El mülki, El harrab, Es sabur, El musaffah, El mezur, El addâd, El a'ser, El besis, El müstahiy, El bekayy ve dahası...

ECİNNİLİK

Bu Kez Pipilerin ve Kukuların Arapça Adlarına ve Ölümsüz Tercümeye Dair

Geçen yazıda Fanny romanından ilhamla pipilerin ve kukuların çeşitli adları meselesini işlemiştik. (Geçen yazı dediysem iki yıl önce. Neden? Çünkü pipi lobisi. Neden? Çünkü ne kavgam bitti ne sevdam kardeşlerim. Ama dönüşüm kesin, dönüşüm olgun. Neler neler biriktirdim iki yılda…) Bu yazıda Itırlı Bahçe‘ye giriş yapıyoruz.

 

Geçen yazının altında yorumlar kuku adlarıyla coşmuştu. Güzel Türkçemizde kukuya verilen çeşitli adlar şöyle toplandı: Kutu, ipek, dudu, pambuk, totoş, battik, bızır, fıstık, paket, haşime, kurabiye, kontes, barbi, çillik, kuş, pıtış, işaret zamiri o’nun çeşitli kullanımları: orası-oran-o, şey. (Bir erkek kökenli birey de konuya Kamaşullah ismindeki pipisiyle katkı sunmuş.) Bu yazıda ise kukuların ve pipilerin Arapça adlarını ve bunların mükemmel tercümelerini ele alacağız. Kaynağımız “16. yüzyıl Arap Seks Elkitabı” alt başlıklı Itırlı Bahçe şaheseri.

 

Itırlı Bahçe, orjinal adıyla الروض العاطر في نزهة الخاطر Şeyh Muhammed El Nefzavi tarafından 1394-1433 arasında yazılmış olabileceği tahmin edilen bir seksoloji kitabı. Kitabın keşfediliş hikâyesi çok karışık ve dolambaçlı. İlk el yazması 1850 dolaylarında Cezayir’de görevli bir Fransız subayı tarafından ortaya çıkarılıyor. Subayın, ismini gizleyerek yaptığı Fransızca çeviri 35 adet basılıyor. Bundan birkaç yıl sonra 1885’te Paris’te Itırlı Bahçe‘nin yeni baskıları ortaya çıkıyor, hem de kapakta “ışığa tutulunca erkeklik uzvu olduğu” ortaya çıkan bir filigranla. Derken derken Guy de Maupassant giriyor devreye, 1884’te Paris’te bir yayınevine mektup yazarak bu Arapça el yazmasının önemini anlatarak kitabı ciddiyetle yayınlamalarını istiyor. Bir de kitaba şöyle bir hikâye atfediveriyor.

 

Bu kitabın garip bir öyküsü var. bir Arap yazarı, bir Bey’in (galiba Tunus Beyi) emriyle ölüme mahkûm edilmiş; ancak Bey halkının körlenmiş hislerini uyandırabilecek bir kitap yazdığı takdirde onu bağışlayacağını söylemiş. Adam da oturmuş, bu kitabı yazmış.

 

Koskoca Maupassant bu hikâyeyi kendi mi uydurdu, duyup mu inandı bilinmez. Ama yayıncı ikna oluyor. Liseux çok kaliteli bir baskıyla ve “Arap Erotolojisinin El Kitabı” sloganıyla kitabı piyasaya sürüyor. İşte meşhur Oryantalist Sir Richard Francis Burton da Itırlı Bahçe‘yi ilk kez bu Liseux baskısında görüp tutuluyor. Hemen metni takma bir isimle İngilizce’ye tercüme ederek, -kitap dönemin müstehcenlik yasaları nedeniyle açıktan basılamadığından- Kama Şastra Derneği çatısı altında sadece üyelere özel olmak üzere yayınlıyor. Sir Burton bununla da yetinmiyor, Arapça el yazmasının aslına ulaşarak öldüğü tarihe kadar kitabın tercümesi üzerinde çalışmaya devam ediyor. Itırlı Bahçe‘nin yayın macerası bundan sonra da çeşitli sansasyonlarla devam ediyor. Ama biz kendi ülkemizin ve dilimizin sansayonlarına dönelim artık, değil mi?

