Türkiye’de futbol seyirciliği yenenin erkek yenilenin kadın olmaya mecbur olduğu berbat mecazlar etrafında dönüyor.

MEYDAN

Cansız Mankene Forma Giydirip Kına Gecesi Yapma Janrının Düşündürdükleri

Galatasaray forması giydirilen şişme bebek fotoğrafını dün belki görmüşsünüzdür. Fotoğrafın kaynağını, tribünde çekilip çekilmediğini, yakılanın şişme bebek mi GS bayrağı mı olduğunu (çok önemliymiş gibi) bilmiyoruz. Görüntünün sosyal medyada çektiği tepkiye cevaben olayın stadda değil maç öncesi bir lokantada çekildiğine dair bir savunma da var.

 

Fotoğraf mide bulandırıcı, nerede çekildiyse çekilsin. İlk kez tanık olduğumuz bir iğrençlik de değil. “Bekle kocan geliyor” pankartları, “Japon” bayrakları… Türkiye’de futbol seyirciliği yenenin erkek yenilenin kadın olmaya mecbur olduğu berbat mecazlar etrafında dönüyor. Bu dünyanın kendine has bir sözlüğü var ve o çürük sözlükte “kadın” kelimesinin karşısında yazan: “sikilen her şey”. Bu kadar basit. Ve sikmek eşittir yenmek.

 

Şimdi bu fotoğraf vesilesiyle tanıştığım başka bir garabetten bahsetmek istiyorum. Cansız mankene rakip takımın formasını giydirip KINA GECESİ yapma janrından. Evet kaide bu, bu kadar spesifik. Haberiniz var mıydı? Benim yoktu. Bu bir şeymiş yani, yapılagelen bir şey.

 

Farklı tarihlerden farklı örnekler:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnsan bir belgesel dış sesi arıyor bu sahnelere ama karenin içindekilerin de duyabileceği. Sanki bilmiyorlar gerçi. Hepimiz farkındayız burada neler olduğunun, onlar da biz izleyenler de. Rakip takım maça yani gerdeğe hazırlanıyor, kocaya karı olmaya, yenilmeye. Sözlükteki tanımlar belli ve değiştirilemez. Değiştirilirse futbol biter, tüm zevki kaçar, korkumuz o.

 

Videoların bazılarında cansız mankenin yerini aralarından seçtikleri biri alıyor. Utana sıkıla rolünü oynuyor. Çok merak ediyorum bu ortamlarda kimse bir an için “bu nedir, biz n’apıyoruz?” yabancılaşması yaşamıyor mu? Anladık şakasına ama bu şaka ne diyor diye düşünmüyor mu? Sadece bir tanesinde buna yakın bir an gördüm, orada da galiba “gelin” rolünü oynayan kız ben neden rakip takım oldum ki sıkıntısından dolayı öyle rahatsız gözüküyordu.

 

Ki bu da beni şu konuya getiriyor: hadi bu adamları ve yüzlerindeki o katıksız neşeyi, hep aynı embesil tebessümü bir an için unutalım da videolardaki kadınlara ne demeli? Bacım her seks kadın için bir yenilme mi? Cezalandırılma mı? Kına gecelerinde kadınlar rakipleri tarafından bozguna uğratılmaya mı uğurlanıyor? Seksten ve/veya evlilikten kabaca anladığımız bu mu? Geceyi Geri Al konuşmasını ilk okuduğumda itiraf edeyim içimden “bu Dworkin de biraz seks düşmanıymış canııım” gibi bir düşünce geçmişti. Şimdi bu videoya bakınca “belki de bu gördüğümüz bizim anlayamayacağımız ironiklikte bir radikal feminist çağdaş sanat performansıdır hı?” demek istiyorum. Yoksa kadınlar kendilerine neden böyle hakaret etsin, öyle değil mi?

 

Futbol izlemeyen biri olarak bu ortamlarda olayların nasıl geliştiğini hakikaten merak ediyorum. Bundan çok daha çileden çıkarıcı bir örnek olan, Ankara katliamı ertesi yapılan milli maçın saygı duruşu esnasında tribünden gelen tekbir sesleri de bizi benzer sorulara gark etmedi mi? Yani mesele “bu feministler de abartıyor”dan öte. (Ki bir abartı yok, kimse kendini kandırmasın.) Anladığım kadarıyla tribünde veya diğer toplu maç izleme ortamlarında durum şöyle: bu tür hastalıklı hareketlerde bulunanlar sayıca azınlıkta olmalarına rağmen çoğunluk sesini çıkaramıyor veya umursamıyor veya komik buluyor veya başına bela almak istemiyor. Böylece yanlış olan her şeyin sesinin daha çok çıktığı, çıkmaya “normal hayattan” daha fazla izninin olduğu bir ortam mı oluşuyor? Bilenler bir şey söylesin. Sorun her ne ise kurtulalım bu manyaklıklardan.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YSalacak’ta İki Kız
Salacak’ta İki Kız

"Bilinmeyen" fotoğrafçı kimdi? Bu fotoğraf kaç senesinde çekildi?

KÜLTÜR

YBunca Zaman Arkadaş Olabilir Miydik Yani?
Bunca Zaman Arkadaş Olabilir Miydik Yani?

Ryan Murphy'nin yeni dizisi "Feud: Bette and Joan" üzerine

Bir de bunlar var

İstanbul Sözleşmesi bizim neyimiz olur?
Pulitzer Ödüllü Fotoğrafçı Anja Niedringhaus’un Mirası
AMK Çılgın Türkler ve Bir Hatırlatma

Send this to friend