Berfin'i suçlayarak, kadına yönelik şiddet konusunda sorumluluğu kadınlara (da) yükleyenler suça ortak olduklarının farkındalar mı?  

MEYDAN

Berfin’in “Tercihi”

”Celladına aşık olan kadın”… “Hatunların efendi adam yerine piç tercihi“… “Kadınların belalı erkeklerden hoşlanması” vb. örneklerle çoğaltılabilecek saldırgan ifadeler ve sözlük başlıkları; şiddet failini degil, şiddete maruz kalan bireyleri hedef gösteriyor. Asitli saldırıyla gözlerini kaybeden, yüzü yanan, ağır psikolojik travma yaşayan Berfin Özek’in fail ile “evlendirilmesi” gerçekten Berfin’in özgür iradesi, kendi hür seçiminin bir sonucu mu?

 

Bu evliliğe karşı tepki olarak ”Bir daha asla kadına karşı şiddete ses çıkarmayacağını” çünkü bir noktadan sonra kadınların şiddeti ”tercih” ettiğini, yani özünde kadınların şiddeti ”hak ettiğini” dile getirenler, Berfin’in evlenmesi haberini aslında bu görüşlerine kılıf olarak kullanıyorlar. ”Bazı kadınların adamı çileden çıkartması/ bazı kadınların kendini öldürtmesi/ kadın cinayetlerinde yanlış tercih gerçeği” gibi söylemler, şiddeti meşru ve haklı görmekten/göstermekten, şiddeti normalleştirmekten; psikolojik, fiziksel, cinsel şiddetin önlenmesine yönelik kişisel ve toplumsal sorumluluktan azade olmak için gerekçe üretmekten başka nedir?  

 

“Madem şiddete maruz kalıyordu neden sustu?” sorusunu ortaya atıp, hakikaten neden sustu bu kadın, neden ve nasıl susturuldu’nun arka planını düşünmekten imtina edenlerdir bunlar.  Şiddet sarmalının içinden bir anda veya hiç çıkamadığı için suçlanan kadınlar, bakın yine kadınlar, faillerin suçunu örtbas etmeye yarıyor.

 

Şiddet mekanizması gökten zembille mi indi? Mekanizmayı oluşturan, destekleyen ve yeniden üreten toplumsal kabuller, normlar, sözüm ona değerler, din , adil olmayan hukuk sistemi, devlet politikaları, medya, aile yapısı adı altında kutsallaştırılan kurum nelerden besleniyor ve nelere yol açıyor? Böyle bir toplumun içine doğup büyüyen, tahakkümün bin bir türlü şekliyle her daim kuşatılan kadınlar, iktidar temsili erkeklerin aklına bile gelmeyen, çünkü doğuştan kazandıkları haklar olarak gördükleri mini minnacık şeyler için bile mücadele vermek zorundalar. Her sosyo-ekonomik ve kültürel kesimden kadın hayatları boyunca mücadele etmek zorunda, hâlâ. Davranış örüntüleri; içinde büyüdüğünüz aileden, toplumdan, kültürden soyutlanamayacak şekilde oluşur, bu örüntüler takdir-i ilahi değildir. Sebepsiz yere ortaya çıkmazlar. 

 

Şiddetin birden fazla türü var. Berfin’in kendisine yapılan saldırı sonucu paramparça olan ruh sağlığı neden konuşulmuyor? Empati kurmaya çalışmak zor mu, işlerine mi gelmiyor? Dava sürecinde ilk başta faili affettiğini dile getirmesi, şikayetini geri çekip daha sonra vazgeçmesi, şimdi de faille evlenmesi; suçlamaları Berfin’e yöneltip işin içinden çıkmak için kolay bir çözüm oldu.

 

Fail neden dışarda? Berfin şikayetini geri çekmiş olsa bile, kişisel/özel olan politiktir düsturundan hareketle kamu davası neden açılamıyor? Kadına yönelik şiddet taraflar arasıyla sınırlı değildir, toplumsal bir meseledir, kol kırılıp yen içinde kalamaz! İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması gerekliliğini neden bıkmadan usanmadan dile getirdiğimize bir örnektir Berfin. Çilem Doğan’i yeniden hapse gönderen, İpek Er’i katleden Musa Orhan’a takdir indirimi uygulayıp tutuklama talebini reddeden sisteme karşı İstanbul Sözleşmesi Yaşatır!  

 

Berfin asitle saldırıya uğrayana kadar olan süreçte yüksek ihtimalle başka şiddet biçimlerine de maruz kalmıştır. Ama bu sistemde şiddeti görünür ve gerçek kılan şey, sadece fiziksel anlamda gözle görülür bir zarar görmekle oluyor. Sistematik bir şekilde ve artan dozda şiddet gören bir kadının ”gel-gitli” ruhsal durumu, tutarsız görünen kararları sebebiyle suçlanması, faili aklıyor mu? Ve fail tek bir kişi mi? Fail’in sırtını dayayıp destek aldığı mekanizmalar nasıl işliyor? Berfin’i suçlayarak, kadına yönelik şiddet konusunda sorumluluğu kadınlara (da) yükleyenler suça ortak olduklarının farkındalar mı?  

 

Daha iki gün önce Cahide Can resmi nikahlı olduğu erkek, Sabri Can tarafından, çocuklarının gözü önünde pompalı tüfekle öldürüldü. Yanlış erkek seçimi mi? Şiddetin normalleştirilmesine hizmet eden her söylem, sorumluluğu, suçu kadınlara pay eden her söz, şiddetin dozunun giderek artmasında sorumluluk sahibi. Kadına karşı şiddet sadece cinayetle gerçekleşmiyor. Şiddeti meşru kılan söylemler; faili belirsiz kılmaya, şiddete maruz kalanı suçlamaya yol açıyor.

 

Berfin hayatının geri kalanında neler yaşayacak? Bu salt Berfin’i değil, toplumu ilgilendiren bir meseledir. Berfin’i faille evlenmeye sürükleyen etmenler, hepimizin meselesidir. ”Sonu Bergen gibi olacak” diyenler oldu sosyal medyada. Bergen’i katleden ve annesini yaralayan Halis Serbest’in salıverildikten sonra makbul bir kişiymişçesine televizyon programına çıkarılması rezaletini hatılıyor musunuz? Pişman olmadığını ancak Bergen’in annesinin ölmeyişine üzüldüğünü belirtecek cüreti nereden bulduğunu, ana akım medyanın bu katile nasıl çanak tuttuğunu hatırlıyor musunuz?

 

Affetmek, barışmak, faile dönmek… Ancak bunların ardındaki kadınları çaresiz bırakan mekanizmaları konuşarak bir yere varabiliriz. Bergen’in en güzel söylediği şarkıda, ”Tanrım sen affetsen, ben affetmem” çığlığını duymazdan gelerek değil. 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

2015 Genel Seçimi: Kadın Milletvekilleri
Bir Kadının Sesinden Ezan
Aslı Erdoğan, Türksplaining ve Kifayetli Kelime Arayışları…

Pin It on Pinterest