Tinder'dan önce, 1920'lerde flörtleşme teknolojileri.

TARİH

1920’lerde Berlin Gece Kulüplerinde Pnömatik Tüple Flört

Michael Waters’ın 21 Haziran 2017 tarihli Atlas Obscura‘da yayınlanan makalesinin çevirisidir.

 

 

Bugünün flörtleşmesinin eskiye benzemediğini sık sık duyarız, mesela Tinder gibi uygulamaların aramıza daha önce orada olmayan mesafeler koyduğunu.

 

Ancak birini güvenli bir mesafeden süzme, değerlendirme ve potansiyel taliplerle mesajlaşma –ki bunlar modern çöpçatanlık uygulamalarının alametifarikalarıdır– aslında hiç de yeni değil. 1920’lerin başından itibaren yüz yüze konuşmaya çekinen Berlin gece kulübü müdavimleri gözlerine kestirdikleri yabancılarla mekanın bir diğer ucundan haberleşebiliyorlardı. Nasıl mı? En yakınlarındaki pnömatik tübü kullanarak.

 

Özellikle 2 gece kulübü —Resi ve Femina— bu trendi başlattılar. Canlı müzik ve bin kişilik bir dans pistiyle hizmet sunan Resi’nin yabancıların gece flörtleşmeleri için yerleştirdiği sofistike bir telefon ve pnömatik tüple haberleşme sistemi mevcuttu. Bir Chicago Tribune makalesine göre Resi’de “muazzam gece şovları” ve “dans eden su balesi” vardı; kayıttan çalınan bir senfoni eşliğinde fışkıran ve dökülen su renkli ışıklarla bezeniyordu. Artık “Waltzing Water” yani su valsi olarak bilinen bu su şovu 1928’de başladı ve kısa zamanda pek çok insanı cezbetti.

 

Fotoğraf: Michael Przystawik

 

Tribune makalesi Resi’nin esas cazibesinin bu telefon ve pnömatik tüpler olduğunu yazıyor. Her masada bir telefon ve üstünde ışıklandırılmış bir rakam var. Bekarların tek yapması gereken etraflarına bakınıp beğendikleri kişinin oturduğu masadaki numarayı not etmek ve o masaya bir mesaj iletmek. Makale Berlin’deki Amerikalılara hitaben: “Yalnız Amerikalılar ve diğerleri sohbetlerinden hoşlanacağını düşündükleri kendileri gibi yalnız genç kadınlara mesaj yollayabilir veya arayabilirler” diye yazıyor.

 

Bu yenilikçi flörtleşme aygıtının iyice popüler olduğu 1931’de, The Berliner Herold gazetesi bir yabancıdan gelen aramayı şöyle tarif ediyor: “Masa üstündeki telefonlar çalıyordu, sarışın, kumral veya kızıl güzellere ulaşılıyor ve artık gece yalnızlığından sıyrılıyor, iki katı eğlenceli hale geliyordu.” Bugün hala Ballhaus Berlin’de bu telefon sistemi kullanımda. (Fotoğraflar burada.)

 

 

Benzeri bir sistem Femina’ya da kurulmuştu. 2000 kişilik oturma kapasitesi, “2 büyük ve giriş holünde bir küçük barı olan, 3 orkestra ve 1 hidrolik dans pisti”yle hizmet veren bu kulüpte hem Almanca hem İngilizce kullanma kılavuzlarıyla 225 masa telefonu vardı.

 

Ancak telefonu dahi açmaya utananlar için pnömatik tüpler mükemmel bir alternatif olarak devreye giriyordu. Tüpler tırabzanların içinden geçerek her masaya ulaşıyordu. Gece kulüpleri müşterilerine mesaj yazabilmeleri için kağıt da sunuyordu. Müşterilerin tek yapması gereken mesajlarının nereye gideceğini belirtmekti, aynı bir çöpçatanlık uygulamasındaki gibi, ama tüplerle.

 

Resi’de pek çok provokatif not dolaşıyor ve hevesli flörtçülerin dikkatli olması gerekiyordu çünkü “pnömatik tüplerle gönderilen mesajlar santraldeki kadınların kontrolünden geçiyordu.” Tıpkı bugünkü online yorum moderasyon sistemi gibi.

 

Resi Gece Kulübü. Fotoğraf: Michael Przystawik

 

Pnömatik tüp sistemi onlarca yıl hizmet verdi. 2. Dünya Savaşı sonrası Berlin’e giden Amerikalılar Resi’yi çok iyi hatırlıyorlar. Bugün pek çok kurgu anlatı bu sistemi anıtlaştırıyor: John Lawton’un Then We Take Berlin, misafirlerin nasıl “mesaj yazdıktan sonra yılanın kafasından atıp kolu çektiklerini ve pnömatik tüp aracılığıyla notların ana galeriye ulaşıp oradan da istedikleri masaya ulaştığını” anlatıyor. (Cabaret “The Telephone Song”da bu haberleşme sisteminden ilham almış) Ian McEwan’ın romanı The Innocent’da ise ana karakter Leonard Resi’ye gidiyor ve orada mekanın, “Modern Masa Telefonu Sistemi” ve “Pnömatik Masa Posta Sistemi”ni öven bir takım ilanlarına rastlıyor. Bu sistemler yoluyla “her gece binlerce mektup veya ufak hediyeler bir müşteriden diğerine ulaşıyor.

 

Tabi bu “masa posta sistemi” gerçekti ve müşteriler tanımadıkları insanlara sadece mesaj göndermiyorlardı. Aynı zamanda mekanın sunduğu hediyelik menüsünden seçtikleri parfüm şişesi, puro makası, seyahat planı gibi hediyeler, hatta bir kaynağa göre kokain dahi gönderebiliyorlardı.

 

  • selam

    ‘flört’ kelimesi ‘hafifmeşrep kadın’ anlamına geliyormuş; ‘meşrep’ aslen içme yeri, şarapla aynı kökten.

Bir de bunlar var

Nezihe Muhiddin Hanım Ne Alemde?
Futbol Kadını Bozar mı?
Yazık Değil mi Bu Narin Vücutlara!

Send this to friend