Kıla tüye ve insanın çeşitliliğine dair bir sevgi gösterisi...

KÜLTÜR

Kayıp Zamanın İzinde: Epilasyon Anıları

 

Batı medyasında (toplam iki yerde) pübik kılların geri geldiğine dair yazılar okuduğumda, lazere (halk arasında lazerli epilasyonun kısa adı) en son gidişlerimden birinde doktor hanım sağ kolumla ilgilenirken sol elimle attığım isyan tweetlerini hatırladım (aşağıda etraflıca göreceğiz). İnsanların çoğunun doğal olarak sahip olduğu, bir kısmı kalıtsal ve hormonal, bir kısmı binbir yöntemle kendilerini yolduğumuz, kestiğimiz, yaktığımız için fazla uğraşmaktan kelli, hatta Guardian’daki doktorun söylediğine göre yokluğu sağlığı olumsuz etkileyebilecek olan vücut kıllarından kurtulmak için sarfedilen maddi ve manevi efora gerçekten değer mi? İşte cevabını aradığımız soru. Şaka şaka, o kadar para verdik, dönülmez akşamın ufkundayız ve pilavdan dönenin kaşığı kırılabilir çünkü kıl kökü öyle bir şey. Doğana karşı isyana kalkıştın ve şimdi faturan gelecek.

 

Kapitalizmin yutturmaya çalıştığı yalanlardan sadece bir tanesi: Tüyün yolunduğu yerden çiçeklerin bitmesi.

 

 

Pübik kıllar topyekün, toplumsal hareket olarak geliyorlar mı, nerede kaldılar bilmiyorum ama onlar geri gelene kadar ben oturdum yaklaşık on kadın arkadaşıma mail döşendim, “sizde durumlar nedir” diye merak ettim. ARO bir tanesi de sana ne ulan demedi. Gmail’da alt alta biriken yazıları okumak bayağı eğlenceli oluyor, hepinize tavsiye ettiğim kadar sorumluluk da kabul etmiyorum.

 

 

Konuyla ilgili okuduklarımın altına yazılan yorumlarda olduğu gibi, çoğunun profili benimkine benzeyen arkadaşlarım arasında yaptığım mini anketten bile hatırı sayılır bir çeşitlilik çıktı. Dolayısıyla tüylerden arınmanın her zaman ve illa kadınlara dışarıdan (erkeklerden ve diğer kadınlardan) gelen bir dayatma olduğunu baştan reddedeceğim. Dayatılan (hadi teşvik edilen olsun) estetik normlarıyla el ele giden, geçen sene ABD’deki değeri yaklaşık 1.8 milyar dolar olan epilasyon ticareti eminim pübik kılların davulla zurnayla geri gelişine iyi bakmayacaktır, ama pürüzsüz ten arzusunun nereden baksanız birkaç bin yıllık tarihi olduğunu düşününce sebep-sonuç ilişkisi de daha farklı görünüyor. Epilasyonun farklı gerekçelerinin (cinsel, seksüel, kültürel, dini, tıbbi, siyasi vs) yanı sıra, farklı toplumlarda veya tarihin farklı dönemlerinde epilasyonla ilgili tutum ve pratikleri okuması da bayağı zihin açıcı, ama bu seferlik o kadar açılmadan gerçek kadınların YAŞANMIŞLIKLARINI alıntılamak niyetindeyim. Kendimin her seferinde tecrübe ettiği döngüden başlayarak – işte o tweetler:

 

 

Bir şekilde kendimi ikna edip geldim yine (aka artık partneri martneri geçtim ben koluma bakamıyorum). Burada genel halet-i ruhiyeye de bağlı olarak bazen mezbahaya gelmiş koyun gibi hissedebiliyor insan (ben), çünkü acı var Serhat. Kendimi ellerimle içinden çıkılmaz bir işe soktuğum için yaşanan kabullenmeyle karışık kaybetmişlik duygusu yer yer baskın (içinden çıkılmaz çünkü bilen bilir, kıl tüy almaya ne yöntemle başlamışsanız genelde onunla devam etmeniz gerekir, ya da bu yöntemlerin icracıları bizi onyıllardır böyle yiyorlar). Bunun karşılığında ise kah Allah’a isyan, kah vakur bir realizm olduğunu sandığım bir şeyle göğüslediğim “e ya neolacağıdı” sorusunu görüyoruz.

