Deli gibi çamaşır yıkıyor, temizlik yapıyor, yemek pişiriyorum, sürekli yeniliyor, destekliyor, muhafaza ediyorum… Ayrıca (bunlardan bağımsız olarak bir de) Sanat “yapıyorum.”

SANAT

Bakım Sanatı Manifestosu

Mierle Laderman Ukeles tarafından 1969’da yazılan Manifestonun çevirisidir. Metni Ukeles tarafından daktilo edildiği şeklini koruyarak yayınlıyoruz.

 

 

MANIFESTO!

BAKIM SANATI    – –  Bir Sergi Önerisi

“BAKIM”

                                                                                              @1969

                                                                                                    Mierle Laderman Ukeles

 

 

I. FİKİRLER:

 

A. Ölüm İçgüdüsü ve Yaşam İçgüdüsü:

 

Ölüm İçgüdüsü: ayrılık, bireysellik, kusursuz avangart; kişinin ölüme kadar kendi yolundan yürümesi — kimseye aldırış etmeden içinden geleni yap, dinamik değişim.

 

Yaşam İçgüdüsü: birleş(tir)me, sonsuz dönüş, türlerin devamlılığı ve BAKIMI, hayatta kalma sistemleri ve operasyonları, denge.

 

 

B. İki temel sistem: Gelişim ve Bakım. Her devrimde sızlanma sebebi: devrimden sonra Pazartesi sabahı çöpleri kim toplayacak?

 

Gelişim: Saf bireysel yaratım; yeni olan; değişim; gelişme, ilerleme, heyecan, firar veya kaçış.

 

Bakım: Saf bireysel yaratımın tozunu al; yeni olanı koru; değişimi sürekli kıl; gelişmeyi sürdür; ilerlemeyi savun ve devam ettir; heyecanı taze tut; kaçışı tekrarla.

 

işini sergile — tekrar sergile
çağdaşsanatmüzesini kıyak tut
evi çekip çevir

 

Gelişim sistemleri, değişim için geniş alan sunan kısmi geribesleme sistemleridir.

 

Bakım sistemleri, değişime hemen hiç alan açmayan doğrudan geribesleme sistemleridir.

 

 

C. Bakım bir ayak bağıdır; kahrolası bütün vakti alır (kelimenin tam anlamıyla böyledir.)

 

Zihin sıkıntı karşısında donup kalır ve rahatsız olur.  Kültür bakım işlerine dandik bir statü verir, yani bakım işleri=asgari ücret, ev hanımları=ücret yok.

 

Masanı temizle, bulaşıkları yıka, yerleri sil, çamaşırlarını yıka, ayaklarını yıka, bebeğin bezini değiştir, raporu tamamla, yazım hatalarını düzelt, çiti tamir et, müşterileri memnun et, leş gibi kokan çöpü at, burnuna bir şey kaçmasın dikkat et, ne giysem, çorabım yok, faturaları öde, yere çöp atma, ambalaj şeritlerini biriktir, saçını yıka, çarşafları değiştir, markete git, parfümüm bitmiş, tekrar söyle — (adam) anlamıyor, contayı tekrar sık – sızıntı yapıyor, işe git, tozlu bir sanat bu, tabloyu temizle, (adamı) tekrar ara, sifonu çek, genç kal.

 

 

D. Sanat

 

Tek diyeceğim, Sanat Sanattır. Tek yapacağım, Sanat Sanattır. “Bizde sanat yok, biz her şeyi iyi yapmaya çalışırız.” (Bali atasözü)

 

Topyekûn gelişim iddiasındaki avangart sanat türlü çeşit bakım fikirleri, bakım etkinlikleri ve bakım malzemelerinin istilasına uğramış durumda.

 

–Süreç sanatı bilhassa saf gelişim ve değişim iddiasındadır, gelgelelim hemen sadece bakım süreçlerini kullanır.

 

E. Bakım Sanatı sergisi, “BAKIM”, saf bakıma odaklanacak, bakımı çağdaş sanat olarak sergileyecek, meselelere mutlak bir karşı çıkışla netlik getirecek

 

 

II. BAKIM SANATI SERGİSİ: Üç Kesit: kişisel bakım, umumi bakım ve Yeryüzü Bakımı.

 

A. Kişisel Bakım:

 

Ben bir sanatçıyım. Bir kadınım. Bir eşim. Bir anneyim (rasgele sırayla).

