Seren Serengil'in Tanzanya seyahati konulu, okurken kendimi hırpaladığım harika röportajdan birkaç alıntı ve fotoğraf.

KÜLTÜR

ECİNNİLİK

Seren Serengil Afrika’da

Seren Serengil’in Tanzanya seyahati konulu, okurken kendimi hırpaladığım harika röportajdan birkaç alıntı ve fotoğraf:

 

 

 

 

İlk durağınız neresiydi? Yolculuk nasıl geçti? Sırasıyla nereleri gezdiniz?
İlk durağımız Darüsselam’dı. Gece üç saat bir otelde biraz dinlendikten sonra küçük bir uçakla Arusha’ya, oradan da Serengeti’ye uçtuk. Serengeti, o National Geographic’te seyrettiğimiz uçsuz bucaksız düzlükteki vahşi yaşam. Aslanlar, filler, timsahlar, yılanlar… Otoburlar ot yiyor, etoburlar otoburları yiyor. Böyle bir yaşam zinciri… Baştan, adımın içinde olması nedeniyle Serengeti’ye sempatim vardı. Bölgenin adı Seronera, otelin bölgesi Sero Bölgesi, kaldığımız otel Serena Lodge Resort idi! Sanki benimdi orası, ben kraliçesiydim. Seren Serengeti’de hoşuma gittiyse de bu durum, ertesi gün bir aslanın ceylanı parçaladığını görünce buradan nefret etmeye başladım. O masum hayvanların aslanlar tarafından katledilmesine ancak iki gün dayanabildim. Sonra jeep’le beş saat sürecek başka bir lokasyona doğru yol aldık. Dünyaca ünlü Masai kabilesinin köyünü ziyaret etmek için Gorongoro’ya gittik. Orada çok etkilendim işte! Kerpiçten evler, evlerin içinde yatak falan yok, toprakta yatıyorlar. Keçiler, koyunlar ve çocuklar aynı yerde kalıyorlar. Yemek kazanda, evin ortasında pişiyor; her yer duman, is ve o çocuklar orada büyüyor. Tabii alıp hepsini buraya getirmek istedim!

 

 

 

 

 

Çocuklara karşı çok hassas olduğunu biliyorum. Orada karşılaştığın çocuklarla iletişimin nasıldı, nasıl duygular yaşadın?
Çocuklar her yerde çocuk ama onların ne oyuncaktan haberi var ne defterden ne kitaptan… Gözlerinde, ağızlarının kenarlarında sinekler vardı. Bunları görmek beni çok etkiledi ve üzdü. O kadar kanıksamışlardı ki, kovmuyorlardı bile artık sinekleri. Hemen Türkiye büyükelçisini aradım “Evlat edinebilir miyim?” diye sordum. Hatta bizi evinde ağırladı, yemeğe davet etti, gittik. Ama maalesef evlat edinebilmek için beş sene orada yaşaman gerekiyormuş. Yoksa kucağıma aldığım bir çocuk vardı; yüzü, gözü sinek içindeydi, onu alıp gelecektim. Onu oradan kurtarmak istedim ama başaramadım.

 

 

 

 

Bu yolculuk hayata bakışında değişikliklere neden oldu mu?
Hayata bakış açısı insanın değişiyor tabii. Yaşam kavgası, yoksulluk, sefalet, pislik… 300 yıl öncesine gitmişim gibi geldi. Ülkemin kurucusu Atatürk’ümüzü minnetle andım, şu anki hükümete, bizi bugünlere getiren bütün devlet büyüklerimize içten teşekkür ettim. Ve ne kadar ilerlediğimizi mukayese ettim kafamda.

 

 

 

 

 

Kalanı şurada.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YSalacak’ta İki Kız
Salacak’ta İki Kız

"Bilinmeyen" fotoğrafçı kimdi? Bu fotoğraf kaç senesinde çekildi?

KÜLTÜR

YBunca Zaman Arkadaş Olabilir Miydik Yani?
Bunca Zaman Arkadaş Olabilir Miydik Yani?

Ryan Murphy'nin yeni dizisi "Feud: Bette and Joan" üzerine

Bir de bunlar var

Gelecek Pesimizmi: Lazeri Sen Kediye Tutunca İyi, Uzaylılar Sana Tutunca Kötü?
Sarımsaklar da Daha İyisini Hakediyor
Sokak Stili Moda Haftası Kapılarından İbaret Değil

Send this to friend