Umutsuzluğa kapılıyorum. Ama yavaş yavaş, adım adım, ordan çıkıyorum. Çünkü aynı şeyi yapmaya çalışan insanlarla birlikteyim ve her gün biraz daha kalabalıklaşıyoruz.

MEYDAN

60 Yıllık Kesişimsel Feminizm ve Küresel Kadın Grevi: Selma James ile Söyleşi

Leila Hawkins’in Selma James ile gerçekleştirdiği 13 Ocak’ta Yes Magazine’de yayınlanan söyleşinin çevirisidir. 

 

Çevirmenin notu:

“Kesişimsel feminizm”in henüz kavramlaşmadığı 1970’lerden beri, beyaz olmayan ve mülteci kadınları, seks işçileri dahil işçi sınıfı kadınları, LBTİ+’ları ve tecavüzden hayatta kalanları bir araya getiren Küresel Kadın Grevi liderlerinden Selma James’le gerçekleştirilen bu söyleşi-sohbet hatırlattıkları açısından çok kıymetli. Silvia Federici, Mariarosa Della Costa ve Selma James’in 1972’de kurduğu Wages for Housework [Ev İşi İçin Ücret] ve ardından Global Women’s Strike [Küresel Kadın Grevi] çatısı altında devam eden hareket, İngiltere’deki beyaz, kariyerist ve liberal (sınıf ve ırk meseleleri ile seks işçilerinin hak mücadelesine mesafeli ve giderek daha da trans karşıtı) feminizmden kendisini ayrıştırdı. 60 yıldır devrimci hareketin içinde yer alan 91 yaşındaki Selma James, bu kesimleri her zaman aynı mücadelenin parçası olarak gördüğünü, hareketin bu pozisyonunu hiçbir zaman radikal bulmadığını ve etkin örgütlü mücadelenin yalnızca tabanda ve hep birlikte kurulabileceğini hatırlatıyor.

 

Selma James’le söyleşi yapmak üzere Kuzey Londra’daki Crossroads Kadın Merkezine [Crossroads Women’s Centre] geldiğimde İngiliz mahkemelerinin çocukları çoğu göçmen, biyolojik annelerinden ayırma politikasına karşı başlattıkları “Ayırma Değil, Destek Talep Ediyoruz” isimli kampanyanın toplantısındaydı. Bu kampanya grubu, James’in 1975’te kurucularından biri olduğu merkezde örgütlenen çok sayıda taban örgütünden yalnızca biri. Merkez ise Londra’da ve muhtemelen de Birleşik Krallık’ta kurulan ilk kadın merkezi.

 

Selma James’le on yıllardır sürdürdüğü aktivizminden yola çıkan yazılarının toplandığı son kitabı Our Time Is Now: Sex, Race, Class, and Caring for People and Planet [Şimdi Bizim Zamanımız: Cinsiyet, Irk, Sınıf ve İnsanlar ve Gezegen İçin Bakım] hakkında konuşmak için buradayım. 91 yaşındaki James, hâlâ pek çok mücadelede emek veriyor. Bütün hayatını bir aktivist olarak geçirdi ve hayatını inandığı meseleler için mücadeleye adamaya ne zaman karar verdiğini hatırlamıyor.

 

James, Wages for Housework [Ev İşi İçin Ücret] kampanyasının kurucularından biri olarak 1970’lerde ön plana çıktı. Bugün kampanya, uluslararası bir harekete dönüşmüş durumda. Temel fikir, toplumun bakım işçilerine (çocuk bakımı, hasta ve aile bakımı ve bir evin çekip çevrilmesi için yapılan tüm işler için) emeklerinin finansal karşılığının ödenmesi ve böylece milyonlarca kadının ve ücretsiz bakım işi yapan herkesin yoksulluktan sıyrılması. Kampanya bu değişimin, kadınlara yönelik ve eviçi şiddet ile güç dinamiklerine bağlı diğer şiddet ve istismar olaylarını azaltacağını savunuyor. 

 

Bu kavram (Ev İşi İçin Ücret) ilk ortaya atıldığında hiç de popüler olmamıştı. Örneğin, feministler arasında bu uygulamanın kadınları eve hapsedeceğini düşünenler vardı. Ev İşi İçin Ücret hareketi, 2022’de 50. yılını dolduruyor ve daha da büyüyüp gelişmekte. Şu anda hareket, başkalarının bakımında ve çevrenin korunmasında çalışmak isteyen herkes için bir “bakım geliri” talep eden Global Women’s Strike’ı [Küresel Kadın Grevi] koordine ediyor.

