Bence sen de kendini çok özledin. Bir sebepten bilmiyorum ama uzun zamandır konuşmadın canın kendinle.

YAZI

Kendimi Çok Özledim

 

 

Hepimizin koşturduğu bu dünyada tek bir şey isteriz aslında. Mutlu olmayı çok isteriz. Genel bir terimdir mutluluk. Peki bizi neden hep benzer şeyler, mutlu eder hiç düşündünüz mü? Neden Sedef’in gittiği Marmaris tatiline ben de gitseydim mutlu olurdum? Tuhaf, çünkü ben sıcak havayı sevmiyorum fakat o instagram paylaşımından sonra şöyle düşündüm: “Aman tanrım. Bu tatil benim hakkımdı.” Bu düşünceler benim düşüncelerim değil. Eskiden öyleydi. Bununla başa çıkmak ve kurtulmak gerçekten çok zor oldu. Ben artık o resmi görebiliyorum. Yazıyı okuyanların da bildiğini biliyorum. Fakat çoğumuz kendimizi başkalarıyla karşılaştırmaktan ve düşlediğimiz mutluluğunun başkalarının mutluluk anlarıyla aynı olduğunu sanmaktan kurtulamıyoruz. Ben de sormaya başlıyorum.

 

Güzel bir kadın salaş bol paça bir pantolon giyiyor. Mevki sahibi ve gerçekten alımlı bir kadın. Daha sonra bir tatil kasabasında iyi bir filtre kullanarak story’sine ekliyor fotoğrafını. Kalıcı ojeleri var. Gerçekten harika ve bu aralar tüm kadınlar tırnaklarına bu ojelerden yaptırıyor. Fatoş nişan hazırlıkları yapıyormuş. Öyle güzel ki en güzel eşyaları alıp, fotoğraflarını sosyal medya hesabına yüklemiş. Her şey kusursuz görünüyor. “Biz de evde kaldık işte, yaş olmuş 30. Karşımıza şöyle düzgün adam çıktı da biz mi nişan yapmadık.”

 

Konuyu biraz kadınların üzerinden alarak beylere bırakıyorum. Onların da mutlu olmaya hakkı yok mu canım? Şevket’in metabolizması doğuştan hızlı çalışıyor. Bir de bunun üstüne spora başlamasın mı?  Bir ayda vücut yapmış. Durur mu o da? Spor salonundan çekip atıyor kaslı kollarını. Bir de kaslarını belli edecek bir filtre ekledi mi tamamdır. Karar verildi: Tüm halı saha grubu spor salonuna yazıldı. Babasının tarlaları sayesinde mülk sahibi bir delikanlı var. Bir fotoğraf paylaşıyor yine malum platformda. Denize karşı büyük boy kahve bardağı, iyi bir marka cüzdan ve araba anahtarı. İşte bizi mutlu ve mutsuz eden bazı şeyler. Tanıdık geliyor mu? Bu ünlü internet uygulamasını ben de kullanıyorum. Avantajları ve dezavantajları var. Bununla ilgili belki başka yazıda uzun uzun konuşuruz. Ama şimdi konuşmak istediğim tam olarak bu değil.

 

Sizi aslında ne mutlu ediyor? Bunu biliyor musunuz? Şu an mutlu musunuz? Tüm bu sorulara cevap verebiliyor muyuz? Gerçek cevaplardan bahsediyorum. “Nasılsın?” “İyiyim, sen?” gibi bir cevap değil istediğim. Gerçekten hangi rengi seviyorsun? Kitap okumak gerçekten hoşuna gidiyor mu? Yoksa ilkokuldaki öğretmenin sana bayağı zorluk çektirdi ve eline bir daha kitap almadın mı?

 

Hadi başlayalım. Bence sen de kendini çok özledin. Bir sebepten bilmiyorum ama uzun zamandır konuşmadın canın kendinle. Ya Netflix’i açıp koltukta pinekledin ya tablet karşısında yemek yedin. Ya da yürürken kulaklığını takıp ablalarınla konuşmayı tercih ettin. Bir sebepten hep uzaklaştın kendinden. Şimdi biraz başbaşa kalma zamanı. Eğer canın bir kafeye gitmek istemiyorsa, bir bardak çay demle kendine. Yok, ben iyi bir kahve içicisiyim diyorsan, güzelce kahveni demle, boş bir defter ve bir kalem al eline. Hepsini aldıysan geç şimdi küçük balkonuna ya da kendine ayırdığın bir köşeye. Umarım senden başka kimse yoktur. Burası önemli, çünkü kendinle baş başa kalman lazım. Hasret gidereceksiniz. İstersen içini ısıtan bir müzik bile açabilirsin. Ben Schubert severim mesela. Sen de bir müzik aç işte ama alsın seni götürsün. Ve lütfen sözsüz olsun. Çünkü sözleri sen yazacaksın. Yaz defterine şimdi. Sen kimsin? Ayşe kimdir? Seni ne mutlu eder? Hayalleri nedir? Gerçekten evlenmek ve çocuk sahibi olmak istiyor mu? Yoksa yeniden okula dönüp üniversite mi okumak istiyor mesela? Ya da küçükken her zaman bir traktör sürmek isterdi, şimdi artık bir traktör mü kullanmak istiyor? Nasıl bir insan olmak istediğini yaz. Neler seni mutsuz etti, onları yaz. Uzaktan şöyle bir bak kendine. Yaşadığın olayları üçüncü bir kişinin gözünden izle.

 

Gerçekten ne istiyorsun, onu yaz. Kaldın ya şimdi tek başına. Başta bu seni tedirgin edebilir. Eğer tedirginsen, eğer sevmemişsen kendini, bu kızı/oğlanı ne mutlu eder, bunları sor kendine. Gerçekten o eteği giymek istiyor musun? Gerçekten o dağa tırmanmak istiyor musun? Soru sormaktan kaçma kendine. O soruların cevabı sensin çünkü. Sen sormaya devam ettikçe yeni bir sen bulacaksın içinde. Toplumun, çevrenin sana dayattığı sen olmaktan çıkacaksın. Onlar spor yaptığı için değil, gerçekten istediğin için yap o sporu. O salaş pantolonu gerçekten beğendin mi? Sor yahu, kendini sevdin mi gerçekten? Bul kendini, konuş kendinle. Başkalarını dinlemekten çok uzaklaştın sen’den. Sarıl kendine…

 

 

Ana görsel, fotoğraf: Sanem Sandıkçı, sanatçının izniyle

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Serena ve Venus Küçükken
Michael Cunningham’den Saatler: Virginia Woolf, Bayan Dalloway ve Annem
Ölürüm Gene Yemem

Pin It on Pinterest