le guinciler, bi bakabilir mi?

ECİNNİLİK

Rüyada Tehanu Görmek

Okuduğunuz kitaptan bir karakter pekala rüyanıza girebilir. Peki ya henüz okumadığınız bir kitabın kahramanıysa rüyanızı ziyaret eden?

 

Geçtiğimiz ay rüyamda Tehanu’yu gördüm. Daha doğrusu görmedim de Tehanu’nun bana gönderdiği bir mesajı okudum: “Bıraksın artık o meseleyi” diyordu, “ödül değil ceza hakediyor o”. Tehanu’nun Ursula Le Guin’in Yerdeniz serisinde bir karakter olduğunu biliyordum ve seriye dair de genel bir fikrim vardı sanırım ama Tehanu’nun kim olduğundan da rüyama girmesine sebep olacak nasıl bir sembolizmle yüklü olduğundan da haberim yoktu. Zaten esas olarak buna takıldı aklım. Kim olduğunu bilmediğim biri rüyamda neyi, kimi, nasıl sembolize edebilir ki?

 

Le Guin’in Mülksüzler‘ini, Karanlığın Sol Eli‘ni ve birkaç da denemesini erken yaşlarda okumuştum. Güzeldiler. Ama “Le Guinci” eş dostun kamaşmış gözlerle anlattıkları o ışık beni sarmadı okuduklarımda. O başka dünyaların başkalıkları benim dünyamı sarsmadı, sarsamadı herhalde. Sevdiğim kadın yazarlar listeme dahil etsem de Le Guin üzerine pek de düşünmedim doğrusu. Sonra işte Tehanu bana bir mesaj gönderdi ve Yerdeniz serisini okumaya başladım.

 

Serinin erbablarına baştan söyleyeyim henüz beşinci kitabı okumadım. Rüyamın gizli şifresini çözmek için çıktığım bu yolculukta Yerdeniz Büyücüsü, Atuan Mezarları, En Uzak Sahil ve sonunda Tehanu‘yu okudum. Tehanu‘ya başlamadan çok önce, daha ilk kitapta, önceleri bulamadığım bir şeylerin orada olduğunu fark etmeye başlamıştım. Ama esas ikinci kitapta Tenar’ın hikayesiyle birlikte Yerdeniz dünyasına tamamıyla kapıldım. Kapıldım ve çıkmak istemedim. Üçüncü kitabı bir çırpıda okudum, Tehanu‘ya aynı hızla başladım.

 

Tehanu’yu iyice tanımak için beşinci kitabı da okumam gerek biliyorum. Ama bu hazzı erteliyorum şimdilik. Vedalaşmaya hazır olacağım bir aralık bekliyorum ya da. Yine de kendini yakan ateşi içinde taşıyan Tehanu’nun bir rüyada neyi simgeleyebileceğiyle ilgili bir fikrim var şimdi. Ama Le Guin dünyasına girmeme sebep olan başlangıçtaki sorum hala cevaplanmadı: Kim olduğunu bilmezken neden girdi Tehanu rüyama? Yoksa gelecekten, bugünden mi gelmişti? Yerdeniz dünyasında epeyce bir seyahat ettikten sonra bu gayet mümkün görünüyor bana.

 

Yirmilerin başında Le Guin’in dünyası benim dünyamı sarsamamıştı çünkü ben dünyam dediğim ve dünyam olmasını gerektiğini düşündüğüm bir şeyi yere çelik çivilerle çakmakla meşguldüm. Romanların başka dünyalara açtığı aralıklardan içeri girememiş, “ne hoş” deyip manzarayı kutlamıştım ancak. O yaşlarda rüyalarıma da kulak vermezdim hiç. Uykunun gereksiz ağırlıklarını yüzüme buz gibi suyu çarpa çarpa bir çırpıda başımdan atıp gün dediğim şeye başlamak için acele ederdim. Koştura koştura on yıl geçti. Üç ay önce 31 yaşına girdim. Rüyalar mı değişti, ben mi onlara kulak vermeye başladım, ben dinledikçe onlar mı gevezeleşti bilmiyorum, bir anda günün en önemli kısmı uyku olmaya başladı. “Bugün ne göreceğim rüyamda acaba?” merakıyla yatağa girmeye başladığım haftalardan birinde de Tehanu çıktı geldi işte. Tuhaf olan, Ursula Le Guin de bir denemesinde tam 31 yaşında büyüdüğünü söylüyor: “Büyümek benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci 31 yaşımda tamamladım -ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden çok önemsiyorum.”

 

31. yaş dönümümde birden kendini duyuran ve bir anda hayatımın merkezine oturan bu rüya gündeminin Le Guin’in sözleriyle bir alakası var sanıyorum ya da olsun istiyorum. Le Guin okurken, dünyanın uğultusu yerine kadınların, rüyaların ve ejderhaların seslerine kulak vermek diye bir ihtimal olduğunu hissediyor insan. Hissediyor hissetmesine de kulağınıza onca insan birden onlarca şeyi öyle bir kendinden eminlikle bağırıyor ki dinlemek, yerine getirmek, yarışmak ve yükselmek uğultusu yaşamanız oluyor.

 

Le Guin’in açtığı dünyaların kenarlarında yürüyordum ben galiba yirmili yaşlarda, içeri giremiyordum çünkü üzerinde durduğum bıçak sırtı alandan Le Guin dünyasına girmenin tek yolunun “düşmek” olduğunu sanıyordum. Ayağım kayacak ve hopp bir anda düşeceğim. Bu dünyada o dünyaya düşeceğim. Dışarıdan içeri düşeceğim. Yükseklerden aşağıya düşeceğim. Sonra çıkabilecek miyim bir daha? Çıkmak isteyecek miyim?

 

Bu nasıl değişti bilmiyorum. Zaten bir değişimin nasıl gerçekleştiği bu dünyadaki en gizemli şey bana kalırsa. Ama herhalde değer verdiklerinizin, önemli olduğunu sandığınız şeylerin, hatta kendiniz olduğunu düşündüğünüz kimsenin ufak ufak erozyona uğrayıp dağılmaya başlamasıyla başka dünyalara düşmek sandığınız şeyin de bu dünyanın gerçek kalbine gönüllü ve hevesli seyahatler olduğu ortaya çıkıyor.

 

Ha bir de, Ursula Le Guin “Rüyalar kendilerini açıklamalı” başlıklı aynı denemesinde, serinin dördüncü kitabı Tehanu için aklındaki ilk başlığın “Olsun da Geç Olsun” olduğunu yazmış.

 

Bir rüya daha ne söylesin?

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YKürtler Elektronik Müzik Dinler Mi?
Kürtler Elektronik Müzik Dinler Mi?

Küçücük arkadaş grubunuzun içinde "onu almam, siz girebilirsiniz" lafıyla atılan ayrımcılık ve ayrıcalık bombası var ya, insanı utançtan yerin dibine sokuyor.

Bir de bunlar var

Kadın Bağı Mı? Sensin O, Haddini Bil!
Bir Mevzu Arıyorum / Bu Arada Para Saçıyorum
Nereden Baksan Ayça Şen

Send this to friend