1863'te yapılan bu tablo, dönemin Rusyasında alıp başını gitmiş zoraki evliliklerin sosyal bir sorun olduğuna dikkati çekiyor. Resmin yapılmasının arkasında ise başka bir hikâye var.

TARİH

SANAT

“Eşit Olmayanların Evliliği”

pukirev_ner_brak

 

1863’te Rusya’da yapılan bu tablonun adı “Eşit Olmayan Evlilik,” ya da dengesiz evlilik, ya da haksız, adaletsiz, zoraki evlilik? Tablonun adı, İngilizce’ye “The Unequal/Arranged Marriage” olarak çevrilmiş, tablonun Rusça adı ise “Neravnyi Brak.”

 

Resimde bir grup insanın bir evliliğe şahit olmak uğruna toplandıklarını görüyoruz. Sayıyorum, bir, iki, üç, kaç… tam on insan var tabloda. Bir din adamı, belli ki evlilik törenini yürütüyor. Arkada solda, olanı biteni görmek gayretinde iki çift adam gözü. Onların hemen önünde elinde mum tutan adamın arkasında kalmış bir kadın var. Sağ taraftaki kalabalığın içinde, töreni zannediyorum protesto eden bir adam var. Sanki resimde görünmeyen kollarını birbirine kavuşturmuş ve başını olanı biteni görmek üzere çevirmemeye kararlı. Onun hemen ardında, alnının duruşundan yine başını çevirmiş olduğunu anladığımız bir adam daha var. Bu ikisinin hemen yanında da yine iki adam. Biri karşıda bir noktaya dikkatle ve garip bir ifade ile bakarken, diğeri kollarını kavuşturmuş, galiba elinde mum tutan ve evlilik törenine bizzat katılan adama bakıyor. Baktığı adamın göğsünde ise bir madalya var, boynunda başka bir nişan asılı. Yan gözle, yanıbaşında duran kadına bakıyor. Bu adam bu kadının nesi oluyor? Çok kişi bu adamın gelinin babası olduğunu düşünmüş. O zaman damat nerde? İşin aslı ise, bu yaşı ilerlemiş, mühim mevkilere gelmiş adam damadın ta kendisi.

 

Bütün bu adamlar, bakışlar, olanlar, bitenler kalabalığının tam ortasında ve tablonun da merkezinde genç, gelinlik giymiş bir kadın var. Elindeki mumu isteksizce tutmasına bakın, diğer elini havaya kaldırışındaki tedirginliğe. Buklelenmiş saçları, süsleri, takıları, elbisesi, çiçekli tacı yüzündeki büyük mutsuzluğu asla gölgeleyememiş. Daha da, daha da yakından bakarsanız kadının gözyaşları içinde olduğunu da görebilirsiniz. Basbayağı ağlıyor.

 

Ressam Vasili Pukirev, bu tabloyu 33 yaşında yapmış. Pukirev Moskova’da resim eğitimi almış, portre ressamı olarak uzmanlaşmış, o aralar durmadan resim yapan birisi. Yalnız o güne dek kimsenin adeti olmadığı üzere Rusya’da çok yaygın hale gelen birtakım yaşı ilerlemiş bürokratların genç kadınlarla evlenme meyillerini konu edinmeye karar veriyor Pukirev birdenbire. Bu gördüğünüz tablo, meselenin tasviri, sorunun göze sokulması ve gelinin gözü yaşlı mutsuzluğu ise bütün bunlara karşı getirilen acımasız bir eleştiri olduğundan, tablo büyük gürültü koparıyor Moskova’da. Sanat eleştirmenleri iki kampa ayrılıyorlar bu tablo yüzünden. Bir kısmı, mesele Rusya’ya has olmamasına rağmen, tabloyu Rusların tutulduğu sosyal bir hastalığın, ulusal bir bozukluğun temsili olarak değerlendiriyor. Diğerleri ise resmin pek o kadar da dokunaklı olmadığı kanısında. Onlara göre resim gerçeği de yansıtmıyor, zira genç kadınlar, devlet kademelerinde ve yaşlarında ilerlemiş bazı adamlarla kendi rızalarıyla evleniyor! Şikayetçi olduklarını nereden biliyoruz bir kere? Hatta ressamın bu yaşlı damadın yerine genç bir damat koyması halinde mesajının daha doğru olacağını da savunuyorlar. Bu tartışmalar devam ededursun resim 1867’de Paris’te sergilenmek, yani uluslararası şöhrete kavuşmak üzere yola çıkarılıyor. Daha sonradan da bir Rus zengini tarafından satın alınıyor. Şimdi ise Moskova’da Tretyakov Galerisinde sergileniyor.

