Yunan mitolojisine baktığımızda erkek tanrıların yeri gelince doğum yapabildiğini görüyoruz. Diğer Akdeniz mitolojilerinde durum farklı değildi; Sümer, Hitit ve Mısır mitolojilerinde doğurganlık kavramı erkeklikle bağdaştırılıyordu.

TARİH

Ecdad: “Erkek Adam Doğurur”

İnsan nasıl doğar? Bu sorunun cevabı, biyoloji ve tıptaki ilerlemeler sayesinde bugün malumun ilamı gibi gözükse de, bin yıllardır bugünkünden farklı cevaplar dolaşımdaydı. Gözlem ve deneyin varlığında ve yokluğunda döllenmeye dair çeşitli fikirler ortaya atıldı. Bu fikirlerin bir kısmı, bugünün bakış açısından mitolojik diyeceğimiz, bir kısmı da belki bilimsel düşüncenin berisinde göreceğimiz türden yorumlar içeriyordu. İlginçtir, bugün bilimin temeli sayılan ‘gözlem’ eylemi, söz konusu yorumların tercihinde daima belirleyici olmamıştır. Örneğin MÖ 300 yılı civarı Kadıköylü doktor Herophilos kadavraları kesip açtığı ve – mumyalama amacı olmaksızın tarihte ilk kez – erkek ve kadın vücudunda detaylı anatomik incelemeler yaptığı halde, kadın rahminin vücutta dolaşıp diğer organlara zarar veren bir tür canavar olduğu fikri yüzyıllar boyu tıp camiasındaki hakimiyetini sürdürdü (bkz. Ege’de Rahim Turizmi). Yani rahmin bağ dokularıyla yerinde sabit durduğu gözle görüldüğü halde, bu gözlemin kendisi kadın bedeni ve rahmine ilişkin hakim görüşü değiştirmeye yetmedi. “İnsan nasıl doğar?” sorusu için de tıpta kadın ve erkeğin “aktif” ve “pasif” rollerine ilişkin alternatif görüşler mevcut olmakla birlikte, kadının doğumdaki rolünü bir tür taşıyıcı kaba indirgeyen Aristocu yorum iki bin yıl boyunca bilim camiasındaki önemini korudu. Bu yoruma göre bebeğin malzemesi ve şekli (yani bir anlamda hücreleri ve genleri) erkekten geliyordu. Kadının rolü kuluçkadan ibaretti. (Başta Hipokratesçi embriyoloji olmak üzere alternatif görüşler elbette mevcuttu. Zaten Aristo’nun Tenasül-i Hayvanât (Περὶ Ζῴων Γενέσεως) metnindeki döllenme kuramı o kadar indirgeyici değildir.) 1827’de yumurta hücresi, 1875’te de döllenme keşfedilene kadar biyoloji ve tıpta Aristo embriyolojisinin erkekçi yorumu tesirini sürdürdü. 

 

Bu tür bilimsel açıklamalar halk inanışlarına ve mitlere alternatif teşkil etme iddiasındaydı. Peki baştaki soruya mitolojiler ne tür cevaplar vermiştir? Yunan mitolojisine baktığımızda erkek tanrıların yeri gelince doğum yapabildiğini görüyoruz. Nitekim Eumenides tragedyasındaki meşhur mahkeme sahnesinde tanrı Apollo kadının doğumdaki yokluğunu şu çarpıcı dizelerle dile getirmişti: “Anne çocuğun ebeveyni değildir, tohumun bakıcısından ibarettir.” Diğer Akdeniz mitolojilerinde durum farklı değildi. Stephanie Budin’in “Fertility and Gender in the Ancient Near East” yazısına göre Sümer, Hitit ve Mısır mitolojilerinde doğurganlık kavramı erkeklikle bağdaştırılıyordu. Budin’in yazısından üç kısa örneği “ecdad tartışmalarına” katkı sunması umuduyla İngilizce’den çevirdim:

 

 

 

Enki ve Ninhursag (Sümer mitolojisi):

 

Tanrıça Ninhursag tanrı Enki’nin menisini bazı sebzelerin içine koyduğu için Enki farkında olmadan kendi menisinden yemiş bulunur, hem de bol miktarda. Sebze tanrılarına hamile kalan Enki hastalanır. Bunun üzerine Enki’nin içindeki sebze tanrıları Ninhursag’tan yardım ister. O da bir nevi taşıyıcı annelik yapar:

 

Tanrıça Ninhursag tanrı Enki’yi kendi amına koydu

[Serin ellerini üstüne koyup sordu]

“Kardeşim neren ağrıyor?”

“Kafam ağrıyor!”

Ninhursag [Enki’nin kafatasından] Abu’yu doğurdu.

“Kardeşim neren ağrıyor?”

“Saçımın teli.”

Ninhursag [Enki’nin saçından] Ninsikila’yı doğurdu.

 

***

 

Kumarbi İlahisi (Hitit/Hurri mitolojisi):

 

Tanrı Kumarbi gök tanrısı Anu’nun apış arasını ısırınca, Anu’nun erkekliği -bronz gibi- Kumarbi’nin içiyle birleşti. Tanrı Anu’nun erkekliğini yutan tanrı Kumarbi keyifli bir kahkaha attı. Anu dönüp Kumarbi’ye şöyle dedi: “Erkekliğimi yuttuğun için mi bu kadar keyiflisin? Halbuki içine büyük bir yük bıraktım. Fırtısına tanrısına hamile bıraktım seni. Geçit vermez Dicle nehrine hamile bıraktım seni. Asil Tasmisu’ya hamile bıraktım seni. Yük olsun diye iki de korkunç tanrı bıraktım içine. Başını Tassa Dağı’nın taşlarına vuracaksın.”

 

***

 

Horus’la Seth’in Kavgası (Mısır mitolojisi):

 

… Akşam tanrı Seth ve tanrı Horus için yatak hazırlandı. Gece Seth sikini kaldırdı ve Horus’un bacak arasına koydu. Horus ellerini bacak arasına götürdüğünde Seth’in menisi eline geldi. Bunun üzerine Horus annesi İsis’e gidip şöyle konuştu: “Yardım et anne, gel bak Seth bana neler etti.” Elini açıp Seth’in menisini gösterince İsis haykırdı ve bakır bir bıçakla Horus’un elini kesti. … Daha sonra Horus’un sikine güzel kokulu bir yağ sürüp kalkmasını sağladı ve sikini bir kabın içine soktu. Böyle yaparak Horus’un menisinin kaba akmasını sağladı. Sabah İsis bu kabı alıp Seth’in bostanına gitti ve oradaki bostancıya “Seth burada senin yanında hangi sebzelerden yer?” diye sordu. Bostancı “Seth burada benim yanımda marul dışında hiçbir sebzeden yemez” dedi. İsis de Horus’un menisini marulun içine koydu. Seth her gün yaptığı üzere bostana gelip marul yiyince Horus’un menisinden hamile kaldı.

 

 

 

Kaynak: Masterson, Rabinowitz, Robson (2018) Sex in Antiquity. Routledge, s. 30–49.

Görsel: Junior (1994) filminden.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TARİH

YEge’de Rahim Turizmi
Ege’de Rahim Turizmi

Bir iddiaya göre doğum sonrası rahmin vajinadan sarkabildiğini ve bir süre öyle kalabildiğini gören ecdad tek mantıklı açıklama olan rahmin gezentiliği kuramını geliştirdi.

Bir de bunlar var

Hayali Bir Ahtapot ve Hayali Bir Gezgin
Sırpuhi Markaryan Kimdi?
8 Mart 1979, Tahran

Pin It on Pinterest