 

Deli gibi çamaşır yıkıyor, temizlik yapıyor, yemek pişiriyorum, sürekli yeniliyor, destekliyor, muhafaza ediyorum… Ayrıca (şimdiye dek bunlardan bağımsız olarak bir de) Sanat “yapıyorum.”

 

Şimdiyse bu günlük bakım işlerini yapmaya devam ederken, hepsini su dökercesine tazyikle bilince çıkarıp Sanat olarak sergileyeceğim. Evde kocam ve bebeğimle nasıl yaşıyorsam, serginin devamlılığı için müzede öyle yaşayacağım (gerçi geceleri beni orda istemiyorsanız, ben de gündüzleri gelirim) ve tüm bu yaptıklarımı artık halka açık Sanat etkinlikleri olarak yapacağım: Yerleri süpürüp cilalayacak, her şeyin tozunu alacak, duvarları yıkayacak (yani, “döşeme boyama, toz işleri, sabundan heykel, duvar resimleri”), yemek yapacak, insanları yemeğe çağıracak, ortalığı toplayacak, etrafı silip süpürecek, ampulleri değiştireceğim. Bütün işlevsel atıkları toplayıp tanzim edebilirim. Sergi alanı sanat bakımından “boş” görünebilir ama tamamen kamuya açık bir şekilde bakım yapılıp idame ettirilecek.

 

Eser benim çalışmam, işim olacak.

 

 

B. Umumi Bakım: Herkes bir yığın bakım işi yapıyor. Serginin umumi bakım kısmı iki tür mülakattan oluşacak.

 

1.”Bakım elemanı,” tamirci, hizmetçi, çöpçü, postacı, sendikacı, inşaat işçisi, kütüphaneci, manav, hemşire, doktor, öğretmen, müze müdürü, tezgâhtar, beyzbolcu, çocuk, sabıkalı, banka müdürü, belediye başkanı, film yıldızı, sanatçı gibi diyelim 50 farklı sınıf ve meslekten insanla bakım konusunda ne düşündükleri; hayatlarının herhangi bir kesitini bakım işleriyle harcarken ne hissettikleri; bakım ile özgürlük ve bakım ile hayatlarına dair hayalleri arasındaki ilişki hakkında ne düşündükleri hakkında yapılmış mülakatlar.

 

Bu mülakatlar daktilo edilip sergilenecek.

 

2. Mülakat Alanı — Sergi katılımcılarına ayrılan alan:

 

Profesyonel (?) mülakatçıların yukarıda (1. maddede) yazılı olan soruları sergi katılımcılarına yönelteceği, masa ve sandalyelerin bulunduğu bir oda. Verilen cevaplar kişisel olmalı.

 

Bu mülakatlar kayda alınıp sergi alanının her yanında tekrar tekrar banttan çalınacak.

 

 

C. Yeryüzü Bakımı:

 

Müzeye her gün şu türden atıkları içeren bir konteyner gelecek: 1) çöp kamyonlarının taşıdığı çöpler; 2) bir kirli hava koyneyneri; 3) Hudson Nehri’ndeki atıklarla yüklü bir konteyner; 4) yıkım alanlarından toplanan bir moloz konteyneri. Her konteyner sergiye varır varmaz bakım altına alınacak: temizlenecek, kirden arındırılacak, iyileştirilecek, geri dönüştürülecek ve bana ait veya bilim insanlarının öngördüğü çeşitli teknik (ve/veya “sözde-teknik”) prosedürlerle muhafaza edilecek.

 

Bu bakım prosedürleri sergi süresince tekrarlanacak.

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

YMierle Laderman Ukeles Bakım İşini Nasıl Sanata Dönüştürdü?
Mierle Laderman Ukeles Bakım İşini Nasıl Sanata Dönüştürdü?

"Haftanın bir yarısı anne, diğer yarısı da sanatçıydım. Ama sonra düşündüm ki bunları düşünmek çok saçma, ben başlıbaşına buyum işte."

Bir de bunlar var

Güle Güle Yaşar Kemal
İçine Çok Şey Sığan Bir Nohut Oda: Melisa Kesmez’in Üçüncü Öykü Kitabı
İçim Yeşilköy Havalimanı Gibi Geniş, Adım Tülay German

Pin It on Pinterest