Fleabag ikinci sezon: Bu his... Öyle böyle bir his değil.

KÜLTÜR

Güzel Boyunlu Rahipler, Duvarların Arasında Dalıp Gitmeler

Phoebe Waller-Bridge Fleabag’i yaratır ve Fleabag’in dördüncü duvar hükmündeki, ruhumuzu, benliğimizi çevreleyen sınırları bir bir yıkılır. 2016 yılında bir önceki dizisi Crashing’in ardından yayın hayatına başlayan Fleabag, 6 bölümlük ilk sezonunun ardından öylesine ses getirdi ki o ses ikinci sezona gelene kadar dalga dalga yayıldı ve çoğaldı. Aslında tek kişilik bir sahne performansı olarak başlayan oyun tam da ilk sezonun hikâyesine sahipti. Fleabag’in tamamen seyircilerle konuştuğu ve etrafında olan biteni anlattığı bir performans olan bu oyun bir iç dökmeye dönüşüyordu. Bu iç dökme kişinin kendisiyle olan hesaplaşmasının dramatik bir dışavurumu değildi. Ne de olsa bu hesaplaşmanın romantize edilmiş hâlini defaatle görmüştük ve Phoebe Waller-Bridge de bunun göz devirmeye meyleden bir temsil olduğunun gayet farkındaydı. Fleabag ne yaptığının, neler yaşadığının, etrafında ne tipte insanların olduğunun farkında ama bu farkındalık düzeyiyle baş etmeye çalışırken kendini nerede bıraktığını sorgulayan bir karakter olarak çıktı karşımıza. Ve yıllar geçti, geldik ikinci sezona…

 

Dizinin ikinci sezonunun Fleabag’in içinde biriktirdiklerini daha da demlendirip vuruculuğunu arttıran anları yaratarak biçimlendiği muhakkak. Yumruk gibi kalbe inen bölüm sonları bize daha sezon tamamlanmadan bunu kanıtladı bile. Daha sakin bir Fleabag var karşımızda, bu sakinlikle birlikte bizle iletişimi daha doğrudan bir hâl almaya başlıyor. Kendi sorgulamalarını sadece biz görmüyoruz çünkü artık. Onun seçtiği tanıklar var sahnede. Mesela rahip.

 

Bu noktada şunu söylemeden geçmek olmaz. Fleabag hiçbir zaman hayatıyla ilgili attığı adımlarda başkalarını hayatının öznesi yapma ikilemine düşmüyor.Doğruysa da yanlışsa da kendi doğru ve yanlışlarıyla beraber kendi sorgulamasını yanına alarak tek başına ilerliyor. Gücünü bulduğu noktada adımları hızlanıyor, dibe vurmaya yaklaştığı noktada ağlamaktan çekinmiyor ama asla hayatındaki, ekrandaki, sahnedeki özne konumunu dışardan bir bakışın iradesine sunmuyor. Bizimle konuşması da bu yüzden önemli. Onun sözlerinin duvara değil kendi içinde sürmekte olan sorgulamayı aynalayan diğerlerine ulaştığının bir kanıtı gibiyiz aslında. Oyunun içindeyiz, bu yolculuğa dahil ediliyoruz. Çünkü Fleabag kendi hayatımızın özneleri olan bizlerin de duvara değil duvarın ardında bulmamız gereken cümlelere odaklanmamıza yardımcı oluyor bir yandan.

 

DİKKAT SPOILER!!!!!

 

 

İşte bu yardımcı olma kısmında çıkıp gelen bir rahip karakteri var ikinci sezonda. Aşık olmanın yarattığı bir başka duygu katmanıyla devreye giriyor. Tam da sorgulama kavramından bu kadar bahsetmişken üstelik. İnanç, gerçek, doğru, varsayım hepsi bir noktada toplanıyor birden. İnsanüstü gibi görünen bir dünyanın ortasında tam bu dünyaya tezat bir insanlık hâli. İnsana dair tüm hâllerin bir bir ortaya çıktığı bir iletişim hâli. Fleabag’in en yakın arkadaşı Bo’nun kaybından sonra kendi dünyasına gönül rahatlığıyla dahil edebildiği bir başka özne çünkü bu rahip. Günahların bedeli mi? Hayır, değil. Çünkü o günahların ne olduğu, nasıl geliştiği keskin çizgilerle belirlenen şeyler de değil.

