Tek başına anne olmakla hiç olmamak arasında seçim yapmaya uğraşan bir kadına tavsiye.

KÜLTÜR

Spermin Bir Gizemi Yok: Annelikle ilgili bir tavsiye mektubu

Resmi olarak edebi bir tür sayılıyor mu emin değilim ama tavsiye mektubu türünün büyük seveniyim (ilk tavsiye köşesi 1691’de Londra’da basılan The Athenian Mercury gazetesinde çıkmış, sayılsın bir zahmet, hafifçe sinirlendim bir an). İster çok ciddi konularda olsun, ister müthiş genel etik problem olsun, ister en basit adab-ı muaşeret soruları, başka insanların iç dünyalarına, benimkileri gölgede bırakan veya bana komik gelen dertlerine, minik minik günlük hayat sıkıntılarına veya tüm hayatlarını piç etme gücü taşıyan felaketlerine kendi açtıkları bir pencereden bakabilmek, dahası bu insanları aslında tanımayan birinin tek bir mektuba dayanarak erişebildiği çıkarımları görmek bana müthiş ilginç geliyor.

 

Tavsiye mektubu bayağı karşılıklı özgürce at koşturulabilen bir alan: tavsiyeyi isteyenin ismi ve doğru söyleme yükümlülüğü yok, itiraflarından sorumlu değil ve insan içine çıkardığı kırılganlığından utanmasına gerek yok. Tavsiyeyi veren de genelde mektuba gerçek adıyla imza atmıyor; mektubu %100 ciddiye almasına, profesyonel hukuki veya psikolojik danışmanlık yapmasına gerek yok. Ama iyi bir tavsiyeci zeki bir yazar olmalı; bir kişinin derdini geçmiş ve gelecek de dahil milyonlarca kişinin derdine seslenerek ele alabilmek, aynı anda hem kişisel hem genelleyici olabilmek az iş değil. Üstelik sadece söylenen kelimeleri duymak değil, aslında söylenmek isteneni, o kelimelerin işaret ettiği, sanki görünmez mürekkeple yazılmış kısımları da anlamak gerekiyor.

 

“Dear Sugar” köşesinde uzun süre isimsiz yazan, kimliğini birkaç sene önce açıklayan Cheryl Strayed de bence böyle biri. Çoğu tavsiye vericiden farkı bayağı hükümsüz ve ahkamsız olması, empatiyi de bol keseden dağıtması. Bazen cevaplarının yarısında kendi hayat hikayesini anlatması, ve tam kendinden bahsediyor gibi görünürken meseleyi tavsiye isteyenin derdine en can alıcı yerinden bağlaması. Aşağıdaki cevabın, bebek sahibi olmanın bir kadın için nasıl bir şey olabileceğine dair okunası bir manzara çizdiğini düşündüm.

 

 

Sevgili Sugar,

 

Otuzlarının sonuna gelmiş ve hala bekar olan bir kadınım. Bu yaşta bu durumda olacağımı hiçbir zaman düşünmemiştim. “O kişiyi” bulduğumu düşündüğüm birkaç ilişkim oldu, ama hepsi ayağımın altındaki halının çekilmesiyle sonlandı.

 

Bunlardan en yaralayıcısı yaklaşık beş sene önce sona erdi, arkadaşlarımın çoğunun ya evlendiği ya çocuk doğurduğu yaşlarda. Birlikte yaşadığım üç senelik erkek arkadaşım boşanmıştı ve bir çocuğu vardı. Biz satın alacağımız evi aramaya başladığımız sırada aniden eski karısına dönmeye karar verdi. Bu olay, ilişkimizin başlarında ciddi bir süre terapiye giderek benimle bir hayat kurmak ve çocuk yapmak istediği sonucuna varmasından sonra oluyordu. Ne kadar aptalmışım. Beni terk ettiğinde, bunu sadece o sırada zor bir zamandan geçen çocuğu için yaptığını ve benim hala gerçek aşkı olduğumu, kızı üniversiteye girdikten sonra geri döneceğini ve sonsuza kadar mutlu yaşayacağımızı söyledi. Kızı sekiz yaşındaydı. Görünüşe göre on sene beklemem, o diğer hayatını aradan çıkarırken yaşlanmam bekleniyordu.