 

Bugün bile Ev İşi İçin Ücret konusu bazı feministler arasında tartışmalı bir mesele. James’e bunun beni şaşırttığını söylüyorum, “Beni de,” diye karşılık veriyor, “bizi ev kurumuna hapsedeceğini söylemişlerdi. Ama geldiğimiz noktada, yüzyıllardır ödeme yapılması kabul edilmeyen bakım emeğimizle yoksulluğa iyice hapsedilmiş durumdayız. Kâr için yaşamı, insanları ve gezegeni yağmalamaya odaklanmış bir toplumda bakım verenler olmamız bekleniyor.” 

 

Ev İşi İçin Ücret’in benimsenmemesinin bir diğer bariz sebebini şöyle ifade ediyor James: “Çünkü işin kapitalist anlamını ve ne için ücret aldığımıza dair anlayışı tamamen değiştiriyor.” “Ücretlendirilen çoğu şey gibi ölçülemiyor ve kâr getirmiyor, o zaman bu işi yapmanın anlamı ne? Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson’a sorsanız iş verenlerin insanları kâr elde etmek için işe aldığını ve elde edilen kârın toplumun gelişimine gittiğini söyler. Ama iş öyle yürümüyor. Önemli olan şu, kendimize ve birbirimize bakmak, bizi sömürenler için değil, bizler için üretken bir şey.”

 

James, 1930’da Brooklyn’de doğdu ve bunun politik açıdan çok önemli bir on yıla denk geldiğini söylüyor: “Çok sayıda ırktan insanın yaşadığı bir mahalledeYahudi bir aileydik. O zamanlar işçi sınıfı bir kasabaydı, şimdi değil. Tanıdığım insanlardan çok şey öğrendim, o zaman öğrendiklerimin farkında olmasam da. Bence 1960’ları yaşayan insanlar, 1930’lardaki enternasyonal hareketin ne kadar büyük olduğunu anlamıyor. Roosevelt başkandı ve sendikaları ve sosyal yardımı destekliyordu. İşçi sınıfı insanları destekliyordu, bir sürü hizmete erişimimiz vardı. Hayatımda ilk kez klasik müzik duyduğum yer, işçi sınıfından ailelerin çocuklarının gittiği okuldu. Aynı zamanda Nazilerin ve toplama kamplarının tehdidi altındaydık. Olan bitenden haberimiz vardı, yaşadığımız bağlamın bir parçasıydılar.”

 

James ergenlik çağındayken, Troçkizmin Marksist hümanist bir dalı olan Johnson-Forest Tendency’ye katıldı. Bu hareket, Raya Dunayevskaya, Grace Lee Boggs ve Trinidad’lı C.L.R. James’in önderliğindeydi. McCarthy dönemi cadı avları başladığı zaman Selma James de kara listeye alınanlar arasındaydı. “Çok fazla ajanları vardı. İnsanlar en ufak şekilde siyasete dokunan bir şey söylemeye korkar haldeydi. Bir noktada, Amerikan Bağımsızlık Deklarasyonu okunurken “Bütün erkekler/insanlar eşittir, Yaratan tarafından bazı devredilemez ve geri alınamaz haklarla dünyaya gelmişlerdir; bunlar yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışıdır” kısmını okuyup “‘Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?’ diye sorar, sonra da ‘komünist’ derlerdi. Çok zor bir dönemdi.”

 

James o zaman bekâr bir anneydi; ama çalışamadığı dönemde çocuğunun babasından ve aktif olduğu örgütlerden destek alıyordu. C.L.R. James ise o zaman göçmen gözetim merkezi olan Ellis Adası’na sürülmüştü. İletişimi sürdüren ikili, zaman içinde âşık olup Londra’da evlendi. 

 

1958’de çift olarak Trinidad’a taşındılar. Selma James, C.L.R. James’in editörlüğünü yaptığı bağımsızlık yanlısı derginin mektup editörü oldu. Okuyucu mektuplarının editörlüğünü yapmak farkındalığını keskinleştirdi: “Neyi neden söylediklerini anlamak zorundaydım ve bakış açılarının görünür olması için elimden geleni yapmalıydım.” 

