Metin Erksan, 3 Temmuz 1990, Cumhuriyet.

MEYDAN

Metin Erksan 1990’dan Bildiriyor: Sinemada Sansür Akıldışı, Olanaksız ve Sakıncalıdır

Bugün İsmet Kurtuluş ve Kaan Arıcı’nın !F İstanbul’da gösterilmesi beklenen Son Şnitzel filminin sansüre, yani eser işletme belgesine takıldığı haberi düştü gündeme.”Eser işletme belgesi” sansürün resmi adı bir süredir. Bakanlık aslında hak sahipliğini düzenleyen bu ticari belgeyi sakıncalı bulduğu filmlere vermiyor, geciktiriyor ya da Son Şnitzel örneğinde gördüğümüz gibi “bazı sahnelerin değiştirilmesi halinde” vereceğini açıklıyor. 2015’teki İstanbul Film Festivali’nden beri gündemimizde bu garabet. Ama tabi sansürün tarihi cennet vatanımızda çok daha eski. Nerede üretim orada sansür!

 

Metin Erksan 1990 yılında Cumuhuriyet’e yazdığı makalede yalnız sinemayı değil, televizyonu da kapsayacak bir düşünce ve üretme özgürlüğünün anayasal güvence altına alınmasının gerekliliğini anlatıyor:

 

Uluslararası sansürsüz düşünce ve yaratma özgürlüğü, görüntü ve ses öğesi olarak ulusal sınırları aşan, fizik bir olgu halinde artık Türkiye’deki havanın içinde de vardır. Türkiye’deki milyonlarca çanak anten, sansür engelini aşan bu düşünme ve yaratma özgürlüğünün, ulusal sınırları aşıp Türkiye havalarında var olduğu bir çağda, Türkiye’deki sinema ve televizyonda düşünce ve yaratma özgürlüğüne sansür uygulamak, yalnız kapısında kilit olan, duvarsız Nasreddin Hoca türbesi yapmak olur.

 

1990’da sinema ve televizyon sansürünün kötü bir fıkra gibi tınladığını duymak nasıl geliyor kulağa? Ya da çanak antenlere, görüntü ve sesin sınır tanımadan dolaşımına olan güven, bugün twitter kapatmalarını twitterda karşılama şakalarına benziyor mu? Ya “2017’de uğraştığımız şeylere bak!”la “Yıl olmuş 1990, olacak şey mi?” arasındaki benzer şaşkınlık?

 

Tabi bir de anayasa meselesi var. Düşünce ve yaratma özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması için Metin Erksan’ın verdiği iki örnek ABD VE Yunanistan anayasalarından. Batı’ya bakmanın geçer akçe olduğu zamanlar. Bir de sansürün neden “çağdışı, olanaksız ve sakıncalı” olduğunu mantıklı bir şekilde anlatınca, muhatabını ikna edebileceğine güvenen bir sadelik var yazıda. Bugün hepten başka bir zamanı yaşıyoruz.

 

Makalenin tamamı aşağıda:

 

Screen Shot 2017-02-16 at 14.10.48

Screen Shot 2017-02-16 at 14.11.03

Screen Shot 2017-02-16 at 14.11.16

Screen Shot 2017-02-16 at 14.11.34

Screen Shot 2017-02-16 at 14.11.54

Screen Shot 2017-02-16 at 14.12.22

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YSon Kadın Bükücü: Aka Kubi
Son Kadın Bükücü: Aka Kubi

Ataaaa! Erkill! Hızlı uçmayın, pelerininiz kırışacak çocuğum!

MEYDAN

YBaşlangıçta Cumhur Vardı
Başlangıçta Cumhur Vardı

Açıkçası benim de yeni dönemden umudum var.

KÜLTÜR

YBir Kertenkelenin Ömrü: Patrick Melrose
Bir Kertenkelenin Ömrü: Patrick Melrose

Dizi bir çocuğa tecavüz etmeyi ve bunu sürdürmeyi mümkün kılan bütün bir eril dünyayı küçük detaylarla gözler önüne seriyor.

Bir de bunlar var

Acılar Varsa Mücadele de Var
“Selam Facebook, Kızım Adet Gördü!”
De Beauvoir, Lorde, Butler: Hangi Bedenler Neyi Düşünüyor?

Send this to friend