“Yirminci Yüzyılın İkinci Yarısında Türkiye’de Kadın Âşıklar” başlıklı doktora tezini 2008 yılında tamamlayan ve bu konuda çok sayıda yayın yapan Çınar, 2010 yılında Kalan Müzik için “Kadın Âşıklar” albümünü hazırladı.
Feminizmi özcü bir kavram olarak değil bir yöntem olarak ele almak dünya tahayyüllümüzü nasıl değiştirir?
Engelli aktivistler olarak, bugünlerde halk sağlığını tehdit etmekte olan salgınla ilgili yapılacak uyarılara diğer herkesle eşit bir şekilde dahil edilmeyeceğimizi biliyoruz. Tarih boyunca hep dışarıda bırakılmışız zaten, neden bugün dahil edileceğimizi düşünelim ki?
Soyut matematiksel formları ören bilimciler.
Boşanmayı saymazsak, evlilik bize sadece hayat arkadaşlığını değil aynı zamanda da ölümden sonra bedeni imha etmek için kurulmuş bir sistemi sundu.
Dünyanın her yerinden, kimisini ezbere bildiğimiz, kimisini hiç duymadığımız otuz kadar edebi cadı var bu kitapta.
Polonya’nın merhametsiz kürtaj yasaları, fotomuhabir Kasia Strek’i üreme haklarının kısıtlandığı yerlerdeki kadınların tecrübelerini sergilemeye itti.
Kim bakım ve gözetim işinde daha iyi, kimin boş odası var, kim arabaya düz kontak yapabilir ya da bitkisel yağdan yakıt üretebilir? Ateş düşürücü etkisi olan, bağışıklık sistemini güçlendiren bitkileri bilen kim?
“‘Dişil’ rasyonellik diye bir şey yoktur, ‘eril’ rasyonellik de. Bilim toplumsal cinsiyetin ifadesi değil, onun askıya alınmasıdır.”
Afet zamanlarında kurulan müşterek ağlar bize nasıl gelecek imkanları sunuyor?