 

11

 

33

 

Kitabın bendeki baskısı 1991 yılına ait. Yol yayınları için Nevzat Erkmen çevirmiş. Kimden? Sir Richard Burton’dan. Yani İngilizce’den. Burton’ın da Arapça’dan çevirdiği bölümler ve Fransıca baskıdan yaptığı tercüme biraz birbirine girdiği için Itırlı Bahçe‘ye Arapça—>Fransızca—> İngilizce —-> Türkçe dolayımıyla ulaşıyoruz. (Bu nokta birazdan önem arz edecek.) Kitabın Türkçe baskısında yukarıda gördüğünüz çizimler yok tabi. Resmi bırakın yazı bile çok uğraştırmış. Öyle ki kitabın çevirmeni Nevzat Ermen azıcık delirmiş.

 

1985’te yayınlanan ilk baskısı müstehcen bulunduğu için toplatıldığından, 1991’deki yeni baskıya yazdığı önsözde Nevzat Erkmen sansürcülere verip veriştiriyor. Bu tarz kitapların insanlık tarihi ve kültürü için önemini anlatıyor. Arada toplatılan başka bir çevirisinden, Ying Yang: Çin’de Sevişme‘den bahsediyor. Biraz Itırlı Bahçe‘ye değindikten sonra önsözü şöyle bitiriyor:

 

“Bu önsözümde değindiğim kişiler ve konulara ilişkin benimle yazışmak, birlikte çalışmak isteyen herkes beni arasın!” Nevzat Erkmen, P.K. 7 Levent, 80622 İstanbul

 

Peki Itırlı Bahçe‘de ne var?

 

Ne yok ki? Detaylı tariflerle onlarca farklı penetrasyon pozisyonu, “övgüye layık erkekler” ve “övgüye layık kadınların” fiziksel özellikleri, teknik donanımları, sevişirken uymaları gereken kurallar, ön sevişme önerileri, iktidarsızlık ve erken boşalmaya karşı bitkisel ve ruhsal reçeteler, kısırlık için çareler, kadınların ihanetleriyle ilgili meseller… Hepsini tek yazıya sığdırmak imkânsız. Bugün sadece kukulara ve pipilere odaklanalım diyorum o yüzden.

 

Şöyle başlıyoruz:

 

Tanrı, kadına aşk esinleyici gözlerle, ok gibi pırıl pırıl kirpikler ihsan etmiştir. Kadını yuvarlacık bir karınla, görkemli bir sağrıyla donatan; üstelik bütün bu şaşılası güzellikleri, kalçaların üzerine oturtan da, Tanrı’dır. Bu kalçaların arasına da, Tanrı, savaş alanını yerleştirmiştir; işte bu yer, eğer iyice dolgunsa, bir aslan başını andırır. Adı da ferç‘tir (dişilik organı). Ah! Acaba kaç erkeğin ölüsü yatar bu kapının eşiğinde? Aralarında nice yiğitlerin de bulunduğu sayısız erkek cesedi!

 

Lütfen aslan başı meselesini test etmek için yazı bitene kadar bekleyin. El ferç‘ten devam ediyoruz.

 

IMG_2100

 

Bitmedi. Bir sonraki sayfadan devamla El talep-istekli, El hasene-güzel, En neffah-şişkin, Ebu cebahe-fırlak, El vâsa-enli, El arize-geniş, Ebu bilâum-obur, El mukâur-dipsiz, Ebu şefreyn-iki dudaklı, Ebu âungra-kambur, Er rurbal-kalbur, El hezzaz-kıpırdak, El lezzaz-birleştirici, El mudd-kucak açan, El muâvin-yardımcı, El mesbul-uzun, El mülki-düellocu, El harrab-kaçak, Es sabur-uysal, El musaffah-kilitli, El mezur-derin, El addâd-ısırıcı, El mensass-emici, Ez zenbur-yabanarısı, El harr-sıcak, El leziz-lezzetli.

 

Gördüğünüz gibi ferclerin çoğu sıfatlardan oluşuyor; enli, geniş gibi fiziksel görünüme göre seçilmişi de var istekli, kilitli gibi kadına yakıştırılan arzu miktarına göre seçilmişleri de. Kambur, yabanarısı, düellocu gibi kökeni anlaşılmayan isimleri de Şeyh Muhammed El Nefzavi en ince detayına kadar aydınlatıyor:

 

Abu âungra (kambur)- Venüs tümseği iyice fırlak ve sert olan, devenin hörgücü gibi duran ve uylukların arasındaki bir dana başını andıran ferce bu ad verilir, Tanrı bizlere böyle bir ferc nasip etsin, Amin!

