ŞÖNİM'lerin amaçladığı tek kapı sistemi nedir ve neden çalışmıyor?

MEYDAN

“Şiddet Önleme Merkezleri” Şiddeti Neden Önleyemiyor?

 

Kadın örgütleri ve feministlerin yoğun çabasıyla 8 Mart 2012 tarihinde kabul edilen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa, İstanbul Sözleşmesi temel alınarak, şiddet gören kadınları ve aile bireylerini korumayı hedefleyen bir dizi yenilik getirdi. Eksikleri olmakla birlikte koruyucu ve önleyici tedbirler konusunda iyi uygulamalar getiren yasanın en tartışılan tarafı ise beraberinde doğurduğu yeni bir kurum oldu: Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri, kısa adıyla ŞÖNİM.

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın, kadına karşı şiddetle mücadeleyi tek elden yürütme, merkezi olarak yönetme, yani şiddete karşı TEK KAPI olma iddiasıyla açılan ŞÖNİM’ler bu “TEK KAPI “olma hayalini ne yazık ki gerçekleştiremedi. 2012 yılında yürürlüğe giren yasada kuruluş amacı, nasıl çalışacağı, uygulamalarının nasıl yürütüleceği tarif edilen bu yeni merkezlerin 17 Mart 2016 yılına kadar bir yönetmeliği dahi olamadı.

 

Peki “tek kapı” amacı neydi? Neden gerekliydi? Aslında amaçlanan, şiddete uğramış ve zaten ağır travmalardan geçmiş kadının ve çocuklarının başvurduğu her bir mercide yaşadığı şiddeti tekrar tekrar anlatarak aynı travmaya maruz kalmasını önlemek ve tek bir kurumda tüm sorunlara çözüm üretilmesi idi. Bu amaca oldukça uzak durumda bulunan ŞONİM’lerde 2012 yılından bugüne ne gibi sorunlar yaşandığına sırasıyla bakalım:

 

  • Şiddet önleme ve izleme merkezleri pilot uygulama olarak başladı. Ve bugün ancak 47 ile yayılabildi. Yani henüz ülkenin tamamına yayılmış “tek ve sistematik bir uygulama” yok. Sayının artması ümit verici olsa da ne yazık ki nicelik artışı niteliğin de arttığı anlamına gelmiyor. Sivil toplum örgütlerinin sıklıkla yinelemek durumunda kaldıkları bir eleştiri: kanunla belirlenmiş bir çalışma pilot uygulama olarak yaşama geçmemeli. Net, kesin, standart ve tüm Türkiye’de işlemeye hazır bir uygulama ortaya konmalı.
  • Kurulan ŞÖNİM’ler, uygulama yönetmelikleri olmadığı süre içerisinde (yani 4 yıl boyunca) ilden ile değişen uygulamalar sergiledi. Standart bir uygulama oluşturamadılar. Bu nedenle uygulamaları çoğu kez ŞÖNİM çalışanı personelin tavrı belirledi. Her ilin kadrosundaki personelin kadına karşı şiddete bakış açısı, toplumsal cinsiyetten ne anladığı, hatta şiddet deyince ne anladığı dahi uygulamalara yansıdı.
  • Personelin yol haritası ancak dört yıl sonra yayınlanan uygulama yönetmeliği ile belli oldu. Ancak, yönetmeliğin ne derece uygulandığı ya da uygulanabilir olduğu büyük bir soru işareti. Bir örnek vermek gerekirse: Yönetmeliğin bir maddesi “ŞÖNİM’lerde fiziki koşulların uygun olması halinde ve bütçe imkanları dahilinde yönetim bireysel görüşme, polis irtibat, sağlık, çocuk oyun odası, hukuki destek, psiko-sosyal destek, eğitim, iş-meslek danışmanlığı, güvenlik, arşiv, danışma-yönlendirme bölümleri oluşturur” diyor. Ancak bugün bakanlığın bütçe imkanları çok yetersiz olmalı ki hiçbir ŞÖNİM’de belirtilen bu birimlerin kullanabileceği ayrı ayrı düzenlenmiş odalar henüz yok.
  • ŞÖNİM’lerin fiziki şartlarında bu birimlerin ya da alanların bulunmaması ne demek peki? Halihazırda ŞÖNİM’lerde çoğu zaman şiddet gören kadın, ilgili görevlilerle çocuklarının yanında görüşme yapmak zorunda kalıyor. Bunun çocuklar açısından ağır sonuçlar doğuran bir deneyim olduğu ortada. Bilinen bazı örneklerde, mesela baro, sivil toplum örgütleri için ayrılan odalar görevli personelin -fırsat bulabildiklerinde- yemek yedikleri alanlar olarak kullanılıyor.
  • ŞÖNİM binalarının fiziki şartlarındaki sorunlar bununla bitmiyor. ŞÖNİM’lerin kurulacağı binaların şiddet gören kadınların ulaşımına uygun, engellilere ve hareket kısıtlılığı olanlara göre düzenlenmiş olmaları yasa ve yönetmelik gereği düzenlenmiş bir halde. Oysa bugün ŞÖNİM binalarında engelli araçları için rampa düzenlemesi dışında yasa ve yönetmenlikteki hedeflerin hiçbirine uygunluk yok. Binalar, şehir merkezlerine uzak yerlerde ve maddi durumu olmayan ya da ulaşım deneyimleri kısıtlı kadınların ulaşamayacağı yerlerde bulunuyor. Bu büyük sorunun yanında işitme engelli, görme engelli, Türkçe bilmeyen, kendini Türkçe ifade edemeyen kadınlara dair hiçbir hizmet yok. Çünkü hiçbir ŞÖNİM’de bunlar için gerekli kadrolu uzman ve tercüman bulunmuyor. Bu da hem ŞÖNİM’lerde çalışan personel ve hem de oraya başvuran kadınlar için apayrı sorunlar yaratıyor.
  • ŞÖNİM’lerde vaka inceleme, değerlendirme, takip için ayrılan “meslek elemanlarının”, uzmanların sayıları çok az. Örneğin Adana ilinde 2015-2016 döneminin ilk yarısındaki 9500 tedbir kararını sadece 5 personel takip ediyor. Uzman sayısı ve vaka sayısı arasındaki uçurum, gerek alınan tedbirlerin, gerek bu tedbirlerin takiplerinin yeterince verimli olamayacağını gözler önüne seriyor.
  • Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ŞÖNİM’lerin, bulundukları illerde “koordinasyon faaliyetinde bulunmasını” da istiyor. Bu toplantılara Bakanlık il müdürleri, ŞÖNİM yetkilileri, savcılık, aile mahkemeleri, halk sağlığı, jandarma, baro, denetimli serbestlik yetkilileri ve ilgili STK’ların katılması gerektiği ise hem kanun, hem de yönetmelik tarafından belirlenmiş. Amaç, kadına yönelik şiddet vakalarının tartışılması, önleme ve takip konularında bütün bu taraflar arasında işbirliği ve koordinasyon sağlamak. Ancak bugün bu toplantıların düzenli yapılabildiği hiçbir il yok. Sürekli değişen personel ve sorumlu illerde Vali yardımcılarının konuya bakış açıları, bu koordinasyon toplantılarının kesintiye uğratıyor. Toplantı olmaması, kurumların işbirliğinin zayıf, alınan tedbirlerin de yetersiz kalması gibi ağır sonuçlar doğuruyor.
  • Bağımsız kadın örgütleri ,kendilerine başvuran şiddet mağduru kadınları ŞÖNİM’lere yönlendirmekte, ancak vakaların akıbetlerine dair sonuçları istediklerinde “gereken hizmetler verildi”, “tedbirler düzenlendi” ya da “sığınma evine yerleştirildi” şeklinde kısa cevaplar almaktadır. Vakalar hiçbir şekilde karşılıklı ve birlikte değerlendirilememektedir. Bu da ŞÖNİM sisteminin amaçladığı bütünlükçü çalışma sistemiyle taban tabana zıt.
  • ŞÖNİM’ler barınma hizmetine ağırlık vermiş durumda. Ancak şiddete yönelik yapısal çözümler üretmekten uzak ve daha çok, kadınları bir süre barındıran, sonra dağıtan bir istasyon durumunda. Yukarıda bahsettiğim nedenlerle şiddet gören kadın hala polise, savcıya, ŞÖNİM’deki uzmana ayrı ayrı derdini anlatmak zorunda kaldığı için “TEK KAPI” hayali hiçbir amacına ulaşmış değil.
  • ŞÖNİM önleyici çalışmalar yapamıyor. Toplumda kadına yönelik şiddete ilişkin farkındalık yaratmak ya da toplumda şiddete ilişkin toleransın terk edilmesine yönelik çalışmalar yok.
  • Daha önemlisi, kadına yönelik şiddete dair bütünlüklü bir izleme anlayışı yok. İzleme, mahkemenin verdiği “tedbir kararını “ izleme ile sınırlı.

