Ve kızlar bu durumdan çok sıkıldı.

KÜLTÜR

Tim Hunt istisna değil, bilimsel geleneğin tüm önyargılarının mineralize olduğu bir fosil

Nobel ödüllü biyokimyager Tim Hunt’ın ünlü bir şovenist olduğunu duymamışsanız bile geçtiğimiz günlerde laboratuvarlardaki kadınlar hakkında söylediklerini ve ardından kopan kıyameti duymuşsunuzdur: “Size kadınlar laboratuvarda olunca olacak üç şey söyleyeyim: Siz onlara aşık olursunuz, onlar size aşık olurlar, sonra da onları her eleştirdiğinizde ağlarlar!”

 

Ünlü düşünür, sosyolog ve biyokimyager Tim Hunt, kadınları karşılarına çıkan her zorlukta ağlayan, duygu dünyalarını profesyonel dünyalarından ayıramayan canlılar olarak kategorize etmekte hiçbir beis görmüyor. Son 10 senesini laboratuvarda geçirmiş bir kadın olarak rahatlıkla bu beyanı yalanlayabilirim. Düzelteyim, tabii ki laboratuvarda bir çok kez ağladığımı inkar edecek değilim (bilim dışı sebeplerle). Fakat Tim Hunt’a aşık olmak mı? Daha kötüsü O’nun bana aşık olması mı? Alfred Nobel mezarından kalkıp çalıştığım laboratuvara dinamit döşesin lütfen.

 

Laboratuvarda ağlayabilirsiniz, iş yerinize duygusal dünyanızdan sorunları taşımak yanlış olsa da taşıyabilirsiniz. Bunu ağlayarak da yapabilirsiniz, iş arkadaşlarınıza pasif agresif davranarak da, yanınızda oturan kişiye bağırarak da. Kadınları “ağlak” olarak etiketlemek ne kadar yersizse, ağlamanın bir zayıflık olduğunun düşünülmesi de o kadar yersiz. Sadece cinsiyetçi güç göstergelerinizi değil, güç göstergelerinizi de sorgulamanız gerekebilir Bay Hunt.

 

Hiçbir kadın bilimci, sadece kadın olduğu için yaptığı işin herhangi bir aşamasında etiketlenmeyi haketmiyor. Tıpkı erkek bilimcilerin sadece erkek oldukları için etiketlenmeyi haketmediği gibi. Kadınları, bilimsel sürecin zorluklarını aşamayan zayıf çalışanlar olarak göstererek Tim Hunt bizi kenara iteleyip, “siz güçsüzsünüz, bizimle oynayamazsın, hadi kendi kendinize kız laboratuvarınızda oynayın” diyor. Bu ezici tavır başka birçok meslek dalı için de geçerli fakat bilime uyarlanması ve laboratuvarların kız-erkek olarak ikiye ayrılması önerisi sinirleri hoplatmaya yetti. Dr. Hunt daha sonra özür dilese de, akademinin en üst noktalarından gelen bu tür söylemlerin genç kadınları bilimden soğutacağının farkında olması gerekir. İlerde, “iyi kadın bilimci” veya “iyi erkek bilimci” olarak değil, sadece iyi bilimci olarak anılmak isteyen herkesin, bu alanın cinsiyet veya ırk gözetmeden sadece işini iyi yapanların seçildiği bir ortam olmasına katkı sağlaması artık bir zorunluluk. Üstelik mesleği objektif veriler toplamak ve sadece bu veriler üzerinden gözlem ve test yapmak olan Tim Hunt’ın belki kişisel ilişki tarihinde başına gelmiş birkaç münferit olaydan ötürü ortalıkta lambur lumbur konuşması oldukça komik. Laboratuvarda oturmuş bu satırları yazarken bile kendisinin ağzından çıkanları 5 dakikadan fazla düşündüğünü sanmıyorum. Kötü niyetten değil, toplumda birçok insanın içine işlemiş pasif bir cinsiyetçilikten bahsediyorum. Bir saniye… yoksa Tim Hunt’a aşık mı oluyorum?

 

tim_hunt_5

 

Şöyle açıklayayım ve siz de kendinize dürüstçe sorun. Kadın-erkek eşitliğine “elbette” inandığını açıklayan bir erkek olarak, eşinizin/kız arkadaşınızın sizden daha zeki veya daha başarılı olmasıyla ilgili bir problem yaşar mıydınız? Akademide STEM (bilim, teknoloji, matematik) alanlarına baktığımızda, kadınların oldukça ağır ve agresif bir önyargıya tabi tutulduğunu, bu alanlarda yükselmelerinde kronik bir problem yaşandığını görüyoruz. Akademik hiyerarşinin üst basamaklarına çıktıkça kadın oranı da iyice azalıyor.

 

2010 yılında ABD’de Yale Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada1, farklı bilim alanlarında çalışan laboratuvarlara birbirinin tıpatıp aynı özgeçmiş ve başvuru evrakı, kadın veya erkek ismi ile ayrı ayrı yollandı. Akademisyenlerden başvuruların farklı kategorilerde notlandırılması ve değerlendirilmesi istendi. Çıkan sonuçlarda neredeyse bütün kategorilerde erkek ismi ile gönderilen başvurular daha yüksek puan aldı ve bu adaylara teklif edilen maaşlar daha dolgundu. Kısacası, Tim Hunt’ın demans başlangıcı yaşayan, ne dediğinden bihaber, garip, yaşlı ve istisnai bir adam olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Son birkaç yüzyıldır bir ‘centilmenler klübü’ olagelmiş bilimsel geleneğin bütün önyargılarının mineralize olduğu bir fosil Dr. Hunt. Ve kızlar bu durumdan çok sıkıldı.

 

Akademiyi erkek bilimcilerin böğürlerini yumrukladığı bir goril arenası olmaktan çıkaracağız! Rosalind Franklin’i uyuttunuz, Marie Curie’yi zehirlediniz. Bugünün kadın bilimcilerini size yedirmeyeceğiz.

 

Ana görsel: Rockefeller Üniversitesi’nden Dr. Leslie Vosshall, son günlerdeki tartışmalar üzerine Dr. Tim Hunt’ın laboratuvarı olduğunu iddia ettiği şu görseli paylaştı. (‘’Kızlar GİREMEZ!!!’’)

 

Kaynakça:

 

  1. Corinne A. Moss-Racusina,bJohn F. DovidiobVictoria L. BrescollcMark J. Grahama,d, and Jo Handelsmana,1 Science faculty’s subtle gender biases favor male students. PNAS. 2012. 16474–16479,doi: 10.1073/pnas.1211286109
YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YBilimin “Müspet Dayak” İle İmtihanı
Bilimin “Müspet Dayak” İle İmtihanı

Gazeteciliğin kadına şiddeti gizliden gizliye pohpohlamayı bıraktığı ve bunun için bilimi kullanmadığı müspet bir istikbal dileğiyle.

KÜLTÜR

YGenetiği Değiştirilmiş Hukuk
Genetiği Değiştirilmiş Hukuk

"GDO'lu" kullanımı ve analojisi üzerine

Bir de bunlar var

Echo ve Narcissus’un İkinci Hikayesi
Güven İçin Şeffaflık: Veri Gazetecisi Mona Chalabi ile Röportaj
Şarkılı Deprem Eğitimi

Send this to friend