Pankreasımda veya vücudumun başka bir yerinde de doku değişikliği fark edilebilirdi  ve ben yine bedenimle ilgili sorun yaşardım muhtemelen, çünkü hastalık eşittir çaresizlik demek benim için. Ama seksle ilişkimi, ilişkilenme şeklimi, kadınlığımı(!) sorgulatmazdı hiçbiri.

MEYDAN

HPV’nin bana öğrettikleri: Bedenimle ilişkim

Üç ay önce, aktif cinsel hayatı olan 27 yaşında bir kadın olarak rutin kontrol amaçlı yapılan smear testinde HPV yüksek riskli pozitif çıktım. Hiç beklemediğim bir sonuçtu bu çünkü hiçbir belirtim olmadığı gibi “ben hep çok dikkat etmiştim”. Şanslıydım ki jinekoloğum bunun korkulacak bir şey olmadığına dair beni sakinleştirdi ve bundan sonraki süreçte ne yapılması gerektiğine dair de bilgilendirdi. Daha büyük bir hastanede ayrıntılı kolposkopi yapılacak ve rahmimde durumun nasıl olduğuna bir bakılacaktı.

 

Dünya tatlısı başka bir jinekolog kolposkopi ile beraber biyopsi de yapalım garanti olsun deyince, yattım o masaya. Anestezinin etkisiyle ondan geriye sayarken “buraya tekrar yatmak istemiyorum” diye düşündüğümü hatırlıyorum sadece, keşke öyle olsaydı. Daha sonra biyopsi ile rahim içerisinde doku değişiklikleri tespit edilince ameliyat olmam ve o dokuların kazınması kararı alındı. Bu sayede 5-10 sene sonra kansere dönüşebilecek dokulardan rahmim temizlenecekti falan filan. Aslında HPV inanılmaz yaygın ve leep konizasyon denilen “rahim ağzından hastalıklı dokuların çıkarılması işlemi” tam olarak ameliyat bile sayılmıyor. Ama gelin bunu birer hafta arayla iki kez o masaya yatmak zorunda kalan bana anlatın.

 

Bu süreçte çok fazla araştırma yaptım, çok fazla okudum, çok fazla kişiyle deneyimi üzerine konuştum. Sonuç olarak operasyonun korkulacak bir tarafı olmadığını anladım. Ama ben hiçbir zaman operasyondan korkmadım zaten. Fiziksel acının geçiciliğinden ve ona dayanabileceğimden emindim. Ben aslında bedenime olacaklardan, bedenimle aramın bozulmasından korktum. Bu hastalık süresince de rahmime çok sinirlendim, çok kızdım bana bunu yaptığı için. Çok dikkat etmiştim, iyi bakmıştım, neden yetmemişti ki?

 

Operasyon gerçekleşti, hastanede ağrısız sızısız geçen iki günden sonra evime döndüm ve bir sonraki gün koşturmalı hayatıma geri döndüm. Çünkü benim hasta olmaya, hasta yatmaya ve onun beraberinde getirdiği muhtaç olma haline tahammülüm yok, ben güçlü bir kızım (değilim). İyileştim sözde, iyiydim bir süre. Ama operasyon sonrası ilk reglimde, hayatımda hiç kanamadığım kadar kanayıp bitkin düştüğümde zihnimde tek bir şey belirdi; bu bedenin kontrolü sende değil İrem.

 

Beden üzerine konuşmanın, kişisel deneyim paylaşımına dair olsa bile her zaman incelikle yapılması gerektiğini düşündüğüm için kendi bedenimden, onunla yaşadığımız deneyimden ve  HPV’den bahsetmeden önce sizi içeriğe dair bilgilendirmek istedim.

 

Hani demiştim ya en çok bedenimle aramın bozulmasından korktum diye. Aramız yine eskisi gibi olacak mıydı bu operasyondan sonra? Menstrual kabımı rahatça takabilecek miydim? Oraya dokunabilecek miydim rahatça? Ben yine eskisi gibi seks yapabilecek miydim mesela ya da ne zaman yapabilecektim? Evet, kansere dönüşebilecek dokular taşırken ben bunları düşündüm.

