Depardieu ile Putin arasındaki ilginç bromance

MEYDAN

%1’lik Vergi Sürgünleri: Onlar Artık Yurtsuz

Fransa’daki ‘barbar’ yıllık gelir vergisi zammı ve ülkeyi terk eden (vatan haini ilan edilen) ultra zengin enteller, danteller ve de iş dünyasından insanlar arasında en maceralısı Gerard Depardieu’nunki oldu. Putin ile arasında sıradışı bir bromance, hint kumaşı benzerliğinin görüldüğü bu olaylar zincirinde kuşkusuz Putin’in özverili, demokratik ve empatik yapısı ülke sınırlarını aştı ve Depardieu’yu ve belki de onlarca sanatçıyı sarıp sarmaladı.

 

Depardieu’den önce aslında Fransa’nın EN ZENGİNİ Bernard Arnault geçen Ağustos ayında Belçika vatandaşlığı için başvurmuştu. Kimse Arnault’yu eleştirmekten çekinmemiş, arkasından ağlamamış, ona vatandaşlık teklif etmemişti. Zengin piçti ne de olsa. Hatta Liberation Arnault’yu kapağına şöyle taşımıştı:

 

 

 

 ‘Defol git zengin piçi!’

 

 

Ancak son gelişmelerle birlikte vergi zammı sarpa sardı. Geçen aylarda olaylar şöyle gelişti: Başa geçen sosyalist hükümet yıllık geliri 1 milyon avro ve fazlası olanlardan yıllık 75% vergi alacağını açıkladı. 14 yaşından beri çalışan Depardieu, şimdiye kadar verdiği 145milyonavro vergiden yorgun, olmaz olsun böyle devlet diyerek Fransa’dan taşınacağını açıkladı. Putin birkaç ay evvel yaptığı bir konuşmasında Depardieu isterse, seve seve kendisine vatandaşlık verebileceklerini söyledi. Depardieu Putin’e göz kırptı. Ünlü aktörün Fransa sınırına yakın zengin bir Belçika köyüne taşınacağı haberlerinden sonra Başbakan Jean-Marc Ayrault, Depardieu’ya ‘PATETİK KAYBEDEN’ dedi. Depardieu da kalemini mürekkebe daldırdıktan sonra à la Française bir mektupla bu ilişkiye son verdi.

 

Sosyalist hükümetle atışmasının üstüne iyice dellenen Depardieu’nun yardımına sözünün eri, demokrasinin yaramaz playboyu Putin yetişti. Zaten Depardieu Putin’e yakınlık hissettiğini, kendisinin harika bir demokrat olduğunu düşündüğünü söylemişti. Putin de ne zamandır Depardieu’ye karşı boş değildi nitekim. Yakınlarda bir demecinde Putin şöyle konuştu: ‘ Aktörler, müzisyenler ve sanatçılar özel ve kırılgan bir psikolojik yapıya sahiptirler. Biz Rusların dediği gibi: sanatçı alıngandır. O yüzden Bay Depardieu’nun hislerini anlıyorum.’ Başka bir demecinde ise, Depardieu ile benzeri kumaştan olduklarını; ikisinin de yurtsever olduğunu ve kültürlerine çok bağlı olduklarını söyledi. Putin’e göre Depardieu yemesi içmesi, oturuşu kalkışıyla gerçek bir Fransız’dı. Buna kimse itiraz edemezdi. Ama zor zamanlardan geçen ve Fransızlığını kaybetmek üzere olan bir ülkeden kaçan Depardieu’ya yardım elini uzatan tabii ancak onun kalibresinde bir adam olabilirdi.

 

Uzun ince bu yolun sonunda, geçen hafta Rus hükümeti Depardieu’ya FLAŞ vatandaşlık verdi. Depardieu’nun büyük bir şehirde yaşamak istemediğini açıklamasının ardından, aynı zamanda kendisine bir de daire hediye eden Rus hükümetine ve tabii Putin’e teşekkür etmek için ünlü sanatçı, Putin’in o sırada bulunduğu Soçi’ye gitti. Ziyaret ettiği Mordovia’da vali ayrıca kendisine Mordovia’nın kültür bakanı olması için teklifte bulundu.
Uzun soluklu sarılma ve tokalaşmayla özlem gideren Putin ve Depardieu, daha sonra samimi bir yemek yediler. Yemek esnasında sanatsal çalışmalarından bahseden Depardieu’nun, canlandırdığı Rasputin karakteriyle Putin’e daha da yakın hissettiğini vücut diliyle aktardığı gözden kaçmıyordu. Yemek, Depardieu’nun Putin’e filmin bir kopyasını ileteceği, Putin’in de Depardieu’ye karışık bir Rus halk müziği kasedi yapacağı sözünü vermesiyle son buldu.