 

 

 

Acı biraz şey olmaya başlıyor. Yanımda getirdiğim Game of Thrones kitabında her cümleye odaklanamıyorum, adam da zaten sıfatın dibini görmüş, tasvir babam tasvir. Canım yandıkça haliyle sadece canımın yandığını düşünebiliyorum, oradan da “bir daha geleni siksinler” durağına ulaşmam çok sürmüyor. Tatlı bir ironiyle bu düşünce pübik bölge işlemlerinde tavan yapıyor ki orada acının yareni utanç/rahatsızlık da var çünkü – çünküsü malumunuz, kendi cinsel organınızın üstünde çıkan kılı tüyü halletmekten aciz bir kimsesiniz, bacaklarınızı açmış yatıyorsunuz. Karşınızdaki insan bu acziyete alışkın olabilir -işi bu- ama ben seneler içinde sadece alışmış gibi yapmayı öğrenebildim.

 

 

Hala isyan var. Neden ben? Doktor Hanım bir yandan canın amma tatlı diyor (kadın haklı), bu bir şey mi sen kıllı görmemişsin diyor, dikkatimi dağıtmak için TÜM SIRTINA lazer yaptıran (yazıya başlayalı baya da oldu ama – lazer epilasyon kabaca kıl köklerinin lazer ışınıyla yakılması demek) ve acıdan kıvranan erkekleri anlatıyor. İnanılmaz entelektüel olduğum için tabi bir süre cinsiyet rolleri ve vücud tüyleri hakkında kafa yoruyorum. Biz ne yapıyoruz ve neden burdayız? Bu düzeni yıkalım arkadaşlar diye yumruğum havada odadan koşarak çıkmak istiyorum. Ama çıkamam çünkü PARASINI VERDİK.

 

 

Acıda SİSTEM ELEŞTİRİSİ eşiği.

 

 

Bahsettiğim döngü biraz böyle işte. Yaptık bir kere, üç seans geldik bir kere, o kadar sabrettik bir kere diye diye devam. Aşağıdaki alıntılarda da bahsi geçiyor, beni sevenin “öyle de” sevip sevmediğiyle çok şükür hiç imtihan edilmedim, çünkü kimse ağzını açıp bu konuda yorum yapmadı. Ben de yapmadım, bence yapılmamalı da zaten ama yapana da SAYGI DUYUYORUM. Örneklem büyüklüğü (bildiğiniz sample size) çok büyük olmamakla birlikte, Batılı (dünyanın batısı) erkeklerin bu konuda çok daha rahat/kayıtsız olduklarını tecrübe ettim (domuz eti yiyip eşlerini kıskanmamaları ile aynı kabilden olabilir, dikkat etmek lazım).

 

 

Çünkü gülmesem ağlayacaktım…….

 

 

Böylelikle HAYANANSKYM ile “ay ne güzel oldu:))” arasında geçen zaman: 4 dakika ve işte başa dönmüştük bile. O kadar da kötü değilmiş canııım. O kadar da kötüydü aslında ama göreceli olarak hayli kısa sürdü. Parasını da verip umarım uzun bir süre hatırlamamak üzere koşarak buradan uzaklaşıyorum ve daha uzaklaşamadan az evvel yaşadığım acıyı da, ulan ben GERİZEKALI MIYIM şeklindeki içsel muhasebeyi de unutuyorum. Dediğim gibi çekilen acı da, rahatsızlık da, harcanmaya razı olunan para da, tıpkı estetik zevk ya da neyin rahat, neyin ferah, neyin hijyenik, neyin özgürleştirici ve neyin kısıtlayıcı olduğu anlayışı gibi kadından kadına değişiyor. Aşağıda okurken benim kadar ilginç bulacağınızı umduğum paylaşımları bulabilirsiniz. Zaman ayıran kadın arkadaşlarıma da ilim-irfana katkıları için tekrar teşekkür ediyorum.