 

Sonraki birkaç seneyi enkaz halinde ve bu ilişkinin yarattığı bir usanmışlıkla geçirdim. Elimden geldiği kadar kendimi toparladım ve arada bir birileriyle çıktım. Geçen sene, iyi anlaştığım biriyle tanıştım. Maalesef o benden bile daha usanmış bir haldeydi ve şansımızı denemek üzere benle bir adım atmak istemedi. Birkaç ay önce ayrıldık.

 

Şimdi kendimi doğurganlığımın sonunun uzakta belirişini izlerken buluyorum. Her zaman hamileliği ve doğumu tecrübe etmek istedim. Şimdi bekar bir anne olmayı gözönünde bulunduruyorum. Bu işi neresinden tutacağımdan emin dahi değilim, ama zamanın tükenmekte olduğunun farkındayım ve çocuğu yanımda bir eşle büyütmeyi tercih etsem de artık bunun olacağına dair pek umudum yok. Birisiyle şimdi tanışsaydım bile, hemen şimdi bir çocuk sahibi olmak istemesi gerekirdi ki bu pek olası değil. Yine de, aşkı bulacağım ve bir partnerle birlikte çocuğumun olacağı fikrinden vazgeçmekte zorlanıyorum. Felç olmuş durumdayım. Bu hayalden vazgeçmek zor. Bu adımı atarsam, arkadaşlarımın çoğunun yapmış olduğu gibi evlenip çocuk yapmayacağıma dair nihai bir karar almış oluyorum. (Göğsünde bebekle Annenin gülümsediği, hastaneden mutlu aile fotoğraflarını Facebook’ta her görüşümde yaşadığım yakıcı kıskançlıktan, yumruk yemişim gibi bir hisle yazdığım tebrik mesajlarından bahsettim mi?)

 

Harekete geçmenin ve bu hayalden vazgeçmenin yolu nedir? Sperm bankalarını aramaya başlamalı mıyım? Benim hikayemin bu şekilde sonlandığına inanamıyorum, hepsi bu. 

 

İmza,

M

Sevgili M,

 

Bir insanın başkasına asla tavsiye etmemesi gereken bazı şeyler olduğu kanısındayım: belirli biriyle evlenmek, belirli biriyle evlenmemek, klitoris veya penisine piercing yaptırmak, vücudunu yağlayıp el yapımı bir Alice B. Toklas maskesi takarak bir partide çırılçıplak koşturmak ve bir bebek doğurmak.

 

Buna rağmen, bir bebek doğurmayı ciddi şekilde düşünmen gerektiği bence çok açık. Ben bunu yapmanı istediğim için değil, sen istediğin için.

 

Ah, o hayal. Allahın belası adam+bebek hayali. Heteroseksüel Aşk ve Cinsel Üreme Yüksek Komisyonu tarafından yazılan ve yeryüzünün her tarafında çiftler tarafından uygulamaya konan bu hayal, annelik içgüdüsü olan hetero bir kadınsan ve yaş otuz yediye çattığında hala onu yaşamıyorsan tam bir şirrettir. Tabi ki Facebook’ta her yeni şişkin annenin yine bir yumuk suratlı yavrusuyla poz verdiğini gördüğünde tabancanı çıkarmak isteyeceksin. O hayali sen de istiyorsun!

 

Fakat, M, sen o hayale ulaşamadın. Henüz değil. Belki de hiçbir zaman. Bu her şeyin kaybedildiği anlamına gelmiyor. Bu “senin hikayenin sonu” değil. Bu sadece hikayenin senin öngöremediğin bir yöne sapması.

