Stok fotoğrafları bu kadar bayık ve aynı zamanda da uzaylı kılan nedir? Acaba birazcık da "saatine kızan adam" ve "salatasıyla gülen kadın" kendilerini gördüğümüz reklam, dergi ve gazetelerde bize bir "Beni böyle mi görüyorsun? Allah belanı versin senin" hissi verdiği için olabilir mi?

SANAT

Stok Fotoğrafçılık ve Hayat: Gülümseyin, Sizin de Başınıza Gelebilir

Stok fotoğraflarla her gün karşılaşıyoruz, bu resimlerdeki klasik figürleri siz de tanıyorsunuz: Hani şu bilgisayar karşısında sıkılan kadın? Saatine kızan adam? İktidarsızlık ve cinsel problem broşürlerinin vazgeçilmezi sahilde oturan derin düşünceli adam? Reklam ve habercilikte sıklıkla kullanılan, insan hayatının belli ve sıradan anlarını ölümsüzleştirmek için çekilen ve fotoğraf ajansları tarafından kiloyla satılan fotoğraflar bunlar. “Sıradan kadın yayını” taklidi yaparak ana sayfayı bir sürü sahte yazıyla doldurduğumuz 1 Nisan şakamızda da stok fotoğrafların gücünden şurada, burada ve orada epeyce faydalanmıştık. İnternette popülerliği keşfedilmiş ama aynı “limon ve kadın” gibi tam olarak sırrına erişilememiş başka stok fotoğraf gizemleri de mevcut, mesela salatayla gülen yalnız kadın, ve pantolonsuz iş adamı.

 

Stok fotoğrafçılığın bu anlaşılmaz, garip kültleri nereden çıkıyor bilinmez. Tabii ki “pantolonsuz iş adamı” gibi milyonlarca örneği olan bir görsel sadece saçma ve komik değil, kenardan başarıyla verdiği onlarca minik mesaj var: 9-5 iş yükünün getirdiği sorumluluklar ve gün gelip çıldırma ihtimali. Takım elbisenin iş yaşamı için bir tür zırh oluşu, o zırhtaki herhangi bir çiziğin (mesela pantolonsuzluk!) bakanına verdiği hazırlıksızlık ve rahatsızlık hissi. Bir çok meslek dalının insanın hayatına dikkat aralığını parça pinçik hale getirecek kadar çok ve arsız biçimde girebilmesi. Ve son olarak tabii ki, bir hayat tarzı olarak, pantolonsuzluk! Peki pantolonsuz iş adamı görselinin hakikaten bu kadar da para yapar, bir çok ajans ve yüzlerce ayrı fotoğrafçı tarafından işlenecek bir konu haline gelmesi iş yaşamı hakkında, ya da en azından iş yaşamının anaakım medya ve reklamlarda nasıl yer aldığıyla ilgili bize daha başka bir şey söyleyebilir mi? Bana mümkün geliyor.

 

Geçen gün şu kitabı okurken stok fotoğrafçılık, yani insan hayatının her anını paraya çevrilebilecek bir araca hapseden bu iş koluna dair aşağıdaki bölüme rastladım, çok ilginç geldi. Çevirisi aşağıda, siz de bakın:

 

“…Bu baştan fazla genel görünen görsel araştırma metodunu (suç mahali fotoğrafçılığı) daha iyi anlamak için, etrafımızdaki dünyayı bir yandan temsil ederken bir yandan da kendisine karşı çıkan bir başka yaklaşım olan stok fotoğrafçılıkla kıyaslayabiliriz, şu Getty Images, Corbis ya da Fotosearch gibi büyük şirketlerin elinde bulunan ticari koleksiyonlar, stok ve arşiv fotoğraflarıyla. Bu tarzın tipik örnekleri arasında bilinen görsel motifleri yalnızca tekrarlamak amacı güden bir sürü tasvir bulunur – masası öbek öbek kağıtlar altında gömülmüş gömlekli bir çalışan, günbatımında el ele bir çift, elinde oyuncak ayıyla çocuğunu karşılayan baba, bir telefonun üzerindeki ‘smiley’, bir New York taksisinden inen yorgun alışverişçiler. Bu çoğunlukla sıkıcı fotoğrafik dilin öncelikli amacı, gösterme görevinin güvenle gerçekleşmesi için belirsizliğin kapısını kapatmak ve bu sayede görselin -aynı bir telegraf gibi- istenen yan anlama işaret etmesidir. Bu yan anlam çoğu zaman -aynı bir otomat gibi- gayet iyi bilinen bir içeriği de yeniden onaylar: aşık ve mutlu, sağlıklı boş zaman, ofiste meşguliyet ve diğerleri. Fakat teknik üretim açısından olmazsa olmaz faktör devamlı doğru bir yorumu sıralamaktır, bu amaca ulaşmak için de önemsiz, gereksiz ve olağandışı her detay dikkatle safdışı bırakılır, art direktörler ve fotoğrafçılar tarafından kareden çıkartılır. Bir stok fotoğrafta günlük yaşam, aslında kendisini nitelendiren sızıntılar, pürüzler, leke, duraklamalar ve tökezlemeler olmadan tasvir edilir. En önemlisi, karşı tarafa hiçbir mesaj vermeyen öğeler, fotoğrafta kalmalarının görselin etkinliğini azaltacağı düşüncesiyle çıkarılıp atılırlar. Barthesian bir bakış açısıyla, stok fotoğraf herhangi bir punctum emaresi içermeyecek biçimde tasarlanır ve yaratılır. Ve işte tam da bu yüzden stok fotoğraflar steril, öngörülebilir ve oldukça kasıtlıdırlar, çünkü sadece banal, genel klişeler olarak varlıklarını sürdürürler.”

