Hollandalı sahte resim sanatçısı van Meegeren'den, dokuları isli karanlıklara karışan Louis Vuitton ceketlere...

SANAT

Bu Resmi Giyerim / Evde de Yaparım

“Hapiste ölürsem bu olayların hepsi unutulacak ve tablolarımın hepsi yeniden Vermeer’e ait olacaklar”

 

Ne bomba laf değil mi? Han van Meegeren sanat simsarlığı tarihinin en ünlü sahtecilerinden. Kendisi Hollandalı resim ustalarının adımlarını evdeki imkanlarla takip ederek yaptığı sahte tablolarıyla 1940’larda bugünün parasıyla iki milyar dolar kadar zarara sebep olmuş. (İnsan değil Durak Copy) Tabii iyi sahte resim dediğimiz sadece çizgilerin orijinaline en yakın akmasıdan, bugün konmuş renklerin 16. yüzyıldan gürüldemesinden ibaret değil. Bildiğim kadarıyla işin içine tuvalin dokusu, üzerindeki çatlakların sıklığı ve doğası gibi bir sahtecinin kontrol etmekte müthiş zorlanacağı etmenler giriyor. Öğlen boyadığın tuvali dikkatli gözleri kandıracak biçimde nasıl çatır çatır çatlatırsın? İşte van Meegeren’in dört senede ince uğraşlarla mükemmelleştirdiği tekniğinin bazı ayrıntıları bugün bile bilinmiyor. Bilinen dalaverelerinden bir tanesi kuruması, ama tam manasıyla kuruması seneler alan yağlıboyayı bir bakalit solüsyonuyla karıştırıp tuvale öyle uygulaması, böylece boyada yüzyılların katılığını çok kısa sürede elde etmesi. Bir diğeri ise taklit etmeye çalıştığı dönemden “kalitesiz” bir resim alıp tuvaldeki boyayı kazıyarak üzerine yeni çalışma yapması, yani resmini orijinal bir dokunun üzerine inşa etmesi. Bir yandan van Meegeren aynı dönemde çalışan sahteci meslektaşları gibi sadece orijinal eserlerin eskiz ve farklı yorumlarını yapmıyor, Vermeer’in bilinen tablolarındaki figürlerle oynayıp daha önce görülmemiş, tarzı ve ustalığı oturmamış “erken” eserlerini yaratıyordu. Henüz kimsenin görmediği bir eserin sahte olduğunu kim nasıl kanıtlasın? Bakınız:

 

vanmeegereniki

 

Solda gördüğünüz van Meegeren’in erken dönem Vermeer yorumu, “Nota Okuyan Kadın”. Sağdaki ise bir “açılın sahibi geldi” anı: Vermeer’in 1634 yılında yaptığı “Mektup Okuyan Mavili Kadın” tablosu. van Meegeren’in Vermeer’in acemilik dönemini yorumlamaya çalıştığını anladık da, kusura bakmasın ama onunki de biraz züğürt tesellisi, aradaki açık ustalık ve renk duygusu farkını açıklamak için güzel bir bahane olmuş sanki. Yani baksanıza, lafla açıklanamayacak bir yeteneğin büyüklüğünü kanıtlamak için basitçe eserin aynısını yapmaya teşebbüs etmekten daha güzel bir yol yok gerçekten de. Best of Vermeer yapıp kadına inci küpe de eklesen, aynı kafayı alıp kendi resmine de oturtsan, “Yok ben kolları kırık Vermeer’im zaten” de desen…. İki resim arasındaki müthiş fark bunların hiçbirine gelmeden o mavide kendini anlatmaya başlıyor. Gene de van Meegeren bilinen en başarılı sahtecilerden biri olarak, döneminde elbette sahteci değil ama sanat koleksiyoneri olarak oldukça prestijli bir yaşam sürüyor.

 

Belki bu yüzden resimleri az daha Nazi kurmayı Hermann Göring’i bile kandırmıştır? Az daha, azıcık daha. Van Meegeren’in yakalanma hikayesi biraz komik, biraz acıklı. Muhtemelen kendisinden eser alan koleksiyoner ve simsarlar da adamın tuttuğu yerden Vermeer çıkarmasınaki tuhaflığı farketmişlerdi, ne işler çevirdiğinin az çok farkındalardı ve buna göz yumuyorlardı. Fakat bir gün van Meegeren işi büyütüp sanat düşkünlüğüyle meşhur Hermann Göring’e aşağıdaki Vermeer yorumu çalışmasını kakalayana dek:

 

Screen shot 2014-01-12 at 8.23.23 PM

İsa ve Ahlaksız Kadın isimli van Meegeren-Vermeer eseri.
İsa: Bir daha ahlaksızlık yapmıyoruz tamam mı?
(Tualin başında van Meegeren kah kah gülüyor)

 

 

Gerçek olduğundan şüphe duyulmayan bu kıymetli tablonun satışı takip edilip van Meegeren’e dokununca van Meegeren “düşmanla işbirliği yapmak” ve “vatan hainliği” suçundan hapse atılıyor. Van Meegeren ise savunmasında haklı olarak sahte Vermeer satmanın gerçek ve paha biçilemez bir sanat eserini Nazi’lere vermekten daha hafif bir ceza alacağını düşünerek eserin kendisine ait serbest bir yorum olduğu itirafında bulunuyor, bu iddiasını kanıtlamak için de piyasada gerçek diye dolaşan bir kaç başka tablosunu örnek gösteriyor. Yetmiyor, mahkeme salonunun önünde bir Vermeer tablosu yapıyor.