Flaş pasaportunu almasının ardından Fransız başbakanına hitaben yazdığı Journal du Dimanche’ta yayınlanan mektubunda ‘bon vivant’dan ‘flaş vip rus’ seviyesine atlayan Depardieu Fransa’yla işinin bittiğini bildirdi. Mektup şu tatta ilerliyor:

 

‘Size pasaportumu ve zaten hiç kullanmadığım sosyal güvenlik kartımı iade ediyorum. Sizinle artık aynı anavatanı paylaşmıyoruz. Ben gerçek bir Avrupa’lı ve dünya vatandaşıyım, aynen babamın öğrettiği gibi. Bazı abartılı harcamalarım-iştahım ve yaşam ş/zevkim-dışında özgür biriyim, Sir, ve nezaketimi koruyacağım.’ (Parisien dergisinin yaptığı online ankete göre halkın 70%’i Depardieu’nun arkasındaymış.)

 

Bu mektubun üstüne yeni pasaportuyla nispet yapan Depardieu…
 

 

 

 

Depardieu domino efekti yaratacak mı?

Bridget Bardot da isimleri Baby ve Nepal olan tüberküloz hastası iki sirk fili iyileştirilmezse Depardieu’nun izinden giderek Fransa’yı terk edeceğini, Rus vatandaşı olacağını açıklamış. Bardot’nun tabiriyle Fransa artık bir hayvan mezarlığına dönüşmüş. Rusya Bardot’yu kabul eder mi dersiniz? Peki, Putin tüm centilmenliğiyle bir gün Bardot’yu çıktığı av gezilerinden birine davet eder mi? Kırılgan yapılı sanatçılar bir bir Putin’in kapısını çalacağa benzer. Vergi mültecileri ve vergi sürgünleri dünyasına hoş geldiniz. İşte bugünlere de geldik. Onlar, bu şekilde ayrımcılığa uğramak ve ülkelerini terk etmek istemiyorlar. Bazı dedikodulara göre, Depardieu’nun vergi mağdurlarını bir araya getirip Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurarak vergi sürgünleri kanunu çıkarılması için başvuracağı öğrenildi.

 

Bu insan hakları mücadelesine ilam kaynağı olan Putin’inse çoktan kahraman oyuncak bebekleri satılmaya başlandı bile.

 

 

Haberler esnasında elinde Putin oyuncağıyla oynarken yakalanan CNN Outfront spikeri!

 

Şükür, empati direği Putin var. Yalnız bazı dengesiz hareketleri dikkat çekmiyor değil. Birkaç ay evvel patlak veren Pussy Riot davasında acaba bu nazik ve demokrat tarafını neden bizlere göstermedi? Acaba Pussy Riot vatanlarından kopartılmadıkları göz önünde bulundurulursa, yurtsuz Depardieu’den daha mı şanslılar?

 

 

X X X

 

Vergi sürügünleri araması yaptığınızda karşınıza hemen bir TOP TEN listesi çıkıyor. Listede Phil Collins, Tracy Emin, David Bowie, Sir Sean Connery, Jenson Button, Lewis Hamilton,  Stelios Haji-Ioannou, Sir Michael Cane, Sir Philip Green ve Sir Mick Jagger var. Kısaca bu isimlere ve vergiyle imtihanlarına biraz daha yakından bakalım:

 

Mick Jagger vergi sürgünlerinin başını çekiyor. 1972 yılında vergi yüzünden ülkesi İngiltere’den ayrılıp Fransa’nın güneyine taşınan ilk ünlü. (Şu yeni bilgilerin ışığında bir kulağımız Mick’te olacak.)

 

Michael Caine vergi sürgünü olmamak için direndiğini söylemiş: ‘Ancak vergiler çıktıkça çıkıyordu ben de elimden gelen her şekilde vergiyi ödeyebilmek için çabalıyordum, bu benim sürgün param olacaktı. Farkettim ki sosyalist bir ülkede yaşamıyoruz; bu, başında diktatörü olmayan komünist bir ülke. Ben de hiç dönmemek üzere ülkeyi terk ettim.’

