"Birimizin hayatının yok sayılması hepimizin hayatının yok sayılması demek."

MEYDAN

Sağlıkta Kriz, Gasp Edilen Haklar ve Hormona Erişim Kampanyası

Geçtiğimiz Mayıs ayında bir sağlık çalışanı kendisini ambulansa kilitleyerek Sağlık Bakanlığı önünde bir eylem gerçekleştirdi. Sağlık Bakanı gelmezse kendisini patlatacağını söyleyen ambulans şoförü, eylemin sebebini soran gazetecilere, “Hasta haklarını savunmak adına yapıyorum. Onkoloji hastasını taşıdım, 3 saat hastane hastane dolaştım, hastayı bırakacak yer bulamadım,” sözleriyle karşılık verdi.[1] Bu eylem toplumun büyük çoğunluğunun sağlık hizmetlerinden yararlanamadığı bir dönemde, sağlık sistemindeki krizi yansıtan bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Bir yandan sağlık emekçilerinin kötü çalışma koşulları ve onlara yönelen şiddet, diğer yandan hastaların ilaç ve randevu bulamama hali, muayene için uzun kuyruklarda bekleme mecburiyeti sağlık sisteminde karşı karşıya kaldığımız krizin yalnızca birkaç göstergesi.

 

Aslında 2002 yılından beri AKP tarafından ilmek ilmek inşa edilen bu krize pek çok insan ve örgüt uzun yıllardır itiraz ediyor. “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında yürütülen politikalara karşı, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) sağlık hizmetlerinin her aşamasının paralı hale getirilmesiyle toplum sağlığının, performansa dayalı döner sermaye uygulamasıyla da sağlık emekçilerinin iş barışının tahrip edildiğinin altını çizmişti.[2] Feministler de bu politikalara hem yeni hiyerarşiler yaratarak gelir eşitsizlikleri üzerinden sağlık hizmetlerini erişilemez hale getireceği, hem de devletin kamu harcamalarını azaltmasının kadınların bakım emeklerinin sömürülmesini derinleştireceği gerekçesiyle karşı çıkıyorlardı.[3] Gülnur Acar Savran, daha sonra kanunlaşan 2008 tarihli Sosyal Sağlık ve Genel Sağlık Sigortası yasa tasarısını neoliberal politikalar bağlamında değerlendirerek şu saptamayı yapıyor: “Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sosyal güvenlik hızla, insanların hep daha çok çalışarak, hem daha çok prim hem de sağlık hizmetlerinde katkı payı ve ek ücretler ödeyerek, maddi yükünü kendilerinin üstlendiği bir düzenleme haline geliyor.”[4]

 

Sağlık hakkından kimlerin gerçek anlamda yararlandığını sorgulamak bugünkü mevcut durumda daha da kaçınılmaz görünüyor. Üstelik bu hakkın yaşam hakkı, barınma hakkı, ayrımcılığa uğramama hakkı gibi diğer haklarla da yakından ilişkili olduğunu biliyoruz. Bu noktada Aksu Bora’nın sağlık, yoksulluk ve toplumsal cinsiyet ilişkilerine dair gözlemlerini hatırlamak önemli: “İnsanlar doğumlarından başlayarak çok kötü koşullarda yaşadıkları için sağlıklarını yitiriyorlar, hasta oldukları için çalışamıyorlar ve bu onların yaşam koşullarını daha da ağırlaştırıyor, bu ağır koşullara doğan çocukları da kendileri gibi sağlıksız oluyor…” Ayrıca hastalık durumlarıyla tek başlarına baş etmeye çalıştıkları için, kadınların eve hapsolması da tüm bu durumların bir başka sonucu.[5]

 

Translar ise gelir, toplumsal cinsiyet vb. eşitsizliklerinden kaynaklanan sorunların yanında bir de sağlık sistemindeki transfobik ayrımcılık olgusuyla karşı karşıya. Bu durum, bazen ayrımcılık nedeniyle sağlık hizmeti almaktan kaçınmaya ya da sağlık hizmetinden yeterli düzeyde yararlanamamaya neden olurken, hormonlara ve operasyonlara erişimde transları ikili cinsiyet sisteminin normlarına uygunluklarını kanıtlamaya zorlayan bir sürecin içine de hapsediyor. Böylesi bir zeminde translar ve non-binary’ler[6] hormonlara ulaşma konusunda yaşadıkları sıkıntıları bir süredir sosyal medya aracılığı ile görünür kılmaya çalışıyorlar.

