Farklı dönemler,benzer hedefler, benzer arzular…

KÜLTÜR

İki arşivsever lezbiyen filmci: Barbara Hammer and Chreyl Dunye

DocFilm Forum: Barbara Hammer & Cheryl Dunye videosunu izlediğimden beri bu yazıyı yazmak istiyordum. Biri 1960’larda kendine alan açmaya çalışan, lezbiyen bir filmci, diğeri Afro-Amerikalı kadınların kuirliğinin görünmezliği üzerine çalışan bir lezbiyen. Farklı dönemler,benzer hedefler, benzer arzular… İki sanatçı kadın da bambaşka dönemlerde ve konumlarda benzer şeyler yapıyor.

 

Hammer’ın filmlerinin önemli bir bölümü kendisi, partnerleri, kadınlar arası samimiyet, ve kendisinin de söylediği gibi dokunma, kadın kadına erotizm üzerine. Bunların dışında kalan filmleri ise arşiv görüntüleriyle oynamak, lezbiyenlik/kuirliğin farklı veçheleri üzerine belgeseller çekmek olarak özetlenebilir. Barbara Hammer’ın filmografisine, nasıl temalara odaklandığına buradan göz atmak mümkün.

 

Barbara Hammer

 

Hammer’ın pek çok işi ancak sergilerde ve birtakım özel seçkilerde görülebiliyor maalesef. History Lessons (2000) filmi, tüm bu arşiv niteliğindeki çalışmalarını özetleyen bir iş. Hammer, sufrajetleri ve 1900’lerin başlarında alevlenen kadınların hak mücadelesine odaklanan bazı video parçalarıyla filmine başlıyor. Filmografisindeki diğer filmlerden farklı olarak, kendi çektiği kareler değil bu sefer arşiv malzemesi olan. Arşivlerden topladığı kadın görüntülerine, fotoğraflara lezbiyen samimiyeti yapıştırıyor bu sefer kurgu masasında. Kadınlar birbirlerinin kulaklarına sevgi sözcükleri fısıldıyor, eşit hak talebi ve kadınlar arası aşkla ilgili naralar atıyor. Olmadığı iddia edilen, yazılmamış bir tarihi yeniden, kendi istediği gibi kurguluyor böylece Hammer. Bu filmi izlediğimden ber, kim lezbiyenliğin yeni keşfedildiğini iddia edecek olsa, aklıma History Lessons düşer.

 

Claude Cahun and Marcel Moore’un II. Dünya Savaşı sırasında Nazilere karşı yaptıkları mikro direnişlerinden ve lezbiyen avangard sanatçı bir çift olarak birlikte geçirdikleri yaşamlarından bahsettiği Lover Other (2006) da bir başka arşiv filmi. O dönem Cahun ve Moore’un komşuları, tanıdıkları olan insanlarla konuşur, başka insanlar tarafından nasıl  görüldüklerini anlamaya çalışır. İki kadın, o dönem Nazilerin işgal ettiği Jersey Adası’nda SS askerlerinin ceplerine, restoranlarda bardakların altına çeşitli savaş karşıtı şiirler sıkıştırmalarıyla ünlenirler. Bir noktada yakalanıp hapse atılırlar, ama onlar toplama kampına gönderilmeden savaş biter. Sonuç olarak Hammer, durmaksızın arşivlerin üzerindeki tozları temizleyip, kapatılmaya çalışılanı görünür hale getiriyor: “Hayır, kuirler, lezbiyenler bu toplumun her zaman bir parçasıydı ve olmaya devam edecekler.”

 

Cheryl Dunye

 

Bu mockumentary ve belgesel estetiğinden Cheryl Dunye’nin de etkilendiğini söylemek mümkün. Dunye de kendisini tanınan bir yönetmen haline getiren Watermelon Woman (1996) filminde eski bir filmde gözüne çarpan ve jenerikte adı sadece “watermelon woman” (karpuzcu kadın) olarak geçen Afrikalı bir kadının hikayesinin peşinde düşer. Kadının lezbiyen olduğu, bir çeşit kabare şovmeni olduğu film ilerledikçe ortaya çıkar. Bir çeşit soft polisiye gibi akar filmin tamamı. Dunye, etrafındaki insanlara bu kadının kim olabileceği, neden adının sadece karpuzcu kadın olduğuyla ilgili sorular sorar. Böylece insanları siyah kadınların kuirliği/lezbiyenliği meselesi üzerine düşündürmeye çalışır. Karpuzcu kadını bulmaya çalışırken, siyahların kuirliğinin ne kadar görünmezleştirildiğini fark ederiz. Bu arada video kiralama dükkanında çalışan Chreyl’in sevgilisi olur, yakın arkadaşıyla lezbiyenlik ve siyah olmak temalı konuşmalarına şahit oluruz. Tatlı bir tesadüfle 1974’te New York’ta bir apartman dairesinde kurulmuş olan ve kuir hareketteki lezbiyen görünmezliğine müdahale etmeyi hedefleyen Lesbian Herstory Archive ile ilgili de minik bir parodi eklenir filme. Bu arada ana karakter de olan yönetmen, filmin başından beri çekmek istediği filmi, siyah kadınların lezbiyenliği üzerine tamamlamış olur. Dunye’nin bundan sonraki filmlerinin benzer bir mockumentary estetiği ve duruşu olmadığı söylenebilir. Lezbiyenlik temalı belgesel, komedi, polisiyeler yapmaya devam ettiği görülüyor.

