Soruları kendimize değil hayata sormak gerek.

MEYDAN

Başlık: Merhaba Dilara

Uyarı: Aşağıdaki yazı çocuklukta yaşanmış cinsel istismarla ilgilidir. Bu tür yazıları okurken daha önce yaşamış olduğunuz olayı/olayları zihninizde tekrar yaşayabilirsiniz, korku ve kaygılarınız yüzeye çıkabilir. Böyle durumlarda okumayı bırakmak, ihtiyaç duyduğunuzda, gücünüzü topladığınızda tekrar okumaya dönmek isteyebilirsiniz.

Önceki yazılar: İstismar Günlüğü

 

Merhaba Dilara,

 

Yazılarını 5Harfliler‘de okudum. Öncelikle senin hissettiklerini birebir anladığımı ve benim için çok değerli olduğunu söylemek istiyorum. Herhalde yazının giriş kısmından anlamışsındır ki ben de maalesef ensest istismar yaşadım. Yazdığın herşey benim günlerce hatta aylarca düşünüp durduğum şeylerin o kadar benzeriydi ki seninle iletişim kurmak istedim. Hatta bu artık benim için bir zorunluluk oldu. 2 yıldır psikoloğa gidiyorum. Ama yapamayacağımı hissediyorum. Hiçbir şey olanları unutmama yardım etmiyor. Hayattan hiçbir zevk almıyorum. Zaten hayatım da yönünü kaybedeli çok zaman oldu. Bir yandan onlara dava açmak istiyorum. Ama dava açmak benim ailemle artık çok zayıf olan bağımı tamamen koparacak ve köksüz bir ağaç gibi kalacağım. Buna hazır mıyım bilmiyorum ya da yapabilecek miyim onu da bilmiyorum. Sen toparlandın mı bilmiyorum ama toparlanmam için, umut duymam için, yeniden ayağa kalkmam için bana gösterebileceğin bir yol var mı? Nasıl kendime gelebilirim ben? Biliyorum duygusal bir mektup oldu ama beni senden iyi kim anlayabilir ki? Samimiyetine sığınarak şimdiden af diliyorum.

 

Merhaba …

 

Nereden başlayayım bilemiyorum. Çok dolandırmadan lafı, en önemli gördüğüm sorundan başlayayım, istismarı yaşayanlar olarak hepimizin sık sık sorduğu sorudan: “Toparlayabilecek miyim?”

 

Bu konuda sana yol göstermeme gerek yok diye düşünüyorum, yaşıyorsak yoldayızdır. Belki yapmak gereken bazen -ya da sık sık- aksayan tökezleyen yürüyüşü düzeltmek. Ayağa bağ olan geçmişin engellemelerini ortadan kaldırmak. Burada yapılabilecek olana dair bir şeyler söyleyebilirim belki. Çok net olmamakla beraber. Çünkü herkesin gerçekliği farklı aynı şeyleri yaşamış olsak da. Mesela şimdi kendi kendime söylediğim şeyi iki yıl önce biri bana söyleseydi bu benim için birşey ifade etmeyebilirdi. Umarım sana dokunabilirim.

 

Yapılacak olan çok açık aslında: Kabul etmek. Kaçmadan kabul etmek. Evet o anne benim annemdi, beni ihmal etti, göz yumdu. Evet o baba benim babamdı. Benim babam bana yıllarca tecavüz etti. Bu hissetmediğim (hissetmek istemediğim çünkü hissettiğimde yaşananların canlandığı ve tekrar yaşanabileceği korkusuyla hissetmek istemediğim) beden o bedendi. Bu iğrenç vajinam o vajinaydı. Belki bağıra bağıra bunları kabul etmek. Bunları kabullenmeye çalışırken kendini anestezisiz bir ameliyatta hissetmek. Belki aylarca sürecek bir ameliyat. Ne kadar çok “belki” dedim. Ameliyattaki acıların bir parçası olmamak için sanırım.

