Karantinada yalnız başına kalmak gibi günlük yaşantılarımızı kısıtladığımız durumlarda rüyalarımızın gündelik olaylardan beslenen içeriği azalıyor ve bilinçaltımız daha derindeki anılara ulaşıyor.

ECİNNİLİK

Salgın Capcanlı ve Tuhaf Rüyalar Gördürüyor. Peki Ama Nasıl?

Rebecca Renner’in 15 Nisan 2020’de National Geographic’te yayımlanan The pandemic is giving people vivid, unusual dreams. Here’s why başlıklı makalesinin çevirisidir.

 

 

Araştırmacılar sosyal mesafelenme yüzünden alıştığımız ortamlardan uzaklaşmamızın yarattığı “ilham kıtlığının” rüyalarımızı nasıl etkilediğini açıklıyor.

 

Ronald Reagan şık siyah arabasını kenara çekti, gölgeli camlarını indirdi ve Wilderness kitabının yazarı Lance Weller’ı ona katılması için çağırdı. Uzun zamandır ölü olan eski ABD başkanı, Weller’ı istediği her kitabın olduğu bir çizgi roman dükkanına getirdi fakat Reagan bir şey satın alamadan kartını okuttu ve kapıdan çıktı.

 

Tabii ki Weller rüya görüyordu. Kendisi, bir çalışmada 600’den fazla örneği bulunan ve dünyada pek çok insanın tecrübe ettiğini söylediği bir olguyu yaşayanlardan. Bu olgunun adı Koronavirüs salgını rüyaları.

 

Bilim, uzun süredir rüyalarımızın içeriği ve duyguları ile uyanık olduğumuz zamanki durumumuzun bağlantılı olduğunu söylüyor. Sembollerle dolu tuhaf rüyalar, bilinçaltının güvenliğinde bazı insanların yoğun anılar veya günlük stres faktörleriyle başetmesini sağlıyor. Buna karşın kabuslar, uyanık zamanımızda idrak edemediğimiz kaygılarımıza dair uyarı işaretleri olabilir.

 

Pandemi sürecinde milyonlarca insanın evlerinde tıkılıp kalmasıyla birlikte, bazı rüya uzmanları, alıştığımız çevre ve uyarıcılardan uzak kalmamızın “ilham kıtlığına” yol açtığını söylüyor. Bu kıtlık, bilinçaltımızın geçmişimizdeki temalara yoğunlaşmasına yol açıyor. Weller’ın durumunda, uzun zamandır takıntılı olduğu çizgi romanlar ve Twitter’daki siyasi yazılar bir araya gelmiş ve dünyanın ekonomik kaygılarına bir eleştiri olarak yorumladığı ilginç bir manzara ortaya çıkmıştı.

 

Farklı ülkelerden en az beş araştırma grubu Weller’ınki gibi örnekler topluyor. Bulgulardan biri ise pandemi rüyalarını tipik rüyalardan ayıranın stres, izolasyon ve uyku düzenindeki değişikliklerle negatif hislerin oluşturduğu bir girdabın varlığı.

 

“Normalde yoğun duygularla baş etmek için REM uykusunu ve rüyaları kullanırız,” diyor rüyalar hakkında çalışan, Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Nöroloji dalında doçent doktor olan Patrick McNamara. “Açıkça görülüyor ki bu pandemi çok fazla stres ve kaygı yaratıyor.”

 

Merkez Üssüne Seyahat

 

Uyku halinde olduğumuzda, stres beynimizi bir yolculuğa çıkarıyor. McNamara’ya göre, uykuları üreten nörobiyolojik sinyaller ve tepkiler psikodelik ilaçların ürettiklerine benziyor. Psikodelikler, serotonin 5-HR2A adı verilen reseptörleri aktive ediyor ve beynin dorsal prefrontal korteks denilen bölgesini durduruyor. Bu, “duygusal disinhibisyon” olarak bilinen ve duyguların bilincimize akın ettiği, özellikle REM durumunda görülen bir sonuca yol açıyor.