 

Üzüntünü küçük göstermeye çalışmıyorum. Hayalkırıklığında haklısın; felcin anlaşılır; içinde bulunduğun ikilem hakiki. Ama lütfen şunu hatırla: uzun süreli romantik bir partner bulma ve bir çocuk sahibi olma hayalin aslında tek bir hayal değil. İki hayal. Eş hayali ve çocuk hayali o kadar iç içe geçmiş durumdalar ki aynı şey olduklarını düşünmen normal karşılanabilir. İkisinin gerçekten de iç içe geçtiği durumlar çok hoş oluyor. Hoştan da fazlası. Çok elverişli. Çok konvansiyonel. Ekonomik olarak avantajlı. İyi olduğunda da çok iyi oluyor.

 

Ama senin sahip olduğun şey bu değil. O yüzden gel neye sahip olduğuna bakalım.

 

Biyolojik yollarla anne olmaya dair kuvvetli bir arzu ve bir araya gelip çocuk yapabileceğin bir erkekle birlikte olmamaya dair derin bir pişmanlık sahibisin. Senin olan biyolojik bir bebek yapmak için ihtiyacın olan tek şey sperm ve şans. Sperm almak bundan sonra evlenmeyeceğine ve çocuk yapmayacağına dair “nihai bir karar” aldığın anlamına gelmiyor. Hayat uzun, sevgili M. Bundan sonra neler olacağını kim bilebilir? Büyük Aşkınla yarın tanışabilirsin. On sene sonra tanışabilirsin. Şimdi kendi kendine çocuk sahibi olup 42 yaşında onunla bir çocuk daha yapabilirsin. Ne olacağını bilmiyorsun. Kimi seveceğin ve ne zaman seveceğin sorusunun cevabı senin elinde değil. Bu çözemeyeceğin bir gizem.

 

Spermin ise, öte yandan, bir gizemi yok. Bankalarda satın alınmayı bekleyen tüpler var. Muhtemelen bedavaya da alabileceğin arkadaşların veya tanıdıkların var. Kendi başına bir bebek yapmayı isteyip istemediğin sorusuna cevap vermek için gereken zaman sana kalmış. Doğurganlığının penceresi yakın zamanda kapanacak. Seçiminin bir partner olmadan bebek yapmakla hiçbir zaman biyolojik olarak bebek yapmamak arasında olduğu bir noktaya ulaştığın konusunda sana katılıyorum. Hangi senaryo seni daha çok üzüyor? 50 yaşına geldiğinde yapmış olduğuna sevineceğin hangisi? Bir karar alabilmen için gereken duygusal ve pratik emeği ortaya koymanın zamanı gelmiş durumda. Single Mothers by Choice (Bilinçli Bekar Anneler) adlı kuruluşun websitesi başlamak için mükemmel bir yer.

 

Sana ne yapacağını söyleyemem. Kimse söyleyemez. Ama iki çocuğun annesi olarak, çoğu annenin söyleyeceğini söyleyebilirim: annelik absürd şekilde zor ve aşırı derecede tatlı. Tıpkı hayatında yaptığın en iyi şey gibi. Eğer bir bebek yapmak istediğini düşünüyorsan, muhtemelen yapman gerektiği gibi. Bunu çocukların sonu gelmez dev emme makineleri oldukları gerçeğine rağmen söylüyorum. Uyuman, yemek yemen, işemen, işini bitirmen veya soyunup ve yağlanıp el yapımı Alice B. Toklas maskeni de alarak bir partiye gitmen gerektiği çocukların hiçbir şekilde umurlarında değil. Çocuklar her şeyi alıyorlar. Seni kişiliğinin en uç noktasına kadar getiriyorlar ve tamamen diz çöktürüyorlar.

 

Çocuklar aynı zamanda sana her şeyi geri veriyorlar. Sadece aldıkları şeyleri değil, onlar gelmeden kaybetmiş olduğun birçok şeyi de.