 

Yaşadığı her duygusal sorunun bedenimde kendini başka bir şekilde var ettiğini çok iyi bilen ben, bedenimle bu konuda yüzleşmekten korktum. Çünkü ben rahmine, vajinasına çok iyi bakan, onlarla arası iyi olan, kadınlığıyla(!) barışık biriydim. Neden şimdi rahmim böyle bir sorun çıkarmıştı ki?

 

Pankreasımda veya vücudumun başka bir yerinde de doku değişikliği fark edilebilirdi ve ben yine bedenimle ilgili sorun yaşardım muhtemelen, çünkü hastalık eşittir çaresizlik demek benim için. Ama seksle ilişkimi, ilişkilenme şeklimi, kadınlığımı(!) sorgulatmazdı hiçbiri. O masaya yattım, bacaklarımı açtım ve içimde başka bir şeylere dokundu bu. Önce kontrolü kaybediyorum sandım, sonra kontrolün bende olmadığını hissettim.

 

Endişelendim hastalanınca ama sorumlu da hissettim. İçimde bir yerlerde bunu hak ettiğimi düşündüm. Çünkü ben seks yaptım. Ben üzerimde kurulan tahakküme karşı çıktım ve seks yaptım. Bu yüzden başıma bu geldi ve kadınlığımdan hastalandım.

 

Hastanede yatarken yan odalardan benimle aynı operasyonu geçiren 40-50 yaş arası kadınlar anneme hep “Çok da genç aslında, bekârlarda oluyor mu ki bu hastalık?” diye sorup durdu. Evet teyzeciğim, bekârlarda da oluyor. Tahakküm dediğim şey o teyze işte; babam, annem, yargılayıcı dedikoducu komşu, bana dokunmaya kıyamayan ilk sevgilim, televizyondaki dizi ve dahası. Büyüdüğümüz toplumda rahim kadınlıkla eşdeğer tutuluyor ve biz, hiçbirimiz beden üzerinde kurulan tahakkümden azade büyümedik.

 

Türkiye’de jinekoloğa gitmek cildiye uzmanına gitmek kadar olağan değil. Bir sürü kişi hamile kalmadan veya çok mecburi hissetmeden jinekoloğa gitmiyor, gitmek istemiyor ve her şeyden önemlisi bundan korkuyor. Çünkü birilerine neden o çatala uzanman gerektiğini açıklamak zorundasın. Bedenin o kısmı üzerinde birilerinin sözü, düşüncesi, yargısı var. Bunu üzerimizde taşıyoruz, bununla yaşıyoruz.

 

Benim için sırada bunların üzerine daha çok düşünmek, cevaplar bulmak ve bedenimi özgürleştirmek var. Operasyon sonrası patoloji sonucum da temiz çıktığı için iyileşme sürecindeyim. Bedenimle ilişkimi çözmek, anlamak ve gerekirse düzeltmek için aşama aşama ilerliyorum. Hem tahakkümün nereye kadar uzandığını çözmeye hem de seksle ilişkimi yeniden deneyimlemeye, anlamaya çalışıyorum. Bu her şeyden önce kendimi tanımam için şart zaten. Muhtemelen biraz zaman alacak ama anladıkça size de anlatmak isterim. Bu kadar kişisel bir paylaşım beni her ne kadar çıplak hissettirse de, belki bazılarınızla ortaklaşabildiğimiz bir deneyim olur. Belki bazılarınızda tanıdıklık hissi uyandırır, belki anlamlandıramadığınız bazı haller için bir kapı aralar diye yazmak istedim. Her hâlükârda, buraya kadar okuduysanız eğer teşekkür ederim.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Pussy Riot Rusya’nın “Büyük Ustasını” Neden Kızdırdı?
Los Angeles’ta Trump’a Karşı Omuz Omuza
Bu Pipi Kimin Pipisi!

Pin It on Pinterest