Roxane Gay bedeni yazıyor: Duvarları utanç, suçluluk ve ıstıraptan örülmüş bir kafes.
Benim hayalim evlenip aile kurmak değil. Ben hissetmeye başladığım o bebeği doğurmak istiyorum.
Adam kaşla göz arasında, renkli pedimi gazete kâğıtlarına sarıp bir de siyah poşete koymuş. Değneği olsa bir büyüyle de yok edecek.
“Korunma vaadinden uzakta, yalnızlığa dair sonsuz tevekkül, bu radikal karamsarlık, filmi maddi etiğin dalgaları üzerine taşır.”
Feminizm başka türlü bir kültürün hayalini kurmaktı.
Cyntoia’nın davasının tekrardan gündeme gelmesi seks ticareti ve sokak işçiliği yapan gençlerin hayatlarının iyiye gitmesini sağlayacak mı?
Mis Sokak Gezi Parkı eylemleri döneminden başlayarak alternatif, sol, liberal kesimlerin gelip geçtiği, bira içtiği, eylem yaptığı bir yer haline geldi.
Feminist hareketin sözünü, eylemini daha güçlü, kapsamlı ve güncel kılmaya ihtiyacı var.
Erkek şiddetini anlatan Te Doy Mis Ojos filminin gücü, fiziksel ve psikolojik bu şiddete, bu şiddet tehdidinin ürettiği toplumsal baskıya karşı durabilme kuvvetini seyircisine hatırlatmasından geliyor.