 

Havalı Brezilyalı

 

“Yurtta ve dışında yaptığım gözlemlere göre ağdacılar bu hususta dev rahat. Sen de rahat oluyorsun. Ağda bir iki kere yaptırmışım (yani her tarafina) ruhumu teslim edecektim. Lazer yaptırdım, bir seans daha giderim herhalde ama şu haliyle 1 ay sonra tek tük çıkıyor. Dev rahat. Acımıyor değil ama uyuşturan lokal anestezik krem ve buz uygulayarak çözülmeyecek şey değil ve zaten ağdadan cok daha kısa süren bir şey. Benimkisi tamamen kişisel tercih. Havalı şekil almış brazilian hoşuma gidiyor. Onun dışında bikiniyle istersen yoga yaparcasına bacaklarını aç, kıl tüy gözükmez. En çok kendi konforum için. Basbayağı hafiflik hissi var. Onun dışında muhatap olanlar çok büyük çoğunlukla hastası oldu ve anam bu ne! tepkisi verdi diyebilirim. Bundan, genital lazerin cok yaygın olmadığı neticesi çıkar mı bilemem tabii. Dediğim gibi benimki bir estetik takıntı, bundan başka ferahlık ve hafiflik hissi, bi de gaddemit kendimi kesinlikle daha seksi hissediyorum.”

 

Kinkseverler Cemiyeti

 

“Ağdacıya neden gidilmesin bilemedim, gidilir ve onlar da hayatı senin için kolaylaştırır. Ya da evde en kısa yolla halledilir. Bugüne kadar aldığım tek yorum “kız çocuğu gibi olmasın” mealinden bir şeydi. Onun dışında kink-severlerle karşılaşmadım ve bu konuda bir yorum almadım. Random kişilerden ise gören olmadı, olsun da istemem. Zaten ağda random
insanlar ve kendinin pübik kıl ile karşılaşmaman için değil mi? Ama özetle keşke olmasa da bu kadar uğraştırmasa.”

 

Kaymak, şeftali, papatya

 

“Şimdi ben lazerli bir kadın olarak şöyle söyleyebilirim ki, bu işi herkeslere tavsiye ederim. Ama yaptıracaksanız kendiniz için yaptırın derim. Başka bir beklentiniz olmasın. Çünkü bugüne dek karşı cinsten hiç kimse, ‘Aman efendim, ne güzel kaymak gibiymiş –ki tam olarak kaymak gibi değil o ayrı– o yüzden seni ve vücudunu çok seviyorum’ diye birşey malesef demedi. Bugüne kadar böyle bir güzel adamla karşılaşmadım. Zaten karşılaşmış olaydım, hiç bırakmazdım. (bkz: bekarım) Avantajları say say bitmez. Yaz aylarındaki rahatlığı, ağda acısının hayatımdan çıkmış olması, kasıklardaki kıl dönmesi problemlerinin bitmesi, temizliği, kalan azıcık tüyün de artık incecik çıkması vs. gibi pek çok avantajını kendi adıma sayabilirim. Dezavantaj var mı bilmiyorum. Heralde ilerde desenli ağda yaptıramayacağım; tek aklıma gelen o. Bir de kanser filan olur muyum, allahkerim. Sonuç: Adamlar için değil, kendiniz için lazer yaptırın. (ben kiminle konuşuyorum ki sanki bu arada?)”