 

Bu süreç her gece yaşanıyor olsa da çoğu insan genellikle rüyalarını hatırlamıyor. Koronavirüs pandemisi ise artan izolasyon ve stres sebebiyle rüyalarımızın içeriğini etkileyerek ve bazı insanların rüyalarını daha fazla hatırlamasına neden olarak bu durumu değiştiriyor olabilir. Anksiyete ve hareket eksikliğinin uyku kalitesini düşürmesi sebeplerden birisi. Parasomni denilen sık uyanma durumu, rüyaların hatırlanmasıyla bağlantılı. Örtülü duygular ve önceki günün anıları da rüyaların içeriğini ve rüyalardaki duygusal tepkileri etkileyebilir.

 

Fransa’daki Lyon Sinirbilim Araştırma Merkezi’nin Mart’ta başlayan ve halen devam eden bir araştırmasına göre, koronavirüs pandemisi nedeniyle insanlar, rüyalarını yüzde 35 daha fazla hatırlarken, yüzde 15 daha fazla negatif rüyalar gördüklerini söylüyorlar. İtalyan Uyku Bilimi Derneği’nin yaptığı başka bir çalışma, salgın sürecinde eve kapanan İtalyanların rüyalarını inceliyor. Çoğu katılımcı travma sonrası stres bozukluğunda görülenlere benzer kabuslar ve parasomniler deneyimliyor.

 

“Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, birkaç yıl önce 2009 L’Aquila depremini yaşamış insanlarla yaptığımız çalışmada deprem merkezine yakınlığa bağlı olarak uyku bozuklukları ve kabuslar yaşandığını görmüştük,” diyor İtalyan koronavirüs çalışmasında yer alan ve Roma Üniversitesi’nde Fizyolojik Psikoloji profesörü olan Luigi De Gennaro. “Başka bir ifadeyle, depreme ilişkin harita neredeyse uyku bozukluğu haritasıyla aynıydı.”

 

De Gennero’nun devam eden araştırması ve diğer çalışmaları gösteriyor ki, sağlık çalışanları, salgından yoğun etkilenen bölgelerde yaşayanlar ve virüsten etkilenmiş yakınları bulunanlar gibi pandemi tehdidine daha hassas olan insanların salgın temalı rüya görme olasılıkları daha yüksek.

 

Kabuslarla Başa Çıkmak

 

Birçok çalışma uyanık halde yaptığımız aktivitelerin rüyalarımızı şekillendiren birer anı olduğunu gösteriyor. Günümüzden taşıdığımız duygularımız, ne hakkında rüya gördüğümüzü ve rüyada bunlar hakkında ne hissettiğimizi belirliyor. Karantinada yalnız başına kalmak gibi günlük yaşantılarımızı kısıtladığımız durumlarda rüyalarımızın gündelik olaylardan beslenen içeriği azalıyor ve bilinçaltımız daha derindeki anılara ulaşıyor.

 

Her ne kadar bariz gibi görünse de Finlandiyalı araştırmacılar huzurlu olmanın insanlarda “pozitif rüya etkisi” yarattığını kanıtladılar. Yani kişiler huzurlu oldukça, rüyalarında da olanlar hakkında iyi hissediyorlar. Buna karşın kaygı, “negatif rüya etkisi” ile ilişkili. Veriler gösteriyor ki bu etki, korkutucu veya üzücü rüyalara yol açıyor.

 

Harvard Üniversitesi’nde Psikoloji alanında yardımcı doçentlik yapan The Committee of Sleep kitabının yazarı Deirdre Barrett, 11 Eylül gibi travmatik olaylar atlatmış insanlardan rüyalar toplayıp bunları inceledi. Barrett, travma yönetmeye çalışan insanların iki türlü rüya gördüğünü buldu. Bu insanlar ya travmatik olayı direkt konu alıyor ve farklı bir şekilde yeniden canlandırıyorlardı veya travmayı temsil eden semboller bulunduran gerçeküstü rüyalar görüyorlardı.

