Kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için kürtaj yasağı tartışmasının kronolojik bir özeti...

MEYDAN

Kürtaj Yasağı – Geçen Bölümün Özeti

 

Takım elbiseli, bıyıklı amcaların ciddi ciddi uteruslarımızla ne yapacağımız üzerine kurullar kurup kafa patlatması gururumuzu okşamakla birlikte, kürtaj yasağıyla ilgili gelmeye devam eden haberler kafamı patlatma isteğiyle dolup taşmama neden oluyor.

 

Olayların seyri karışık, ama geçen sezonda neler olmuştu hatırlayalım:

 

Vatikan’la konuştum, haberler iyi.

 

– Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı kapanış konferansı. Başbakan sakin sakin, ekonomik kriz, Afrika’daki yoksulluk ve bin yıl kalkınma hedefleriyle ilgili kompozisyonunu okurken, bir anda improvizasyona başlıyor. ‘Türkiye’de çocuklar konusunda büyük bir hassasiyet içindeyiz. Çocukları çok seviyorum’ (Buraya kadar Susam Sokağı’ndaki Hakan Abimiz) ‘Ben ülkemde en az 3 çocuk istiyorum’ (Bütün ülkede toplam olarak mı? Fena olmazdı, ama ülkesine tapulu her kadından istiyor tabii. Neyse ilk defa duymuyoruz bu iyelik eklerini) ‘Şunu da açıkça söylüyorum, sezaryenle ilgili doğumlara karşı olan bir başbakanım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı. Ha anne karnında bir çocuğu öldürürsünüz ha doğduktan sonra öldürürsünüz. Hiçbir farkı yok. Buna karşı elbirliği içinde olmalıyız’ (O-o-o! Orada bir duralım, geri saralım, bir daha oynat! Evet, Pozantı! Evet, Uludere! Kadın mı kız mı anlaşılamayan protestocuların tekmelenerek düşürülen bebekleri! Zorla kısırlaştırılan Kürt kadınları! Urfa Cezaevi’nde kendilerini yakmak isteyecekleri kadar canından bezdirdiğimiz çocuklar! Film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçiyor ve ‘kürtaj cinayettir’ lafı etrafında her renkten ellerimiz birleşiyor. Eller biraz kıllı! Fonda Vatikan yöremizden türküler!) 

 

Uludere’nin ne olduğunu unutursak kalbimiz kurusun.

 

– Hemen bir gün sonra. AKP Kadın Kolları Olağan Kongresi. Ağzından çıkan her kelimenin, yalnızca o kutlu ağızdan çıktığı için bile dua edilmesi gerektiği inancıyla tam yol ileri giden Başbakan üstüne basa basa tekrar ediyor: ‘Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum, kürtajı bir cinayet olarak görüyorum ve bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere, medya mensuplarına da sesleniyorum. Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz. Her kürtaj bir Uludere’dir diyorum’ (Bazı çevreler şaşkın! İyimserler, ‘Kürtaj cinayettir-Kürtaj Uludere’dir-O zaman Uludere cinayettir’ denklemi üzerinde çalışıyor! Kadınlar yatıp kalkıp ‘Kürtaj haktır! Uludere katliam’ pankartlarını hazırlıyor) Tabii bu kadınlar hep marjinal feministler ve arada birkaç kafası karışık. Onları uyandırmak da görevimiz: ‘Bu milleti dünya sahnesinden silmek için sinsi bir plan olduğunun farkındayız. Bu milletin çoğalması için asla bu oyunlara prim vermemeliyiz.’

 

 

– Buraya ufak bir not. Açıklamaların ardından Ayşe Arman ‘Artık inanıyorum ki bu ileri demokrasi lafları doğru değil’ dedi.

 

– Geldik ‘Üreme Sağlığı Master Plan – 0359’ çerçevesinde ürememe haklarımıza göz diken Recep Akdağ’ın konuya dahline: ‘Kürtaj bir 12 Eylül düzenlemesidir’ (Kürtaj yasağına karşı çıkanlar da darbeci tabii, ne sandınız?) ‘Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar’ (Bu yaşıma kadar devletin kimseye baktığını görmemiş olmam bir yana… Tecavüzden bahsediyoruz. Başka sözüm yok sayın hakim.) 