 

İşte Hendek İşte Deve

 

“Valla ben uzun zamandır aldırmıyorum ve şu an birlikte olduğum adamın bunu umursamaması veya en azından umursamıyormuş gibi davranması son derece takdir ettiğim bir durum. Aslında böyle olması gerek zaten değil mi normalde, ama standart düşük olunca bunun süper bir şey olduğunu düşünüyorsun. Yani erkekler asla hiç bir yerlerindeki kıllarını almaya, hatta bazıları kolaltı kıllarını kesmeye bile tenezzül etmezken kadınlar (olarak) hala ‘her daim ağdalı olmak gerektiğini’ bu kadar itaatkar bir şekilde benimsemiş olmamız çok acıklı.”

 

Herkes gidince dünya gerçekten de kıllılara kalacak

 

“Bizim ailenin hanımları için pübik kıllar aka kaba tabiriyle PAKET bölgesinin kılsızlığı aşırı önemli bir konudur. Bunun önemine dair vaazlarla da ilk ergenlik kıllarıma kavuşunca karşılaştım. Neyse 14 yaşında temizlik sebebiyle paketi aldırma baskısının üstüme çökmesi ve tüm yaşıt kuzenlerin bile güle oynaya ağdacıya gitmesi beni de 14ümde ağdacı kapısına götürdü. Bu arada bilimsel bir gerçeği de atlamayalım. Kıllıların evrim sürecinde hayatta kalmaları daha olası YANİ ARO AİLE GEN MİRASIM SAYESİNDE BEN > SURVIVOR

 

Paketi aldırma deneyimimin ilki bayaa sıkıntılı ve gözyaşlı geçti öyle ki sikerim belasını bu işin desem de, annemin “kızım bak ‘İYİ UZATMIŞSIN, ÖRELİM Mİ?’ diye dalga geçerler” demesiyle bu işten kaçamayacağımı anlayarak fransız ve bir kısım asyalı hemcinslerime özendim ama bu işte en has dönüm noktam, tatilde jilet kullanan kızın bikini bölgesindeki kıl dönmelerini görmem oldu ve o gün ya bu kıllardan kurtulacağım ya da Kanada’ya taşınıyorum!!!! kararı aldım.

 

Ağdacılar da bu iş bayaa sistematiğe dökülmüş. Bacaktan başlayan alma operasyonu ABLA PAKETİ DE ALALIM MI?yla devam ediyor. İlk gittiğimde bayaa stresliydim zira “ya ağdacıya gidicem de bunlar da uzun kadına rezil olmayalım://” mantığındaydım ister istemez. Ve sağını solunu elin karısına açmak beni hala çok zorlayan bir kısım. Hatta ağdacı muhabbeti kadar zorlayıcı bir şey. Kadınların da işi sıkıntılı, gelen stresli müşteriyle muhabbet kurup, acı yok rocky gazını vermek zorunda. Bir gittiğim ağdacı abla ise muhtemelen kötü bir gün geçiriyordu ve tüm günün stresini benden çıkarmıştı. Bu kılların bir de uzama süreçleri var ki, seni temin ederim bunun kaşıntısı için ilacı bulan köşeyi döner.

 

Konuyla ilgili arkadaşların deneyimlerinden derleme yaparsam, kılsızlık zorunluluk gibi bir şey. Kıllı olan da direk “aaa seni bizim ağdacıya/lazerciye götüriim” diyerek dark side’a çekiliyor. Aktif MESAİSİ olanlardan da sadece 2 arkadaşım KILLI takılıyor. Onun dışında hepsi bebeksilikten yana ve PARTNERleri de bunu destekliyor. Tekinin sevgilisi bayaa bayaa “böyle olursa (kıllı demek istiyor) bu iş olmaz ama” demiş. Kıza da ses edemedim, çok mutluydu.

