Tarım arazileri üzerine yapılan konutlar, sanayi tesisleri ve yapılar... Bilinçsizce heba edilen milyonlarca hektar tarım arazisi...

MEYDAN

Yeni kamu spotuyla karşınızdaaa Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı

 

‘Tarımdan, hayvandan ve hatta gıdadan bana ne’ mi diyorsunuz? O zaman buradan hemen çıkın, söyleceklerim sadece yiyen ve ne yediğini bilmeyen insanları alakadar ediyor.

 

Arkadaşlar TOPRAK HAYATTIR. Evet. Ama bu nasıl bir hayattır böyle ve kimlere emanettir? Aşağıda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 18 Ağustos 2014’te yayınladığı 2 bölümlü kamu spotunu bulacaksınız. Ben yeni izledim, çoğunuzun da görmemiş olduğunu tahmin ediyorum. Gördüyseniz de, eh bir daha görüverin canım. Ben mevzuya kamu spotu 2’den girme taraftarıyım. Buyrun:

 

 

 

 

HIIIIMMMMMMMMMMM.

 

İçeriğin üzerinden beraber bir geçelim mi:

 

Atalarımız tepelere yerleşerek, tarım arazilerini yüzyıllarca korudular. (Peki, çok güzel.)

 

Bu toprakların bize atalarımızın mirası değil, torunlarımızın emaneti olduğunu unutmayalım. (Hazır olun, bu üstünde yaşadığımız topraklar artık atalarımızdan kalmış topraklarımız değildir. Torunlarımızın bize emanetidir. Çünkü farkında olmayabilirsiniz ama insanoğlu sosyal yapıyı altüst eden bir devrim gerçekleştirdi (siz tuvalete gitmiştiniz o sırada) ve artık torunlarımız toprak sahibi. Onlar bize emanet ediyorlar, biz onlara değil. E atalarımızın ne halt ettiği, onca yüzyıl tepelerde ne zorluklarla yaşadıkları pek de umrumuzda değil haliyle.)

 

Tarım arazileri üzerine yapılan konutlar, sanayi tesisleri ve yapılar… Bilinçsizce heba edilen milyonlarca hektar tarım arazisi… (Bilinçsizce heba mı edildi? MİLYONLARCA HEKTAR TARIM ARAZİSİ Mİ? Nasıl oldu o iş? Kaç milyon? Kim yiyor şimdi oraları? *Sus otur, torunun kadar konuş!*)

 

*0:29* Bir saniye, kız torunçe araya girdi, peri tozuyla mangal mı yapıyor orada, ne yapıyor? Ne şirin değil miii?

 

Ülkemizde her türlü kullanıma YETERİNCE uygun alan var. (Peki. Yani milyonlarca hektar tarım arazisi heba edildi ama üzülmeyin, Anadolu toprakları bereketlidir, toprak anamız doğurgandır, dahası, Allah rızkını verir.)

 

Yatırım yapmadan önce mutlaka Bakanlığımızın görüşüne başvurun. Çocuklarımıza yaşanılabilir bir dünya bırakmak için HAYDİ Türkiye, tarım arazilerini birlikte koruyalım.

 

ÖHÖÖ ÖHHÖÖ! Sayın tarım bakanlığı sen neler diyorssunnn?!? Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? 4 cümle ettin şurda, biri birini tutmuyor, öbürü kendi içinde tutmuyor, bir diğeri dağa kaçtı. Koskoca bakanlıksın sen, koca koca sanayi tesisleri, yapılar, konutlardan filan gelip görüş alsın diye rica mı ediyorsun? Kamu spotuyla? Bu ülkede imar izni, toprak ve arazi statüsü denen bir şey yok mu? Hangi toprağın veya arazinin neye uygun olacağı açık açık belirtilmemiş mi? Tarım arazileri mutlak sulu mu, muğlak susuz mu, ne?

 

Bir saniye. Şimdi başa dönelim yani Kamu Spotu 1’e. Belki bir şeyleri anlamamıza yardımcı olur.

 

 

 

 

78 milyon hektarlık Türkiye yüzölçümünün YALNIZCA %11’i sulanabilir mutlak tarım arazisidir. (Hatırlayın, kamu spotu 2’de antiteziylen gelip ‘bol bol arazimiz var her boya meşrebe toruna müsait, canınız sıkılmasın’ diyecek. Ama önden sıkıyor canımızı kerata: sadece %11! Bu heba edilmiş hali mi yoksa değil mi onu bilemiyoruz.)

