Geçtiğimiz hafta altı yaşındaki bir kız çocuğunun işkence edilerek öldürülmesi üstüne Bülent Arınç'ın yaptığı açıklamaları anlamaya çalışmak...

YAZI

Mağdurun Failliği

 

Bu ülkenin Başbakan Yardımcısı olan şahıs, Bülent Arınç, geçtiğimiz gün bir takım şeylerden bahsetti. ‘Şeyler’, çünkü ağızdan çıkan her ses öbeği bir anlam ifade etmez. Ve daha da kötüsü, çünkü o ses öbekleri bazılarımız için bir anlam ifade etmese bile müsebbibi tarafından belli bir mantık çerçevesinde, belli bir anlamı olduğu düşünülerek söylenebilir. Ezcümle, geçen söylenenler, aslında çok da ‘saçmalamış işte’ denilemeyecek ‘şeylerdi’. Maalesef.

 

Peki ne dedi bu beyefendi? Geçtiğimiz hafta altı yaşındaki bir kız çocuğunun işkence edilerek öldürülmesiyle gündeme oturan ‘idam tartışması’yla ilgili gazetecilerin sorduğu bir soruya verdiği cevapta ‘Sadece idam yeterli değil, toplumsal sebepleri dikkate almalıyız’ dedi ; ‘Türkiye’deki dizilerde gençlere yönelik, kravat burada, etekler diz üstüne gelmiş, birbirleriyle sadece argo konuşan, 25 kelimeyle konuşan, her şeyin içinde cinsellik içeren programlar, Türkiye’deki cinsel hayatı sınırsız ve sorumsuz hale getiriyor” dedi; “Evden kaçanlar, anne babasına isyan edenler, genç yaşta cinselliği tatmak isteyenler var. Bazen tıbbi bir gerçektir. Çok özür diliyorum, hayatın gerçeğidir. Buluğa erme yaşı çok küçülmüştür Türkiye’de. Uyarılma yaşı eskiden kızlarda 13-14, erkeklerde 15 iken, 8-9’lara kadar geriledi. Bu iyi bir şey midir?” dedi.

 

Ajansların yalancısıyız, eğer bu kronolojide konuştuysa şöyle bir zincirleme dizi çıkıyor ortaya: televizyondaki gençlik dizilerinde etek boyu- erken ergenlik – seks dürtüsü- çocuk cinayetleri. Toplumsal dinamikleri diziler üzerinden tanımlama gafleti bambaşka bir yazının konusu, ona hiç girmiyorum. Burada asıl ölümcül olan cinsellik ve sapkınlığı/pedofiliyi/cinayeti aynı bağlamda değerlendirme cüreti. Arkadaşlar,  bu ‘açıklama’nın yapılmasına neden olan cinayette 18 yaşından büyük bir adam, sırf ablası onunla evlenmek istemedi diye ALTI yaşında bir kız çocuğunu akıl almaz bir işkenceyle öldürdü. Bunun ardından konuşan hükümet zevatından bir yetkili, bu bağlamda bir soru alınca kızların ergenlik yaşının düştüğü, kızların etek boyunun kısaldığı gibi şeyler söylerken dilini birkaç yerden ısırmalı. Madem niyet okumasına bu kadar açık, neredeyse bilinçaltı bir konuşma yapıyor kendisi; bu açıklamanın alt metnine ‘mağdurun failliği’ diyemez miyiz? Gündelik taciz ve şiddetten kadın cinayetlerine uzanan bu skalada sıra çocuklara mı geldi?

 

Gündem Çocuk Derneği’nin yakın bir zaman önce yayımladığı ‘Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı 2013 Raporu’na göre* 633 çocuk önlenebilir sebepler yüzünden öldü. 41 çocuk kasıtlı cinayete kurban gitti. 33 çocuk ise devlet eliyle hayatını kaybetti. Devlet kendi sorumluluğundaki ölümlerin hesabını ver(e)mezken, tatmin olamamış bir erk cinselliğinin öldürdüğü küçük bir canı erken ergenliğe bağlıyorsa verebileceğimiz tek cevap ‘sen bizi salak mı sandın?’ olur galiba.

 

Hamiş: Bu yazı yazılırken, Bülent Arınç, yaptığı bir başka açıklamada Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni Türk Ceza Kanunu tasarısından bahsetti; cinsel saldırı, taciz ve çocuklara karşı işlenen suçlarda cezanın ve koşullu salıverilme sürelerinin arttırılacağını duyurdu. Bu açıklamanın Bülent Arınç’a yaptırılması tesadüf mü acaba?

 

*http://www.guvenlicalisma.org/icerik/haber/dosyalar/cocuk_2013.pdf

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

İnsan Olabilme İhtimalimiz
“Sürtüğe Bak” Söylem Çözümlemesi: Cinsiyetçilik Yolunda Semantik Hatalar
Gerassi’nin 1976 Tarihli Beauvoir Röportajı: 25. Yılında “İkinci Cins”

Pin It on Pinterest