ve Matirat topluluğundan bir kimsenin kız çocuklarını öldürmesi yasak ola.

TARİH

M.Ö. 2. Yüzyıldan bir Kitabe: Kız Çocuklarını Öldürmek Yasak Ola

Cahiliye devrinde kız çocukları diri diri toprağa gömülürdü. Yaygın inanış, İslam öncesi toplumların barbarlığına en önemli örneklerden biri olan kız çocuğu katlinin İslam’ın gelişiyle ortadan kaldırıldığıdır (Nahl suresi [58-62] ve Tekvir suresi [8-9]). Ancak yukarıda fotoğrafını gördüğünüz kitabe başka bir anlatının yolunu açıyor. Sebaik alfabesiyle şöyle yazıyor:*

 

Matirat şehrinin hükmüdür ki:

 

Matirat şehrinden herhangi bir hsm’ın [nereden olduğu belirsiz insanlar kategorisi] Ibn Suhaym’in emri ve izni olmadan Matirat şehrinden atılması yasak ola; ve Matirat şehrinin kızlarını başka şehirlere gelin göndermek yasak ola; ve Matirat topluluğundan bir kimsenin kız çocuklarını öldürmesi yasak ola.

 

İslam öncesi Arabistan uzmanı arkeolog Christian Julien Robin, 1978 sonbaharında başkanı olduğu arkeolojik kazılar esnasında bu kitabeyi Qutra köyünde bir evin içinde buluyor. Yemen’in bugünkü başkenti San’a’nın 40km kuzeydoğusuna denk düşen antik Matirat topluluğuna ait olduğu belli olan bu yazıt, milattan önce 2. yüzyıla tarihlenmiş. Taşın kenarları zarar görmüş olsa da tüm yazının bugüne ulaşmış olması müthiş bir sürpriz. Acaba bu kitabe bir serinin parçası mıydı ve Matirat Kanunları diye adlandırabileceğimiz bir anayasa var mıydı? Bunu henüz bilemiyoruz.

 

2015’te yayımlanmış İslam Öncesi Araplar ve İmparatorluklar kitabındaki makalesinde** Robin, M.S. 3. yüzyılın sonunda Himyar Hanedanlığı tüm bölgeye hakim olmadan evvel Güney Arabistan’da yaşayan farklı farklı krallıklar olduğunu ve bölgede yaygın olarak 5 dilin kullanıldığını yazıyor: Sebaik, Mainik, Qatabanik, Hadramatik ve Eski Arapça. Uzmanlar bu 5 dile rağmen, tüm coğrafyada bulunan yazıtlardan Sebaik dilinin kullanımının daha yaygın olduğunu tespit etmişler. Sebaik dili değişik topluluklar arasında kültürel bir bağ kurmuş.

 

Kitabemize dönecek olursak, Banu Suhaym tarafınan Sebaik dilinde verilmiş bu 3 hükmün ilk ikisinin çevirisi ve yorumu konusunda bir tartışma var. Ancak 3. hüküm uzmanlar arasında tartışma götürmez şekilde kız çocuklarının katline karşı bir yasa olarak kabul edilmiş. Bu sonuncuya dikkat çeken tarihçi Sean Anthony, cahiliye dönemine dair kalıp inanışları kırması açısından çok önemli olduğunu belirtiyor. İslam’ın gelişinden 8 yüzyıl önce kız çocuğu katli antik Matirat şehri otoritesi tarafından ele alınmış ve yasaklanmış. Sean Anthony bu kitabenin, Kuran’ın bu gibi yazıtlardan alıntı yaptığını değil, İslam öncesi Arabistan değerler dünyasıyla ilişki içinde olduğunu gösterdiğini yazıyor.

 

Görülüyor ki kız çocuğu katli İslam öncesi dönemlerde tekrarlayan ve mesele edilmiş bir toplumsal zulüm. İslam’ın gelişine kadar da devam ediyor. Ama bazı tartışmaların kalbindeki soru şu: İslam kız çocuğu katlini önlemekle kadınların toplumdaki yerini iyileştirmiş oldu mu? “Cahiliye döneminde kadınların durumu çok kötüydü” veya “İslam geldi kadınların durumu iyileşti” ya da “İslam geldi kadınların durumu çok kötü oldu” gibi toptancı, basit ikiliklerin berisine geçebilirsek, dönemin pratiklerine ve hala süregelen bazı muamelelere dair verileri daha detaylı ve ince ince yorumlamaya alan açabiliyoruz. Bu çoğrafyada o dönemde kadınların yaşayışına dair iyileşme görülen alanlar nelerdi? Bu iyileşmelere rağmen daralan alanlar neden daraldı? Bu ve bunun gibi farklı sorular sorabiliyoruz.

 

İslam’da Kadın ve Cinsiyet: Modern Bir Tartışmanın Tarihi Kökenleri adlı klasiğinde Leyla Ahmet cahiliye döneminde farklı Arap topluluklarında yaşayan çeşitli evlilik ritüellerinin arasında anaerkil yapının yaygın oluşunun veya tanrıçalara tapınılmasının bu toplulukları kadın dostu yapmadığını örnekliyor. Nitekim anaerkil evliliklerin olduğu toplumlarda da kız çocuğu katlinin görülmesi meselenin çok daha karmaşık olduğunun kanıtı. Kadınların çok eşli olabildiği, evlenmeyi seçtiği erkeklerin kadınların kabilelerine entegre olduğu yapılarda kadınların daha fazla cinsel otonomiye sahip olduğu söylenebilse de başka adetlerde tespit edildiği üzere kadınların toplum içinde eksik ve hatalı görülebildiği de anlaşılıyor. Yani doğrusal bir “önce-sonra” “iyi-kötü” ayrımı yapmak, toplumların karmaşık yapısına, İslam’ın geldiği dönemdeki tartışmaların çok boyutluluğuna darbe indiriyor ve bizi esaslı tartışmaların dışına itiyor.

 

*Robin’in İngilizce çevirisinden ben Türkçeye çevirdim. Şehrin isminin Matirat mı yoksa Matara mı olduğuyla ilgili ve kitabedeki ilk iki hükmün çevirisiyle ilgili tartışmalara şu makaleden ulaşılabilir.

**Himyar’dan Evvel: Epigrafik Kanıtlar

Bir de bunlar var

Senin Annen Daha Üstün Varlıklar İçin Bir Basamaktı Yavrum
Baharı Bekleyen Kumrular Gibi
Sade Türk Kahvesi

Send this to friend