Toprağına yıldızlar, ateş böcekleri, güneşler yağsın.

SANAT

Elveda Ursula Le Guin

Ursula Le Guin’in ardından kendimizi kara kara düşünürken bulmuşsak eğer, bu sadece çok iyi bir yazarı yitirdiğimiz için değil, aynı zamanda dünyaya dair duyduğumuz ve kaybetmemek için büyük çaba gösterdiğimiz umudu bize nasıl hep yeniden doğuracağımızı ve yücelteceğimizi ısrarla hatırlatmasındandır. Bizi içimizdeki ormanlara koşturan, kendimizin yerlisi olmaya davet eden, karanlığımızdan, kırılganlığımızdan ve kuytularımızdan en ışıltılı hayalleri ve onları yaşama gücünü devşirmemizi sağlayan bir ruhu kaybettiğimizdendir. Dünyadan göçtüğü bu gün de yine onun umutlu ve efsunlu sözlerine sarınacağız, ardında bıraktığı bu yerde birbirimizin nefesinde, okşamasında teselli bulacağız.

 

1983’te Mills Koleji mezuniyet töreninde verdiği konuşmasından bir alıntıyla elveda:

 

Umuyorum ki karanlık ülkenizde mahkum olarak, kadın olmaktan utanç duyarak, psikopat bir sosyal sisteme rıza vermiş tutsaklar olarak değil de, oranın yerlisi olarak yaşarsınız. Orayı eviniz beller, yerleşir ve kendinize ait bir odanın efendisi olursunuz. İşinizi, neyi iyi yapıyorsanız –sanat, bilim, teknoloji, yöneticilik, oda temizliği- onu yapar ve kadın olduğunuz için size 2. sınıf iş çıkardığınızı söyleyenlere cehenneme kadar yolları olduğunu söylersiniz; onlar cehenneme yollanırken eşit işinize eşit ücret almayı da ihmal etmeden! Umuyorum ki hükmetme veya hükmedilme ihtiyacı duymadan yaşarsınız. Ve ne kurban olarak, ne de başkaları üzerinde güç kullanarak. Başarısızlığa uğradığınızda, yenik düştüğünüzde, acı çekerken ve karanlıkta kaldığınızda umarım karanlığın sizin ülkeniz olduğunu, esas yerleşkeniz, hiçbir savaşın ve zaferin mekanı değil sadece geleceğin yeri olduğunu hatırlarsınız. Bizim köklerimiz karanlığın içindedir; yeryüzüdür bizim ülkemiz. Mukaddesi neden gökte aradık- etrafımıza veya aşağı bakmak yerine? Varolan umudumuz oradadır. Yörüngeli casus gözlerin ve silahların işgal ettiği göklerde değil, aşağıladığımız yeryüzündedir. Yukarıda değil, aşağıdadır. Gözlerimizi kör eden ışıkta değil, bizi besleyen karanlıkta, insanların insan ruhunu büyüttüğü yerdedir.

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TARİH

Y18. Yüzyıldan Bir Resimde Ankaralı Kadınların Peşinde
18. Yüzyıldan Bir Resimde Ankaralı Kadınların Peşinde

Tarihsel anlatılar içinde sarayla harem dışında ve Oryantalist tipolojilerden bağımsız olarak hayal etmekte güçlük çektiğimiz kadınları, bu resim sayesinde, Ankara’da gündelik hayatın içinde, işinde gücünde, kanlı canlı resmedebiliyoruz.

KÜLTÜR

YAğzımızın Tadını Save Etmek Mümkün Mü?
Ağzımızın Tadını Save Etmek Mümkün Mü?

Gıdalarımıza eklenen aromalar nasıl yapılıyor? Bu alanda ne tür araştırmalar yapılıyor? Bir aroma firmasında çalışan Ezgi ile konuştuk.

MEYDAN

YRazan el-Najjar’ı Nasıl Uğurlamalı?
Razan el-Najjar’ı Nasıl Uğurlamalı?

Razan'ı ağzından suları akan, savaş çığırtkanı bu medyadan koruyabilseydik...

Bir de bunlar var

İslam Sanatından İlginç Bir Kesit: Emevi Saraylarında Kadın Resim ve Heykelleri
Siz Bizsiniz, Biz de Siz: Trans X İstanbul
Cuma Şarkıları 9

Send this to friend