İşemek ya da işememek...

ECİNNİLİK

5 Dakika Çay ve İhtiyaç Molası

İlk yurtdışı seyahatim Hollanda’nın Utrecht kentine olmuştu, bir yaz okulu için. Arkadaşlarla şehri gezerken çok çişim geldi ve bu bilinmedik yerde kullanabileceğim bir tuvalet aramaya koyulduk. En sonunda bir McDonald’s tuvaletinde 50 cent vererek ihtiyacımı gidermiştim. Ondan sonra seyahat boyunca o McDonald’s ‘Şeyda’nın tuvaletini yaptığı McDonald’s’tan sağa dön’ tarzında kullanılarak adeta bir dikilitaş, bense mekanını idrarıyla belirleyen bir aslan haline gelmiştim.

 

Yeni yerler beni hep biraz telaşlandırır. Dışarı adımımı atmadan hemen önce tuvalete giderim, ama yine de şu soru sürekli kafamı kurcalar: Vücudun ertelenemez ihtiyaçları beni çağırdığında nereye gideceğim? Arkadaşlarla bir doğa yürüyüşündeyiz mesela. Erkek olan arkadaşlar herhangi bir ağaç gövdesine ihtiyaçlarını giderebilirken, benim uluorta külodumu indirip çömelmem rahat gelmiyor. Hele bir de gidilen grup iş arkadaşlarından oluşuyorsa. Gözlerden ırak bir çalı çırpı bulmak şart. Ama ya çöl gibi bir yerdeyseniz? Ya da gece dışardasınız ve dükkanlar kapalı? Gruptaki erkekler yine bulurlar bir ağaç ya da duvar, ama bir kadın olarak ben neyi nereye yapabilirim? (Müzik festivallerine giden arkadaşlarım ayakta işemeye yarayan aletlerin çok yararlı olduğunu söylüyorlar.)

 

Eğer dışarda birkaç saatten fazla vakit geçireceksem bunları planlamam gerekiyor. (Tabii tuvaletlerin temizliğine girmiyorum bile. Şimdilik sadece varlığı.) Tuvaleti olan bir alışveriş merkezi var mı güzergahta? Ya da bir ürün almadan tuvaletini kullanmanıza izin veren bir dükkan? Arada sırada bazı şehirler alkışlanıyor halka açık ücretsiz tuvaletler konduğu için şehir göbeklerine. Ama sonra Amsterdam’da da olduğu gibi bunların sadece pisuar olduğu anlaşılıyor. Amsterdam’da mesela 35 halk pisuarına karşılık sadece 3 tane kadınların kullanabileceği tuvalet var. Niye bu eşitsizlik? Çünkü kadın tuvaletleri daha çok yer kaplıyor! 1 kadın tuvaleti için 2 pisuardan kısmak tutumlu bir seçenek olmuyor.

 

Bu kullanılacak alan eşitsizliği yan yana olan kadın-erkek tuvaletlerinde de mevcut. Birçok eski binada kadın tuvaletleri sonradan düşünülmüş, kadınlar o binaya yıllar sonra geldikleri için. Mesela ABD’deki bazı üniversite binalarında kadın ve erkek tuvaletleri ayrı katlarda, çünkü kadın tuvaletleri erkeklerinkinden devşirme. Kanımca modern tuvaletler yapılırken bile kadınların erkeklerden değişik olan ihtiyaçları göz önüne alınmıyor. Mesela bir konser alanında ya da tiyatroda, kadın tuvaletlerindeki sıra ile erkek tuvaletlerindeki sırayı kıyaslayın! Erkekler ve kadınlara eşit tuvalet alanı vermek, o alana sığabilecek pisuar ve oturaklı tuvalet sayısı göz önüne alındığında, gerçekten eşitlik mi? Bizim için biraz daha fazla zaman alan bu ihtiyaç için biraz daha fazla bir alana hakkımız yok mu? ‘Konser arası bitmeden tuvalet sırası bana gelecek mi?’ diye tasalanan kadınları bu binaları tasarlayanlar görmüyorlar mı? Tuvalet sırasında beklerken ben genelde bunları düşünüyorum. Bir de elimi yıkarken paltomu ve çantamı nerede nasıl tutacağımı. Lavaboların kenarına bir askılık asmak çok mu zor?

 

Bunlar benim günlük dertlerim, ama en azından evimde rahat rahat kullanabileceğim bir tuvaletim var. Dünyanın bazı yerlerindeki kadınlar bu lükse de sahip değiller. Mesela Hindistan’da tuvalet eksikliği en ciddi sağlık sorunlarından biri. Ülkenin yarısı tuvaletini dışarda yapmak zorunda. Bu erkekler için de bir problem olmasına rağmen, kadınlara etkisi çok farklı ve çok daha derinden oluyor. Kırsal alanlarda tuvaleti olmayan evlerde yaşayan bir çok kadın gün ışığında görülme korkusu ile bütün gün tuvalete çıkamayabiliyorlar. Akşam üzeri tarlalara giderken de saldırıya uğramamak için gruplar halinde gidiyorlar. Ama ne yazık ki bu yeterli olmuyor her zaman. 2014 yılında iki genç kız tuvaletlerini yapmak için bir tarlaya giderken tecavüze uğruyor ve öldürülüyor. Tecavüze uğramasalar bile birçok kadın erkekler tarafından izlenmekten ve alaya alınmaktan şikayet ediyor. Günde defalarca giderilmesi gereken bu ihtiyaç kadınlar için gerçek bir eziyete dönüşüyor.

 

Bazen kendi tuvalet ihtiyaçlarım hakkında dertlenirken ‘Acaba kadın vücudumdan hoşnut değil miyim?’ diye düşünüyorum. Bu beni hem üzüyor hem sinirlendiriyor. Sinirimi hemen benim bu en temel ihtiyacımı göz önüne almayan, belki de önemli bulmayanlara yönlendiriyorum. Ve bu düşüncelerle çay ve ihtiyaç molamızın da sonuna geliyoruz.

 

 

Ana görsel: Chuck Savage, Getty Images.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

YMalvina Hoffman ve İnsanlık Heykelleri
Malvina Hoffman ve İnsanlık Heykelleri

30 yıldan fazla bir süre baştacı edilen sergi, insanların ırk konusundaki fikirlerinin değişmesiyle müze için baş ağrısı olmaya başlamış.

MEYDAN

YBilim Tanımayan Sınırlar
Bilim Tanımayan Sınırlar

Bilimin sınır tanımadığını düşünmek güzel, ama gerçek şu ki sınırlar bilim falan dinlemiyor.

SANAT

YBu Penisler Ağaçta Mı Yetişiyor?
Bu Penisler Ağaçta Mı Yetişiyor?

14. yüzyıl Fransasında bir çizer: Jean de Montbason. "Gülün Romansı" şiirinin çeşitli baskılarına illüstrasyonlar yapıyor. Peki bu şiir neden bir penis ağacına dönüşüyor?

KÜLTÜR

YMary K. Gaillard Ve Kadın Fizikçi Olmak
Mary K. Gaillard Ve Kadın Fizikçi Olmak

"Feminist olmaktan başka çare yoktu. Fiziğe tutkundum." sözünün de sahibi Mary K. Gaillard’ın kariyeri boyunca karşı karşıya kaldığı üstü kapalı ya da aleni cinsiyetçi yorumların haddi hesabı yok.

Bir de bunlar var

Yeni Yılın İlk Günü Asla Yapmamanız Gereken 10 Şey
Benim Beynim, Benim Kararım
Nereden Baksan Ayça Şen

Send this to friend