 

Barbara Hammer, Cheryl Dunye gibi pek çok kuire ilham vermeye, hayatlarını değiştirmeye ve onları üretmeye teşvik etmeye devam ediyor. 20127’den beri verilen Barbara Hammer film hibesi sayesinde pek çok kuir film öğrencisi, kuir filmler üretebilmek için kaynağa daha kolay erişebiliyor. Tam da Hammer’ın video aktivizmine, sinemada, video sanatında kuirlere alan açmayı arzu etmesine yaraşır bir hibe bu. Bu iki yönetmenin tarihin farklı noktalarında, benzer şeylerle mücadele edip bir noktada buluşmuş ve muhabbet etmiş olması beni çok heyecanlandırıyor. İki sinemacı da kendi kişisel meselelerini toplumsal olarak görünmezleştirilen lezbiyenliğin/kuirliğin aktivizmi için kullanmışlar zira. Kendi tarihleri, yok sayılan lezbiyenlerin uzun tarihinin de bir parçası ve devamı olur. Zincirde bir halka, filmde bir kare daha…

 

 

 

Görsel: Barbara Hammer, Sanctus, 1990

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YGeçişin, Yolda Olmanın, Öğrenmenin ve Dayanışmalar Kurmanın Filmi: Crossing (2023)
Geçişin, Yolda Olmanın, Öğrenmenin ve Dayanışmalar Kurmanın Filmi: Crossing (2023)

Film kapanırken Lia, Tekla ile sokakta karşılaştığını ve onun sevgilisiyle yaşadığı bol çiçekli, bitkili evine gittiğini hayal ediyor. Yeğeniyle trans bir kadın olarak açıldığı için kurmadığı, toplumsal baskıya yenik düşen ilişkilerini toparladığını hayal ediyor ve aramaya devam ediyor. Yolda olmanın, denemenin, öğrenmenin asıl mesele olduğunun altı çizilmiş oluyor böylece. İstanbul, o yakadan bu yakaya geçilen, beş benzemez insanın karşılaşıp bir araya geldiği, kaosun hüküm sürdüğü böyle bir şehir ne de olsa...

KÜLTÜR

YAtarlı Rap’in Mitik Prensesi: Harpya*
Atarlı Rap’in Mitik Prensesi: Harpya*

İtiraf ediyorum, Mayıs 2023’teki yoğun seçim gündemini atlatabilmemi iki rapçiye borçluyum. Bunlardan biri Gazapizm, diğeri Harpya’ydı. O kadar yorucu, sinir bozucu ve öfkeli zamanlardı ki sadece rap dinleyip sokakta hızlı hızlı yürüyordum. Harpya epeydir tanıdığım ve tanımadan önce de müziğini çok sevdiğim biriydi. Öfkesi, öfkesini ifade ediş biçimini dinlemek bana epeydir çok keyfi veriyor.

MEYDAN

YKA-DER Vakası: Sendikal Haklar ve Çalışma Koşullarına Feminist Bir Müdahale
KA-DER Vakası: Sendikal Haklar ve Çalışma Koşullarına Feminist Bir Müdahale

Hak savunuculuğu yapan sivil toplum alanında, sektörde çalışanların da özlük haklarının ön planda olmasını bekliyor olabilirsiniz. 10 yıldır sivil toplumda çalışan biri olarak bunun çoğu durumda, yanlış kurumsallaşma, dar bütçeler, liyakatsizlik ve mobbing gibi meseleler dolayısıyla böyle olmadığını söyleyebilirim. Pek çok kurumda hala sivil toplum çalışanlarının yol yemek masrafları gibi en temel özlük hakları yok.

SANAT

YBayık Oscarlara can veren anlar: Mark Ruffalo, The Anatomy of a Fall ekibi ve niceleri
Bayık Oscarlara can veren anlar: Mark Ruffalo, The Anatomy of a Fall ekibi ve niceleri

Oscar'larda kazanan, yarışan adaylardan çok sanatçıların, yapımcıların, yönetmenlerin savaşa dair pozisyonunu merak ettiğimiz bu yıl, bana sorarsanız her yıl kadar bayık ve tahmin edilebilirdi.

Bir de bunlar var

Gülistandan Boş Çıkanlar: Bir Derleme
Tehlike Anında Çiğdem Talu Şarkıları Çalınız
İslambol’da Aşk, Evlilik ve Birliktelik

Pin It on Pinterest