 

Kıllılardan teki böyle alıştırdım, istese de değişemem artık diyor, diğerinin de manita kıllı istiyormuş. Fakat ülkede ciddi bir pussy hairstyle eksikliği var. Hiç değişik şekillerde yaptıran arkadaşım olmadı. Haa bi tanesi sevgilisinin baş harfine göre aldırmıştı dfkgdfkjgh. Neyse gerçi kosskoca Gucci bile reklamlarda kullandı ama ne bileyim. Komik gibi de ama kız çok ekmeğini yemiş o ayrı.”

 

Bu reklam başlı başına bir yazı konusu da, nyse bşy dmyrm şimdi. Ekmeğinin yenilebileceğine inandım ama.

 

Amerika Türkiye’ye karşı

 

“Bir kere ben 15 yaşımdan beri aynı ağdacıya gidiyorum. Pübik kıllarımı da hayatta sadece orda çalışan 2 kişi aldı – Amerika’da yaşadığım yıllarda da biriktirip tatilde gidiyordum mecburen (kendime ağda yapma deneyimlerim başarısız oldu hep, morluklar, yaralar, yarısı alınmış kıllar filan.) Şimdi hatta büyük derdim burda ağdacı bulmak, çünkü 7 sene ağdasız kalmak istemiyorum hatta sana sorcaktım senin gittiğin yer nereydi diye? Hakkaten ağda çok büyük dert böyle sürekli erteliyosun sonra gidince acayip aşırı rahatlıyosun böyle tertemiz hissediyosun.

 

Sanki Türkiye’de (Amerika’da yok böyle bişey asla) pübik kıllarına kadar bütün kılların alınması ve temizlik arasında bi korelasyon var. bi de hakkaten estetikten çok rahat etme şekli benim için, orda kıllar birikince kaşınıyo falan acayip rahatsız oluyorum, böyle hava almıyomuş gibi orası. Ama ağda yapınca böyle hakkaten ferahlıyosun, biliyorum alışmakla ilgili her şey ama hakkaten amerikalılar bunsuz nasıl yaşıyor? geçen gün kayınvalidemle sofrada bunu konuştuk (valla) konu nasıl açıldı bilmiyorum ama “aa sen HER YERİNİ mi alıyosun” dedi ben de evet dedim. O da yani brazilian? diye emin oldu, ay nasıl yapıyosun dedi. Sonra tabii ki hemen brazilian waxin böyle erkeklerin prepubescent girl fantazisi olduğu falan söylendi, bizimkisi de orda oturmuş dinliyo tabii çok awkward bi şekilde. Ama mesele şu ki mesela benim hiç bi erkek arkadaşım ya da seviştiğim adamın bu konuda şöyle ya da böyle tercih belirttiğini görmedim. Yani kıllı kılsız olsun farketmiyo bence adamlara, en azından ben öylesiyle karşılaşmadım. Hatta (sevgilime) sorduğum da oldu sen nasıl seviyorsun diye o da hiç umrumda değil açıkçası dedi. O yüzden pübik kıl alma bana hep kadınların kendi için yaptırdığı bişey gibi gelmiştir, benim tecrübemde öyle çünkü ama kesin başka dünyalar da vardır yani.

 

Bir de şeyi hatırladım, bi ara biz lisedeyken mi üniversitedeyken mi ne, birisi bi hikaye anlatmıştı, tanıdığımız biri erkek arkadaşının adının baş harfini yazdırmış diye ağdaylan. O pek bi fantastik geldi bana, liseli diyeceğim ama dilim varmıyor o derece absürd.”

 

Sigortanız var mıydı sizin?

