...Neden olmasın? Neden olmasın?

SANAT

YAZI

Yayıncılık Sektöründe Devrim: James Franco Dili ve Edebiyatı

Aktör James Franco’nun çeşitli kurnazlıklarından daha önce bahsettiğimiz bir yazının yorumlarında Duygu kara haberi bizimle paylaşmıştı: Franco, Amerikalı yazar William Faulkner’ın filme alınamaz olarak bilinen efsane romanı Döşeğimde Ölürken (As I Lay Dying)‘in film haklarını satın almış…ve üstelik filmi de kendisi yönetecekmiş. Biraz gülmüş, biraz üzülmüş, fakat çok şaşırmamıştık. Tüm gayretlerin efendisi Franco sözünün eriymiş, yaptı da. Sonra ne olduysa oldu, filmin piyasaya çıkmasına beş kala Franco romanın da kapağını süslemeye başladı:

 

franko1

Yaslı bir film eleştirmeni, Twitter kullanıcısı

 

 

Bunun üzerine Los Angeles Times’ın kitap eleştirmeni David Ulin, Franco’yu edebiyatı kullanarak adını duyurmaya çalışmakla suçlamış ve lütfen bunu artık yapmamasını dilemiş. Eyvallah, iletiriz. Bunu okuyunca insan ister istemez “A tabii ya, edebiyat aslında çiçekler, çocuklar ve tombul kuşlar için yapılıyordu aslında, ben unutmuşum” diye düşünüyor. Yahu edebiyatın kendisi aslında epey çaresiz bir adını duyurma teşebbüsünden ibaret değil mi– eleştirmensin, bari sen yapma. Faulkner bu romanı neden yazdı, neden yayınlattı? Neden ömrünün sonuna kadar Hollywood’da kıytırık yapımlara senaryo yetiştirmekle yetinmedi, neden kendisiyle tanışan nüfuzlu yapımcılara senelerce “Ben geliyorum – beni bir gün tanıyacaksınız” kabilinden atar yapıp durdu? Çünkü. Çünkü Faulkner! Çünkü Franco ve Faulkner’in içindeki o önem çekirdeği birbirinin tıpatıp aynısıydı muhtemelen. Önem çekirdekleri birbirine aynı karından doğma gibi benzerler, bazısı büyür gölgesinde yatarız, bazısı mahsun ve cüce ölür. Ve önemli olan da her zaman, her zaman teşebbüsün niteliğidir. Arkasındaki gayret değil. (İnsanı dir’li dur’lu, ince ruhlu pazar röportajı gibi konuşturtuyorsunuz!)

 

Bu derinlikli ve iyi bulduğu şeyin etrafını devamlı dikenle çevirmeye çalışan, kendi kitap okuyuculuğunu her şeyden çok önemseyen insanlara o kadar tilt oluyorum ki tüm kaydadeğer romanlar McDonalds’ın filan eline geçsin de yanmış yağ ve plastik oyuncak kokusuyla iyice bir tütsülensin istiyorum. Aktör James Franco’nun dandik bir yönetmen, senarist olduğuna bir bütün dünya henüz aymamış da, kıyamet haberi veriyorlar sanki. Edebiyat tarihinin pençelerinden muzaffer çıkmayı başarmış Faulkner’ı Franco’nun pençelerinden koruyacaklar. Ama aslında her şey birbirine karışmış: Franco’nun As I Lay Dying‘i mahvetmeye muktedir olduğunu söyleyerek Faulkner’a hakaret, popüler bir film aktörü olarak zaten yaşama amacı anlamlı bulduğu her şeye suratını armağan etmek olan Franco’ya ise iltifat ediyorlar.

 

James Franco’nun ense kulak tatlı yanak olduğu kadar kurnaz olduğu apaçık. Sadece As I Lay Dying’in değil, bir sürü büyük eserin film haklarını satın aldığını ve elinde resmen bir hazine biriktiğini senelerdir duyuyor ve okuyorum. Kendine ait de bir kör topal yazarlık kariyeri bulunan Franco’nun bu film hakları iştahının arkasında yaratmaya muktedir olmadığı bir hazinenin bankeri olma isteği de seziyorum, sanki bu romanların hepsini kendi hükümran olduğu görüntüler dünyasına çekmeye çalışma niyeti de. Olabilir, olmayabilir. Ne olacak ki? Kimin umrunda? Ben böyle söylenirken imdadıma Bookriot‘tan Minh Le yetişti ve çuvaldızı herkese batırarak “Madem öyle, neden bütün kitapların kapağına James Franco’yu koymuyoruz ki?” düsturuyla aşağıdaki çalışmalara imza attı:

 

 

franko2 franko3 franko4 franko5 franko6 franko7

 

 

Bunları görünce şöyle bir düşündüm ki, evet, hakikaten de James Franco’nun önemli bir romanın kapağında olmasından asla, asla rahatsız değilim. Bilakis, kapağında James Franco göremediğim önemli romanlar bende belli belirsiz bir hayalkırıklığı yaratıyor. Derdim Franco’nun akıl almaz derecede yakışıklı olması da değil sadece: Yüksekle yeksan buluşsun, başla ayak evlensin, nikah memurluğunu da James Franco yapsın. Herkes rahatlasın. Bu noktadan hareketle kitap kapağı tasarımı ve yayıncılığa gönülden bağlı arkadaşım Emrah ile Türk yayıncılık sektöründe niş bir alan yakalamaya karar verdik – Emrah aşağıdaki muhteşem tasarımlara imza attı:

 

9-Git Kendini 8-Yer Bilimleri 7-Piraye 6-Ya Tutarsa 5-İste Hayatim 4-Karatay Diyeti 3-Yaprak Dokumu 2-Tutunamayanlar

(Baştan bu sakalları Emrah’ın MS Paint’te sprey efektiyle yaptığını düşündüm ama hatırladım ki filmin aslında da böyleydi – Franco, şair Allen Ginsberg’ü canlandırırken tutkal ve skoçbrayttan faydalanmıştı gerçekten) (“UHULANAMAYANLAR”)

1-Araba Sevdası frankocilgin

 

 

…Nasıl ama? Nasıl ama? Eleştirmenlerin gözyaşlarına, para şıngırtısına, alkışa ve ihanete talibiz.

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Floresanların Tatlı Telaşı
Müze, Çocuklar ve Bir “Ressamcı”
Kardeşim, Pıtırcık ve Ben

Send this to friend