“Benim için diğer cins gibi giyinmek yaptığım bir şey değil; olduğum şey.”
metroda Grinin Elli Tonu’nu okuyan adama baktım, baktım, baktım. Hayat kötü bir roman olmadığı için ne düşündüğünü hiç anlayamadım tabii ki.
Kıla tüye ve insanın çeşitliliğine dair bir sevgi gösterisi…
Genç kadın şiire meraklı idi ve Abonoz sokağındaki genelevlerden birinde çalışıyordu. Müşterisi olan Mehmet isimli erkekle bu yüzden kavga etmişler.
1975 yılından bir film reklamı. Ortalığı birbirine katan erotik film Emanuel yüzünden şikayet mi gelmiş ne olmuşsa dibinde şöyle bir uyarı var: “İki yıldan beri dünya sinema afişlerinde kalan EMMANUELLE 90 dakikalık bir kordeladır. Değerli sansür kurulunca Türk toplumunun özellikleri düşünülerek bu filmden sadece önemsiz 6 dakika çıkarılmıştır. Emmanuelle bayağı bir seks filmi […]
Kocaman ceketler, Sherlock Holmes, suç, ceza ve daha fazlası…
Sanki seks filmlerinden sonraki en doğal ve tek mümkün kariyer basamağı “gerizekalı” rolüymüş gibi. (Ayrıca geri zekalı böyle mi oluyormuş? Maymunları kim sevmez?)
1994 tarihinden bir haber, o dönemin TV gündemine ışık tutuyor. Dönemin TV gündemi demişken, Reha Muhtar gündemine ışık tutuyor diyelim çünkü doksanlarda Reha Muhtar’dan ve garip gündeminden daha önemli bir şey yoktu televizyonda. Muhtar, helal olsun, “Tokat dayak sayılır mı?”yı bile bir münazara konusu olarak ele almayı başarmış, haberi okurken “Tokat ne demek, dayak […]
Süpermodel Gia Carangi ve kısa, hazin yaşam öyküsü…