 

“Bütün çocukluğum boyunca babamdan (bizim evde işler biraz böyle garipti) azar işittim tüylerimi jiletle alıyorum diye, bana mısın demedim. Canımı sokakta mı buldum ben! Hala babama bi ‘tek mi çift mi’ yapma hayalim var, ama cesaret edemiyorum. Topuklu da giymiyorum. Sütyeni de azaltıyorum bu aralar. Gene tüylü gezmek (ya da tüylü yerlerimi göstermek) konusunda o kadar rahat değilim. Ama beraber çalıştığım feminist bir kadın var, baya ilham verici bu konuda. Fransızlar gibi gayet rahat, gerine gerine kıllı koltukaltlarını gösteriyor. Düğüne giderken bile ‘ÇOOK mu belli oluyor bacaklarımdaki kıllar’ diye soruyor (ÇOOK belli oluyor aslında, ama kadın o kadar rahat ve tatlı ki bu konuda kimse ne kılına ne tüyüne bakıyor).

 

Başkasına ağda yaptırmakla ilgili de fikirlerim çok karışık. İki kere denedim. Biri küçük yaşımda neredeyse zorla. Biri de daha büyük yaşta tatil öncesi bi deneyeyim diye. Yani bir yandan ağda yaptıran insan için kolaylık, zaman kazancı vs. ki kadınların bu kolaylıklara ihtiyacı var. Bir yandan ağdacı diye ‘ahh canıııım, yazııık!’ da demek haddime değil. Ben ne bilirim! Ama gene de oturmayan bişi var. Rahat edemiyorum. Böyle özür diler bi havaya giriyorum. Zaten jiletle aldığım için ayrı bi mahcubiyet oluyor (ayıplayan, cık cıklayanlar filan… tırnaklarımı yediğim için manikürde de aynı şey oluyor, ona da gitmiyorum o yüzden). Bir de ‘Ay bu sıcakta, size de zahmet oluyor. Orayı almayın, yorulmayın hiç! Ben evde kendim alırım. Yoruldunuz mu, istediğiniz an bırakabiliriz. Sigortanız var mıydı sizin???’ gibi bir havaya giriyorum. Hoff yani! Bu gerginliğe gireceğime iki dakkada cırt cırt alırım jiletle, nedir diye düşünüyorum!”

 

Sakın çıkma patika yollara, o dağlara, kırlara

 

“Bir arkadaşım geçen gün şey diyordu: ‘Ben hiçbir zaman tamamen aldırmam bikini bölgemi, çocuk gibi oluyor. Hatta bunu talep eden isteyen erkeklerin gizli bir pedofili içlerinde barındırdıklarına inanıyorum.’ Daha önce de birinden duydum bunu. Erkekler de sorunca genelde tamamen tüysüz diyorlar galiba, ama başka arkadaşlarımdan bunu çekici bulanlar olduğunu da duyuyorum ara ara. Mesela çok eski bir arkadaşım, erkek arkadaşının göbeğindeki kılları, vajinasına giden ve orada daha gür kardeşleriyle birleşen bir patika gibi gördüğü için çok tahrik edici bulduğunu söylerdi. (OMG!)”

 

***

 

Gerçekten de OMG! sevgili okuyucu. Kılın tüyün ve insanın çeşitliliğine kısa bir sevgi gösterisinin ardından yazıyı bitiriyoruz. Yorumlarda buluşalım!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YFransız Kadınlardan Bildiri: Sataşma Özgürlüğü, Cinsel Özgürlüğün Vazgeçilmezidir
Fransız Kadınlardan Bildiri: Sataşma Özgürlüğü, Cinsel Özgürlüğün Vazgeçilmezidir

"Erkek düşmanlığı ve cinsellik karşıtlığına bürünen bir feminizmde biz yokuz."

MEYDAN

YBiraz da Erkekler Anlatsın
Biraz da Erkekler Anlatsın

Anlat anlat bitmeyen cinsel taciz mağduriyeti paylaşımlarından daralan yorgun ruhlar için bir öneri: Biraz da erkekler anlatsın.

Bir de bunlar var

Kadın Görünürlüğü İçin Vikimaraton İstanbul’da!
TT Arena’da ‘Dev’ Temizliği Kimler Yapıyor?
Din ve Maneviyat Üzerine Düşünceler I: Giriş

Pin It on Pinterest