 

Trinidad’da yaşadığı süre, çevre konularındaki mücadelesini de şekillendirdi: “Küçücük çiftlikleri olan çiftçiler iklimle ilgili çok şey biliyordu, toprağı çok iyi tanıyor ve onu koruyup zenginleştirmeye çalışıyorlardı. Şehir insanlarının asla olmadığı şekilde doğaya bağlıydılar. Bu benim için çok önemli bir yola çıkış noktası oldu, hepimiz için de öyle olmalı.”

 

James 1960’larda Londra’ya döndüğünde İkinci Dalga feminizm en canlı ve heyecanlı dönemini yaşıyordu, James de hareketin parçası oldu. Marksizm çalışmaları kadınlarla sermaye arasındaki ilişkiyi; kadın emeğinin (başka bir deyişle, bakım emeği ve ev işi) güç ilişkilerini sürdüren bir meta olduğunu anlamasını sağlamıştı. “İnsanlar bana bu fikir nereden geldi diye soruyordu. Cinsiyet, ırk, yaş ve ulus temelli güç ilişkilerinin, sınıf toplumunu nasıl yapılandırdığının anlaşılmasını sağladı”. James, 1976’da Tecavüze Karşı Kadınlar kampanyasının başlatılmasında rol aldı. Birleşik Krallık’ta evlilik içi tecavüzün yasal olarak tanınması mücadelesinde başarılı bir kampanyaydı bu. 

 

Bugün “kesişimsel feminizm” çok kullanılan bir kavram; bakım işinin değeri ise COVID-19 pandemisi ile ön plana çıktı. Fakat bunlardan çok önce James ve yoldaşı aktivistler, seks işçilerinin, beyaz olmayan kadınların, göçmenlerin, mültecilerin, tecavüzden hayatta kalanların ve işçi sınıfının haklarını destekliyorlar, herkesi aynı mücadelenin parçası olarak görüyorlardı. Bu, James’e hiç radikal bir pozisyon gibi gelmiyordu. “Ayakları yere basan insanlardık. Irkçılık karşıtıydık çünkü ırkçılığın sermayeyi iktidarda tutan hiyerarşinin parçası olduğunu görüyorduk.”

 

James belli bir süre boyunca, İngiliz Fahişeler Kolektifinin (İFK) sözcülüğünü üstlendi. Kolektif, feministlerin seks işçilerini polis şiddetine karşı mücadelede desteklemesini talep ediyordu. Bu da kadınlarla erkekler arasındaki cinsel ilişkilerin rahatsız edici ekonomik boyutlarını analiz etmeyi gerektiriyordu. İFK, 1982’de,  King’s Cross’taki Holy Cross Kilisesi’ni işgal etti. “Feministlerin iki tür akıl yürütme biçimi vardı,” diye açıklıyor James, “ilk kez seks işçilerinin mücadelesiyle karşılaşmışlardı. Seks işçiliğine karşı olmalarına ve kadınları aşağıladığını düşünmelerine rağmen, mücadele edenlere saldıramadılar… Herkese kapımız açıktı ve pek çok insan ne yapmaya çalıştığımızı merak ediyordu. Kiliseye gelmek istediklerinde, önce Kadın Merkezimize gidip kim olduklarını söylemeleri gerekiyordu. Çok heyecanlı bir dönemdi. İnanılmaz çalışıyorduk, yerde uyuyorduk. Yorgunduk. Mesela bize çorba getirecek insanlara ihtiyacımız vardı, çünkü kaynaklarımız çok sınırlıydı.”

 

Pek çok ziyaretçileri oldu ve medyanın da çok ilgisini çektiler. Emek Partisi [Labour Party] siyasetçisi Tony Benn ve eşi Caroline da onları dinlemeye geldi. Benn, konuşmaları duyduğu anda ses kayıt cihazını çıkarıp yetkililere iletmek üzere taleplerini yazdırmaya başladı. Polisin King’s Cross bölgesindeki seks işçilerine yönelik yasadışı tutuklamalarını durdurmak için yerel yönetimin görevlendirdiği birinin atanması talebi kabul edildi. 12 günlük eylem kazanımla sonuçlandı.

 

James’in Our Time Is Now [Şimdi Bizim Zamanımız] adlı kitabı, 1977-2020 arasında yazdığı yazıları bir araya getiriyor. Bu kitabı yayımlamak istemesinin sebebi, (İFK’da bir araya gelen feministler ve seks işçileri, Crossroads Kadın Merkezinde örgütlenenler gibi) farklı gruplardan insanların birlikte çalışabileceğini göstermek. “Birbirinden ayrı, otonom ama birlikte çalışan örgütler olarak büyük bir deneyim yarattığımızı hissettim. Kendi alanımıza odaklanıp diğer örgütlerle anlaşabilmenin ve birlikte hareket edebilmenin bir yolunu bulduk.”

