Şeytanın aşikarlığın düzleminden çıkıp daha sinsi, daha katmanlar arası, daha Facebook'çu olmasından önce tüm bunların daha dürüst yaşandığı bir dönem yok muydu gerçekten de?

KÜLTÜR

The VVitch: Toplum Sözleşmesinde Şeytanın Toynak İzi

The VVitch filmini izlediniz mi? 2015 yapımı bu film, New England’da yerleştikleri köyden dini fikir ayrılıkları sebebiyle ayrılarak ormana taşınan Püriten bir ailenin yeni çetin hayatlarında çeşitli katmanlarda sınanmasını konu alıyor. Aşağıdaki küçük ve pozitivist anlamda deli saçması olarak niteleyebileceğimiz değerlendirme yazısında izleme keyfini mahvedebilecek bir sürü ayrıntı var.

 

Cadı’nın üzerimdeki beklenmedik etkisinde filmin tanıtımlarında doğaüstüne dair herhangi bir kesin imanın olmayışının etkisi büyüktü. Çünkü bilirsiniz, bu filmlerin gücü genelde “doğaüstü mü/yoksa insan histerisi mi” ikiliğinden gelir… Ben sanırım biraz daha psikolojist ve durağan bir film bekliyordum, filmin iki ihtimali birden ustaca çalıştırması çok hoşuma gitti. Yani film, hem tüm çekirdek aile dinamiklerinin toplumun dışına çıktığı an cinsel ve ahlaki olarak çözünmesinin hikayesiydi, hem de gecenin soğuğunda kadın memesi didikleyen büyülü bir karganın… ki elbette aslında bunların ikisi de oldukça geçerli tehlikelerdir! Dahası genelde cadılı kurgular, bu iki tehlike ihtimalinden birini seçer. Arthur Miller’ın Cadı Kazanı‘nın kaynattığı bütün diğer referanslardan azade olarak oyunda insan hainliği, John Proctor için Tituba ve Abigail’in orman danslarından daha acil ve maddi bir tehlikeydi. Neden?

 

Oysa insanın dikkatinin daha az dağınık olduğu, algısıyla bağının daha güçlü, bedenen daha yorgun olduğu tarih dönemlerinde böyle karanlığa açılan kapıların biraz daha aralık olması bana çok mantıklı gelen bir şey. Yani hem beşeri anlamda toplum sözleşmesinin biraz daha patlamaya müsait ve histeriye yatkın olması, hem şeytanın bayağı bayağı ağaçlıklarda muhtarlık yapıyor olması inandırıcı ve lezzetli geliyor bana. Şeytanın aşikarlığın düzleminden çıkıp daha sinsi, daha katmanlar arası, daha Facebook’çu olmasından önce tüm bunların daha dürüst yaşandığı bir dönem yok muydu gerçekten de? Tarihte bir dönem internete girip birine şantaj yapmak yerine bir tahakküm aracı olarak gerçekten de büyü yapılıyordu, ebadı bilinmeyen bir boşlukta uçmak bebek kanıyla yıkanma yoluyla gerçekleşiyordu. İnsanın suratına dik dik bakarak üzerine melanet getiren bir tavşanı, ensest ilişkiden daha az inanılır kılan ne? İkisi de türler arasında çoğunlukla kültürle düzenlenmiş ve kontrol edilmiş birer ilişki değil mi?

 

Tarihin bize gösterdiği ölümcül insan yanılgılarının içinde, belki bir ölümlünün tam anlamadığı karanlık güçlere hevesle karışması ve diğer türler üzerindeki hükümranlığına dair fantezileri aynı seviyede duruyor, aynı acziyeti taşıyordur. Belki ikisi de aynı çaresiz kontrol duygusundan geliyordur. Eğer kötülük ve çaresizlikle olan temasımız belki zaman içinde daha parçalı, daha dolaylı bir hale geldiyse ABD Başkanı Trump’ın dünkü 71 dakikalık efsanevi basın toplantısında tek bir usta retorik oyuna ya da laf dolandırmaya uğramadan acziyet ve nefret saçması, belki dünyaca bu dolaysızlığa geri dönüşümüzü de temsil ediyor.

 

İşte benim de filmin en çok sevdiğim kısmı, banal ve klişe olarak yorumlanabileceği halde cadıları gene de ateşin etrafında uçurması, buna Tanrı’nın dediğini en iyi kendisinin anladığında inat edip ailesini köyden kovduran bir erkeğin kibriyle aynı tehlikeyi atfetmesiydi. Gerçek olanla doğaüstü olanı, böyle çat diye demokratize etmesiydi.

 

Filmi izlemiş olanları yorumlarda düşüncelerini paylaşmaya dair davetiyem, filmin geçtiği 17. yüzyıldan, 1646 tarihli bir Salvator Rosa resmi: ‘The Witches at Their Incantations / Cadılar Efsun Peşinde’

about 1646

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

YBu Resim Gitmeli Mi?
Bu Resim Gitmeli Mi?

Sanatçı Hannah Black'in siyah bir çocuk cesedini tasvir eden sanat eserinin var oluşunu ve sergilenmesini eleştirdiği açık mektubundan hareketle: "onurlandırmak" ve "lafı ağzına tıkmak" arasındaki ince çizgi nerede durur?

KÜLTÜR

YMary Beard: Gücün İçinde, Üzerinde, Peşinde Kadınlar
Mary Beard: Gücün İçinde, Üzerinde, Peşinde Kadınlar

Cambridge Üniversitesi Klasikler Profesörü Mary Beard'ın konuşması: Kadınlar Antik Yunan'dan bugüne güçle nasıl ilişkilendi?

SANAT

YÖlüm Kadar Ciddi, Küfürlü bir Şaka: Renate Bertlmann
Ölüm Kadar Ciddi, Küfürlü bir Şaka: Renate Bertlmann

Renate Bertlmann, 1970’lerde bir çok çağdaşı gibi 1968’in devrimci atmosferi ve ikinci dalga feminizmin gücüyle kadın bedenini bir kutlama ve devrim aracı olarak yeniden kurgulayan eserler üretmiş.

SANAT

YGüncel Kızlar (1977)
Güncel Kızlar (1977)

Vintage sarısı, yalnızca çözülmüş meselelere, başarıyla alınmış haklara mı değer?

Bir de bunlar var

Şehir Rehberleri: Lamia’nın Beyrut’u
Turneye Çıkmak
Kadın Mimarlar II: Charlotte Perriand ve Yastığın Kenarları

Send this to friend