 

Fleabag yapması gerekenlerin bilinciyle kendini yetiştirmiş ve bu güce erişmiş bir birey. Ama onun için sorun da bu zaten. Dizinin kırılma noktalarının baş tacı olan bölüm sonları da gücünü burada gösteriyor. İkinci sezonun dördüncü bölümü yapılması gerekenlere dair her şeyin farkında olan bir kadının isyanına dönüşüyor. Pes etmenin getirdiği bir yorgunluktan ziyade sözünü ettiğim bu bakış mevhumundan bıkan bir ses duyuyoruz günah çıkarma seansında. Bana ne yapmam gerektiğini söylesinler diyen bir ses. Çünkü doğrunun, yanlışın, iyinin, kötünün ne olduğu etraftaki bakışlardan Fleabag’in üzerine gelen yargılamalarla o kadar net belirtiliyor ki bu hayatın öznesi olmanın ve duvarları yıkmanın zorluğu da git gide artıyor. Madem öyle o zaman bana ne yapmam gerektiği söylensin!

 

Ve yine aynı bölümde (hatta bir önceki bölümde de şahit olduğumuz üzere) Fleabag kendi iç sesinin ona verdiği cesaretle söylemekten ya da yapmaktan çekindiği şeyleri yapmaya başlıyor. Bunu ilk sezonda görmüyorduk. Fleabag de kendinde bu duruma daha önce şahit olmamıştı. Kendine ne yapması gerektiğini söyleyen biri var. İçindeki duvarların ve yaşanmışlıkların farkında olan birisi söylüyor bunu. Kendisi. O yüzden de ekranın ve duvarın öbür tarafındaki bizler artık o kadar da görünmez değiliz çünkü iletişim kurduğu insan bu dalıp gitmelerin farkında. Bir yerlerde kendi sesini duymaya çalışan bizlerin olduğunun farkında. Edilgen karakterlerin değil bu sorgulamalara hâkim ve sesini yükselten karakterlerin olduğunun farkında. Hem o hem de Fleabag farkındalar bunun.

 

Bir tilki rahibi kovalıyorsa o tilkinin gölgesini de görüyor Fleabag, aynı şekilde rahibin Fleabag’in dalıp gittiği yerlerde bizleri hissetmesi gibi. Bize ne yapmamız gerektiğini söyleme gücünü elinde bulunduran başka hiç kimse olamaz. Çünkü seslerimiz hâlihazırda buna muktedir.

 

Gine domuzlarını, cenazeleri, günah çıkarmaları, güzel boyunları, dalıp gitmeleri, geçmiştekileri, aşkları ve içimizden geçenleri yanımıza alalım. Çünkü Fleabag bu muhteşem yolculukta bize bir rota çiziyor!

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YGilda: Komedinin Günlüğü
Gilda: Komedinin Günlüğü

“Gilda Radner muhteşem zaman geçirdi.”

KÜLTÜR

YGirls Dizisi ile Gönül Bağları, 20’li Yaşların Kafa Karışıklığı
Girls Dizisi ile Gönül Bağları, 20’li Yaşların Kafa Karışıklığı

Başlarda Hannah Horvath’ın yaptığı her hataya, daha pek kayda değer şeyler yaşamamış olan bendeniz kibirli bir tavırla gülüp geçerken, zamanla Hannah’nın yansımasına dönüştüm.

Bir de bunlar var

Kepekli Ekmek ve Uzay Zamanı Bükmek
Aman Bize Nasip Olur İnşallah
Pipisiz Aile

Send this to friend