Larisa Shepitko, Hakikat Arayışı ve Mirası Savaş-Karşıtı Filmler

Sinemacının gerçek etkisi kelimelerle değil, görüntülerle ölçülür.

Temassız Hayat Noktası

Rutini sarsan küçücük bir ayrıntı, bir dokunuş, karanlığı deliyor bazen, sahnenin içine çekiyor, hayata döndürüyor.

Komşum Agnès, Daguerre Sokağı, Dagerotipler

Hikâyeler hem ayrı ayrı hem de üst üste kondurulmuş şekilde anlam bulabilir.

Evler, Odalar, Hışırdayan Yapraklar, Belki Şarkı Söyleyen Birisi…

Herkes değişmiştir de sen aynı kalmış sanırsan kendini, orada onları beklemiş ve kimse gelmemiş gibi bir yalnızlık ve belki ihanete uğramışsın hissi. Bu yüzden eski arkadaşlar biraz da rahatsız ederler aslında…

Kalıplar, Marazlar, Çizgiler, Belki Aşktan Silgiler…

Oğlum öğretti bana, insan kendinden taşar, olmakta olduğu şeyden akar.

Kırıklar, Boşluklar, Rüzgar Belki Güneş…

Filmden kareler değil, cümleler yazmak istiyorum: “annem hep bunu yapar…”, “benden utanıyorsun biliyorum”, “çok şanslısın benimki gibi kulakların yok” , “nasıl bir kız annesini tanımaz.“

Anakronik Zaman, Anakronik Mimaroğlu

Görüntülerin eskiliği, bazı yerlerde gözü rahatsız eden “eski püskülüğü” beni rahatsız etmiyordu. Görüntü ve sesin birbirinin önünü kesmediği bir film yapmak istedik; birbirlerinin önüne geçmediği ama eşit derecede önemli oldukları bir film.

Kahkahaların Gücü II

Arendt’in “korkunç olanın sadece saçma değil, düpedüz komik de olabileceğini anlayacak kadar aklı başında” olmak gerektiğini yazdığı zamandan yarım yüzyıl sonra…

Kahkahaların Gücü I

“Ama gerçekten çok komik Hâkim Bey!”

Wanda, çuvallama sanatı ve bazı karanlık hisler    

Sinema dokunur ve bu dokunuş her zaman şefkatli, sıcak, imkân dolu olmayabilir.

Pin It on Pinterest