 

vanmeegerenmahkeme

İsa ve Ahlaksız Kadın mahkemede incelenirken (Tual başında kimse gülmüyor)

 

vanmeegerenmahkeme

van Meegeren mahkemede vatan haini değil sadece sahteci olduğunu ispatlamaya çalışırken

 

Başarılı savunma taktiğinin sonucunda van Meegeren’in cezası “sahtecilik” suçundan sadece bir sene hapis oluyor. Fakat aynı kendisinin tahmin ettiği gibi, bir senenin sonunda beklenmeyen bir hastalık sebebiyle, daha altmış yaşını görmeden göçüp gidiveriyor van Meegeren. Üstelik diğer dediği de doğru çıkıyor: Mahkemede sahte olduğunu itiraf ettiği yedi tablonun dışında o güne kadar sattığı tabloların bugün nerede ve kimin elinde olduğu, yani bugün koleksiyonlarda bulunan o döneme ait eserlerin hangilerinin sahte olduğu hala tartışma konusu. Müzeler ellerinde bulunan klasik Hollanda tablolarının van Meegeren’in elinden çıkıp çıkmadığından çok uzun testler ve zar zor bulunan tesadüfi kanıtlar sayesinde emin olabiliyorlar ancak. Üstelik bazen “sıradan” bir tablonun uzun çalışmalar sonucu van Meegeren imzalı olduğunun anlaşılması eserin piyasa değerini yükselttiğinden iyi bir haber bile sayılabiliyor. Bir yorumcu olarak van Meegeren’in hayranları çok.

 

vanmeegerenboyalar

 

Van Meegeren’in resim malzemeleri ve tablolarında kullandığı antika aksesuarlar bugün bir sanat müzesinde. Ortada duran, içinde miniminnacık bir kehribar parçası donmuş tüpü tanıdınız mı? Kendisi van Meegeren’in kurnazlıklarını mümkün kılan sıvı kehribar. Bu miniminnacık tüpün içinde ne olduğunu anlamak için zumlaya zumlaya burnumun dibine getirmemin sebebi ise… Gene en uzak köyün kuyusu, Louis Vuitton’un Sonbahar/Kış öncesi koleksiyonu. Vuitton’un geçen 2014 yaz defilesini izlerken zevkten buharlaşmıştım, bu sonuncu daha sakin, ama o da acayip bir şey. Müzeye girdiğin anda tepedeki bütün ampuller patlamış gibi, insanın gözünün zor alıştığı türden bir sürü karanlık var ama önünde çok alımlı bir şeyler olduğundan da şüphe etmiyorsun. Şimdi şunlara bakın da bana renklerinde isli damlardan kurtarılmış klasik tablolar yok deyin. 1911’de müze işçisi Vincenzo Peruggia’nın çalıp iki sene küflü yatağının altına hapsettiği bitkin Mona Lisa yok deyin. Çerçevesine kadar Vermeer küt küt burada atmıyor deyin:

 

lv8

(Bacaklarda Hendrik Avercamp kuşları uçuyor)

lv2

(Şu file çorap olayından emin değilim ama karanlık nasıl olsa, kim görecek)

lv1

Kırmızı göster gri vur

lv3 lv4 lv5 lv6 lv7

 

Ne diyorsunuz evde yapamaz mıyım bunları? Valla ben anneanemin bakalit telefonunu çakmakla eritmeye başlıyorum, ya olur ya olmaz, kendi bileceği iş.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

YBu Resim Gitmeli Mi?
Bu Resim Gitmeli Mi?

Sanatçı Hannah Black'in siyah bir çocuk cesedini tasvir eden sanat eserinin var oluşunu ve sergilenmesini eleştirdiği açık mektubundan hareketle: "onurlandırmak" ve "lafı ağzına tıkmak" arasındaki ince çizgi nerede durur?

KÜLTÜR

YMary Beard: Gücün İçinde, Üzerinde, Peşinde Kadınlar
Mary Beard: Gücün İçinde, Üzerinde, Peşinde Kadınlar

Cambridge Üniversitesi Klasikler Profesörü Mary Beard'ın konuşması: Kadınlar Antik Yunan'dan bugüne güçle nasıl ilişkilendi?

SANAT

YÖlüm Kadar Ciddi, Küfürlü bir Şaka: Renate Bertlmann
Ölüm Kadar Ciddi, Küfürlü bir Şaka: Renate Bertlmann

Renate Bertlmann, 1970’lerde bir çok çağdaşı gibi 1968’in devrimci atmosferi ve ikinci dalga feminizmin gücüyle kadın bedenini bir kutlama ve devrim aracı olarak yeniden kurgulayan eserler üretmiş.

SANAT

YGüncel Kızlar (1977)
Güncel Kızlar (1977)

Vintage sarısı, yalnızca çözülmüş meselelere, başarıyla alınmış haklara mı değer?

Bir de bunlar var

Devrim Yaratan Bir Hayat: Zabel Yesayan
Kadınların Sinema Tarihini Yazmak
Tanıştığımıza Memnun Oldum Joan Brown

Pin It on Pinterest