 

Ne diyorsunuz? Yazarın bahsettiği sebepler mi stok fotoğrafları bu kadar bayık ve aynı zamanda da uzaylı kılan? Acaba birazcık da “saatine kızan adam” ve “salatasıyla gülen kadın” kendilerini gördüğümüz reklam, dergi ve gazetelerde bize bir “Beni böyle mi görüyorsun? Allah belanı versin senin” hissi verdiği için olabilir mi? Brooklyn menşeili DIS Magazine isimli bir dergi var, kendi köşelerinde çok garip şeyler yapıyorlar. Bu oluşum, bir süre önce çok ilginç ve muhteşem bir stok fotoğrafçılık macerasına başladı, adı DIS Images. Sloganları da esprili: “Yeni stok seçenekleri”. DIS Images’da üretilen fotoğrafları kimsenin gerçekten alıp almadığını bilmiyorum, ama isterseniz parayı sayıyorsunuz trink sizin oluyor. DIS Images’ın fotoğraflarının satılıp satılmadığından niye mi emin olamıyorum? Çünkü şöyle mükemmel ve her yola gelmeyen şeylere imza atıyorlar:

 

Central Park’ta bastonunu inceleyen sosyetik kadın:

 

 

Brokoliyle gülen kadın:

 

 

Salatasından ve köpeğinden memnun çift:

 

 

Taşınma arifesinde denizadamı:

 

 

Kırmızı halıda denizkadını:

 

Tek söyleyebileceğim bu muhteşem fotoğrafın şarkısını Şebnem Ferah’ın 1998’de Küçük Denizkızı soundtrack’inde çoktan seslendirdiği (Ayrıca bu şarkının tam kaydını bulan olursa size benden salata ve kahkaha. Ciddiyim)

 

Ve kişisel favorilerimden, cehennemde yoga yapan kadın:

 

 

Açıldığından beri deliler gibi, bayılarak ziyaret ettiğim DIS Images’ı neden bu kadar çok sevdiğimi yukarıdaki alıntıyı okuyana kadar anlamamıştım – Yaptıkları şey Bond’un bahsettiği günlük hayatın pürüzleri, topallamaları, duraksamalarını ve dolayısıyla punctum‘u stok fotoğrafçılığa sokmaya çalışmak da ondan. Ve aynı zamanda stok fotoğraflarda sunulan hayatın basitliğini reddetmek, inatla daha komplike ve anlamsız hale getirmek. Bir anlamda, DIS Images’ın manyak günlük yaşam temsilleri en az her gün dergilerde ve internette gördüğümüz sıradan stok fotoğraflar kadar uzak hayatımıza. Ve biz bütün sağlık, yaşam haberlerimizi bu acayip temsiller eşliğinde alıyoruz, insan acı acı kavrayıveriyor birden. Bu yüzden DIS Images’ın taze stok çalışmaları hem biraz şaheser, hem de uçakta ağlayan bebek gibiler, her şartta insana kendini biraz çaresiz hissettiriyorlar.

 

Ama durun daha işimiz bitmedi, NYMag‘in derlediği “stok fotoğrafçılık dünyasında feminizm” galerisini göstermeden hayatta bırakmam. Uzaydan nasıl göründüğümüzü merak ediyor musunuz? Alın o zaman!

 

İş kıyafetiyle boks eldiveni giyen kadınlar:

 

“Aslında boks eldivenlerini çıkarsan öyle güzel olacaksın ki…”

 

Uçurumdan aşağı bakan iş kadınları:

 

“Yön duygusu khkhkhkh otoparkta araba kaybetme khkhhhhhh”

 

Erkek eşyası çiğneyen kadın ayakkabıları:

stokfem4

Hobilerim arasında…

 

Ve son olarak da…

 

Muz yiyen iş kadınları:

 

stokfem3

[YORUM İÇİN KENDİSİNE ULAŞILAMADI]

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

SANAT

YBu Resim Gitmeli Mi?
Bu Resim Gitmeli Mi?

Sanatçı Hannah Black'in siyah bir çocuk cesedini tasvir eden sanat eserinin var oluşunu ve sergilenmesini eleştirdiği açık mektubundan hareketle: "onurlandırmak" ve "lafı ağzına tıkmak" arasındaki ince çizgi nerede durur?

KÜLTÜR

YMary Beard: Gücün İçinde, Üzerinde, Peşinde Kadınlar
Mary Beard: Gücün İçinde, Üzerinde, Peşinde Kadınlar

Cambridge Üniversitesi Klasikler Profesörü Mary Beard'ın konuşması: Kadınlar Antik Yunan'dan bugüne güçle nasıl ilişkilendi?

SANAT

YÖlüm Kadar Ciddi, Küfürlü bir Şaka: Renate Bertlmann
Ölüm Kadar Ciddi, Küfürlü bir Şaka: Renate Bertlmann

Renate Bertlmann, 1970’lerde bir çok çağdaşı gibi 1968’in devrimci atmosferi ve ikinci dalga feminizmin gücüyle kadın bedenini bir kutlama ve devrim aracı olarak yeniden kurgulayan eserler üretmiş.

SANAT

YGüncel Kızlar (1977)
Güncel Kızlar (1977)

Vintage sarısı, yalnızca çözülmüş meselelere, başarıyla alınmış haklara mı değer?

Bir de bunlar var

Cuma Şarkıları 27
Olursa Medrese’de Olsun
Müzik Şemsiyesi

Pin It on Pinterest