Sıcaktan, savaştan ve susuzluktan şirazesi kayan dünyada geleceğin sahibi kim?

SANAT

Mad Max Fury Road: Deli Deliyi Görünce Üstüne Kamyon Sürermiş

Mad Max Fury Road’u izlemelisiniz.

 

Tarihin en iyi aksiyon filmlerinden birini anlatmaya nereden başlamalıyım…Genelde bu tür filmlerin en acıklı, en olmamış tarafı diyaloglarıdır. Hani mesela Transformers 3 gibi bir filmde yan aktörler Frances McDormand ya da John Turturro’dur ama bu inanılmaz oyuncuların varlığı bile filmin gerizekalılığına merhem olamaz ya. Hani gecenin bir körü nereden estiyse kendinizi 300 Spartalı izlerken bulursunuz da erkendönem Michael Fassbender’in slip donlu hali bile içinizdeki “böyle bir saçmalık olamaz, insanlık buna maruz bırakılamaz” sesini susturamaz ya.

 

Mad Max Fury Road buna şöyle bir çare bulmuş: diyalogu en aza indirmek. Filmin özellikle ilk bölümü adeta bir sessiz film gibi ilerliyor. Ya da bir çeşit modern dans performansı. “Aksiyon” kelimesinin hakkını verircesine meramını hareketle anlatan ve sözel değil son derece görsel bir film.

 

Var olan diyalogu duyma şeklimiz de bir acayip. Max yani Tom Hardy, film boyunca mükemmel bir şekilde sadece homur homur homurdanıyor. Valhalla katında şehitlik mertebesine ulaşmaya çalışan, nevri dönmüş yarım-canlı Nux uzun ve korkunç bir savaş sahnesinden sonra sevinç içinde “Ne güzel bir gün!” diye bağırıyor. Immortan Joe sefalet içindeki halkına “suyun müptelası olmayın, yokluğunu çok hissedersiniz” gibi tımarhanelik nasihatlerde bulunuyor.  Immortan Joe’nun gelin-köleleri aralarında adeta telepatiyle anlaşıyor, konuşurken ağızları oynuyor mu, seslerindeki eko nereden geliyor anlamıyorsunuz.

 

nux

 

Gelin-köleler vesilesiyle filmin feminist ilmeğine geçiyorum. Erkek hakları aktivistlerinin (diğer isimleriyle bir grup embesil) filmi “erkek filmi kisvesi altında erkek düşmanı propaganda” yapmakla suçladığı bilgisiyle başlamam gerek belki. Konu şu: suyun az, hastalık ve deformasyonun bol olduğu post-apokaliptik dünyada Immortan Joe adlı kötü adam ender bir su kaynağını gasp edip patriyarkını kurmuş, savaş manyağı genç fedaileri yardımıyla düzenini devam ettiriyor. Bu dünyada sağlıklı kalabilmiş az sayıda kadın ise tamamen Immortan’ın süt ve bebek sağlayan malları sayılıyor. Kendisi de çocuk yaşta bu düzene “doğurucu” olmak üzere gasp edilen Imperator Furiosa (Charlize Theron) tırının gazına basıp bu berbat ülkeden kaçmaya ve kendi bereketli yurduna dönmeye çalışıyor – yanında aynı kötü adam ve düzenden kurtulmak isteyen Immortan’ın beş gözdesi ile.

 

the-women-of-the-green-place-mad-max-fury-road

Imperator Furiosa, The Green Place’in ikinci dalga feministleriyle istişare halinde

 

Film bu haklı davadan ibaret değil, övülecek daha çok yanı var. – İzlemediyseniz buradan sonrası henüz vakıf olmak istemediğiniz ayrıntılar içerebilir – Beni en çok etkileyen filmin sonu oldu. Film şaşırtıcı bir şekilde Charlize Theron ve Tom Hardy gibi iki insan güzelini “kral ve kraliçe” yapma refleksine karşı koyabildi. Arada romantizm ipuçları verilse de asıl duygu kelimenin tam anlamıyla yoldaşlıktı hep, belki bu her şeyi daha da romantik yaptı. Ve en önemlisi, Mad Max’in kendi arınışı ona yetti, bir de Imperator Furiosa’nın zafer asansörüne binme ihtiyacı duymadı.

 

hardy-miller-mad-max-furyroad-road-warrior

 

Filmi izlediniz mi 5Harfliler? Ne düşündünüz çok merak ediyorum.

 

Unutmadan… peki ya o alev saçan elektro gitar??

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YSalacak’ta İki Kız
Salacak’ta İki Kız

"Bilinmeyen" fotoğrafçı kimdi? Bu fotoğraf kaç senesinde çekildi?

KÜLTÜR

YBunca Zaman Arkadaş Olabilir Miydik Yani?
Bunca Zaman Arkadaş Olabilir Miydik Yani?

Ryan Murphy'nin yeni dizisi "Feud: Bette and Joan" üzerine

Bir de bunlar var

400 Barışçı Aranıyor
Cuma Şarkıları 18: Dans!
Gladys Reed: II. Dünya Savaşında Bir İngiliz ‘Çalıkuşu’

Send this to friend