 

Toprak kaybı gıda güvenliği tehlikesinin habercisidir. (‘Karadeniz’de kışın habercisi vargit çiçeğidir’ gibi bir şey mi bu? Arkadaşlar, gece saat benim dünyamda çok geç. Bu kamu spotunu 10’dur izliyor ve anlamaya gayret ediyorum. Gerçekten iyi mesajlar çıkarmaya çalışıyorum buradan kamu olarak. Ama zorlanıyorum. ‘Gıda güvenliği tehlikesi’ nasıl bir zincirleme tamlamasıdır bir de onu düşünüyorum.)

 

Üretilemeyen kaynak bir avuç topraktır. (şiirim çok kötü, anlam dünyamda erozyondur)

 

Ve işte yine o coşkulu: HAYDİ TÜRKİYE. O ‘haydi’nin içinde saklanan gizil kuvveti farkettiniz mi? sanki şey gibi…bu dediklerimi ben bile takip edemedim, başım döndü; o denli kuvvetli…son son verelim gazı HEY HEY.

 

Şimdi kamu spotu aleminin dışından, gerçek olduğunu sandığım dünyadan birkaç haber vererek bitireyim. Son birkaç senede tarım arazilerinin üstüne kondurulan veya kondurulmaya çalışılan projelerden dört tanesi şöyle:

 

Soma katliamından birkaç ay sonra Soma’nın Yırca köyünde, Kolin Şirketler Grubu tarafından kurulması planlanan termik santral için zeytinliklere dozerlerle girildi. Acele kamulaştırmaya karşı itiraz süreci devam eden zeytinlikleri korumaya çalışan köylüler kelepçelendi. Zeytinlik katliamına karşı başlatılmış kampanyanın bir ayağı burada.

 

Manisa Çaldağı’nda onlarca dönüm tarım arazisinin ortasına nikel madeni yapıldı. Çok uzun ve pis bir hikaye, burada neresinden tutsam onu dahi bilemedim. Durdurma mücadelesi hala sürüyor.

 

İstanbul‘un önemli sebze kaynağı Sarıyer Gümüşdere’nin 600 dönümlük tek parça tarım arazisi özelleştirme kapsamında satılığa çıkarıldı. Beşiktaş, Sarıyer, Arnavutköy gibi semtlerin pazarlarına taze sebze meyve sağlayan Gümüşdere tarım arazisi daha bir sene olmadı, İSKİ’nin yapmak istediği su arıtma tesisinden, verilen hukuki mücadele sayesinde kurtarılmıştı.

 

Temmuz 2013’de, en az 1500 senedir ekilip biçilen İstanbul’un tarihi Yedikule bostanlarında 30 dönümlük tarım arazisinin üstü molozla kaplandı. Neden? Çünkü rezidanslar yapılacak ve surlarla aralarında kalan bostan arazileri de ön bahçe ve kafeterya olarak kullanılacak.

 

Türkiye’nin her bir köşesindeki HES’leri, türlü türlü santralleri, konutları, yapıları saymaya burada benim internet sayfam yetmez.

 

Tarım bakanımız Mehdi Eker’e sorumu yöneltiyorum: Sayın Bakanım, siz ne yer ne içer, ne eker ne biçersiniz, haberiniz var mı?

 

 

Bakanlığa iletmek istediğiniz sorular ve şikayetler buraya.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TARİH

YJames Baldwin’le Tanıştığım O Gün
James Baldwin’le Tanıştığım O Gün

Beni geri çektiği o yer ve zaman, makulen umabileceğim tek şeyin aldığım her davette ancak hizmet etmek için orada olabileceğimi söylüyordu.

MEYDAN

YEvet, Polisi Lağvedelim
Evet, Polisi Lağvedelim

Çünkü reformlar işe yaramayacak.

MEYDAN

YBiraz Sakinleşebilir Miyiz?
Biraz Sakinleşebilir Miyiz?

İnsanlar genelde beni felaket tellalı gibi görüyor, bana kızıyorlar. Felaket tellalı değilim ben. Eğer bakmazsan, değiştiremezsin. Gözünün içine bakacaksın.

MEYDAN

Yİçimde bir şeyler eriyor…
İçimde bir şeyler eriyor…

Tek bir ağacın kıymetini bilenlere, gölgesinde yan yana serilenlere...

Bir de bunlar var

Bu Çocuklar Soysuz mu Olacak?
Nuriye Gülmen’le Röportaj: “İlk Günden Çok Daha Umutluyum Bugün”
Başlangıçta Cumhur Vardı

Pin It on Pinterest