 

Our Time Is Now’ın [Şimdi Bizim Zamanımız] son bölümü ırk, ulusallık, gelir, yaş, cinsiyet, cinsellik ve engellilik üzerine yazılarından oluşuyor. “Bu ayrımlar hakkında içeride ve başkalarıyla çalışırken ne kadar çok düşünülürse bizi ayırma güçleri o kadar azalır. Her kesimin gücünün artması bütünün gücünü büyütür.”

 

“Bu çok mühim,” diyor James, “özellikle de bizim gibi, dünyanın sorunlarını çözmek için enternasyonal bir harekete ihtiyaç olduğunun farkındaysan. Bir sorumluluğumuz vardı. Bunu nasıl yaptığımızı kaydetmek istedik. Ve ben özellikle şunu açık bir şekilde ortaya koymak istedim: Oturup bu hareketi kuranlar dahi falan değildi. Pratik insanlardık ve bir hareketin kurulmasının parçası olmaya karar verdik. Her şeyi kolektif olarak, birlikte çözdük.”

 

Genç kuşak aktivistlere inancı var ama içinde bulunduğumuz zamanla ilgili endişeli. “Yakın zamanda bir tür patlama yaşanacak. İnsanlar kesinlikle çok öfkeli durumda ve farklı farklı sebeplerle kızgınlar.” 70 yıllık mücadelede hiç yorgun veya tükenmiş hissedip hissetmediğini soruyorum. “Bazen yorgun hissediyorum; ama geçici oluyor. Hiç tükenmiş hissetmedim. Sık sık birtakım kazanımlar elde ediyoruz çünkü kolay vazgeçmiyoruz. Uluslararası ağımızın her kısmının her tür kazanımını birlikte kutluyoruz. Bu bize enerji ve kararlılık veriyor.” Donald Trump seçildiğinde ve Birleşik Krallık’taki son olaylar ve politik gelişmeler dolayısıyla bir süre umutsuzluğa kapıldığını söylüyor. “Ama yavaş yavaş, adım adım, ordan çıkıyorum. Çünkü aynı şeyi yapmaya çalışan insanlarla birlikteyim ve her gün biraz daha kalabalıklaşıyoruz.”

 

Kapak görseli: Selma James, Temmuz 2012. Fotoğraf: Crossroads AV Collective.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YHayatta kalma zaferi nasıl kutlanır? Lucille Clifton’ın nesilleri, şiiri ve zaferi
Hayatta kalma zaferi nasıl kutlanır? Lucille Clifton’ın nesilleri, şiiri ve zaferi

"Yaşama arzusuyla gözlemleme arzusu bütünleşmiş bir şair, ona kalanları usul usul takip ediyor."

MEYDAN

YKadınların ve LGBTİ+’ların Beyanı Esas  Alınınca Olanlar: “Eril Akademiye Dur De” Metni
Kadınların ve LGBTİ+’ların Beyanı Esas Alınınca Olanlar: “Eril Akademiye Dur De” Metni

Kadınların ve LGBTİ+’ların beyanlarının esas alınması ilkesi, neden feminist etiğin vazgeçilmez bir parçasıdır?

KÜLTÜR

YAteş Kadın, Engelli Süpermen ve Somalı Çocuklarla Öğrenme Keyfi
Ateş Kadın, Engelli Süpermen ve Somalı Çocuklarla Öğrenme Keyfi

Somalı çocuklar bu yaz da Sosyal Haklar Derneği'nin yaz kampında buluştu.

MEYDAN

YSoma’da Gördüklerim, Öğrendiklerim
Soma’da Gördüklerim, Öğrendiklerim

Kınık ilçesine yakın köylere yapılan taziye ziyaretinde görebildiklerim ve öğrenebildiklerim...

Bir de bunlar var

“Tanıdığım transseksüellerden biri bile eceliyle ölmedi”
“Üzgünüm, buraya yemek yapmaya değil kazı yapmaya geldim!” : Cinsiyetçilik, erkek egemen mitler ve feminist arkeoloji
Betül Celep 23 Gündür Direniyor

Pin It on Pinterest