 

Barrett’ın Mart’ta bu anketi kullanarak topladığı koronavirüs rüyalarının son verilerinde, bazı katılımcılar virüse yakalandıklarını ya da virüs nedeniyle öldüklerini gördüklerini söylediler. Başka bir grupta ise katılımcılar virüsü metaforik bir unsurla değiştiriyorlardı, örneğin bir böcek, zombiler, doğal afetler, gölgeler, canavarlar veya silahlı biri gibi.

 

“Sağlık çalışanları dışında insanların ventilatöre bağlı bir biçimde nefessiz halde oldukları rüyalara rastlamıyoruz,” diyor Barrett. “Virüs gözle görülemiyor, sanırım bu nedenle çok farklı şeylere dönüştü.”

 

Çok farklı olsalar da pandemi rüyalarının paylaştığı tek şey, katılımcılara ne kadar tuhaf göründükleri. Lyon Sinirbilim Araştırma Merkezi’nde bir araştırmacı olan Perrine Ruby, “bu, uyku halindeki beynin duygusal regülasyonu sağlamak için kullandığı mekanizmalardan biri olabilir,” diyor.

 

Koronavirüs kabuslarını deneyimleyenler için “rüya idare tekniklerinin” işe yaradığına dair kanıtlar bulunmaya devam ediyor.

 

Barrett, hastalarla kendi rüyalarını “yazmak” için çalıştığında, çoğu zaman kabuslarının ne şekilde farklı olmasını istediklerini soruyor. Hasta, rüyalarının yeni yönünü bulduktan sonra bunu yazıyor ve yatmadan önce provasını yapıyor. Bu yazılar saldırganı yenmek gibi basit çözümler veya saldırganı bir karınca boyutuna getirmek gibi daha “rüyaya benzer” senaryolar olabiliyor.

 

Kötü rüyalarını kontrol altına almaya çalışanlar için, “tuhaf olana” odaklanmanın yardımcı olabileceğini söylüyor Ruby. “Bağlamı ya da fizik kurallarını değiştirmek perspektifi değiştirebilir veya başka bir açı sunabilir. Kavrayıştaki bir farklılık, duyguları değiştirmeye veya vurgularını azaltmaya yardımcı olabilir.”

 

 

 

Ana Görsel: Rüyalar üzerine çalışan Harvard profesörü Deirdre Barret’in Covid-19 rüyasından esinlenerek ürettiği foto-illüstrasyon.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

MEYDAN

YSeçimin Bedeli: Üreme Sağlığı Hakları Elinden Alınmış Kadınları Fotoğraflarken Öğrendiklerim
Seçimin Bedeli: Üreme Sağlığı Hakları Elinden Alınmış Kadınları Fotoğraflarken Öğrendiklerim

Polonya’nın merhametsiz kürtaj yasaları, fotomuhabir Kasia Strek’i üreme haklarının kısıtlandığı yerlerdeki kadınların tecrübelerini sergilemeye itti.

SANAT

YSinemada Bechdel Testinden Daha İyisini Yapabiliriz
Sinemada Bechdel Testinden Daha İyisini Yapabiliriz

Bechdel testi sinemada kadın temsiliyetleri açısından artık yeterli değil.

KÜLTÜR

YFransızcayı Cinsiyetsizleştirmek: Dil Değişince Toplum da Değişir mi?
Fransızcayı Cinsiyetsizleştirmek: Dil Değişince Toplum da Değişir mi?

Fransızcanın cinsiyetsizleştirilmesi mümkün mü? Peki bu toplumdaki cinsiyetçiliğe deva olur mu?

Bir de bunlar var

Elemtere fiş kem gözlere şiş
Cinsiyetçi Termostatlar ve Klima Savaşları (yo dostum şaka değil!)
Bu sabah erken uyandım ama işe gitmicem. İSYAAAN!

Send this to friend