 

Kabullenme fikriyle birlikte gelen soruları yürürken geride bırakmak. Neden ben? Hayat neden beni seçti? Burda soruyu kendimize değil hayata sormak gerek. Neden çocuklara tecavüz ediliyor, neden susuluyor, neden durdurulmuyor? Bunun nedenlerine burada girmeyeceğim, son bir yılda bunun nedenlerini herkes çok iyi anladı. Bu soru bu hayata ait. Yani bu suç bu hayatın. Bu utanç bu hayatın.

 

Kabullenmeyle gelen bir başka soru: Babam bana bunu neden yaptı? Yıllarca sordum bu soruyu, bana ait olmayan bu soruyu. Bu sorunun benimle ilgisi yok, bu soru babamın hikayesiyle ilgili, benimle değil. Evet babam beni hikayesinin bir parçası yaptı. Ben bu hikayenin mağduru oldum ama bunun benimle bir ilgisi yok. Elbette babamın bunu neden yaptığının sebepleri var. Onun çocukluğu, karakteri, içinde bulunduğu koşullar… Bu soru benim sorum değil. Çünkü “babam bana bunu neden yaptı?” sorusunun çıkışı kendimizi suçlu görmemizdir. Halbuki bizim cephemizden bunun hiçbir sebebi yok. Konu bir çocuksa hiçbir sebep çıkaramazsın.

 

Sana yazdıklarıma dönüp bakınca bütün meselelerimi halletmişim ve başkalarına reçete yazıyormuşum gibi gelebilir. Eğer öyle görünüyorsa kusura bakma. Söylediklerim kendi vardığım değil varılması gerektiğini düşündüğüm yerler. Aslında sana yazdıklarımı kendime de yazıyorum. Gerçeklikten kaçmamak, gerçeği kabul etmek deyince aslında bahsettiğimiz yaşanan olay değil yaşanan olayın yani gerçekliğin acısından kaçmamak. Acıdan kaçmayıp ona katlanabilirsek başarabiliriz ve kesinlikle bu süreçten güçlü olarak çıkabiliriz.

 

Dava açmak konusunda sana fikir vermem doğru olmaz. Zamanı geldiğinde sen yolunu bulacaksın. Hukuki süreç konusunda kendi deneyimimden çıkardığım sonuç bu. O zaman farkında değildim ama benim babama dava açma sürecim, öncesinde olayı amcama anlatmamla başlamıştı aslında. Babamla yüzleşmeye hazırdım ve bunu bir mahkeme huzurunda yapmaya karar vermiştim içten içe. Amcamlara konuyu açmam bu yüzleşmenin bir adımıydı.

 

Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. İstersen yazışmaya devam edebiliriz. Keşke hayatta böyle bir deneyimimiz olmasaydı ve bu konu üzerinden tanışmasaydık ama yine de… Seninle tanıştığıma çok sevindim.

 

Hoşçakal.

 


 

Ana görüntü: Camille Pissarro

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

Yİstismar Günlüğü: Söylemesi Zor
İstismar Günlüğü: Söylemesi Zor

Benim yüzümden, benim yüzümden öldürdü kendini. Sevinmeli miyim üzülmeli miyim? Seviniyorum, demek babam beni seviyordu, bana değer veriyordu ve sonunda pişman oldu.

MEYDAN

Yİstismar Günlüğü: Dava
İstismar Günlüğü: Dava

Artık yüzleşmek istiyorum babamla. Mahkeme kurulsun, suç asıl sahibine verilsin istiyorum.

YAZI

Yİstismar Günlüğü: Filmle Konuşmalar II
İstismar Günlüğü: Filmle Konuşmalar II

"Belki ben de anlatmaya cesaret edemediğim zamanlar hikâyeme “bir arkadaşım” diyerek başladığım için."

MEYDAN

Yİstismar Günlüğü: Filmle Konuşmalar
İstismar Günlüğü: Filmle Konuşmalar

Sanki kusmam gerekenler hala boğazımda, her an çıkacak gibi. Keşke kusabilseydim. Neden kusamadım?

Bir de bunlar var

Kabataş’ta Buluşalım
Betül Celep İşini Geri İstiyor
Fırtına Gecesi Kadıköy’de Ne Yaptığınızı Biliyorum

Send this to friend