Terk edildikleri için öldüren, bahane olarak kadını orospulukla, aldatmakla suçlayan erkekler ve canını kurtarmaya çalışan kadınlar arasında kaç yıllık fark olmalı?

MEYDAN

Koca Memleket, Kadınlara Telli Duvarlı Cezaevine Döndü

 

Çilem Doğan’ın on beş yıl mahkûmiyet kararı onandı. Eski kocasının kendisine şiddet uyguladığını, başka erkeklerle para karşılığında ilişkiye zorladığını, iki buçuk yıllık evliliği süresince dokuz kez koruma kararı aldırdığını, dört kere dava açıp yargılattığını ve yıllarca boşanmaya çalıştığını söyleyen, en nihayetinde evde çıkan bir tartışmada kendi canını kurtarmak isterken katil olan Çilem Doğan on beş yıl cezaevinde kalacak.

 

Belki de sormamız gereken soru şu: Çilem Doğan’ın eski kocası, hakkında on dokuz suç kaydı bulunan Hasan Karabulut, mahkemelerin koruma kararını ve hakkında açılmış bunca davayı hiçe sayan gücü nereden buldu?

 

2013 yılında eşlerini öldüren kadın ve erkeklerle röportajlar yapmak üzere cezaevine gittim. Ayrıca kurban yakınları ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu yetkilileri ile görüştüm.  Niyetim kadın cinayetleri hakkında bir belgesel çekmekti. Gazetelerde okuyup geçtiğimiz kadın cinayetlerinin neden normalleştiğini anlamaya çalışıyordum. Çekimler bittikten sonra belgeselin yayınlanmasında sorun çıktı.  (2015 yılına kadar yayınlanamayacaktı.)  Ben ise elimde, erkeklerin nasıl rahatça cinayet işleyebildikleri ve kadınların neden çaresiz hissettiklerini açıkça önüme seren röportaj kayıtlarıyla baş başa kalmıştım. Belgeselin yayınlanmasından umudu kesmiş üstelik yayınlansa bile röportaj ve kamera arkası detaylarını bir televizyon programında rahatça veremeyeceğimi anlamıştım. Bu görüşmelerin yer aldığı bir kitap yazdım. (Ölü Kadınlar Memleketi, Ayizi Yayınları 2014-2017/ Görünmez Adam Yayıncılık 2020) Görüşmeler sonunda, Hasan Karabulut ve nicesinin bu gücü nasıl bulduğunu nihayet öğrenmiştim. Şimdi, bir kez de sizlerle paylaşayım.

 

Görüştüğüm beş erkekten sadece biri pişmanlık duyuyordu. Niye mi dersiniz? Çok ceza aldığı için. Aldığı cezayı mı merak ettiniz? 11 yıl (alınan ceza 16 yıl 8 ay, yaatarı 11 yıl idi.) Onu terk etmek isteyen karısını, sokak boyunca kovalamış ve dört yerinden bıçaklayarak öldürmüştü. “Onu öldürmeseydim abimin sofrasında oturamazdım, bir karıyı besleyemedi, karı bıraktı gitti diye konuşurdu herkes arkamdan. Öldürdüm, sonra da teslim oldum” diye anlattı. Birini öldürüp hiç ceza almayacağını mı düşündün, diye sorduğumda, “Az cezayla çıkarım dedim. Kendimi haklı konuma getiririm zannettim,” diye cevapladı. Mahkemede karısının ilişkisi olduğunu söylemişti.

 

*“Bana ceza veren Hâkim bile vuraydın götüne gideydi, dedi. 20 senelik evliydik. İnsanın 20 senelik karısı nasıl der, ben senden ayrılacağım diye. Böyle bir cesaret var mı? Çocukları da örgütlemiş. Çocuklar annemiz diyor başka bir şey demiyor… Amcamın oğlu yattığın suç aslan gibi suç, namus cinayeti diyor. Ama burayı bilmiyor tabii. Ne kadar zor olduğunu bilmiyor. Özgürlüğümün bu kadar süre kısıtlanacağını bileyim, düşünürdüm o an… Bıçakladım. Polikliniğe götürmeyecektim, aklımda yoktu ama kızım durdurdu arabayı. O götürdü. Ben de bindim. Allah işimi rast getirecek ya, o da benim lehimeymiş. Cezam düştü, polikliniğe götürdüm diye. İsteyerek öldürmedim anlamına geliyormuş…  Boşanmayı hiç düşünmedim, boşansam kendime zarar olurdu.”

 

Bir diğeri karısını, baldızını, kaynanasını kurşuna dizmişti evlerinin önünde. Karısına şiddet uyguladığını, birkaç tokat atmanın önemli olmadığını, karısını aldattığını, karısının bunu bildiğini ve ses çıkarmadığını anlattı. Kadın onu terk etmiş ve annesinin evine yerleşmişti.

 

*“Karımı, kaynanamı ve baldızımı evlerine giderek kurşuna dizdim. Kaynanam felç kaldı, baldızım öldü, karımın sırtından üç mermi çıkardılar. O şekilde bir rahatsızlığı var. Polisi aradım. Ben yaptım ama beni aramayın, yarın gelip teslim olacağım dedim. O akşam komşuyu arayıp hangi hastanede yattıklarını öğrendim. Eğer mermi bulabilseydim gidip karımı öldürecektim. Ama mermi bulamadım… Ne kadar ceza alacağımı öğrenmiştim. Ben bunların üçünü öldürsem ne kadar ceza alırım diye sormuştum. En fazla 36 yıl ceza verirler dediler. Sorduğum kişiler de eskiden cezaevinde yatan, tanıdığım arkadaşlardı. Biri de gene eşini öldürmüştü. O da 10 sene yatıp çıkmıştı.”

