Mutedil Dalgalanma

Filmin hafızalara kazınan meşhur sahnesi, o ana kadar sergilenen bütün cinsiyet rollerini, erkeklikleri, kadınlıkları, cinselliği, heteroseksüelliği, homoseksüelliği yalpalatan bir heyelan yaratıyordu.

Temassız Hayat Noktası

Rutini sarsan küçücük bir ayrıntı, bir dokunuş, karanlığı deliyor bazen, sahnenin içine çekiyor, hayata döndürüyor.

“Gök gürlerken mi, şimşek çakarken mi, yağmurda mı yoksa?”

Cadıların çağırdığı karanlık, Macbethler’inkinin aksine, kozmosun biçimlerinin içinde kaynadığı kazandan, karanlık maddeden başka bir şey değil.

Kaygan, Kaypak, Kanlı: Macbethler, Cinsiyet, İktidar

Macbeth’in patriyarkal dünyasında erkeklik sadece Leydinin değil, Macbeth’in de sırtında taşımak zorunda olduğu ağır bir yük, “ödünç bir urba”dır.

Büyü olarak Sanat, Sanat olarak Büyü

Shakespeare’de cadılık olarak sanat dünyanın hiçbir yere kaybolmayan büyüsüne yeniden kıymetle açılması için duyularımıza yapılan bir yeniden diriltme büyüsüdür.

Evler, Odalar, Hışırdayan Yapraklar, Belki Şarkı Söyleyen Birisi…

Herkes değişmiştir de sen aynı kalmış sanırsan kendini, orada onları beklemiş ve kimse gelmemiş gibi bir yalnızlık ve belki ihanete uğramışsın hissi. Bu yüzden eski arkadaşlar biraz da rahatsız ederler aslında…

Kalıplar, Marazlar, Çizgiler, Belki Aşktan Silgiler…

Oğlum öğretti bana, insan kendinden taşar, olmakta olduğu şeyden akar.

Duvarlar, Köşeler, Çatlaklar, Belki Aradan Sızan Birileri…

Kocası ve oğluyla beraber bir evde yaşayan Olive’e kocası Henry, sevgililer günü hediyesi olarak bir kart verir, Olive okur ve çöpe atar.

Kırıklar, Boşluklar, Rüzgar Belki Güneş…

Filmden kareler değil, cümleler yazmak istiyorum: “annem hep bunu yapar…”, “benden utanıyorsun biliyorum”, “çok şanslısın benimki gibi kulakların yok” , “nasıl bir kız annesini tanımaz.“

Yârenliğin eşikleri: Lenù ile Lila

Kadın içine girilen, deforme edilen, döllenen ya da bakışla sömürülen, fethedilecek nesne değildir artık.

Pin It on Pinterest