 

Her annenin farklı bir hikayesi var, biz onları gruplaştırsak da. Eşli annelerin hayatlarının kolay, bekar annelerin zor olduğunu düşünürüz, ama gerçek şu ki çeşitlilik arzeden bir topluluğuz. Bazı bekar annelerin kendilerine ayıracak çok vakti var çünkü çocukları sık sık babalarının gözetiminde. Bazıları için o tenefüs çok ender bulunan bir şey. Bazı eşli anneler çocuk bakma işini eşleriyle eşitlikçi bir biçimde bölüşüyor; bazıları için yanlarındaki eş yok gibi bir şey. Her iki türden bazı annelerin, çocuklarının hayatında aktif bir rol oynayarak yükü ciddi şekilde azaltan ebeveynleri, kardeşleri, arkadaşları var. Bazı başka anneler çocuklarına bakan kişinin her saatine para ödemek zorunda. Bazı annelerin, bekar veya eşli, hiçkimseye hiçbir şey için para ödeyecek durumu yok. Bazılarının var ve bunu yapıyorlar. Bazılarının var ama bunu yapmıyorlar. Bazılarına ailelerinden ya da mirastan para geliyor; bazıları tamamen kendi başlarının çaresine bakıyorlar. Gerçek şu ki, içinde bulundukları durumdan bağımsız olarak, çoğu anne çocuklarına duydukları sevginin mutluluğundan sarhoş olmakla gerektirdikleri inanılmaz özverinin karşısında tamamen ambale olma arasında gidip geliyor.

 

Tek başına bebek yapıp yapmama sorusuna dalarken senin cevap vermen gereken, manzaranın senin için neye benzeyeceği. “Bilinçli bekar anneler” için neye benzeyeceği değil, bizzat senin hayatında nasıl bir şey olacağı. Eğer anne olursan hayatını ne şekilde yeniden yapılandırman ve gözden geçirmen gerekecek? Hangi kaynaklara sahipsin, hangi kaynaklara ihtiyacın olacak ve onları nasıl elde edeceksin?

 

Bebek yapmakla ilgili bildiğim şeyleri bildiğim için, eğer bir eşim olmadan çocuk sahibi olmayı düşünseydim soracağım dört sorudan üçü, şaşırtıcı bir şekilde -eşim varken- bebek yapmayı düşündüğüm sırada kendime de sorduğum sorular. Bunlar şöyleydi:

 

1. Bu işin parasını nasıl ödeyeceğim?

 

2. Çalışabilmem için bebeğe kim bakacak?

 

3. Bir daha hiç seks yapabilecek miyim?

 

O zaman bunlarla başlayalım.

 

Mektubunda finansal meselelerden bahsetmiyorsun ama para kazanmak zorunda olduğunu farzediyorum. Çocuklar bir servete bedel oluyorlar, özellikle çalışabilmen için onlara bakacak birine para vermen gerekecekse. Çocuklarım şu an dört ve altı yaşındalar. Son yıllarda ödediğimiz anaokulu fiyatları Mr. Sugar ve beni neredeyse iflasa sürükledi. Kelimenin gerçek anlamında. Çocuklarımız bebekken yarı zamanlı bir bakıcı tutmuştuk, geri kalan zamanda da çocuk bakımını aramızda paylaşıyorduk – ikimiz de sanatçı olarak çalışıyor ve böyle para kazanıyoruz, dolayısıyla ikimizin de “gerçek bir iş” dedikleri bir işi yok. Bakıcının bize maliyeti saatte 15 dolardı. Haftada 20 saat çalışıyordu. Bakıcı geldiğinde, eşim ve ben bodrum katındaki paylaşımlı ofisimize gidiyor ve işimizi yapabilmek için birbirimizi görmezden geliyorduk (o noktada çocuklarımız hiç şaşmadan, onlara bakması için bir başkasına para ödediğimizin ayrımına garip bir şekilde varırcasına, uzun bir uykuya dalardı). Geçen her saatte, “15 dolar kazandım mı? 7.50 dolar olsun kazandım mı?” diye düşünürdüm.