 

 

– 3 Haziran Pazar günü bir grup marjinal feminist bütün Kadıköy’ü ‘Kürtaj yasaklanamaz’ sesleriyle doldurduktan sonra olaysız bir şekilde dağıldı. Kürtaj yasaklanamaz imza kampanyası 60 bin marjinal feministin, 680 ulusal ve 220 uluslararası marjinal örgütün imzasını topladı. 45 örgütün üye olduğu Kürtaj haktır Karar Kadınların Platformu Türkiye’nin 22 ilinde eşzamanlı oturma eylemleri örgütledi. Ha, tabii hepsi marjinal! Recep Akdağ artan marjinal eylemlere karşı halkımızı uyarmayı, feministleri aklı selime çağırmayı ihmal etmedi: ‘Son günlerde artan eylemler tecavüzcüye cezalar artsın diye yapılırsa daha iyi olur’ (Eylemler henüz tecavüzün suç olduğunu kabul ettirme aşamasında. Bir sonraki levelda cezaların artmasını konuşalım, adam haklı.)

 

– Bu sırada 1983’te kürtaja onay veren Diyanet İşleri Başkanlığı dinde revizyona gitti. Kürtaj meğersem günahmış.

 

 

– Koç Üniversitesi’nde Fatma Şahin’i protesto eden kadınlar güvenlik görevlilerince bir odaya kapatıldı. Jandarma tarafından gözaltına alınmak üzereyken, panele katılan öğretim üyelerinin ve dinleyicilerin desteğiyle salondan çıkarılabildiler.

 

– Sağlık Bakanlığı tüm tıbbi tahlil laboratuvarlarına hamilelik testi yaptıranların sonuçlarının ve iletişim bilgilerinin bakanlığa bildirilmesi için bir genelge gönderdi. (Sonra bu haber yalanlandı. Sonra doğru olduğu ortaya çıktı! Çok şaşırdık.) 

 

– 21 Haziran’da AKP’li Canikli kürtaj yasağı gündemden kalktı dedi, 10 dakika sonra Recep Akdağ yasasına sahip çıktı.

 

– 4 Temmuz 2012. Sezaryen yasası Meclis’ten geçti.

 

– Ve geldik günümüze: İki gün önce Bakanlar Kurulu’na sunulan kürtaj yasasının ayrıntıları ortaya çıktı. Yasaya göre sağlık personeline ‘vicdani ret’ hakkı veriliyor. (İyi böyle ağzımız alışsın bu terimlere tabii, hakkaten vicdanen reddedilen başka görevler için de kullanırız belki de… Hemşiresinden hastabakıcısına, doktorundan hastane müdürüne milyon tane insanın fetüslerimiz üzerinden vicdanlarını tatmin etmeleri için değil.) Anne ve baba adayını kürtajdan vazgeçirmek için çalışma yapılacak (Kürtaj tartışmasının anavatanı Amerika’da var bu ikna odaları. Kadının kalp atışlarını dinletip, 1 aylık fetüsün kalp atışı diye yutturuyorlar. Ayrıca baba seçmeli mi, zorunlu mu burada bilmiyorum. Eski yasaya göre bekâr kadınların kürtaj yaptırması için seviştiği adama haber vermesi gerekmiyordu.) Ertesi gün hapları ücretsiz verilecek (İyi hoş, bunların kadın vücuduna etkisini, hormonlarımızı nasıl altüst edeceği bilgisini de bedava verirler umarım) VEEE 10 hafta sınırını geçen kadınlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası. Bu da bize bonus olsun!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

KÜLTÜR

YSMS’leriniz Google’ın Yasaklı Kelimeler Listesiyle Güvende
SMS’leriniz Google’ın Yasaklı Kelimeler Listesiyle Güvende

Android, büyük aşkım, gel birbirimizin kelimelerini tamamlayalım.

TARİH

YNezihe Muhiddin Hanım Ne Alemde?
Nezihe Muhiddin Hanım Ne Alemde?

Seçme ve seçilme hakkını kazanmamızın 79. yıldönümünde 1935 yılından bir Nezihe Muhiddin röportajı...

MEYDAN

YAraba Aldığım Gün Kadın Oldum
Araba Aldığım Gün Kadın Oldum

'Çok güzelsin yavrum' dedi. O güne kadar sadece sakattım. Araba alınca birden kadın olmuştum. Güldüm, teşekkür ettim.

MEYDAN

YKadının Adı Devletten Siliniyor: Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Kapanıyor mu?
Kadının Adı Devletten Siliniyor: Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Kapanıyor mu?

27 Kasım 2013 günü haber ajanslarının yayınladığı haberlere göre AKP hükümeti, Meclis'teki Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nu (KEFEK) kapatıp, Aile ve Sosyal Politikalar Komisyonu’na dönüştürmek istiyor! Eşitiz basın açıklaması:

Bir de bunlar var

Böyle İyi mi?
Alışveriş candır!?
Başörtülü Bülent Ersoy ve Müslüman LGBTI Varoluş

Send this to friend