 

Biri hariç diğer erkekler ne kadar ceza alacaklarını etraflıca soruşturmuştu. Cinayet işlemeden önce alacakları cezayı üç aşağı beş yukarı biliyorlardı. Üç kadını kurşuna dizen Hamit’e, Ne zaman korktun, diye sordum. Bir insan katil olduğunu hangi dakika anlar, merak ediyordum. İlk kurşunu sıktığında mı, kan gördüğünde mi, çığlıkları duyduğunda mı? Ne zaman korkmuş biliyor musunuz? Hâkim, 84 yıl dediğinde. Kadın cinayetlerini sona erdirmek isteyenler için ne büyük ipucu, öyle değil mi?

 

Hoş sonra inmiş cezası. 14 sene 4 ay 22 gün. Karısı ölmediği için hayal kırıklığına uğramıştı. Vurmuş ama ölmemiş, sakat kalmış kadın. “Onu da vuraydım iyiydi, böyle boşa yatmış gibi oldum” demişti.

 

Röportaj yaptığım iki kadın ise evlilikleri boyunca dövülmüş ve işkence görmüştü. Biri yıllarca kocası tarafından başka erkeklere pazarlanmıştı. Yine de mutluydu ama. Niye mi dersiniz?  “Kendimi burada özgür ve emniyette hissediyorum” demişti 24 yıl ceza alan kadın. Dövülmüyor, satılmıyor diye minnettardı cezaevine.

 

Cezaevinde “özgür ve emniyette” hisseden kadınlar var. Sevinelim mi? Koca memleket, kadınlar için telli duvarlı cezaevine döndü. Duyuyor musunuz?

 

*“Kaç kere bıçaklandım, hâlâ izleri var. Çok istedim ayrılayım, kaybolayım, gideyim. Terk edemedim. O devlet memuruydu. Ayrılsam çocuklarımı ona vereceklerdi. Nasıl emanet ederim kızlarımı ona. Ben bile kapımı kilitleyip yatıyordum… Ayrılsaydım da zaten bırakmazdı… Hayat varmış diye burada diyorum. Yaşam varmış diyorum. Hiç yaşam anlamadım.”

 

Kızı öldürülmüş bir babayla görüştüm. (2011 yılında öldürülen Gülay Yaşar’ın babası Duran Yaşar) Yıllarca savcılığa gittiklerini, çoğu zaman şikâyetlerinin bile alınmadığını söyledi. Aynı şekilde görüştüğüm diğer kurban yakını, Gönül’ün ablası da benzer bir hikâye anlattı. Defalarca gidilen savcılıklar, sonu gelmeyen şikâyetler. En nihayetinde çocuk parkında, kızının gözü önünde bıçaklanarak öldürülmüştü Gönül. Bunları uydurmuyoruz. Münferit de değil. Ne çok kadın var karakoldan, savcılıktan eli boş dönen, koruma kararı ancak öldürüldükten sonra gelen. Neden bir şey yapılmıyor, bu sorun nasıl çözülemez, neden çözülemiyor, niye yıllardır katlana katlana devam ediyor?

 

Çilem Doğan birini öldürmüş, elbette ceza alacak diye düşünebilirsiniz. O zaman şöyle soralım: Terk edildikleri için öldüren, bahane olarak kadını orospulukla, aldatmakla suçlayan erkekler ve canını kurtarmaya çalışan kadınlar arasında kaç yıllık fark olmalı?

 

Şimdi, bütün bu görüşmelerden sonra, bitmek bilmeyen diğer kadın cinayetleri davalarından sonra; Çilem Doğan için verilen karar ne demek, onu anlamaya çalışıyorum. Biz, on dokuz suç kaydı olan bu adamı, senin tarafından hababam dava açılan, sürekli boşamaya çalıştığın bu adamı senden uzak tutamayız ama sen de kendini korumayacaksın mı demek? Kocan seni satabilir mi demek? Dövmek zaten vaka-i adiye, onu saymıyoruz. Ne demek bu kararlar, bence bu ülkedeki bütün kadınlar merak ediyor. Adam canına kastederse koruma kendini mi demek? Neden sen ölmedin mi demek? Kocandır, satarsa satsın mı demek? Ne demek? Bir erkek, ölmüş bir kadın hakkında orospu diyebilir, sözüne güvenir, ciddiye alırız, icabında vatsap yazışmalarına bile bakarız ama kadın canını kurtarmaya çalıştığını söylüyorsa şüpheyle yaklaşırız mı demek? Gerçekten merak ediyorum, bilmek istiyorum, istiyoruz. Ne demek bu karar?

 

Yok mu bize açıklama yapabilecek biri?

 

 

*Cezaevinde yapılan bu röportajlara internette “Ölmekten Yorulmuşuz” belgeselini aratarak ulaşabilirsiniz.

 

Bir de bunlar var

Şarapnel Parçaları: Tecavüzün Bedeli, İfşa ve İyileşme
Et endüstrisi kadınları nasıl nesneleştiriyor?
S.T.A.R. Manifesto

Pin It on Pinterest