 

Çoğu zaman, cevap hayırdı. Bu da 1. ve 2. sorunun birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu anlatmanın uzun yolu. Heteroseksüel Aşk ve Cinsel Üreme Yüksek Komisyonu’nun adam+bebek hayalinden bile daha sıkı sıkıya. Özellikle de senin için, zira sen eve ekmek getiren tek kişi olacaksın.

 

Birçok eş sen çalışırken veya duş alırken veya arkafonda çığıran küçük bir canavar olmasa daha iyi geçecek telefon görüşmeleri gerçekleştirirken bebeğe bakma konusunda gayet iyidir. Sen buna sahip olmayacaksın – partnere yani. Sen sadece küçük çığıran canavara sahip olacaksın. Ne yapacaksın? Ücretsiz çocuk bakımı konusunda herhangi bir desteğin olacak mı? “Aman M, yap bebeği. Ben sana bebek konusunda kesinlikle yardımcı olacağım! Bebeğin teyzesi olacağım!” diyen tüm o tatlı arkadaşlarına inanma. Bu insanların niyetleri iyi, ama çoğunun hayat tarzı bebeğini almayacakları anlamına geliyor. Ya da bahar gelince hayvanat bahçesine gitmek için bir kere alacaklar çünkü canları filleri görmek isteyecek. Sana bebeğine her Pazartesi, Çarşamba ve Cuma dokuzdan üçe kadar bakacak birisi lazım. Anne olduktan sonra öğrendiğim şeylerden biri çoğu yetişkinin doğrudan bir çıkarları olmadığı sürece -para veya bir gün senin de onların çocuklarına bakacağın gibi – diğer insanların çocuklarıyla zaman geçirmeye istekli olmadığı.

 

İstisnalar, tabi ki, var. Bazı nine ve dedeler torunlarının hayatlarında önemli bir yerlerinin olmasını çok istiyorlar. Esas itibariyle aklı başında, fiziksel olarak sıhhatli, gündüz vakti içmeyen, bebek seven ve yakınlarda yaşayan bir veya iki ebeveyne sahip misin? Samimi olarak yardımcı olmak isteyen bir kardeş veya arkadaşa? Eğer bu tür bir desteğe sahip değilsen, çocuk bakımı için ne yapacaksın, hayatını buna göre nasıl yapılandıracaksın ve parasını nasıl ödeyeceksin?

 

Sıradaki soru, çocuk sonrası hayatının kasvetli, sekssiz bir cehennem olup olmayacağı. Muhtemelen bir süre pek bir aksiyon olmayacak. Ancak endişe etme: bunun eş-siz durumunla pek az alakası var. Mr. Sugar ve ben ikinci çocuğu yapmak istememizin tek nedeninin ölmeden önce en az bir kez daha sevişebilmek olduğu espirisini yapardık. Yorgunluktan bitap düşmüş olacaksın, hormonların değişecek ve belki de bebek yüzünden vajinal veya karın bölgenden yaralı olacak ve dolayısıyla bir süre seks konusunu düşünmeyeceksin, ama eninde sonunda bunlar değişecek ve yeniden birileriyle tanışmak isteyeceksin. Bazı erkekler bir bebeğin olduğu için senle çıkmak istemeyecek. Başka erkekler bebeği sorun etmeyecek ve onlarla çıkacaksın ve belki onlardan birinin “o adam” olduğu ortaya çıkacak.

 

Erkeklerle ne olduğundan bağımsız olarak, senin bir bebeğin olacak. O hayret verici küçük varlık aklını başından alacak ve kalbini genişletecek, daha önce hiç düşünmediğin şeyleri düşünmene ve unuttuğuna inandığın şeyleri hatırlamana sebep olacak ve hiçbir zaman iyileşmeyeceğini düşündüğün yaraları iyileştirecek ve fazlasıyla uzun zamandır kin tuttuğun insanları affetmeni ve işemen gerektiğini zerre umursamayan minik bir zorbaya delice aşık olmadan önce anlamadığın şeyleri anlamanı sağlayacak. Şarkı söylemeyi bırakmışsan yeniden şarkı söyleyeceksin. Dans etmeyi bırakmışsan yeniden dans edeceksin. Yerlerde sürünerek saklambaç, kovalamaca ve gıdıklamaca oynayacaksın. Küplerle sendeleyen kuleler ve çamurdan yılanlar ve tavşanlar yapacaksın.