 

El mulki (düellocu)- Erkeklik uzvu içeriye girdiği zaman gel-git hareketleri yapmaya başlayan, zevkin doruğuna ulaşmadan önce uzuv geriye çekilir endişesiyle, uzvun üzerine üzerine bastırılan ferclerdir bunlar.

 

El zenbur (yabanarısı)- Bu tür ferçler kıllarının sertliğiyle ün almıştır. Bir uzuv bu ferce yaklaşırken, bu kıllar ona batar ve yabanarısı sokmuş gibi acıtır.

 

Abu huşim (kalkık burunlu)- İnce dudaklı, küçük dilli ferçlere denir.

 

Nasıl? Tanıdık gelen var mı? Sizi düellocular sizi! Kadınların 13. yüzyılda da beceriksiz ve bencil erkeklere rağmen canla başla orgazm olmaya çalıştığını bilmek çok güzel değil mi peki? Ezici, istekli, kıpırdak, birleştirici, kucak açan, ısırıcı, emici ferç tariflerinde hep aynı çabayı anlatıyor aslında El Nefzavi; kadının penetrasyona kendisinin de orgazm olabileceği bir yön, eğim ya da ritm verme çabasını.

 

Hayır, biz yüzyıllardır canımızı dişimize takıp orgazmımızı taştan çıkaralım da yine bütün eylem bildiren, aktif sıfatları pipiler kapsın. Geçen yazıdan kobra meselesini hatırlarsınız. Buyrun, 13. yüzyıl Arap pipilerine bakalım.

 

IMG_2101

 

Ve devamında: Müşrefi ve reril-aşk ateşi söndürücüsü, El kurrat-atlı karınca, Ed duddak-vurucu, El âvame-yüzücü, Ed dehhal-ev soyan hırsız, El âvar-tek gözlü, El fortas-kel kafa, Ebu ayne-göz babası, El a’ser-itici, Ed dommar-sağlam kafalı, Ebu rukba-boyunlu, Ebu gutayya-kıllı, El besis-arsız, El müstahiy-utangaç yüzlü, El bekayy-ağlayan, El hezzaz-karıştırıcı, El lezzaz-birleştirici, Ebu lâaba-balgam söktüren, El fettaşe-araştırıcı, El hakkak-oymacı, El mürehhi-sarkık, El mutelâ-yağmacı, El mükeşşef-kaşif.

 

Yine geldik mi vurucu, yüzücü, itici, yağmacılara? Nam-ı diğer kobralar teşrif etti. Gerçekten olacak iş değil. Kitabın bu bölümünde fiziksel görünüme göre isim verme bir anda son buluyor, pipiler işlevlerine göre ad alıyorlar. İşlevlerin de maşallahı var gördüğünüz gibi: yağmalama, oyma, vurma, karıştırma. Kitap zaten genel hatlarıyla kadınların yalancı, hain ve aptal oldukları bir meseller dünyasıyla yine de cinsel açıdan tatmin edilmelerinin gerektiği eğitim dünyası arasında zikzaklar çizerek ilerliyor. Bu yüzden bir satırda aşağılanıyorsak, diğer satırda kim kimi aşağılıyor karışıyor. Bakınız:

 

Övgüye layık bir erkek kadınlarla birlikte olduğu zaman uzvu büyür, canlanır, sertleşir; bu erkek çabucak boşalmaz, belinin gelmesiyle geçirdiği sarsıntıdan sonra uzvu gene kaskatı olur. Böyle bir erkek kadınlar tarafından beğenilir; çünkü kadınlar erkekleri sırf cinsel birleşmenin hatırı için severler.

 

Itırlı Bahçe‘de daha en az beş yazılık malzeme var. Sıra sıra ilerleyeceğiz inşallah. Ama bu adlandırma meselesini kapatırken, şu tercümenin ölümsüzlüğü meselesiyle ilgili bir not: Yukarıdaki kuku/pipi adlarında ortak kelimeler de var, fark ettiniz mi? Ama El hezzaz kukulardan bahsederken “kıpırdak”, pipilerden bahsederken “karıştırıcı” oluvermiş Nevzat Erkmen tercümesinde.

 

Bir sonraki yazıya dek hezzaz kalınız.

Bir de bunlar var

Vatana İhanet Üstüne
Kalenin Önündeki Zavallı Bekçi
Sofia Boutella

Send this to friend