme açılma gücü buldum. Annem, caminin gerçekten ihtiyacım olduğunda beni desteklediğine memnun ve şimdi hep beraber gidip camide ibadet ediyoruz. Mümkün olduğunu daha evvel hiç bilmediğim bir iç huzuru buldum. Liberal camideki topluluk bana, gey olduğum için dinime sırtımı dönmem ve Müslüman olmak için gey olmayı bırakmam gerekmediğini anlamamda yardım etti.” [17]

 

Sarac, caminin LGBTQI+ koordinatörü şimdi.

 

Şamil Camiler ve Egemen Din Sınıfı

 

90’lardan beri görünür olmaya başlayan ve 2000’lerden itibaren sayıları artan şamil camilerde savunulan fikirler, uygulanan dinsel pratikler, klasik İslami söyleme ve Diyanet gibi kurumsallaşan egemen din sınıfı ayrıcalığına taban tabana zıt. Diyanet ve dünyanın çeşitli yerlerindeki muadilleri, fetvalar, hutbeler ve çeşitli retorik araçlarla bir egemen sınıf oluşturuyor. Kimin nerede ne konuşacağından tutun da kimin nerede nasıl ibadet edebileceğine kadar her şeye bu egemen sınıfın erkekleri karar veriyor.

 

Erbaş’ın salgın günlerinde yani Türkiye’nin bilim teknolojisi alanındaki nakıs yatırımlarına karşılık Diyanet’in bütçesinin sorgulandığı; camilerin geçici süreyle kapanıp iktidarının (minberin iktidarı için bu serinin üçüncü yazısına yönlendiriyorum) sekteye uğradığı – ki bu yalnızca bir hafta sürdü – sonrasında hem “temsilen cuma namazlarında” hutbe okumaya devam etti hem de camilerden tekbir ve selalarla kendini hatırlatmaya başladığı bir dönemde LGBTİ+’ları hedef göstermesi tesadüf değil.

 

Umut ilkesi, eşitlik, paylaşılan otorite, çoğulculuk, erişilebilirlik, kadın merkezlilik, ırkçılık karşıtlığı, LGBTQ+ olumlama, mezheplerarasılık, kültürlerarasılık, Kur’an merkezlilik ve bağımsızlık şamil camilerin benimsediği ilkeler. Ve bu ilkeler, erkekliğin üretim mekanı olan geleneksel camilerdeki imamın otoritesine ve erkek cemaatin iktidarına tehdit oluşturuyor.

 

Hem camilerdeki hem Diyanet’teki bir tedirginlikten söz ediyorum. Bir diyanet var Ankara’da, bir de camiler, Türkiye’nin dört bir yanında. En yüksek bütçeli devlet kurumu olan Diyanet, şehirlerin hem üzerinde hem içinde bulunur. Ayrımcılık çok yönlü işler. Dinsel ideoloji kendini en üst düzeyde Diyanet’le merkezden, fakat aynı zamanda camilerle yerelde kendini gösterir ve üretir. Küçük bir camideki olası küçücük bir “sapma”, “geçiş” ya da “direniş” Ankara’da yankılanır.

 

Türkiye’de henüz bir şamil cami olup olmaması önemli değil bu noktada, yayılıp duyulan ilkeler, dalga dalga büyüyen bir hareket var dünyada. Adına, “şamil camiler” diyorum.

 

 

 

[1] Mari’nin, “Longest Days, Sacred Nights” kampanyasına gönderdiği mektubundan bir pasaj.  “Love in its Purest Form: Mari’s Letter”, 7 Haziran 2017, Tamamı için buraya.

[2]https://dinhizmetleri.diyanet.gov.tr/Documents/Ramazan%20Sab%C4%B1r%20ve%20%C4%B0rade%20E%C4%9Fitimi.pdf

[3] http://www.jumacircle.com/

[4] Samra Habib, “Queer and going to the mosque: ‘I’ve never felt more Muslim than I do now’”, The Guardian, 3 Haziran 2016.

[5] Beatrice Di Caro, “A gay imam’s story: ‘The dialogue is open in Islam – 10 years ago it wasn’t’”, World Economic Forum, 28 Haziran 2019.

[6] Finbar Toesland, “Affirming mosques help gay Muslims reconcile faith, sexualityNBC NEWS, 1 Nisan 2019.

* Rabia Mescidi ekibi, Chicago’da olduğunu belirtiyor ama diğer birçok şamil cami gibi fiziksel saldırı ihtimaline karşılık cami müdavimlerinin güvenliğinden emin olmak için açık adresini duyuramıyor. Camiye katılabilmek için cami ekibinden biriyle şahsen ya da web sitesi üzerinden iletişime geçmeniz gerekiyor.