 

Bu, genel olarak tamamıyla süper bir olay.

 

Yalnız da hissedeceksin, tüm bunları yanında biri olmadan yaparken. Ne kadar yalnız, o kısmını söyleyemem. Bazen bebeğini tutarken hüsranla, kızgınlıkla, ümitsizlikle, yorgunlukla ve açıklanamaz bir üzüntüyle ağlayacaksın. Bebeğini neşeyle izleyeceksin ve saf mucizeye ve gizlenmemiş güzelliğe gülerken için acıyacak. Bunlar bir eşin olmasının çok iyi geldiği zamanlar, M. Ne yapacaksın? Bulmak için direndiğin adama ait olan o boşluğu nasıl dolduracaksın?

 

Benim için senin zor sorun bu – hamile kalıp anne olmaya karar verdiğim zaman kendime sormadığım soru, ama bu soruyu sormak zorunda olmadığımı düşünmem saflıktı. Hiçbirimiz gelecekte neler olacağını bilmiyoruz. Her şeyi planlamış da olsak beklenmeyen şeyler oluyor. Arkadaşım A kızı doğmadan dört gün önce kocasını bir araba kazasında kaybetti. Arkadaşım B’nin kocası, oğulları daha iki yaşına gelmeden kanserden öldü. Arkadaşım C’nin eşi bebekleri altı haftalıkken kendisini başka bir kadın için terk etti. Arkadaşım D’nin partneri çocuğu doğduktan birkaç ay sonra baba olmayı o kadar da istemediğine karar verip ülkenin diğer ucuna taşındı ve şimdi çocuğunu senede bir kere görüyor. Devam edebilirim. Alfabenin sonuna kadar anlatacak hikaye bulabilirim. Hayali elde etsen bile, her zaman gerçek kalıp kalmayacağını bilemezsin.

 

Tersi de geçerli. Korktuğun şey gerçekleşmeyebilir. Bebeğini doğurmaya karar verip sürecin ortasında aşık olabilirsin. Ruhunu dinleyip, eğer bu yolculuğa yanında bir erkek olmadan çıkman gerekiyorsa aslında bebek istemediğine karar verebilirsin.

 

Önemli olan şey, o atlayışı gerçekleştirmen. Maksatlı ve yürekli şekilde, hızlıca yükseğe zıpla. Komisyon’un uydurduğu hayale aldırış etme. Hayatını oluşturmak senin elinde. Elinde ne varsa al ve üst üste koyup bir kule yap. Hayalini bunun etrafına kur.

 

Sevgiler,

Sugar

 

Kaynak: “No Mystery About Sperm”. Cheryl Strayed, Tiny Beautiful Things: Advice on love and life from Dear Sugar (Vintage Books)

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YFransız Kadınlardan Bildiri: Sataşma Özgürlüğü, Cinsel Özgürlüğün Vazgeçilmezidir
Fransız Kadınlardan Bildiri: Sataşma Özgürlüğü, Cinsel Özgürlüğün Vazgeçilmezidir

"Erkek düşmanlığı ve cinsellik karşıtlığına bürünen bir feminizmde biz yokuz."

MEYDAN

YBiraz da Erkekler Anlatsın
Biraz da Erkekler Anlatsın

Anlat anlat bitmeyen cinsel taciz mağduriyeti paylaşımlarından daralan yorgun ruhlar için bir öneri: Biraz da erkekler anlatsın.

Bir de bunlar var

Savulun “Jinler” Geliyor
Ateş Kadın, Engelli Süpermen ve Somalı Çocuklarla Öğrenme Keyfi
Belirsizliğin Kahramanları: Bir Yarıbilim Olarak Psikiyatri

Send this to friend