 

Hormona erişim kampanyası da bir grup trans aktivist tarafından Temmuz ayı başında benzer bir amaçla başlatıldı.[7] Hormonların günden güne artan fiyatları ve eczanelerde, ecza depolarında bulunmayışı bu sorunların merkezinde yer alırken, sorunun toplumsal olarak sahiplenilmesi bunun bir insan hakkı ihlali olduğunu kabul etmekten geçiyor. Çünkü “neoliberal kapitalizmin yoksulları kendi yoksullukları ile başa çıkabilen uysal vatandaşlar haline dönüştürmeye çalışması”[8] gibi, sağlık alanındaki yetersizliklerin faturası da ya sağlık emekçilerine ya da bireylerin kendisine çıkarılıyor. Oysa bakım, yoksulluk, sağlık gibi alanlardaki tüm krizlerin sistemle ilgili olduğu ve çoğumuzu etkileyen bir noktada yaşandığı açık. Hormona erişimde yaşananlara karşı ses yükseltmek de kampanyadan Merih’in ifade ettiği gibi bir temelde anlam buluyor: “Birimizin hayatının yok sayılması hepimizin hayatının yok sayılması demek. Biz de bu kampanyanın önemini böyle bir yerden yaymaya çalışıyoruz.”[9]

 

 

 

Bilgi sahibi olmak ve destek vermek isteyenler kampanyaya şu sosyal medya hesaplarından ulaşabilir: instagram,  Twitter. 

 

 

 

[1]« Sağlık Bakanlığı önünde ambulanslı eylem : Bakan gelmezse patlatırım », Euronews, 21.07.2022.

https://tr.euronews.com/2022/06/14/sagl-k-bakanl-g-onunde-ambulansl-eylem-bakan-gelmezse-patlat-r-m

 

[2]«AKP hükümeti ile adım adım sağlıkta yıkım,» Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, 21.07.2022.

https://ses.org.tr/wp-content/uploads/adimadimsagliktayikim.pdf

 

[3]Asena Günal (2008). «Sağlıkta Dönüşüm: İki Aspirin Al, Geçer!», Amargi, Sayı 8 (Bahar 2008), s. 36-38.

«Biz kadınlar sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası yasa tasarısına itiraz ediyoruz!», Sosyalist Feminist Kolektif, 21.07.2022.

http://www.sosyalistfeministkolektif.org/kampanyalar/tarihimizden-kampanyalar/biz-kad-nlar-sosyal-sigortalar-ve-genel-sagl-k-sigortas-yasa-tasar-s-na-itiraz-ediyoruz/

 

[4]Gülnur Acar Savran (2008). «SSGSS, Görünmeyen Emek ve Feminist Politika», Amargi, Sayı 8 (Bahar 2008), s. 16.

 

[5]Aksu Bora (2016). «Kadınlar ve Hane :‘Olmayanın Nesini İdare Edeceksin?’», Yoksulluk Halleri / Türkiye’de Kent Yoksulluğunun Toplumsal Görünümleri, ed. Necmi Erdoğan, İstanbul: İletişim, 2016, s.112.

 

[6] «‘İki şeyden oluşmayan, iki şeye işaret etmeyen ve iki şeyden ibaret olmayan’ anlamına gelen ‘non-binary’ sözcüğü, cinsiyet kimliğini ikili cinsiyet rejiminin sunduğu kadın ve erkek kategorilerinin içinde tanımlamayan insanları kapsayan bir şemsiye terimdir.» Deniz Gedizlioğlu, LGBTİ+ Hakları Alanında Çeviri Sözlüğü, s. 42. https://kaosgldernegi.org/images/library/cevirisozlugu2020.pdf

 

[7]« Hormona erişim kampanyası desteğinizi bekliyor»,Bianet, 21.07.2022. https://m.bianet.org/bianet/lgbti/264086-horomona-erisim-kampanyasi-desteginizi-bekliyor

 

[8]Şemsa Özar (2007). «Neoliberalizm ve yoksulluk », Amargi, Sayı 6 (Güz 2007), s. 42.

 

[9]Gökkuşağı Bülteni, Medyascope, 21.07.2022. https://www.youtube.com/watch?v=FOm_WHf3xMU

 

*fotoğraf: SES arşivi (2011)

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YSermaye, Genel Ahlak, Hortum Süleymanlar, Kolluk Kuvvetleri ve Trans Kadınların Barınma/Yaşama Hakkı
Sermaye, Genel Ahlak, Hortum Süleymanlar, Kolluk Kuvvetleri ve Trans Kadınların Barınma/Yaşama Hakkı

İzmir’de trans kadınlara yönelik saldırı olayları, devletin transları yerinden etme politikasının ve uyguladığı sistematik şiddetin güncel bir örneği.

KÜLTÜR

YÖtekiliği Kucaklayan Çocuk Kitapları
Ötekiliği Kucaklayan Çocuk Kitapları

“Aslında hepimiz biraz tuhafız. Öyle olmasak nasıl ayırt edilirdik birbirimizden?”

SANAT

Yİpte Yürümek
İpte Yürümek

Hafıza ve hayallerimiz arasına bir ip gerer Emine Sevgi Özdamar.

SANAT

YKnock, Knock, Neo.
Knock, Knock, Neo.

Matrix bir trans alegorisi olarak önümüzde nasıl bir dünya açıyor?

Bir de bunlar var

Eşitlik için Düş Kurmak: Engelli Kadınlarla Küçük Bir Egzersiz
Renkli bir Kamusal Alan Mümkün
Çeyizdeki Yumurtalardan Kurumuş Gözlere: Ah Şu Kadınların Doğurganlığı!

Pin It on Pinterest