Sel Bastı sergisi* oluşum sürecinin parçası olan bazı düşünceler üzerine bir deneme...

SANAT

YAZI

Kaptan Nuh ve İsimsizler

Nuh’un tufanı bir yeniden yaratılış mitidir. Tanrı insanı büyük tufanla ortadan kaldırmaya karar verdiğinde sadece Nuh’u ve ailesini esirger. İnsan türünün tek kurtulanları Nuh Peygamber, oğulları ve bu erkeklerin kutsal kitaplarda adlarına rastlanmayan karıları olacaktır.

 

Fakat tufan sadece Nuh’un değildir. Nuh, aslında tufanını çeşitli coğrafyalardaki başka mit erkekleriyle paylaşır. Tufanlı yaratılış mitlerinin kahramanlarının hepsi erkektir. Ve hemen hepsinin karıları isimsizdir. Ve yine hepsinin dünyası suyla yok olur, ve suyla yeniden başlar.

 

Doğum da suyla başlar. Bebek henüz görünürde yokken kadının yırtılan kesesinden boşanan su doğumu müjdeler. Büyük Tufan’da da su yeni bir başlangıca vesile olur. Su boşanır, eski yaşam biter ve yeni bir yaşam başlar.

 

Erkeğin doğum kıskançlığı diye bir şeyi olabilir mi? Alan Dundes’e göre olabilir. Kadının suyla başlayan doğurganlığıyla, kendi ürettiği tufan fantezisi aracılığıyla yarışan bir erkek önerir Dundes. Erkek hamileliği mitsel bir öge olarak vardır. Adem kaburgasından Havva’yı yapar. Diğer bir deyişle fallik kaburga kemiğini kullanarak Havva’yı doğurur. Yaşlı fetüs Nuh da keseden boşanan suya karşılık gelen bir tufanda, kendi inşa ettiği rahim-geminin içinde yolculuk etmiştir. Gemiden çıktığında ise insanlık yeniden doğar. Hatta tüm türler yeniden doğmuş olur. Bu sefer bir erkeğin çabaları ve erdemleri sayesinde.

 

Mars’a gidecek ilk misyonerleri seçmek için açık çağrı yapan Mars One oluşumu, Nuh Peygamber, ya da Melville’in deyişiyle Kaptan Nuh miti bağlamında nasıl okunabilir? Açık çağrının ardından bir başvuru seliyle karşılaşan Mars One, ilk astronot-misyonerlerini 2023 yılında Mars’a göndermeyi planlıyor. Web sitelerinden misyoner adaylarını görmek, başvuru videolarını izlemek ve neden Mars’ta yeni bir koloni kurmak istediklerini öğrenmek mümkün. Yine web sitelerinde ‘Mars One’in Misyonunu Kadınlar İçin Daha Çekici Hale Getirmenin Dört Yolu’ adlı bir metin yer alıyor. Buradan ve aday listelerindeki kadın ve erkeklere ait başvurular arasındaki büyük sayı farkından, kadınların Mars’a tek yönlü bir bilete erkeklere kıyasla çok daha az ilgi göstermiş olduklarını anlıyoruz.

 

Mars One projesi Mülksüzler’i de akla getiriyor. Roland Boer, Le Guin’in Mülksüzler’inde geçen bir resimden bahseder. Resim, eski gezegen Urras’dan, yeni gezegen Anarres’e giden ilk göçmenleri taşıyan uzay gemisini gösterir. Gemi resimde ancak küçük ve önemsiz bir detaydır. Nuh’un gemisinin ve Mars One’in şaşasının aksine, zihnimizi ve imgelemimizi doldurmaz. Bir kahraman atalık iddiası yoktur Anarres yolcusu geminin ve içindekilerin.

 

Sonuçta Mars One projesi bütün bunları düşündürürken, ilk bakışta yeni bir başlangıç fırsatı önerirmiş gibi görünüyor. Fakat bunu yaparak ikinci bir şey daha önermiş oluyor aslında; kalmak. Yenisini başlatmak için gitmek ya da eskisiyle birlikte var olmaya çabalamak. Mars One’nin üstüne basa basa belirttiği gibi, Mars’ın ilk göçmenleri olarak gelecek kuşaklar tarafından hatırlanmak ve alkışlanmak ya da isimsizler olarak kalmak.
*:Sel Bastı: Gelecek Hatıraları Üzerine bir Çalışma isimli sergiyi 14-28 Kasım tarihleri arasında görebilirsiniz.

 

Serginin basın bülteninden: Ülgen Semerci ve Burcu Yağcıoğlu’nun gerçekleştirdikleri ‘Sel Bastı’ isimli serginin mekânı Sucubahçe Sokak, 1C, Arnavutköy’deki sanatçı atölyesi. ‘Sel Bastı’ kaos, başkaldırı ve ceza kavramlarıyla birlikte okunan bir mit motifi, ayni zamanda düşünceleri, şeyleri ve canlıları yerlerinden eden, dönüştüren ve tekrar kurgulayan bir aşırılık ve son olarak da güncel ve küresel bir fenomen olan sel baskını etrafında kurgulanıyor. Bir yaşam ve çalışma alanı olan atölye, temsili bir sel baskını ile gündelik ve olağanüstü olanın birlikte var olduğu bir bağlama dönüşürken, aynı zamanda bu yeni gerçekliğinin içine yerleştirilmiş çalışmalara da ev sahipliği yapıyor.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Geceyarısı Sineması
Empati Sanatı: Rus Çizer Victoria Lomasko ile Röportaj
Yirminci Yüzyılın İkinci Yarısında Türkiye’de Kadın Âşıklar

Pin It on Pinterest