** “LGBTQ affirming”, “LGBTQ affirming mosque/church” ifadeleri ve güncel dilde kullanılan “affirming” dinsel bir mana barındırıyor. “Olumlayıcı” ise mot à mot bir çeviri ve biraz da “body positive movement” ifadesindeki gibi “positive” sözcüğünü çağrıştırıyor. Bu anlamı faydalı bulduğum ve şimdilik dinsel rezonansı sağlayan bir başka çeviri sunamadığım için bu sözcüğü tercih ediyorum. Çeviri önerilerinizi paylaşırsanız sevinirim.

[7] Nausheen Husaim, “With female and LGBT prayer leaders, Chicago mosque works to boraden norms in Muslim spaces”, Chicago Tribune, 3 Ağustos 2019,

[8]Aviva Stahl, “Masjid al-Rabia Is a Mosque for All Muslims” 27 Mart 2017; Aqilah Allaudeen, “A New Wave of Islam: Masjid Al-Rabia Welcomes Women Leadership and LGBTQ Acceptance in Islam”, 4 Aralık 2018, Medill Reports,

[9] https://masjidalrabia.org/pillars-of-inclusivity

[10] Imam Muhsin Hendricks, Meet the gay imam who started South Africa’s first LGBTIQ friendly mosque, SBS, ed. Sarah Malik, 25 Ocak 2019.

[11] Inna Lazareva, ‘Space to coexist’: Inside South Africa’s LGBT-friendly mosque, Thomson Reuters Foundation, 5 Şubat 2019, https://news.trust.org/item/20190205065128-6frok/

[12] Gavin Haynes, “Meet the British Muslim Who’s Founded a Controversial Gay-Friendly Mosque”, Vice, 15 Ocak 2015.

[13]Cape Town pro-gay mosque opens in South Africa”, BBC, 19 Eylül 2014.

[14] http://inclusivemosque.org/statement-of-intent/

[15] Antoinette Lattouf, “The Secret Mosque Opening Their Doors to Gay Muslims” 3 Ekim 2016, Rachel Rasker, “‘It’s not easy to believe in a god when people tell you God doesn’t like us”, 29 Ocak 2020.

[16] https://www.ibn-rushd-goethe-moschee.de/en/the-mosque/. Fakat Ateş’in beyanına göre camiye burka giyen veya peçe takan kadınlar giremez. Bu yasağın kapsayıcılık ilkesine halel getirdiğini düşünüyorum. İlgili açıklama: Stefan Dege, “Germany’s first liberal mosque opens in Berlin”, 16 haziran 2017; “Where burqas are banned: Germany’s first ‘liberal mosque’ to open in Berlin”, The Local, 16 Haziran 2017.

[17] Tugay Sarac, “My LGBT-friendly mosque saved me from being radicalised,” BBC, 1 Mayıs 2019.

 

 

Ana görsel: Mark Rothko, ‘Leylak Kesişimi’ 1949.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YKutsal Mekanda Kadınlar V: O Eski Saflardan Eser Yok Şimdi
Kutsal Mekanda Kadınlar V: O Eski Saflardan Eser Yok Şimdi

Çin’de kadın camilerini kuran kadınlar, saflarını kendileri inşa ettiler, önü arkası yok. O eski saflardan iki yüz yıldır eser yok, her iki anlamda.

MEYDAN

YAyasofya Hiçbir Şey, Her Şey Ayasofya
Ayasofya Hiçbir Şey, Her Şey Ayasofya

Söz konusu olan, geçmişi methetmek değil, şimdiki zamanda bir iktidar aracı olarak camide ulusu, millet biçiminde yeniden inşa etmek.

MEYDAN

YKutsal Mekanda Kadınlar III: Cuma ya da Çok Önemli Adamların Namazı
Kutsal Mekanda Kadınlar III: Cuma ya da Çok Önemli Adamların Namazı

“Cuma namazı kadınlara farz değil, öncelik erkeklerindir” kanaati nereden geliyor, nasıl işliyor?

MEYDAN

YKutsal Mekanda Kadınlar 2: Kuzguncuk Cami’nde “Fitne” Üzerine
Kutsal Mekanda Kadınlar 2: Kuzguncuk Cami’nde “Fitne” Üzerine

Kadını fitneyle özdeşleştiren İslam literatürüne ve toplumsal hafızaya bir bakış.

Bir de bunlar var

LGBTİ+ Bireylerin Üreme Hakları ve Yeni Üreme Teknolojileri
Feynman’ı Nasıl Bilirdiniz?
Vinç bu, devrilir

Pin It on Pinterest