 

Sanat eleştirmenlerinin o dönemde yaptıkları gözlemlerden biri, öyle ya da böyle resmin, yaşı ilerlemiş devlet görevlilerinin rahatını fena halde kaçırdığı yönünde. Yani en az birinin bu resmi gördükten sonra bu türden bir evlilikten vazgeçtiğini biliyoruz.(*) Fakat resimle ilgili son bir ayrıntı bütün hikâyeyi çok çarpıcı şekilde açığa vuruyor. Resmin en sağında yer alan, kollarını kavuşturmuş, damada öfkeyle bakan adam ressamın kendisi. Genç kadın da onun sevdiği aslında. Bu yazıyı yazarken Pukirev’in hayatıyla ilgili bulabildiiğim herşeyi okudum. Pukirev nasıl oluyor da birden bire bu sosyal yaraya parmak basmaya veriyor kaynaklarda geçmiyor. Kendinden evvel kimsenin umursamadığı bir meseleyi nasıl olmuş da gündemine almış, ne olmuş da bu resmi yapmaya karar vermiş? Sahiden de resimdeki genç kadın, onun sevdiği ise kadınların özgürleşmesi yolunda atılan bir olumlu adımın daha arkasında, bir erkeğin duygularını, hezimetini, kişisel hayal kırıklığını bulmuş olacağız.

 

Son olarak Duygu’nun Bu Adamı Tanımıyorum Ne Hissedeyim yazısını hatırlıyor musunuz? Hatırlayın.

 

 

(*) Kaynak olarak, muhtelif web sitelerinin yanı sıra Katia Dianina’nın “The Slavic and East European Journal”‘da, 2003 yazında çıkan “The Feuilleton: An Everyday Guide to Public Culture in the Age of the Great Reforms” başlıklı makalesinden yararlandım.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TARİH

YKarpuz Kabuğundan Taç
Karpuz Kabuğundan Taç

Maraton yüzen ilk kadın sporcu Canan Ateş, 1979'da katıldığı bir TRT programında yüzücülük kariyerini anlatıyor.

ECİNNİLİK

YAnnesi Amelya Hanım’ı Oynarken Adile Naşit
Annesi Amelya Hanım’ı Oynarken Adile Naşit

Annesi Amelya Hanım rolünde Adile Naşit kendi çocukluğuna bakıyor.

SANAT

YSöyleşi: Şövket Elekberova, Pıçıldaşın Lepeler
Söyleşi: Şövket Elekberova, Pıçıldaşın Lepeler

Sovyet Azerbaycanı'nın efsanevi ismi Şövket Elekberova'nın bu şarkısı neler anlatıyor?

ECİNNİLİK

YSanal Ev İşleri Sergisi: Sonsuz Patates
Sanal Ev İşleri Sergisi: Sonsuz Patates

Ne yapalım, nasıl yapalım da görünür hale getirelim ev işlerine gömdüğümüz zamanı? 

Bir de bunlar var

19. Yüzyıldan Günümüze Delilik: Fatih Artvinli ile söyleşi – 1. Bölüm
20 Dolar 20 Kilo: Şimdi arkanıza bakmadan burayı terk ediniz
Lübnanlı Artistler İstanbul’da, 1948

Send this to friend