Virginia Woolf'un kocası Leonard'a yazdığı inanılmaz dokunaklı intihar notunu belki The Hours filminden hatırlarsınız.

TARİH

Başlarız Kaldığımız Yerden, Sen Benim Soyadımsın

 

Kaderde Murat Boz dinlerken Virginia Woolf’un ellerini düşünmek de varmış. Woolf’un kocası Leonard’a yazdığı inanılmaz dokunaklı intihar notunu belki The Hours filminden hatırlarsınız. Fakat filmde Nicole Kidman’ın dış sesle okuduğu mektubun birebir aynısı değil, aslı şöyle:

 

 

Zorlukla yazılmış olduğu apaçık bu sade notun bir kaç yerinde Woolf’un titreyen ellerinden yeteneği öyle bir fırlıyor ki, kırılan vazodan sızan su gibi, katiyen engellenemez fakat sessiz ve sonlu. İnsan okurken ne yapacağını şaşırıyor. “Bugün de canımı sanatkarane şeylerle sıkarım, üzüleceksem buna üzülürüm, doldur hancı!” diyorsanız sözkonusu mektubun eh, şöyle böyle bir çevirisi aşağıdadır:

 

Salı

 

Canım,

 

Gene delirmeye başladığıma eminim. Bu korkunç dönemlerden bir tanesini daha atlatabileceğimizi zannetmiyorum. Bu sefer iyileşemeyeceğim de. Sesler duymaya başladım, konsantre olamıyorum. Bu yüzden bana göre yapılacak en iyi şeyi yapıyorum. Bana verilebilecek en büyük mutluluğu verdin. Bir insanın olabileceği her şey oldun. Bu korkunç hastalık gelene kadar iki insanın bizden daha mutlu olabileceğini düşünmüyorum. Daha fazla mücadele edemiyorum. Hayatını mahvettiğimi, bensiz çalışabileceğini biliyorum. Çalışacaksın da. Görüyorsun bunu bile doğru dürüst yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımın bütün mutluluklarını sana borçlu olduğumu söylemek istiyorum. Bana her açıdan sabırlı ve inanılmaz derecede iyi davrandın. Söylemek istiyorum ki – Herkes benim için yaptıklarının farkında. Beni herhangi biri kurtarabilecek olsaydı, bu sen olurdun. Senin iyiliğinin bilgisinden başka her şey benden gitti. Hayatını mahvetmeye devam edemem.

 

İki insanın bizim olduğumuzdan daha mutlu olabileceğini zannetmiyorum.

 

V.

 

Huzur içinde yatsın.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

YBu Resim Gitmeli Mi?
Bu Resim Gitmeli Mi?

Sanatçı Hannah Black'in siyah bir çocuk cesedini tasvir eden sanat eserinin var oluşunu ve sergilenmesini eleştirdiği açık mektubundan hareketle: "onurlandırmak" ve "lafı ağzına tıkmak" arasındaki ince çizgi nerede durur?

KÜLTÜR

YMary Beard: Gücün İçinde, Üzerinde, Peşinde Kadınlar
Mary Beard: Gücün İçinde, Üzerinde, Peşinde Kadınlar

Cambridge Üniversitesi Klasikler Profesörü Mary Beard'ın konuşması: Kadınlar Antik Yunan'dan bugüne güçle nasıl ilişkilendi?

SANAT

YÖlüm Kadar Ciddi, Küfürlü bir Şaka: Renate Bertlmann
Ölüm Kadar Ciddi, Küfürlü bir Şaka: Renate Bertlmann

Renate Bertlmann, 1970’lerde bir çok çağdaşı gibi 1968’in devrimci atmosferi ve ikinci dalga feminizmin gücüyle kadın bedenini bir kutlama ve devrim aracı olarak yeniden kurgulayan eserler üretmiş.

SANAT

YGüncel Kızlar (1977)
Güncel Kızlar (1977)

Vintage sarısı, yalnızca çözülmüş meselelere, başarıyla alınmış haklara mı değer?

Bir de bunlar var

Carl Tanzler ve Mumyaladığı Aşkı: “Sevgim Saygım Sonsuzdur”
İranlı Matematikçi Meryem Mirzakhani, Fields Madalyasını Kazanan İlk Kadın Oldu
Bunları Yazmakla Çıldırmaktan Kurtulunur Mu?

Send this to friend