 

ŞÖNİM’lerin yapmakla yükümlü olduğu görevler bununla da sınırlı kalmıyor; Şiddet uygulayan/uygulama ihtimali olan kişilere de hizmet vermek zorunda. Onlar için de tek kapı ŞÖNİM. Ve bunu yaparken alınan tedbir kararları ve zorlama hapislerinin verilmesine ve uygulanmasına dair kararlara ilişkin veri bankası oluşturmak, tedbir kararlarının sicilini tutmak, korunan kişiye verilen barınma, geçici maddi yardım, sağlık, adli yardım hizmetleri  ve diğer hizmetleri koordine etmek, Bakanlık bünyesinde kurulan ALO 183 çağrı hattının-ki bu başlı başına bir inceleme konusudur-bu kanunun amacına uygun olarak yaygınlaştırılması ve yapılan müracaatların izlenmesini sağlamak ve şiddetin sonlandırılması için çalışan ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak diye sıralanıyor.

 

Bir 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü daha yaklaşırken, bütçesi sınırlı, kadrosu sınırlı, uygulamaları tüm ülkeye yayılmamış ŞÖNİM’ler, bu yükün altında eziliyor. Dolayısıyla sağlıklı çözümler çıkmıyor. Şiddetle mücadele için, bakanlığın doğru “sosyal politikalar üretebilmesi için” daha fazla bütçe, daha fazla uzman kadro, daha fazla işbirliği, daha fazla eğitim lazım. Tüm kadınlar için hemen şimdi.

 

 

Muhal İkikardeş AKDAM‘ın yönetim kurulu başkanı ve AKDAM gönüllüsüdür. Kadın danışma merkezinde kadınlara her Çarşamba gönüllü ve ücretsiz hukuki danışmanlık vermektedir.

 

 

Ana görsel: Chaouki Chamoun

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bir de bunlar var

Fatma Kaplan Hürriyet’in Dediğinden
Denetimli Serbestlik Kanunu’na Kısmi Veto Çağrısı
“Hepimiz Feminist Olmalıyız” – Chimamanda Ngozi Adichie’nin Konuşmasının Tam Metni

Send this to friend