 

Önce İspanya’ya sonra Bahamalara kaçan Sir Sean Connery’den bir inci geliyor şimdi: “Yurtdışındaki birçok İskoçyalı gibi ben de bağımsız İskoçya’ya döneceğim günün hayaliyle yaşıyorum”. Sir? Sir? Bu bir şaka mı?

 

Tracy Emin 2010’da 50%’ye çıkan vergi yasasından sonra ‘cidden İngiltere’yi terk etmeyi’ düşündüğünü belirtmiş. Verdiği bir röportajda Tracy Fransa’ya taşınmak istediğini söylüyor çünkü Fransa’da sanatçılara daha saygılı ve düşünceli davranıldığına inanıyormuş. (Son gelişmelerden sonra Tracy’den de bir Rusya çıkışı bekliyoruz)

 

Phil Collins 1997 Labour’ın 1997 seçimlerini kazanması üzerine ülkeyi terk ettiğini söylese de vergiden kaçtığını yazıp çizmiş tün gazeteler. Halbuki Phil’cik gerçek bir vatansever olduğundan, Ya Sev Ya Terket mottosunu takiben madem öyle işte böyle demiş, pılısını pırtısını toplamış ve gitmiş. Eğer bir sonraki seçimi muhafazakarlar kazanırsa geri döneceğini de eklemiş.

 

 

 

 

Önümüzdeki günlerde ne mi olacak?

Obama ABD’de benzeri bir uygulamayı yürürlüğe soktuktan sonra, Çay Parti’liler komünistlere kaptırdıkları ülkelerini geri almak üzere güney sınırını geçip Meksika karasında Çay İmparatorluğu’nu kurmak üzere çalışmalara başlayacaklar. Meksika’dan henüz göç etmemiş halka verecekleri ‘altyapımız olacaksınız’ vaadiyle hizmet sektörü ve göçmen sorununu aşacakları gibi, Çay İmparatorluğu kurulursa şüphesiz birçok vatansız ultra zengin sanatçıya da hayalini kurdukları bir yuva vermiş olacaklar.

 

 

 

 

Kaynaklar:

http://www.whichoffshore.com/blog/top-ten-tax-exiles

http://www.dailymail.co.uk/news/article-2185231/High-earners-planning-leave-France-75-tax-rate-income-1million-euros-goes-ahead.html

http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/europe/france/9750510/France-warms-to-Gerard-Depardieu-the-heroic-exile.html

http://www.nytimes.com/2012/08/08/business/global/frances-les-riches-vow-to-leave-if-75-tax-rate-is-passed.html?pagewanted=all&_r=3&

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YAm
Am

"Bana insanlığımı geri veren hazzım, dünyanın yarasını sağaltan, beni neşeye geri ören..."

MEYDAN

YYarasından Doğan Bir Hareketin Koynunda
Yarasından Doğan Bir Hareketin Koynunda

Feminist hareketin gücünün kırıklarımızda, yarıklarımızda, damar damar bin yoldan akıyor oluşumuzda köklendiğini unutmayalım.

TARİH

Y18. Yüzyıldan Bir Resimde Ankaralı Kadınların Peşinde
18. Yüzyıldan Bir Resimde Ankaralı Kadınların Peşinde

Tarihsel anlatılar içinde sarayla harem dışında ve Oryantalist tipolojilerden bağımsız olarak hayal etmekte güçlük çektiğimiz kadınları, bu resim sayesinde, Ankara’da gündelik hayatın içinde, işinde gücünde, kanlı canlı resmedebiliyoruz.

KÜLTÜR

YAğzımızın Tadını Save Etmek Mümkün Mü?
Ağzımızın Tadını Save Etmek Mümkün Mü?

Gıdalarımıza eklenen aromalar nasıl yapılıyor? Bu alanda ne tür araştırmalar yapılıyor? Bir aroma firmasında çalışan Ezgi ile konuştuk.

Bir de bunlar var

Taciz Hakkında Seksi Olmayan Bir Gerçek
Gazze, Şengal, Mahmur, Rojava… Savaşın Neresindesiniz?
Hepimiz Trans Kapsayıcı Feminist Olmalıyız

Send this to friend