Albert Lamorisse’in 1956 yapımı “Kırmızı Balon” filmi iyileştirebilir mi bizi?
Türk insanını büyüleyen bir unsur da saçlarımız. Genellikle şöyle olur: sokakta yürürken ya da otobüste giderken bir yabancı size yaklaşır ve saçınıza dokunur, sonrasında da “Bu saçı nasıl yıkıyorsun?” gibi
İstanbul Feminist Kolektif, hayatta kalmak için şiddete başvurmak zorunda kalan kadınların çetelesini tuttuğu “Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor” raporlarının Ocak-Haziran ayı değerlendirme dosyasını yayınladı.
Sanat ve zanaat arasındaki ayrımlar bulanıklaşmaya başladı. Bana kalırsa bu bulanıklaşma, üretimdeki çeşitlenme ve yenilikler, beraberinde sanata erişim açısından bir demokratikleşme de getiriyor.
Vietnam’da savaşan Amerikan askerlerinin çakmaklarında yazanlar
İmdat dilemiyoruz. Savaşmayacağız! Tıpkı o çocuklar gibi biz barış istiyoruz. EDİ BESE!
İskele ve ‘Evini yık, ondan bir tekne yap ve hayat kurtar’ adlı işler 6-7 Eylül’de evini terk etmek zorunda kalanların çıktığı bilinmeyen yolculuğa bakıyor.
BİZİ KANDIRIYORLAR.
Hera Büyüktaşçıyan’la Kudüs’te ve İstanbul’da sergilediği işler üzerine söyleştik.
Bilge Kadın, kadın erkek eşitliği aile denen kuruma bir tehdittir diyor. Değil mi yani? Aile dediği toplumun temeli olan kurumun kadın erkek eşitliğini kaldıramayacağını söylüyor. Kaldırır mı yani?